Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 113. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Temmuz 2003 · 806 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Erdoğan Kaplan (CHP), 30 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE KAMU İHALE KANUNU VE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ (S.S.257)); konuşma 806 kelime.
Erdoğan Kaplan (CHP, Tekirdağ). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile kamu ihale kanunu ve kamu ihale sözleşmesi (s.s.257)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 30 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-kaplan-22-2003-07-30-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-ile-kamu-ihale-kanunu-ve-kamu-iha (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ)Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz kanun tasarısının 9 uncu maddesi, 4374 sayılı Kamu İhale Kanununun 13 üncü maddesinde değişikliği içermektedir.
Aynı madde üzerinde, ben ve Cumhuriyet Halk Partili diğer milletvekili arkadaşlarım, Meclis Başkanlığına kanun teklifi vermiştik. Bu teklifi vermekteki amacımız, Kamu İhale Kanununda yapılan değişiklik sonucunda yerel basının gücünü ve etkisini azaltan düzenlemelerin ortadan kaldırılması ve şeffaflığın yaygınlaştırılmasını sağlamaktı. Teklifimizde belirttiğimiz bazı temel hususların, komisyon tarafından da kabul edilmiş olmasından dolayı memnunluğumu ifade etmek isterim.
Demek ki, yasalar yangından mal kaçırırcasına çıkarılmasa, ilgililerin, sivil toplum örgütlerinin tartışma ve katılımlarını sağlayacak süreler tanınsa, farklı kesimlerin taleplerinin de Meclis tarafından değerlendirilmesi imkânı genişleyecektir. Cumhuriyet Halk Partisinin, tek başına, iktidar çoğunluğunun izlediği yasa yapma sürecine eleştirisinin temel noktası budur. 48 saat beklemeden, Danışma Kurullarını toplayarak, grup önerisi vererek, apar topar yasa yapılmasının sakıncalarının bir an önce anlaşılması gerekir.
Değerli arkadaşlar, Kamu İhale Kanununun 13 üncü maddesinde yapılan değişikliklerde, yaklaşık maliyeti aynı kanunun 8 inci maddesinde belirtilen eşik değerlerin altında olmak şartıyla, ihalenin ve işin yapılacağı yerde çıkan gazetelerin en az ikisinde yayımlanma yükümlülüğü, 30 milyara kadar olan mal veya hizmet alımları ile 60 milyar liraya kadar olan yapım işlerinin ihalesinde zorunlu hale getirilmiştir.
Yaklaşık maliyeti 30-60 milyar lira arası olan mal veya hizmet alımları ile 60 ile 500 milyar lira olan yapım işleri ihalesinin, Resmî Gazetenin yanı sıra işin yapılacağı yerde çıkan gazetelerin birinde yayımlanması; yaklaşık maliyeti 60 milyarın üzerinde ve eşik değerin altında olan mal veya hizmet alımları ile 500 milyarın üzerinde ve eşik değerlerin altında olan yapım işleri ihalelerinin, Resmî Gazetenin yanında, işin yapılacağı yerde çıkan gazetelerin birinde ilan edilmesi şartları getirilmiştir.
Ayrıca, tüm ihaleler için İhale Kurumuna, ilan edilecek ihalelerden hangilerinin, ayrıca, Basın İlan Kurumu aracılığıyla Türkiye çapında dağıtımı olan gazetelerin birinde ilan edileceğine karar verme yetkisi tanınmıştır. İhalenin yapıldığı yerde gazete çıkmıyorsa, ilan duyuru yoluyla yapılacaktır.
Bu yeni düzenlemeler, basına destek ve ihalelerin en geniş kesim tarafından duyulmasını sağlamaya katkı verecek nitelikte olmakla birlikte, yetersizdir. İhale ilanlarının hem ihalenin yapıldığı hem de işin yapılacağı yerdeki yerel gazetelerde yapılması, şüphesiz beklenilen faydayı çoğaltacaktır.
Ayrıca, günlük gazete çıkmayan yerlerde, haftalık çıkan gazete varsa ilanların bu gazetelerde yapılması sağlanmalı ve süreler gazetenin yayımı dikkate alınarak planlanmalıdır. Bu konuya mutlaka kurum tarafından açıklık getirilmelidir.
Ayrıca, yerel gazetelerde ilan dağıtılırken ayrıcalık yaratacak uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Bilgiişlem ağı veya elektronik haberleşme yoluyla ilan yapılırken, idareye ait olanların yanı sıra, Basın İlan Kurumunun elektronik haberleşme ağı da kullanılmalıdır.
Benim kanun teklifimde yer alan; fakat, komisyon raporunda yer verilmeyen bir konu da, kanunun "ihale sonucunun ilanı" başlıklı 47 nci maddesiyle ilgilidir. İhalenin ilanı nasıl yapılmışsa sonucunun da aynı yolla ilan edilmesi gerekir. Bu nedenle belirlenecek miktarlar üzerindeki ihale sonuçlarının, Basın İlan Kurumu aracılığıyla, Türkiye çapında dağıtımı olan gazetelerin birinde ve ihalenin veya işin yapılacağı yerde çıkan gazetelerin birinde ilan edilmesi sağlanmalıdır. Umarım, konuyu takip eden arkadaşların ortak önergesiyle bu düzenlemeyi de kanuna, burada, ekleriz.
Değerli arkadaşlar, bize basit gibi görünen bu düzenlemeler, Türkiye çapında, Basın İlan Kurumu aracılığıyla ihale ilanı yayınlayan 800 yerel basın organı ve 60 000 çalışanını ilgilendirmektedir.
Yerel basın, demokrasinin yaygınlaşmasında ve halkın haber alma özgürlüğünü kullanmasında çok önemli bir role sahiptir. Yerel basının güçlendirilmesi, medyadaki tekelleşmenin rahatsızlıklarını ortadan kaldıracak bir yöntemdir.
İlanların yerel gazetelerde yayımlanması, halkın kendi bölgesiyle ilgili yapılacak işleri, kamu kaynakları kullanılarak yapılacak mal ve hizmet alımlarını, yapımları öğrenmesini, bilgi sahibi olmasını sağlayacaktır. Bu, şeffaflık ilkesinin de gereğidir.
Bu ilanlar olmasa, yöre halkının, yerel yönetimlerin ve sivil toplum örgütlerinin yapılacak işler hakkında ne bilgi edinmesi ne de denetime dönük hazırlık yapması imkânı vardır.
Yeri gelmişken belirtmek isterim: Değerli arkadaşlar, milletvekili seçilmeden önce üç dönem, onbeş yıl Tekirdağ Saray İlçesi Belediye Başkanlığı görevinde bulundum. Merkezden yapılan ihalelerde, işin mahiyetiyle ilgili olarak ne belediyelerin ne sivil toplum örgütlerinin ne de vatandaşın hiçbir bilgisi olmamaktadır. Burada ihale, eşe dosta, partiliye veriliyor; adam gelip, işi yapıp gidiyor; daha sonra dökülen, akan, yıkılan kamu binalarıyla bölge halkı karşı karşıya kalıyor. Bu tablonun ortadan kalkması için sürece mutlaka yerel yönetimleri ve ilgili sivil toplum örgütlerini katmalıyız. Aksi takdirde, ne kamunun parasının çarçur edilmesini ne yolsuzluğu ne de israfı önleyemeyiz.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'deki yolsuzlukların önemli bir kısmının ihale işleriyle ilgili olduğu gerçektir. Tüm toplumun, yolsuzlukların üzerine gidilmesini beklediği bir dönemde iktidarın ihale işene el atarak pek çok kuruluşu ve işi, İhale Kanunu kapsamı dışına çıkarması düşündürücüdür.
Yolsuzlukların önlenmesi amacıyla çıkarılmış bir yasa ve kurulmuş bir kurumun yetkilerini azalltırsak, etki alanını, uygulama alanını daraltırsak yolsuzlukla mücadeledeki samimiyet tartışılır.
İşlerin hızlı yürümesi, hizmetin daha kaliteli alınması, yapılması başka, işlerin denetimden kaçırılması başka bir konudur. "Biz iktidar olduk, İhale Kanunu elimizi kolumuzu bağlıyor" anlayışıyla bu değişiklikler yapılıyorsa yapılanın yapanın yanına kâr kalmayacağını bilmelisiniz.
Genel Kurula sevgiler ve saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 30 Temmuz 2003