İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

Erdal Karademir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Mart 2005 · 1.206 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdal Karademir (CHP), 10 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.206 kelime.

Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2005-03-10-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 16 ncı maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tasarı, yaklaşık 40'a yakın yasayla ilgili düzenleme getirmekte ve değişiklik yapmaktadır. Tasarı incelendiğinde, getirilen değişikliklerin bir kısmı başlıbaşına bir kanun tasarısının konusunu oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, tasarı bu yönüyle bütünsellikten uzaktır. AKP İktidarı, yine, sözde bazı kamu kurumlarında çalışan personelin ekonomik iyileşmelerinin arkasına gizlenerek, iyi olmayan niyetini bu tasarıyla bir kez daha göstermiştir. Örneğin, bu tasarının 28 inci maddesiyle yapılan değişiklikle, özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilen alanlardaki Hazineye ait araziler ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerin kiralanması ve yapılaşmaya açık hale getirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesinin önü açılmaktadır.

Yine, bu tasarının 34 üncü maddesinde, Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki işletmecilik fazlası taşınmazların satılması ve devredilmesi konu edilmektedir. Sanıyorum, AKP İktidarı, demiryollarının 7 tane limanı ve arazisini gözden çıkarmış ve birçok insana belki de peşkeş çekme noktasına gelecektir bu tasarıyla. Yine, tasarının 17 nci maddesiyle, otoyollar üzerindeki işletme ve hizmet tesislerinin de işletme hakkının devredilmesinin düşünüldüğü görülmektedir.

Tasarının bu maddesinde, 8.1.1986 tarihli ve 3254 sayılı Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen 32/d maddesiyle, Genel Müdürlük çalışanlarına, Avrupa Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı prensipleri çerçevesinde, dönersermayeden pay verilmesi öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, daha önce Başbakanlığa bağlı olan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, daha sonra buradan alınarak Çevre ve Orman Bakanlığına bağlanmıştır. Böylece, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü personelinin almakta olduğu Başbakanlık tazminatı kalktığı için, çalışanlarının ücretlerinde bir azalma söz konusu olmuş, ekonomik kayba da uğramışlardır. Bugün, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde çalışan teknik okul mezunu ondokuz yıllık bir memurun aldığı aylık, yaklaşık 530 Yeni Türk Lirasıdır. Aynı şekilde, havaalanlarında meteoroloji hizmeti veren personelin ise, fazla mesai dahil aldığı ücret, yine yaklaşık 650 Yeni Türk Lirasıdır. İnsan hayatını direkt ilgilendiren ve yapacağı en küçük bir hatanın, geri dönüşü olmayacak can ve mal kaybına yol açacağı bir sektörde çalışanların aldığı ücret, elbette bu olmamalıdır.

Bu yasa tasarısı, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü çalışanlarının, az da olsa, ekonomik durumuna katkı sağlamaktadır. Bu anlamda, bu tasarının bu maddesini desteklememize rağmen, getirilen ekonomik düzenlemeyi yeterli nitelikte bulmuyoruz. Nedeni ise, dönersermayeden sağlanacak oranların belirsizliği ve yoruma açık olduğu ve öngörülen oranların, dönersermaye işletmesi yönetim kurulu ve Maliye Bakanlığının insafına bırakıldığı görülmektedir. Bunun için, bu maddede de, bu belirsizliği giderecek değişiklik önergesi vermiş bulunuyoruz. Bu önergemize destek olmanızı sizden bekliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Genel Müdürlükte, yıllardır, sözleşmeli personel uygulamasıyla, çalışanlar üzerinde baskı uygulanmaktadır. Genel Müdür, hangi personele sözleşme uygulayacağı konusunda keyfî davranabilmektedir. Bu da, çalışanlar üzerinde baskı oluşturmaktadır. Ücretler konusunda keyfiyet, çalışma barışını bozduğu gibi, verimde de düşmeye neden olmaktadır. Bu tasarıyla hava meydanlarında görevlendirilecek personel ile diğer personel arasında uygulanacak eködemelerde farklı oranların alınması, çalışanlar üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanılabilecektir. Ekonomik zorluk içerisinde bulunan çalışanlar, eködenekten daha fazla yararlanmak amacıyla, hava meydanlarında çalışmak için talepte bulunabilecek, müdürler, bu durumu, rahat bir şekilde, çalışanlar üzerinde baskı ve istismar aracı olarak kullanabileceklerdir. Eğer, çalışanlardan daha fazla verim alınması isteniyorsa, çalışanlar üzerinde baskı oluşturacak her türlü keyfî uygulamalardan uzak durulması gerekmektedir ve tüm çalışanların insanca yaşayabilecek düzeyde ücret alması sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz günlerde, Sayın Başbakana ait Ata uçağının türbülansa yakalanması dolayısıyla bir tehlike atlatılmıştır. Oysa, bugün, var olan teknolojiyle, yeni meteoroloji radarlarıyla, türbülans gibi her türlü meteorolojik olayın nerede, ne şekilde ve hangi şiddette olacağı saatler öncesinden görülüp, her an takibi yapılabilmektedir. Meteoroloji mühendisleri de, bu tür olayların sıradan bir olay olduğunu, bu tür meteorolojik olayların meteoroloji radarlarıyla tespit edilebildiğini söylemektedirler. Yine, bilim çevrelerince yapılan açıklamalardan görüleceği gibi, hem teknolojiden yararlanılmaması, diğer yandan, teknolojiyi kullanacak ve meteorolojik olayları yorumlayacak teknik ve uzman personelden yararlanılmaması durumunda, bu tür olayların afete dönüşebileceği ifade edilmektedir.

Değerli arkadaşlar, biraz önce konu ettiğim Sayın Başbakanın uçağının türbülansa yakalanmasından, bunun sonucunda tehlike atlatmış olmasından dolayı, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe'nin, meteoroloji çalışanları hakkında soruşturma başlattığını öğreniyoruz. Oysa, Sayın Bakanın, bu soruşturmayı meteoroloji çalışanlarına açacağına, bundan önce, meteoroloji radarlarının çalışıp çalışmadığını, çalışıyor ise neden çalıştırılmadığını, şayet çalışmıyor ise nedenlerini araştırması gerekirdi. Bu olaydan sonra Sayın Pepe'nin çalışanlara yönelik soruşturma açtırması, sorunun çözümüne eğilmek değil, olsa olsa, Sayın Başbakanın gözüne girmek anlayışının bir göstergesidir. Umarım, Sayın Osman Pepe, Sayın Başbakan için gösterdiği bu duyarlılığı bütün yurttaşlarımız için de gösterir.

Değerli arkadaşlarım, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, ülkemiz için önemli kurumların başında gelmektedir; ancak, bugüne kadar, asıl görevlerini yerine getirebilecek yapılanmalardan uzak kalmıştır; yıllardır, siyasî kadrolaşmalarla, meslekle ilgisi olmayan kişilerce yönetilmeye çalışılmaktadır. Bunun zararını da ülkemiz insanı ödemektedir. Bugün, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün 23 bölge müdüründen hiçbiri meteoroloji mühendisi değildir. Buradan da anlaşılacağı gibi, bu, bugün, meteorolojinin konunun uzmanlarınca yönetilmediğinin de bir göstergesidir. Yine bugün, aynı kurumun daire başkanlarından hiçbir tanesi meteoroloji mühendisi değildir, şube müdürlerinden ise sadece 1 tanesi meteoroloji mühendisidir. Kurumun asıl işinin, meteorolojik hizmetlerin verilmesi olmasına karşılık, bugüne kadar, hiçbir tane meteoroloji mühendisinin genel müdür olmaması da düşündürücüdür. Devlet Meteoroloji İşletmeleri Genel Müdürlüğünde, bugün 108 meteoroloji mühendisi çalışmaktadır. Oysa, bu kurumun daha üretken, daha verimli çalışabilmesi için, en az 250 meteoroloji mühendisine ihtiyaç bulunduğu da bilinmektedir.

Değerli arkadaşlarım, bugün, Devlet Meteoroloji İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kullanılan teknolojik aletler ve istasyonlar incelendiğinde, örneğin, radarların iki saat öncesinden yağışın miktarı, yeri ve zamanını; yine, rüzgârın hızı, yeri ve zamanı hakkında doğru bilgi edinmemizi sağlayacak nitelikte olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, oluşabilecek su taşkınları ve fırtınalar, türbülanslar önceden bilinmekte ve önlem alınabilmektedir.

Bugün, Devlet Meteoroloji İşletmeleri Genel Müdürlüğünün 4 adet radarı bulunmaktadır. Bunlardan Ankara Elmadağ'da bulunan radar, kurulduğu günden, yani, 2000 yılından bu yana kullanılamamaktadır. Yine, Zonguldak, İstanbul ve Balıkesir radarlarından ise, yeterince yararlanılmadığı bilinmektedir. Bunun nedeni ise, radar verilerinin ürüne dönüştürülmesi için gerekli olan altyapının tamamlanmamış olmasıdır. Bu iddialarımızın doğruluğunu, Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün, Ata uçağının türbülansa girmesinden önce kamuoyuna yansımış açıklamalarından kanıtlanmaktadır; çünkü, Sayın Genel Müdür, Ata uçağının trübülans olayından önce, Elmadağ Radar İstasyonunun çalıştığını ifade etmektedir. Oysa, aynı Genel Müdür, Ata uçağının türbülans olayından sonra Elmadağ Radar İstasyonunun çalışmadığını da kabul etmiştir. İnanıyorum ki, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe, hem Genel Müdürün bu çelişkisini hem de bahsettiğim altyapı eksikliklerinin neden geciktirildiğini bu kürsüden açıklayacaklardır.

Değerli arkadaşlarım, yine, bugün, Devlet Meteoroloji İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, radarlar konusunda, yurt dışında eğitime gönderilen kişilerin birçoğunun radarla ilgili olarak çalıştırılmadığı da bilinmektedir. Sayın Bakan, radarlar konusunda yurtdışına eğitime gönderilen kişilerin mesleklerini ve şu an çalıştıkları yerleri bu kürsüden açıklamalıdır.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde birçok meteoroloji istasyonu kapatılmıştır. İstasyonların sayısı 1 500'den 500'ün altına düşmüştür. Kalan istasyonlarla ülkemizin iklim özelliklerini belirlemek, artık, yeterli değildir. Diğer yandan, teknik personel ihtiyacı giderilmeden meteorolojiye yönelik teknolojiden de yeteri derecede yararlanılamayacağı açıktır. Bundan dolayıdır ki, Devlet Meteoroloji İşletmeleri Genel Müdürlüğü, genel hava durumu dışında, tarım, sağlık, ulaşım, enerji, spor, şehirleşme, sanayi sektörleri için ayrı ayrı hava tahminleri verememektedir. Yunanistan bile ülkemiz için daha ayrıntılı ve daha uzun süreli hava durumunu verebilmektedir. Yine, Devlet Meteoroloji İşletmesi Genel Müdürlüğü, hava tahminlerini yüzde 80 oranında tutturduğunu söylese de, bu, gerçek değildir.

Yine, Genel Müdürlük, bugün, hava tahminlerinin yanı sıra, birçok yağışın miktarını ve şiddetini ölçmediği için, ülkemizde taşkına neden olan yağışları önceden bilememektedir. Bunlardan örnek vermek istersek, Batı Karadeniz taşkını, Beşköy taşkını, Mersin taşkını ve diğerleri gibi...

Bakanlık, Genel Müdürlüğe yönelik bu konulardaki eksiklikleri bir an önce gidermelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 10 Mart 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook