İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 134. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Milletlerarası para fonu ile milletlerarası imar ve kalkınma bankasına katılmak için hükümete yetki verilmesine dair kanun teklifi hk. (s.s.458)

Enis Tütüncü

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 134. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Temmuz 2010 · 470 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enis Tütüncü (CHP), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETLERARASI PARA FONU İLE MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASINA KATILMAK İÇİN HÜKÜMETE YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ HK. (S.S.458)); konuşma 470 kelime.

Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Milletlerarası para fonu ile milletlerarası imar ve kalkınma bankasına katılmak için hükümete yetki verilmesine dair kanun teklifi hk. (s.s.458)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-23-2010-07-14-milletlerarasi-para-fonu-ile-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasina-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında yarıda bıraktığım ya da tamamlayamadığım konuşma üzerine konuşmayı düşünmüştüm ancak Milliyetçi Hareket Partisi Sözcüsü Sayın Melen’in konuşmasından sonra konuşmamı farklı bir boyutta götürme ihtiyacını hissettim.

Şimdi, biz konuşmamızda, daha doğrusu, ben konuşmamda bu tasarının özüne vurgu yapmaya çalıştım, özü nedir? Sayın Melen konuşmasında -burada olmasını isterdim- tasarının şekli üzerinde durdu. Şekli üzerinde durmuş olmasına rağmen, en azından “Bu şekil neden acaba değiştiriliyor?” diye sorması ve o sorunun yanıtını vermesi gerekiyordu. Şimdi, özü değişmemiştir, IMF politikalarının özü değişmemiştir, bunu vurgulamak istiyorum; şimdi de sol gösteriyor, sağ vurmaya çalışıyor, geçmişte ne yaptıysa, geleceğe dönük politikalarını da o çerçevede revize etmeye çalışıyor. Yani şöyle bir anımsayalım: IMF, dünya finans krizini okuyamamış, görememiş olmasının sıkıntısıyla, mahcubiyetiyle bir uzmanlar komitesi topladı ve başına da ünlü iktisatçı Joseph Stiglitz’i getirtti. Oraya bakarsak, işte Milletlerarası Para Fonu’na üye ülkelerin kota dağıtımlarının neden ayarlanması gerektiği o uzmanlar komitesi raporunda çıkıyor. Neden Fon kaynaklarının yatırım amaçlı kullanımının önündeki sınırlamalar hafifletiliyor; orada çıkıyor. Neden? Çünkü dünya finans krizinin merkez üssü Amerika Birleşik Devletleri’ydi ve daha sonra da Avrupa’ya yayıldı. Kendi başlarına bu krizden kurtulamayacaklarını, çıkamayacaklarını anladılar, onun için, bizim gibi yükselen ekonomilere ya da gelişmekte olan ekonomilerin desteğine ihtiyacı var ve IMF’yle kotalar artırılıyor ve bizler o ülkelerin, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin mal ve hizmetlerine daha fazla talepkâr olalım; amaç bu yani bu özü üzerinde biz durmaya çalıştık. Yoksa, gelişmekte olan ülkelerin, yükselen piyasaların ya da Afrika ülkelerinin IMF kotalarından daha fazla yararlanması, kotaların artırılması tabii ki güzel bir şeydir ama konunun özünün anlaşılması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarımız, sayın milletvekilleri; konunun özünü, esasını kaçırır isek, “Vay efendim, ne kadar güzel.” diye burada IMF’ye övgüler düzer isek, yine az gideriz uz gideriz, dere tepe düz gideriz; bir bakmışız kalkınma planlaması konusunda bir arpa boyu yol gitmemişiz; geçmiş dönemde başımıza ne gelmiş ise yine o gelir. Zabıtlara geçirmek istedim. Keşke Sayın Melen burada olmuş olsaydı… Konuşmamız demek ki yeterince anlaşılmamış. Özüdür, özü, özü. Türkiye’nin bir an önce aklını başına devşirmesi gerekiyor. IMF kotasını kullanırsın kullanmazsın, inşallah kullanmayız çünkü amaç değişmemiştir. Türkiye inşallah cari işlemler açığına düşmez tekrar, tekrar cari işlemler açığını kapatmak için IMF fonlarına düçar kalmaz, inşallah kalmaz ve neden kalmaması gerektiğini anlatmaya çalıştık ve burada da kalmaması için politikaları ortaya koymaya çalıştık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız, bu sistem, bu ekonomik model günümüzde yüksek ithalata yol açıyor. IMF’nin hâlâ dayattığı, Hükûmetin de hâlâ farkına varmadığı bu model, bu sistem günümüzde yüksek ithalatı dayatıyor. Nitekim ithalat arttı, cari işlemler açığı yükselmeye başladı. 2010 yılında 45-50 milyar dolarlık bir dış ticaret açığıyla Türkiye karşılaşabilir. Turizm gelirleri de düşüyor, cari işlemler açığı tekrar Türkiye'nin gündemine oturacaktır. Buna dikkatinizi çekiyorum. Yüksek cari açık üretiyor, reel ekonomiden kopuk, sanal bir büyüme üretiyor bu model. Yüksek ithalat vergileri geliyor, tamam ama düşük bütçe açığıyla da bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama bu model tıkandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

96 konuşma daha · 14 Temmuz 2010

96 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook