İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Enis Tütüncü

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2009 · 896 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enis Tütüncü (CHP), 16 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 896 kelime.

Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi en iyi dileklerimle, sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

2010 yılı bütçesi ve Orta Vadeli Programla ilgili iki önemli tespitimizi sizlerle paylaşmak istiyorum öncelikle. Birinci tespitimiz: AKP Türkiye’deki krizin nasıl çifte bir kriz olduğunun hâlâ farkına varamamış ne yazık ki. İkinci tespitimiz: Orta Vadeli Program ile 2010 yılı bütçesinde IMF anlaşması için sanki zemin hazırlanmış.

Neden çifte kriz diyoruz? Şu gerçek artık kabul edilmelidir: Dünya ekonomik krize girmeden önce AKP Türkiye’nin kendi içsel krizini yaratmıştı ve AKP bu krizi yaratma basiretsizliğini, görememe basiretsizliğini sürdürürken dünya küresel krizi patlak verdi ve hep birlikte gözledik, arkasından “Teğet geçecek.” muhabbetlerine tanık olduk. Şimdi ne görüyoruz? Sayın Maliye Bakanını Plan ve Bütçe Komisyonunda izledik, burada izledik. Sayın Maliye Bakanı ve Hükûmet krizle yatıyor, krizle kalkıyor, Türkiye’deki tüm ekonomik ve toplumsal sorunların tek müsebbibini küresel kriz olarak görüyor. Bize göre yine yanlış yapılıyor. Neden? Böyle bir anlayışla Türkiye’nin kendi içsel krizini yaratan yapısal sorunların önemli ölçüde gözden kaçırıldığı görülüyor. Örneğin yurt içi tasarrufların ne kadar düşük olduğu, yüzde 15’ler düzeyinde düşük olduğu gözden kaçırılıyor. Kalkınmış ülkeler yüzde 30’ların üzerinde, hatta gelişmekte olan ülkeler yüzde 35’lerin üzerinde yurt içi tasarruflarla yürüyorlar. Bu göz ardı ediliyor. Kamu sabit sermaye yatırımlarındaki endişe verici düşüklük, yetersizlik göz ardı ediliyor. Türkiye’nin sanayi üretimi teknoloji yoğunluğu açısından düşük ve orta düşük bir yapıdadır, yüzde 70’i böyle. Bu yapı teknoloji temelli bir üretim yapısına nasıl dönüştürülebilir? Burada yeni bir kamu girişimciliği modeline ihtiyaç yok mu? Kamu sektörü ile özel sektör ve hatta yabancı sermaye ortaklıkları nasıl oluşturulabilir? Türkiye’nin bunu düşünmeye ihtiyacı yok mu? Bu da es geçiliyor.

İşsizlik sorunu göz ardı ediliyor. Bugün Tekel işçilerine Ankara’da göz yaşartıcı bombayla karşılık verildi, hak arayan emekçilere. Gerçek işsizlik yüzde 20’nin üzerine çıktı, 5 milyon 250 bin kişi. Gençlerde ise işsizlik yüzde 30’lara tırmanıyor. Kentli gençlerde, yani çoğunlukta okumuş olan gençlerde ise gerçek işsizlik yüzde 35’lerin üzerine çıktı. İşsizlik gelecek yıllarda da tırmanacak ama hem bütçede hem orta vadeli programda es geçiliyor.

Tarıma bakıyorsunuz, can çekişiyor. Çiftçi komada ama es geçiliyor. Buğday ile DAP gübresi arasında bir karşılaştırma yaptık: 10 kilogram buğdayla 2002 yılında 7,3 kilogram DAP gübresi alınırken, şimdi 2,8 kilogram alınıyor. Ayçiçeği ile üre karşılaştırması yaptık: 10 kilogram ayçiçeğiyle 20 kilogramlık üre gübresi alınırken 2002’de, şimdi 5 kilogram alınabiliyor. Ayçiçeğindeki çiftçinin kaybı yüzde 300, buğdayda çiftçinin kaybı yüzde 161.

Değerli milletvekilleri, yoksulluk ve gelir dağılımındaki adaletsizlik endişe verici boyutlarda artıyor. Bakıyoruz, hem Orta Vadeli Program’da hem de bütçede es geçilmiş. Asgari ücret 546,5 lira, Türk-İş’in açlık sınırı kasım ayı itibarıyla 778 Türk lirası. Şimdi buradan ben çalışanlara sesleniyorum: Ücret ve gelirleri 800 liranın üzerinde olanlar içinizde çoğunlukta mı, azınlıkta mı? Bugün asgari ücret ortalama ücret oldu. Ortalama ücret oldu asgari ücret hatta asgari ücretin altında insanlar fabrika kuyruklarında kayıt dışı bir şekilde çalışma için ne yazık ki büyük bir çaba içindeler. BAĞ-KUR emeklilerine bakıyorsunuz BAĞ-KUR emeklilerinin yüzde 99’unun maaşı açlık sınırının altında, işçi emeklilerine bakıyorsunuz yaklaşık yüzde 82’sinin maaşı açlık sınırının altında, Emekli Sandığının emeklilerinin de yüzde 29’u açlık sınırının altına gelmiş. Şimdi, bakıyorsunuz sosyal güvenlikte kazanılmış olan haklar gasbediliyor. Sağlık hizmetini artan oranda paralı hâle getiriyorsunuz ve -kısa kesiyorum- bu manzara neyi gösteriyor Sayın Başkan, değerli milletvekilleri? Krizin etkisi, krizin faturası yine garibana çıkıyor. Vur abalıya! Zengin daha zengin; gariban, yoksul daha fazla ezilmiş.

Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başbakan Yardımcısı, Sayın Babacan Orta Vadeli Program ile Türkiye’nin gelecek üç yılını kaybedeceğini şahsen itiraf etmiş durumdadır. Ancak Türkiye üç yılını değil, en az beş yılını kaybediyor. Doğru hesabı kişi başına sabit Türk lirası ile yapmak gerekiyor. Sayın Bakana ben, şu 2010 yılı programının 13’üncü sayfasındaki o tabloya bakıp oradan hesap yapmasını öneriyorum. Bu durumda yurttaşlarımız 2007’nin satın alma gücüne kavuşması için en az beş yıl çalışacaklar, her şey Hükûmetin öngördüğü şekilde giderse en az beş yıl. Yazık değil mi, günah değil mi? Yani böyle bir duruma nasıl Türkiye düşürülebilir? İşte, size yıllardır Türkiye’nin alın terini, emeğini dışarıya akıtan, peşkeş çeken, yurt içinde ise üreteni cezalandıran, çalışanı cezalandıran AKP İktidarının ekonomik faturasının bir bölümü. IMF ile anlaşma zemini nasıl hazırlanmış? Bütçe tasarısı ekonominin işleyişiyle tutarsızlık içinde Sayın Başkan, değerli milletvekilleri.

Bakınız, hazine borçlanma programı geçen hafta açıklandı. İç borç çevirme oranı 2010 yılı için yüzde 99,5 öngörülüyor. Bütçenin gelir ayağı sakattır. Öngörülen gelirlere ulaşılması imkânsızdır. Ne olacak? Ek vergilere yükleneceksiniz. Vatandaş evine ekmek götürmekte zorlanıyor, ek vergiyi nasıl ödeyecek? Bu ek vergiyi toplamanız mümkün değil.

Bakınız, AKP döneminde ailelerin borcu yüzde 946 artmış. Bu, bir cumhuriyet rekoru. 13 milyar lirayken 2003’te 140 milyar liraya çıkmış. Bu durumda ne yapacaksınız? Ya bütçeyi ve borçlanma programını yıl içinde revize edeceksiniz ve büyüme hedefini düşüreceksiniz ya da IMF ile anlaşacaksınız.

Esasen, bunun da zeminini hazırlamışsınız. Şimdi bu kürsüde Sayın Necmettin Erbakan olmuş olsaydı size şöyle seslenirdi: “Hımm, sizi gidi IMF’ciler! Sizi gidi IMF’ciler!” diye seslenirdi ustanız. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DPT’nin ismi var cismi yok. Burada da DPT’den gelmiş bir Değerli Bakanımız oturuyor. “DPT’nin işlevi neredeyse kamu kurum ve kuruluşları arasındaki koordinasyona indirgenmiş. Öte yandan, plan amaçlarının gerçekleştirilmesinde kalkınma ajansları temel araç olarak kabul ediliyor.” Plan Bütçedeki Sayın Bakanın konuşmasından aldım. Buna göre, Kalkınma Ajansları ekonomik kalkınmayı sağlama açısından Devlet Planlama Teşkilatının yerine ikame ediliyor, ayrıca bu ajanslar ülkede sanki bir eyalet sisteminin altyapısını oluşturacak şekilde çalıştırılıyor. Bu yanlışlardan dönülmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 16 Aralık 2009

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook