İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti ile bosna ve hersek arasındaki serbest ticaret anlaşmasının değiştirilmesi hakkında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:482)

İsmet Büyükataman

Bursa Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Haziran 2010 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmet Büyükataman (MHP), 8 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE BOSNA VE HERSEK ARASINDAKİ SERBEST TİCARET ANLAŞMASININ DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:482)); konuşma 860 kelime.

İsmet Büyükataman (MHP, Bursa). “Türkiye cumhuriyeti ile bosna ve hersek arasındaki serbest ticaret anlaşmasının değiştirilmesi hakkında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:482)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-buyukataman-23-2010-06-08-turkiye-cumhuriyeti-ile-bosna-ve-hersek-arasindaki-serbest-ticaret-anl (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna ve Hersek Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının Değiştirilmesi Hakkında Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce sizlere bir milletin tarihinde vuku bulan iki ayrı gemi hadisesinden bahsetmek istiyorum. Geminin biri, ezilen, dışlanan, kovulan yani mazlum Yahudileri Müslüman topraklarına taşıyordu; bir başka gemi de ezilen, ambargo uygulanan Müslümanlara yardım götürüyordu. İkisi de batıdan doğuya gidiyordu. İki gemi de mazlumlara yardım iddiasıyla yola çıkmıştı. Bu iki gemi arasında tam beş yüz on sekiz yıl fark vardı. İlk gemide ezilenler ikincisinde ezen olmuştu. İspanya’da 1492 yılında uygulanan korkunç katliamdan kaçan ya da zorla sürgün edilen 100 binlerce Yahudi’yi başta Avrupa’nın en ünlü devletleri olmak üzere dünyanın hiçbir devleti kabul etmemişti. Osmanlı Padişahı Sultan II. Bayezid Han gemiler göndererek söz konusu Yahudileri katliamdan, zulümden kurtarmıştı. Bugün, başka bir mazluma, Filistinliye yardıma koşan yine Türklerdir, katliamı yapan ise bundan beş yüz on sekiz yıl önce aynı kaderi yaşayan ama bunu unutan İsrail’dir. Fakat, biz Türkler, her zaman mazlumun yanında olmaya devam edeceğiz çünkü mazlum milletlerin ideali Türk’ün iddiası olmuştur. Nerede mazlum bir millet varsa Türk orada olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Saygıdeğer milletvekilleri, yakın tarihimizin en acılı günlerini yaşayan dost ve kardeş Bosna-Hersek ile Türkiye Cumhuriyeti arasında ticaret alanında iş birliğinin onaylanması, esasen kültürel ve köklü bir maziyle bağlı bulunduğumuz ve atalarımızı sinesinde barındıran bu topraklar ile yeniden köprülerin kurulmasına vesile olacaktır. Söz konusu anlaşma ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi öngörülmektedir.

Bosna-Hersek bugün, 21 Aralık 1995 tarihinde Dayton Anlaşması’yla oluşturulan anayasaya bağlı parlamenter sistemle yönetilmektedir. Ülke, topraklarının yüzde 51,5’ini elinde tutan Bosna-Hersek Federasyonu ve toprakların yüzde 48,5’ine sahip Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki devletçikten oluşmaktadır. Ülke bugün 4,5 milyon nüfusa sahiptir. Resmî verilere göre nüfusun yarısı Müslüman Boşnak’tır ancak halk tarafından, bu oranın daha yüksek olduğu belirtilmektedir. Geri kalan yüzde 32’lik kısım Ortodoks Sırplardan, yüzde 15’i ise Katolik Hırvatlardan oluşmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki bağların köklü olduğu ve geniş bir yelpazeye yayıldığı bilinmektedir. Bugün de paylaştığımız değerler ortaktır. Türkiye ile Türk milleti, Bosna-Hersek’teki gelişmelere her dönemde duyarlı olmuştur ve duyarlı olmaya devam etmektedir. Bosna-Hersek bizim için çok özel bir ülkedir. Bu itibarla, Türkiye, Bosna-Hersek’in daha iyi bir geleceğe ulaşmak için sarf ettiği çabaları aktif ve etkin biçimde desteklemiştir.

Türkiye, Bosna-Hersek’te savaşı sona erdiren ve uluslararası alanda tanınmış sınırları içerisinde egemen ve bağımsız bir devlet olarak varlığını teyit eden Dayton Barış Anlaşması’nın imzalanmasını memnuniyetle karşılamış ve anlaşmanın askerî ve sivil gereklerinin uygulanmasına başlangıçtan itibaren aktif olarak katkıda bulunagelmiştir. Bu bağlamda, Bosna-Hersek’in egemenlik haklarının, toprak bütünlüğünün ve uluslararası planda tanınmış sınırlarının korunması, Türkiye'nin büyük önem atfettiği bir husustur.

Balkanlar bugün bir bütünleşme hareketinin eşiğinde durmaktadır. Son yirmi yılın ilk yarısında nefret kökenli şiddet olaylarıyla, ikinci yarısında ise bunların artçı depremi olarak süren istikrarsızlık, yoksulluk, işsizlik, yatırım ve üretim azlığı, altyapı eksikliği, sermaye yetersizliği gibi sorunlarla boğuşmuştur. Balkanların batı yakasının bu kadar uzun süre bir istikrarsızlık adası olarak kalmasında, bölgeye yabancı güçlerin tepeden bakan bir tavırla giriştikleri dayatmacı yöntemlerinin işe yaramaması bulunmaktadır. “Batı Balkanlar” gibi bir terimin ortaya çıkışındaki temel etken de zaten bu istikrarsızlıktır. Bu itibarla, Balkanlarda istikrarlı bir Bosna-Hersek’in, aynı zamanda Avrupa’nın genel güvenliği ve istikrarı açısından da büyük önem taşıdığını düşünmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, Bosna-Hersek ile ekonomik ilişkilerimizin giderek ilerlediğini görmek bizleri memnun etmektedir. Türkiye, bu ilişkilerin daha da geliştirilmesi ve bu bağlamda karşılaşılabilecek muhtemel sıkıntıların giderilmesi için elinden gelen gayreti göstermeye devam etmelidir. Ticari ilişkilerin yanı sıra kültürel ilişkiler de yeniden tanzim edilmelidir. Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da Türkçe kursları açılmalı ve desteklenmelidir. Yine, bölgedeki tarihî eserlerin yok olmasının önüne geçecek en önemli unsur olan din adamları ile Diyanet İşleri Başkanlığının yakın temasının artırılarak bu temasların devamı gerekmektedir. Sadece Millî Eğitim Bakanlığı bursları vasıtasıyla genel üniversite kontenjanları dost ülke Bosna-Hersek’in ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalır, ayrıca kültür, dil ve din alanlarında yüksek lisans ve doktora bursları verilmelidir.

Boşnak ağırlıklı coğrafyada Türkçeye olan ilgi eskiden beri bilinmektedir. Bu vesileyle ülkemizde öğrenimlerini görerek ülkelerine dönen Boşnak gençlerin de birer kültür ataşesi olduğunu düşünerek bu gençlerin üzerinde hassasiyetle durulmasında zaruret vardır. Bosna-Hersek ve Müslüman Boşnaklar ile Türkiye arasında tarihî ve kültürel bağların var olduğu, Türkiye’de, net sayısı bilinmemekle birlikte, hatırı sayılır bir Boşnak nüfusun yaşıyor olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının, iktisadi iş birliği projelerinin yanı sıra, özellikle yakın tarih birliğimiz üzerine projeler geliştirmesi ve geliştirilen projelere daha çok destek vermesi arzu edilmektedir. Sovyetler Birliği’nin dağılması, soğuk savaş döneminin sona ermesi ve Balkanlarda sosyalist rejimlerin yıkılması sonrasında Türkiye'nin Balkan coğrafyasını ekonomik, politik, diplomatik ve kültürel alanlarda bir açılım alanı olarak görmesi ve bu alanı çok iyi değerlendirmesi gerekirdi. Hâlâ geç kalınmış değildir. Türkiye'nin Bosna-Hersek’e ve bölgedeki Boşnaklara vermiş olduğu destek gelecekte de devam etmelidir. Esasen, bu anlaşmanın tüm bölge ülkelerine de örnek olacak şekilde geliştirilmesinde fayda vardır.

Bu vesileyle Anlaşma’mızın hayırlı olmasını temenni ediyor, olumlu yönde oy kullanacağımızı ifade ediyorum.

Sözlerime son vermeden evvel Bosna-Hersek ile tarihî bağımızı anlatan şu şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Suya bir kubbe çıkan zarif taş hatlarıyla,

Mostar orada durdukça Bosna hep hür olacak.

O sebepten yıkmaya gayret ettiler fakat

O tarihe vurulmuş taştan mühür olacak.”

Yüce heyetinizi tekrar saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 8 Haziran 2010

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook