İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · SALI

Kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kan.tas. ( ss.728 )

Erdal Karademir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 61. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Şubat 2005 · 1.834 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdal Karademir (CHP), 22 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADASTRO KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KAN.TAS. ( SS.728 )); konuşma 1.834 kelime.

Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Kadastro kanununda değişiklik yapılması hakkında kan.tas. ( ss.728 )”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 22 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2005-02-22-kadastro-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kan-tas-ss-728 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Fransa'da, 1801 yılında, vergi kadastrosu için önce toprak sahiplerince verilen bilgiler üzerine temellendirilen kadastro, 1808 yılında, doğru ve adil bir vergilendirme kadastronun ölçü temeline dayandırılmasının gerekli olduğu saptanarak bugünkü konuma getirilmiştir. Yaklaşık yirmi yıllık gelişme sonucunda kadastro, günümüzde çokamaçlı bir kapsama kavuşmuş ve bu kapsamıyla da mekâna dayalı bilgi sistemlerinin altyapısı olma işlevini üstlenmiştir.

Ülkemizde ölçüye dayalı kadastro 1912 yılında başlamış, 1925 yılında 658 sayılı Kadastro Yasası, 1934 yılında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ve bugün de 3402 sayılı Kadastro Kanunuyla devam etmektedir. Ülkemizde kadastronun gelişmesini belirleyen, 1926 tarihli Türk Medenî Kanunudur. Bu kanunla taşınmaz mülkiyeti konusunda getirilen hükümlere uygun bir tapu sicil sisteminin kurulması hedefi, başlangıçta kadastro çalışmalarının temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu sınırlı amaca büyük oranda ulaşılmış, tesis kadastrosu olarak adlandırılan çalışmalar büyük oranda tamamlanmıştır. Kalan 10 000'e yakın köyün kadastrosunun 2006 yılı sonu itibariyle bitirilmesi öngörülmüştür. Bu hedef olumludur; ama, yeterli değildir; çünkü, kadastrodan günümüzdeki çağdaş beklentiler değişmiştir. Günümüzdeki bilgi teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmeler, toprağa ilişkin verilerin toplumsal ve teknik gereksinimlere çok yönlü yanıt verecek özellikte oluşturmalarını, güvenilir olmalarını, güncel tutulmalarını ve bunlara kolayca ulaşılmasını sağlayacak bir veri tabanında yapılandırılması gerekliliği vardır. Dolayısıyla, Türkiye kadastrosu, bugünkü kapsamıyla ve ürettiği verilerin durumu, özellikleri ve standartlarıyla, mekâna yönelik yukarıda sayılan çok yönlü gereksinimleri karşılayabilmekten uzaktır. Nedeniyse, kadastro planları ve verileri güncel durumda değildir. Kadastro bilgileri farklı standartlarda üretilmiştir. Kadastro ölçülerinin çok büyük bölümü ülke nirengi ağına bağlı değildir. Kadastro planları, büyük oranda teknik yönden beklentileri karşılamaktan uzaktır. Tesis kadastrosu olarak adlandırdığımız mevcut kadastro, yapıldıktan sonraki oluşan değişiklikleri sağlıklı biçimde izleyemediğinden, veriler güncel tutulmadığından, zemin ve kadastro planı ilişkisi bozulmuştur. Bundan dolayıdır ki, Türkiye kadastrosu paftalarının yüzde 60 oranında yenilenmesi gereği, başta Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü yetkilileri, üniversiteler, ilgili meslek odaları tarafından ifade edilmektedir.

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

(xx) 728 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlarım, özellikle büyük kentlerdeki kadastronun yaşını incelediğimizde, bu konunun ne kadar önemli ve ivedi olduğunu göreceğiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Konya gibi 5 büyük kentimizde... İstanbul'da 1925 yılında başlayan kadastro, 1967 yılında bitirilerek tam 42 yılda tamamlanmıştır. İzmir'de 1929 yılında başlamış, 1962 yılında -33 yılda- tamamlanmış.

Böylesi, çok uzun sürelerde tamamlanan kadastro, bugün geldiğimiz noktada, özellikle 1925 ile 1960 yılları arasındaki teknolojiyle üretilen -ki, o günkü teknoloji, bildiğimiz gibi, urgan, adım, metre gibi ölçü aletleri kullanılıyordu- verilerle mevcut kadastroyu bugün istediğimiz, arzuladığımız özellikteki çağdaş kadastrolar düzeyine çıkarmak olanaklı değildir.

Yine, o günkü teknolojiyle üretilen kadastro verileriyle, bugün, özellikle, e-devlet kapsamında yapılması öngörülen mekânsal bilgi sistemleri, yani, kent bilgi sistemi, arazi bilgi sistemi, tarım bilgi sistemi, çiftçi kayıt sistemi, çevre bilgi sistemi gibi sistemleri oluşturmaksa mümkün değildir. Bundan dolayıdır ki, 3402 sayılı Kadastro Yasasının, yeniden, kökten ele alınması gereği vardır. Kadastro Yasasının sadece bazı maddelerinde değişiklik öngörerek Türkiye kadastrosunun sorunlarına çözüm arayanların, yani, AKP İktidarının, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, kadastronun gerçek sorunlarından bihaber olduklarının bir göstergesidir.

Değerli arkadaşlarım, hepinizin bildiği gibi, ülkemiz, 1963 yılından bu yana beş yıllık kalkınma planlarına dayalı bir planlama döneminde yaşamaktadır. Harita ve kadastro sektörü de bir özel ihtisas komisyonunun çalışmalarıyla beş yıllık kalkınma planlarının kapsamında yer almıştır. Dolayısıyla, kadastro konusunun planlı kalkınma dönemlerinde ele alınması kadastroya verilen önemin de bir göstergesidir; ancak, kadastro sektörünün beş yıllık kalkınma planlarına dayalı olarak geliştiğini söylemek ise günümüzde mümkün değildir. Çünkü, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, Sekizinci Beş Yıllık Ulusal Kalkınma Planlarındaki sektörle ilgili tespit ve sorunlara yönelik çözüm önerilerine yeterli düzeyde eğildikleri söylenemez.

Sekizinci Beş Yıllık Ulusal Kalkınma Planının "harita, tapu kadastro, coğrafî bilgi sistemleri ve uzaktan algılama sistemleri" başlıklı bölümünde mevcut durum şöyle özetlenmektedir: 1/5000 ölçekli standart topografik harita yapımının ülke düzeyinde yüzde 90'ı tamamlanmıştır; ancak, harita kullanıcısı kurum ve kuruluş ve kişilerin harita taleplerinin beklenen ölçüde karşılanabilmesi için amaçlanan düzeyde sayısal sisteme geçilmemiştir.

Yine, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarında tapu hizmetlerinde de yeterli derecede otomasyona geçilmediğinden, işlemler yavaş ilerlemektedir. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra birimlerinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla, özel ve tüzelkişilere verilen hizmetlerde, zaman ve nitelik olarak yetersizlikler görülmektedir. Kadastro yapımında önemli darboğazlar ve yetersizlikler görülmekte, ilk yıllarda yapılan kadastro paftaları bugünkü ihtiyaçları karşılamaktan nitelik olarak uzak durmaktadır.

Türkiye'nin büyük bir kısmının kadastrosu tamamlanmıştır; ancak, kadastro paftaları ülke koordinat sisteminde ülke bütünlüğünde oluşturulmadığından kenarlaşma sorunları yaşanmakta, dolayısıyla, hem bu sorunların boyutu bilinememekte hem de tescil dışı alanların belirlenmesinde büyük problemlerle karşılaşılmaktadır. Bundan dolayıdır ki, Sekizinci Beş Yıllık Ulusal Kalkınma Planlarının tespit ettiği ve bu benzeri sorunların çözümünü, bu tasarıdan beklemek mümkün değildir. Onun için, bu tasarı, yeni baştan ele alınmalı ve ilgililerin, üniversitelerin, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının katılımıyla yeni baştan değerlendirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bugünlerde ipotekli taşınmaz kredi sistemi (mortgage) Türkiye'nin gündemindedir; dışarılardaki bilboardlarda da reklamlarını görmekteyiz. Oysa, böylesi bir sistemin sağlıklı işleyebilmesi, sağlam tapu kadastro bilgi sistemine dayalı olması gerekmektedir. Böylesi bir sistem için yapının bulunduğu arsanın kadastrosu yapılmış, tapuya bağlanmış, binanın iskân ruhsatı alınmış olmalıdır. Alınan kredinin geri dönebilmesi için, taşınmaz zorlanmadan satılabilmelidir.

Tapu kayıtlarının doğruluğu, önceki sahiplerinin bu taşınmazlar üzerinde hakları bulunup bulunmadıklarının tespiti garanti altına alınmalıdır. Taşınmaz sahiplerinin bu veya başka taşınmazlarla ilgili veya taşınmaza yüklenebilecek vergi borcunun bulunmaması ve bu nedenle, vergi dahil her türlü devlet alacağının sisteme bilgi verebilir duruma getirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın değeri, mutlaka, spekülatif etkenlerden arındırılmış alım-satım değerinde beyan edilmek zorundadır. Böyle bir sistemin, batı ülkelerinde olduğu gibi, sağlıklı biçimde kurulabilmesi ve işletilebilmesi, kadastro bilgilerinin ve belgelerinin doğru, sağlıklı ve güvenilir olmasına bağlıdır.

Yakın gelecekte Türkiye ekonomisinin gündemine girecek emlak borsası sisteminin de temeli, objektif ve güncel taşınmaz değerlerini de içeren kadastro sistemi olacaktır. Öte yandan, günümüzde çağdaş kadastrolar, verilerini güncel tutmak, yaşatmak, gerekiyorsa yenilemek zorundadır.

Türkiye kadastrosu ise, seksen yıldır ürettiği verilerin yaklaşık yüzde 60'ını, büyük bir bölümünü yenilemek ve verilerini, mekânsal bilgi sistemlerinin gerektirdiği sayısal ülke koordinat noktaları sisteminde tanımlanmış, hukuken geçerli biçime kavuşturmak zorundadır.

Oysa, ülkemizdeki mevcut kadastroya baktığımızda, kadastro planları ve verileri güncel durumda değildir. Türkiye kadastro sonrası zeminde oluşan değişikliklerin, ancak ilgililerin talebiyle sicillerine yansıtılması mümkündür. Sınır değişiklikleri, yeni inşa edilen yapı ve tesisler, yeni açılan yollar ve benzeri değişiklikler, ilgilileri tarafından istenerek gerekli işlemler yapılmadıkça, sicile yansıtılamamaktadır. Bu yüzden, zaman içerisinde zemin-kadastro planı ilişkisi bozulmuş ve kadastro planları zemini yansıtamaz duruma gelmiştir. Bunları sizlere örneksemek isterim. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bulunduğu arazi 7 955 ada, 4, 5, 6 parselden oluşmaktadır. Bu parsellerin tapu sicilinde cinslerine baktığımızda şöyle görmekteyiz: 4 parselin cinsi ev ve bağdır; 6 parselin cinsi bağ ve evdir; 5 parselin cinsi ise Türkiye Büyük Millet Meclisi binası ve arsasıdır.

Değerli arkadaşlarım, siz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yaşadığımız bu arsasını gezip, bağ ve kârgir evi görebiliyor musunuz? İşte, mevcut kadastronun bugünkü güncel verilerden ne kadar uzak olduğunun bir göstergesi.

Yine, size örneksemek istiyorum. Maliye Bakanlığımızın binası var. Bunun bulunduğu parsel 16 490 ada, 26 parselden oluşmaktadır. Cinsine baktığımız zaman arsa olarak görürüz. Gördüğünüz gibi, bu veriler dahi, Türkiye kadastrosunun, tapu sicilinin ne kadar güncel yapılanmadan uzak olduğunun tam bir göstergesidir.

Kadastro bilgileri farklı standartlardadır. Geniş zaman diliminde ve farklı yöntem ve standartlarda üretilen kadastro bilgilerinin bilgi sistemine aktarılması için, standartların yükseltilmesi ve iyileştirilmesi gerekmektedir, kadastro planlarının sayısallaştırılması gerekmektedir. 260 000 dolayındaki kadastro haritasının, farklı koordinat sistemlerinde, farklı ölçeklerde, farklı altlıklarda olduğu bilinmektedir. Tüm bu farklılıklardan dolayı, ortadan kaldırmak için, kadastronun teknik verilerinin tek bir koordinat sisteminde, sayısal formda ve hukuken geçerli nitelikte olmasını sağlamak, Türkiye kadastrosunun önünde duran en önemli görevlerden bir tanesidir. Bu nedenle, bilgi sistemlerini uyarlanabilir durumdaki kadastro altlıklarının sayısal formda dönüştürülmesi önem kazanmaktadır. Bu tasarıda "Sayısallaştırma" başlığıyla getirilen ek madde bu sorunları çözme kabiliyetinden uzaktır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye kadastrosunun bu sorunlarının giderilerek, mekâna dayalı her türlü yatırımının altyapısı durumunda olan, karar verici mekanizmalar için gerekli olan harita kadastro verilerinin sayısal formda ve güvenilir durumda olması, tapu kayıtlarının ve kadastro haritalarının her gün yaşatılması, tüm bu bilgilerin bir veri tabanına aktarılması, bilgilerin güncel olarak bilgisayar ortamında tutulması ve bunların bilgi teknolojileri kapsamında yeniden değerlendirilmesi ve kullanıma sunulması gereklidir.

Tapu ve kadastro bilgilerinin mülkiyet ve değer boyutlarını içeren mekân boyutu bilgi sistemlerinin zorunlu temelini oluşturarak, tapu kadastro bilgi sisteminin oluşturulması, sorgulanması hatta gerekiyorsa yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Sistemlerdeki verilerin güncel olmasını sağlayacak yaşatma, güncel tutma, gerektiğinde yenileme faaliyetlerinin kurumsallaştırılması gereklidir. Var olan verileri bilgi sistemlerine uyarlama çalışmalarının yanı sıra, henüz kadastrosu bitmeyen bölgelerdeki tesis kadastrosu faaliyetlerinin bu amaca yönelik yönlendirilmesi gerekmektedir.

Taşınmazlar kadastrosu, orman kadastrosu, mera kadastrosu ve afet kadastrosu biçiminde ortaya çıkan çokbaşlılığın giderilmesi, bu sağlanıncaya kadar sayılan faaliyetleri yürüten kurumlar arasında daha sağlıklı bir işbirliği gereklidir.

Taşınmaz sınır bilgilerinin, gelişmiş teknolojiler olan yersel alım teknolojileri GPS ve fotogrometri yöntemleriyle ülke ve yer kontrol noktalarına dayalı olarak elde edilmesi ve bu bilgilerin araziye aktarılmasını olanaklı kılacak yeterlilikte olmasının sağlanması gereklidir.

Kamulaştırma, emlak vergisi, alım-satım harç ve vergileri, ipotekli taşınmaz kredi sistemi, emlak borsası birçok işlemlerde yararlanılacak taşınmaz değerlerine işlemleriyle ilişkilendirilmesi gereklidir.

Kadastroları kesinleşmiş taşınmazlarda vasıf değişikliği dışında kalan, ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataların yanı sıra, yüzölçümü hatalarının da düzeltilmesi amaçlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü kadastro taşınmazlarıyla ilgili uyuşmazlıklar çözülme noktasında değildir. Kadastro mahkemelerinden ve diğer mahkemelerden Yargıtaya gelen dosyaların 200 000'e ulaşmış olması, bugünkü kadastronun bu sorunlarını çözmeden ne kadar uzak olduğunun bir görüntüsüdür.

Değerli arkadaşlarım, kadastronun bundan sonraki hangi hedefe götürülmesi gerektiği konusuna gelince; daha 1973 yılında, Anayasa Mahkememiz, kadastroya yönelik olarak, Türkiye kadastrosunun, ülkemizin çağdaş kimliğinin bir simgesi, taşınmaz yüzölçümlerinin kesin ve gerçek tanımının, imarın ve mekâna ilişkin düzenlemelerin ilk koşulu, arazi ıslahının tek aracı, taşınmazların vergilendirilmesinde devletin dayandığı büyük bir kuvvet, ulusal dayanışmayı bozan etkenleri ortadan kaldıran toplumsal bir varlık, taşınmazlarla ilgili yatırımların en güvenli koruyucusu olarak görülmesi gereğinin altını çizmiştir. Ancak, bugün, AKP İktidarının, Bayındırlık Bakanlığının, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü bürokratlarının, otuziki yıl sonra dahi, Anayasa Mahkememizin söylediklerini anlamakta zorlandıklarını görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, tarihsel gelişim gözlendiğinde, toplumun yapısı ve gereksinimleri değiştikçe, kadastronun da, kapsamının da içeriğinin de değiştiği ve bu içeriğe bağlı olarak kadastro hedefinin ve temel ilkelerinin değişime uğradığı bir gerçektir.

Bu durum, artık, kadastronun çağdaş, çokamaçlı kadastroya dönüşmesi gereğini göstermektedir. Peki, nedir çokamaçlı kadastro? Yalnızca kişilerin değil, kamunun taşınmazlarını da güvence ve denetim altına alan, kamu ve toplum yararına bir mülkiyet anlayışından kaynaklanan, ülkenin doğal kaynaklarının korunmasını ve uygun kullanımını amaçlayan, ülke, bölge ve kent ölçeğinde planlı kalkınmaya gerekli verileri kullanma ve işlemeye hazır bulunduran, merkezî yönetimin ve yerel yönetimlerin gereksindikleri bilgileri kapsayan, teknolojik gelişmeleri jeodezi uygulamalarına uyarlayan, mekânsal bilgi sistemlerinin kurulmasını temel alan, verilerin güncel tutulmasını ve sürekli akımını sağlayan dinamik ve sistemli bir süreçtir çokamaçlı kadastro. İşte bu amaca hizmet edecek Kadastro Yasasının yeniden ele alınması gerekmektedir.

Kadastro Yasasına getirilen bu çarpık, sadece belli maddelerine yönelik değişiklikler, çokamaçlı kadastronun taleplerini yerine getirmekten uzaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurun Sayın Karademir.

ERDAL KARADEMİR (Devamla)- Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu haliyle Kadastro Yasasının ve bu değişikliklerin, gerçekten, kadastroya yönelik beklentileri yerine getirmeyeceği bilinciyle eksikleri ortaya koyuyoruz. Koyduğumuz eksiklikler, başta üniversitelerin, meslek odalarımızın ortak görüşüdür. Biz bu ortak görüşle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tekrar tekrar kadastronun yeni baştan ele alınmasından yanayız. Buna rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yetersizliği ortaya koyarak, görüştüğümüz bu tasarıya olumlu oy vereceğimizi ifade eder, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 22 Şubat 2005

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook