İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 112. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)

Erdal Karademir

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 112. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Haziran 2006 · 953 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdal Karademir (CHP), 7 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)); konuşma 953 kelime.

Erdal Karademir (CHP, İzmir). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdal-karademir-22-2006-06-07-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1143 sıra sayılı kanun teklifinin 5 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlarım.

Teklifin genel gerekçelerinde de açıklandığı gibi, 492 sayılı Harçlar Kanununun "Resen Yapılan İşlemler" başlıklı 126 ncı maddesi, herhangi bir istek olmaksızın re'sen yapılacak işlemlere ait harçların, bu kanunda aksine hüküm yoksa, lehine işlem yapılan kişilerden alınacağını belirttiğinden, yapılan kadastro yenileme işlemleri harca tabi tutulmuştur. Danıştay 9. Dairesince verilen 16.6.2004 tarihli ve 2003/3696 esas sayılı kararla, söz konusu harçların 492 sayılı Harçlar Kanununda ayrıca düzenlenmediğini, 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanunun verdiği yetkiye dayanarak düzenlenen Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliğinin 28 inci maddesine göre, kadastro yenileme işlemlerinden harç alınmayacağı belirlenerek, anılan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına Danıştay karar vermiştir.

Kanun teklifinin genel gerekçelerinden de görüldüğü gibi, Danıştay 9. Dairesinin bu kararına karşı tapu idaresi ve vergi dairelerince yapılan itirazlar, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun 1.10.2004 tarihli 200/30 sayılı kararıyla kabul edilmemiş ve Danıştay 9. Dairesinin söz konusu kararı onaylanmıştır. Bu doğrultuda kadastro yenileme işlemlerinin 2004 yılından itibaren harç kapsamından çıkarılması ve 2004 yılından önceki işlemler için tahakkuk ettirilmiş harç alacaklarının terkin edilmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun, teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki veya ada biçimindeki zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftalarını içermektedir. Yani, yenileme yasası, bir kamu hizmetinin olması gerektirdiği şekilde yerine getirilmemesi ya da eksik veya yanlış getirmiş olması sonucunda tekrarlanan bir çalışmadır. Oysa, devlet, yanlış ya da eksik olarak gerçekleştirdiği bir önceki tapu ve kadastro hizmetlerinin karşılığını harç olarak vatandaşlardan almıştır.

Değerli arkadaşlarım, Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanunla yapılan şudur: Doğru olarak yapılması gerekirken değişik nedenlerle doğru yapılmayan, teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen, dolayısıyla düzenlenmesi gereken zorunlu bir hizmettir. Bunun içindir ki, bu hizmet karşılığında harç alınması yanlıştır. Bu yasa teklifi, yapılan bu yanlışlığı düzeltmektedir.

Değerli arkadaşlarım, peki, bu yanlışlık yasal bir boşluktan mı kaynaklanmıştır; hiç şüphe yok, hayır. Aksine, bilinçli bir yaklaşım, yani, hükümetin ve bürokrasinin halkı sömürü aracı olarak görme yaklaşımının bir ürünüdür; çünkü, 492 sayılı Harçlar Kanununun 58 inci maddesinde kadastro işlerinde adlarına tescil yapılanların tapu ve kadastro harçlarını ödemekle mükellef oldukları hükme bağlanmış olmasına karşın, aynı yasanın "Harçtan Müstesna Tutulan İşlemler" başlıklı 59 uncu maddesinin (c) bendinde, ilgililerin kusurları olmaksızın tapu ve kadastro idareleri tarafından yapılacak hataların tashihleri harçlardan muaf tutulmaktadır. Dolayısıyla, Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanun, gerçekleştirilen hizmetin yetersiz kalması, uygulama niteliğini kaybetmesi veya hizmette eksikliklerin görülmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen, eksik hizmet görülen, kullanılabilirliği olmayan, çalışma yürüten kamu kurumları, buna rağmen, yaptıkları eksik ve yanlış çalışmalarının vergisini ve harcını yasaya rağmen almakta, hatta, vatandaşın yargıda aradığı ve kazandığı kazanımına dahi itiraz edebilmektedir. Danıştay 9. Dairesince verilen karara itiraz bunun bir göstergesidir.

Değerli arkadaşlarım, Danıştay 9. Dairesinin kararı doğrultusunda teklifte getirilmek istenilen "kadastro işlemlerinin yenilenmesinden harç alınmaz" hükmü, yerinde bir düzenlemedir; ancak, bu yeterli değildir. Bilindiği gibi, 3402 sayılı Kadastro Yasasının kadastro harcı ve tahakkukuna ilişkin 36 ncı maddesi, bir tesis kadastrosunun yapımında "Kadastrosu yapılan taşınmaz mallara, Emlak Vergisi son beyan dönemi esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli 4 sayılı tarifede gösterilen oranlarda, kadastro harcı tahakkuk ettirilir" hükmünü içermektedir.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, kadastronun amacı Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu sicilini kurmaktır. Kadastro, yasasındaki amacının yanı sıra, yalnızca kişilerin değil, kamunun taşınmazlarını da güvence ve denetim altına alan, kamu ve toplum yararına bir mülkiyet anlayışını esas alan, ülkenin doğal kaynaklarının korunmasını ve uygun kullanımını amaçlayan, ülke, bölge ve kent ölçeğinde planlı kalkınmaya gerekli verileri kullanma ve işlemeye hazır bulunduran, merkezî yönetimin ve yerel yönetimlerin gereksindikleri bilgileri kapsayan, teknolojik gelişmeleri, jeodezi uygulamalarını uyarlayan, mekânsal bilgi sistemlerinin kurulmasına temel olan toplumsal ve hukukî bir süreçtir. Dolayısıyla, yapılan bu çalışmalar bir kamu hizmetidir. Bu anlamda kadastro hizmeti, devletin olmazsa olmaz görevlerinden biridir.

Değerli arkadaşlarım, bu anlamda kadastro yenileme işlemlerinden alınmayacak harçlar gibi, yapılan işlemlerin bir kamu hizmeti olduğu göz önünde tutularak, kadastronun gerçekleştirildiği bir tesis kadastrosundan da, harçların, muaf tutulması doğru bir gelişme olacaktır. Zaten, pratikte bu harçlar da yeterli derecede tahsil edilememekte ve zamanaşımına uğramaktadır.

Değerli arkadaşlarım, tapu ve kadastro harçlarına ilişkin bir başka düzenlemeden sizleri bilgilendirmek istiyorum. Bilindiği gibi, 31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 5281 sayılı Vergi Kanununun YTL Uyumu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 26 ncı maddesiyle ifade edilen, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 84 üncü maddesinde yer alan çeşitli harçlara ait tarifelerin 2/b maddesinde "ifraz ve tevhid harçları" olarak yayımlanmıştır. Bu tarifede ifraz ve tevhid harçları "belediye ve mücavir alan sınırları içi parselasyon amaçlı, belediye ve mücavir alan sınırları dışı tarımsal amaçlı uygulamalar" olarak tanımlanmamış ve her iki uygulama tek kalemde birleştirilmiştir. Buna göre, belediye mücavir alan sınırları içerisindeki imar uygulamasına yönelik ifraz ve tevhid harçları ile belediye mücavir alan sınırları dışındaki tarımsal amaçlı ifraz ve tevhid harçları aynı tutulmuştur. Oysa, kırsal kesimde bulunan taşınmazların alanlarının miktar olarak büyüklüğü ve taşınmaz değerin kentsel alanlara göre düşük olması, tarımsal amaçlı ifraz ve tevhidlerde en az tarife uygulansa bile, taşınmazın değerine yakın harçlar oluşturmaktadır. Bu durum, vatandaşı yasal işlemleri yerine getirmekten uzaklaştırmakta, tarımsal arazilerin gayri resmî bölünmesine neden olmaktadır. Ortaya çıkan bu fiilî durum, çağdaş beklentileri ve günümüzdeki bilgi teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmeleri ve toprağa ilişkin verilerin güvenilirliğini tartışır hale getirmektedir. Yine bu durum, Türk Medenî Kanununun öngördüğü tapu sicilinin kurulması ve çağdaş kadastronun oluşmasıyla çelişmektedir. Bununla birlikte, halen Avrupa Birliğine uyum çalışmaları kapsamında yürütülmekte olan çiftçi kayıt sistemi, tarım bilgi sisteminin kurulması yönündeki yürütülmekte olan çalışmaları da olumsuz yönde etkilemektedir.

Değerli arkadaşlarım, bu olumsuzluğu gidermek için, 23.5.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir kanun teklifi verdim. Ne yazık ki, bugüne kadar bu teklif komisyonlarda gündeme alınmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 7 Haziran 2006

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook