İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · SALI

İslam ülkeleri standartlar ve metroloji enstitüsü (smııc) tüzüğünün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:469)

Ensar Öğüt

Ardahan Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Haziran 2010 · 995 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ensar Öğüt (CHP), 8 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSLAM ÜLKELERİ STANDARTLAR VE METROLOJİ ENSTİTÜSÜ (SMIIC) TÜZÜĞÜNÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:469)); konuşma 995 kelime.

Ensar Öğüt (CHP, Ardahan). “İslam ülkeleri standartlar ve metroloji enstitüsü (smııc) tüzüğünün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:469)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-23-2010-06-08-islam-ulkeleri-standartlar-ve-metroloji-enstitusu-smiic-tuzugunun-on (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; İslam Ülkeleri Standardlar ve Metroloji Enstitüsü Tüzüğünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin başkanlığını yaptığı İslam Konferansı Teşkilatı elli yedi ülkeden oluşmaktadır. Yani Azerbaycan’dan Fildişi’ne kadar elli yedi ülke var. Buradaki amaç, bu elli yedi ülke arasındaki metrolojide uyum sağlayabilmek ve bu uyum sağlayan tüzüğü onaylamaktır. Ortak belgelendirme sistemi oluşturularak İslam ülkeleri standartları ve metroloji enstitüsü kurulması amaçlanmaktadır. Bu da gayet normal veya uygundur.

Biz yıllardır İslam ülkelerinde hep geride kaldık. Aslında bu tüzük Türkiye Cumhuriyeti devleti, hükûmeti tarafından 7 Kasım 1999’da imzalanmış ama diğer elli yedi ülkenin kendi iç durumundaki -tüzüğün onaylanmasından dolayı- süreç bugüne tamamlanmış ve bugün Büyük Millet Meclisinde muhtemelen onaylanacaktır. Ancak İslam ülkeleriyle öteden beri çok yakın olmamıza rağmen, aynı kültürü, aynı dini paylaşmamıza rağmen ne yazık ki İslam ülkeleriyle ticaretimizi iyi bir şekilde geliştiremiyoruz.

Bakın, bugün Hollanda, Konya kadar bir ülkedir. Hollanda, İslam ülkeleri dâhil 53 milyar dolarlık hayvan ürünleri ve tarım ürünleri ihraç ediyor -53 milyar dolar- ve -demin Malatya Milletvekili Mevlüt Kardeşim de söyledi, Yaşar Bey de onayladı- 1990’a kadar Gaziantep’ten İslam ülkelerine özellikle Kurban Bayramı arifesi hayvan ihraç ediyorduk, mal veriyorduk.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)1 milyar dolar.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla)1 milyar dolar civarında.

Bakın, ben tarihî bir belge söyleyeceğim: Aslında, bugünkü Türkiye'nin konumunda et ithal ediyoruz, niye bu duruma düştük, baktığınız zaman, dünyaya iyi açılamadığımızı, en azından bize çok yakın olan İslam ülkeleriyle iyi diyalogda bulunmadığımızı gösteriyor. Şimdi, İslami kurallara göre Hollanda’da et kesiliyor, İslam ülkelerine satılıyor da İslami kurallara göre Türkiye’de niçin et kesilip İslam ülkelerine satılamıyor?

16 Temmuz 1937’de, Atatürk’ün ve İsmet Paşa’nın imzasıyla, Doğu Anadolu’da, Kars’ta hayvancılıkla ilgili bir borsa kurulması için bir kanun çıkartılıyor. Bu kanunla -o zaman Türkiye'nin nüfusu 16,5 milyon, 1937- Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü kuruluyor, et kombinaları kuruluyor, yem fabrikaları kuruluyor, şeker fabrikaları kuruluyor küspe oluşturması için, süt fabrikaları kuruluyor. Öyle bir gelişiyor ki arkadaşlar, Türkiye'nin nüfusu 16,5 milyon, 5 milyona yakın hayvan var ve biz -benim dedem de, babam da, Esfender Hocam bilir- Rusya’ya ve İran’a hayvan ihraç ediyorduk 1968’e kadar, 1990’a kadar da Gaziantep’ten ihraç ediyorduk. Şimdi ne oldu da İslam ülkeleri bizden et almıyor veya ticaretimiz olmuyor? Et ithal ediyoruz Hristiyan ülkelerinden. Hristiyan ülkelerinden et ithalatına ben karşı değilim, yanlış anlamayın. O hayvanların çoğu domuz artıklarının yemleriyle besleniyor. Bunu biliyor musunuz? Bu, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benziyor. Evet, net konuşuyorum, bütün Hristiyan ülkelerinde domuz var. Domuzun kanıyla da, yağıyla da, sakatatıyla da yem yapılıyor. Bu yemleri de bu hayvanlar yiyor. Evet, net konuşuyorum. Bu tespit edilmiştir arkadaşlar. Peki, şimdi 1930’lu yıllardan 90’lı yıllara kadar ihraç eden Türkiye niye muhtaç kaldı dışarıya, et ithal ediyor? Bu, ayıp değil mi, bize yakışıyor mu?

Değerli arkadaşlar, bakın, burada ne oluyor biliyor musunuz? Şimdi, tüketici “yüksek fiyat” dedi, “Bu fiyat çok yüksek, pahalılık var.” tamam, “Aman et ithal edelim.” dediler. İki ihale yapıldı ikisi de iptal edildi, üçüncüde 8 bin ton canlı hayvan geldi, Adapazarı’na bugün geldi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Geldi mi?

ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Evet, geldi, 8 bin ton hayvan geldi, canlı, kesilecek. Bunların da veteriner kontrolünden geçmesi lazım, deli dana var mı, brusella var mı, şap var mı, hastalık nedir? Bunların da yapılması lazım. Bak, buradan, kürsüden açıklıyorum bunları.

Ancak, bakın, bizim köylümüz ne durumda? Köylümüz öyle bir perişan durumda ki. Şimdi, Hükûmet ne yaptı? Besiciye bağırdı ya, geldiler, çağırdılar, bakanla görüştüler, işte basın toplantısı yaptılar, isyan ettiler. Besicilere dediler ki: “Siz bağırmayın, ben size ucuz mal ithal edeceğim.” Ucuz mal, hayvan, besicilere de verecekler. Köylü ne olacak? Asıl üretici köylüdür arkadaşlar. Besici gidiyor, köylüden alıyor. Köydeki Osman, Ali, Hüseyin, Ahmet Amca var ya, Ayşe, Fatma Teyze 4 tane-5 tane dana besliyor, 2 tane-3 tane inek besliyor, 10 tane kuzu besliyor, bunları besiciler gidip alıyor. O besiciler geliyor, ahırda besliyor. Bunu biliyorsunuz yani alıyor, getiriyor, üç ay besliyor ondan sonra piyasaya sürüyor. Yani üretici, o aradaki besiciler değil, köydeki insanlardır. Bakın, çiftçi kayıtlarına göre 3 milyon 200 bin aile sayısı var. Her aileyi 5’le çarpsanız 15 milyon insan, köylü üretiyor. Köylü üretiyor, köylüden gidip aracı olan besiciler alıyor, getiriyor, tüketiciye fazla fiyatına satıyor.

Şimdi bakın, ben ihaleye gittim, Ramazan Kerim Özkan arkadaşımızla, diğer arkadaşlarımızla beraber, Orhan Diren de vardı.

Şimdi, biz gittik. 13,5 liraya karkas mal oluyor arkadaşlar Türkiye’ye, yani alan adam 13,5 liraya Türkiye’ye mal ediyor. Aynı fiyata, Konya’daki besicilerin başkanı Nazif Karabulut –ismini de söylüyorum- “5 bin tane tosun hazır, Konya’da var, aynı fiyata veriyoruz.” diyor, Et Balık Kurumu bunu almıyor. Kayseri’de Barbaros diye bir arkadaşımız var aynen -isimlerini söylüyorum- “Elimizde 3 bin tosunumuz var.” diyor. Kars, Ardahan, Erzurum bölgesi zaten hayvancılığın potansiyeli, aynı fiyata veriyoruz, Et-Balık Kurumu alımı durdurdu arkadaşlar. Böyle bir zulüm olabilir mi? Ha, niye? Avrupa Birliğine taahhüdümüz var, et ithal edeceğiz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Arjantin’e de mi?

ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Evet.

Şimdi bakın…

Zamanım kalmadı Mevlüt’cüğüm.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Şahsın adına da konuşabilirsin.

ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Şimdi, buradaki olay şu arkadaşlar: Bizim, 15 milyon yani nüfusun üçte 1’ini oluşturan köylümüz üretiyor. Yani bakın, Türkiye'nin her yerinde hayvancılık var, Türkiye'nin her tarafında hayvancılık yapan insanlarımız var. 3 tane, 5 tane inek saklıyor, 4 tane, 5 tane danasını satıyor, oradan aldığı parayla çocuğunu okutuyor veya kış bahara kadar yiyeceğini sağlıyor.

Değerli arkadaşlar, burada köylüyü mahvettik. Şimdi, önümüzdeki hafta -benim duyumumu söylüyorum- 20 bin ton hayvan ithali için aracılara, besicilere izin verilecek diye ben duyum aldım Tarım Bakanlığından. Eğer o verilirse o zaman… Peki tamam, eti ucuza aldı, yedi tüketici, gayet doğal, aracı da ucuz mal aldı sattı, o da para kazandı. Peki, 15 milyon köylü ne olacak? Köylünün sahibi yok mu kardeşim? Sahipsiz mi bu insanlar? Ama bu insanların sahibi olacak, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, bu insanların yüzü gülecek, onu net konuşuyorum. Çünkü köylüyü siz gözden çıkarttınız, köylü sizden hesap soracak. Köylü gidecek, sandıkta hesap soracak. Yani öyle bir duruma düştü ki köylü, arkadaşlar, bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Sayın Başkanım, beş dakika da şahsım adına konuşabilirsem köylüyü mutlu ederiz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 8 Haziran 2010

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook