İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 82. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Ersoy Bulut

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 82. Birleşim · 1. yasama yılı · 21 Mayıs 2003 · 710 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ersoy Bulut (CHP), 21 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 710 kelime.

Ersoy Bulut (CHP, Mersin). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ersoy-bulut-22-2003-05-21-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ERSOY BULUT (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının, konut kapıcılarının özel çalışma koşullarını düzenleyen 110 uncu maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarı, sadece kalorifersiz apartman kapıcılarını ilgilendirmektedir. Kaloriferli apartman kapıcıları, 1475 sayılı İş Kanunu kapsamındadırlar. Gerçi, İstanbul, İzmir başta olmak üzere, özellikle sahil şehirlerimizdeki apartmanların çok büyük bir bölümü kalorifersizdir. Ankara'da bile, büyük oranda, kalorifersiz apartman vardır.

Kaloriferli ya da kalorifersiz, ne tür apartman olursa olsun, buraların kapıcıları kadar hak ettiğinden daha az alan ve insanca yaşama koşullarından yoksun olan bir başka meslek mensubu yoktur. Herkes uykudayken, sabahları fırın kuyruklarında bekleyenler onlar. Sabah akşam, çöpleri toplayıp dökenler yine onlar. Her aklına gelen daire sakininin, zile basarak "şunu söylemeyi unutmuşum, onu da getir" denilenler onlar. Kalorifersiz dairelerde üst katlara kadar kömür taşıyanlar yine onlar. Kaloriferli dairelerde, çocuklar okula gitmeden, babaları, anaları işe gitmeden daireleri ısıtayım deyip, erkenden kalkıp, kaloriferleri yakanlar yine onlar. Postacıyla, muhtarla, her kamu görevlisiyle muhatap olan onlar; ama, buna karşılık, kalorifer dairesinin bir kenarında ya da kalorifersiz dairelerde en sağlıksız koşullarda kalmak zorunda kalanlar yine onlar. Asgarî ücretten maaş almak zorunda kalanlar onlar. Bütün bu işleri yapacaksın, her şeyle ilgileneceksin; ama, adın "kapıcı" olacak. Hayır arkadaşlar, bizim gönlümüz buna razı değil. Biz, zaten, fiilen bu kelimeyi kaldırdık "apartman görevlisi" diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) 2,5 milyonu aşan apartman kapıcıları, size sesleniyorum: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hem layık olduklarınıza kavuşacaksınız hem de isminiz layık biçimde değişecektir. Sayın Bakan, sizi de ikaz ediyorum, lütfen, değiştiriniz.

Ben, ilk kez milletvekili oldum, bu kürsüden de ilk kez konuşuyorum. (Alkışlar) Şunu samimiyetle söylüyorum: Meclisi böyle göreceğimi sanmıyordum. İktidarın, muhalefete, önce, yasa üzerinde görüştüğünü, uzlaşmaya çalıştığını, en azından, Genel Kurulda söylenen doğruları hemen tespit ederek, muhalefete katkıları için teşekkür edeceklerini sanırdım; ama, sükûtu hayale uğradım. Siz "dediğim dedik, çaldığım düdük" türünden hareket ediyorsunuz. Hele hele, İş Kanunu Tasarısı, iş barışını, iş verimliliğini teşvik edici, artırıcı olduğu zaman bir anlam ifade eder; tek yanlı veya taraflardan birini daha fazla kollayan yasal düzenlemeler iş barışını bozar, iş verimliliğini düşürür, bir kargaşa ortamına zemin hazırlar. Bugün yapılan da, taraflardan birini kayıran, ötekine haksızlık eden bir uygulamadır. Cumartesi günü, Ankara'da, İzmir'de yüzbinler yürüdü. Bunlar niçin yürüdü, gerek var mı Türkiye'nin yeniden bir krize sürüklenmesine?!

Sayın Başbakan "Cumhuriyet Halk Partisi işçiye ne verdi" diyor. Biz, Sayın Başbakana ve diğer arkadaşlarımıza diyoruz ki, CHP'nin kırk yıl önce verdiklerini, bugün, siz, almaya çalışıyorsunuz. Bakınız, kırk yıl önce, biz, bugünkü bütün işçinin haysiyetini koruyan, yaşamını düzelten, onurlandıran, kişilik kazandıran bir kanun çıkarmışız, neden elinden alıyorsunuz? Ekonomiyi düzeltmek sadece işçinin üzerine gitmekle mi olur?! (CHP sıralarından alkışlar)

İşçi ve işveren et ve tırnak gibidir, biri olmadan diğeri olmaz. Bu nedenle, yasal düzenlemeler yaparken ülke gerçeklerini gözardı etmeyiniz. İş âlemi, yani, işveren de, işçi de bizim insanımızdır; birisi üretmek için sermayesini, diğeri de emeğini ortaya koymaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Ersoy.

ERSOY BULUT (Devamla)O halde, sermaye ile emek arasında tatlı bir ahenk tesis edilmesi için yasal düzenlemeleri yapmak, çalışma barışını bozacak engelleri ortadan kaldırmak hepimizin görevi olmalıdır; ama, ne yazık ki, bu görevi layıkıyla yerine getirdiğinizi, gelinen noktada söylemek mümkün değildir. Nasıl ki, sermaye, emeksiz bir anlam ifade etmiyorsa, parlamenter demokrasi de muhalefetsiz bir anlam ifade etmez. Muhalefetin görevlerinden biri, hatta en önemlisi iktidarı uyarmak, onu, içine düştüğü veya düşeceği yanlışlardan alıkoymaktır. Bugün burada bizim yaptığımız da budur.

Sayın iktidar partili arkadaşlarımız ve yöneticileri çeşitli söylemlerinde sivil toplum örgütlerinden söz etmekte, iş uygulamaya geldiğinde ise, söylediklerine itibar etmemektedirler. Bu konularda sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine itibar etmeyip de ne zaman edeceksiniz?! lütfen, onu söyleyin.

Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısının müzakereleri sırasında gerek Grubumuz adına ve gerekse şahısları adına söz alan arkadaşlarımız çok güzel görüşler ileri sürdüler ve gerçekçi önerilerde bulundular. Ancak, ne yazık ki, iyiniyetle yaptığımız değerlendirme ve önerileri duymazdan geldiniz, dikkate almadınız, gereken ilgiyi göstermediniz. Bildiğinizi okumayın, başkalarının bildiklerine değer verin, onları dinleyin. Yanlıştan dönmek erdemdir.

Yalnız, içimde kalan bir ukdeyi söyleyeceğim. Sempatik bulduğum, bugün de çok ılımlı konuşan eski bir sendikacı arkadaşım, cuma günü "Cumhuriyet Halk Partisi, varoşlarda, bunları bu denli koruyordu da, neden oy almıyor; Malatya örneği" demişti; gelsinler, Mersin'i görsünler, Antalya'yı görsünler, İzmir'i görsünler, Trakya'yı görsünler; oralarda, kim, hangi işçi, kime oy vermiş, biz de size onu gösterelim. Bundan sonra üç koldan ilerliyoruz. Türkiye'de, Allah'ın izniyle biz varız artık, biz varız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 21 Mayıs 2003

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook