Gündemdeki çalışma konularına ilişkin
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 108. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Haziran 2005 · 524 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Eyüp Fatsa (AK Parti), 7 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 524 kelime.
Eyüp Fatsa (AK Parti, Ordu). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/eyup-fatsa-22-2005-06-07-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
EYÜP FATSA (Ordu)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Danışma Kurulu önerisi lehinde söz aldım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu hafta, Danışma Kuruluyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirmiş olduğumuz 851 sıra sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu Tasarısı, uzun zamandan beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan, hatta, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış, 7 maddesi de görüşülmüş bir kanun tasarısıdır. Dolayısıyla, Sayın Kandoğan'ın "saat 14.00'te, önümüze, bilmediğimiz bir gündem getiriyorsunuz" demesi hiçbir anlam ifade etmez, doğruyu da ifade etmez; eğer, Sayın Kandoğan gündemi takip etmiyorsa, bu, Genel Kurulun değil, Sayın Kandoğan'ın meselesidir.
Değerli arkadaşlar, tabiî, görüşülen, Meclis gündeminin yeniden yapılanmasıyla alakalı bir Danışma Kurulu önerisidir, hükümet icraatları değildir. Dolayısıyla, eğer, hükümet icraatlarıyla ilgili, bakanlık icraatlarıyla ilgili problemi olanlar, sıkıntısı ve şikâyeti olanlar, söyleyecek sözü olanlar, -bunun zemini bellidir- hele hele milletvekili olma gibi bir önemli sorumluluk yüklenmişse, Meclisin ve basının bütün imkânları ellerindedir, arkadaşlarımız, şikâyetlerini, itirazlarını bütün meşru zeminde yerine getirebilirler, bu hakları vardır; ancak, ben, burada, Sayın Kandoğan'ın, Parti Grubumuzu ve hükümetimizi de hedef alan açıklamalarıyla ilgili bazı hususları da sizlerle beraber paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bu ülke için canını, malını, kanını feda edebilme erdemliliğine ve yüceliğine erişmiş hiç kimsenin kanı ve canı üzerinden hiç kimsenin siyaset yapma hakkı yoktur. Bu, siyasî ahlaka da, siyasî nezakete de sığmaz, halka karşı da büyük bir saygısızlıktır. Bu ülke, yıllarca, terörle mücadele ederken, dişinden tırnağından artırarak, güvenlik kuvvetlerini, bu mücadelede, hangi imkânlarla desteklemiş ve tahkim etmişse, bugün de, bu mücadelede, bu ülkenin bütün imkânları güvenlik güçlerimizin emrindedir ve elindedir. Dolayısıyla, böyle, gazete haberleriyle, şununla, bununla meseleyi küçültmenin, meseleyi basite indirgemenin kimseye bir faydası yoktur.
Sayın Sarıbaş da ifade etti; Kıbrıs meselesi; ikidebir, böyle, temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp getirdikleri Kıbrıs meselesiyle ilgili, aslında, söylenecek her şey söylenmiştir.
Değerli arkadaşlar, bakın, bizden önce, geçen otuz yıl içerisinde Kıbrıs'la ilgili yapılanlar yapılamayanlar ortadadır, AK Parti İktidarıyla beraber Kıbrıs'ta yapılanlar ortadadır. Bütün bunlar, bu aziz milletin gözünün önünde cereyan etmiş ve bu aziz milletin de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yaşayan vatandaşlarımızın da, hükümetin uygulamaları, desteğini ve olurunu almıştır.
Aslında, sıkıntıya düşenler, otuz yıllık politikalarının halk nezdinde kaybolmasının, itibar kaybına uğrayanların sıkıntılarıdır.
Değerli arkadaşlar, ekonomiyle ilgili, aslında, söylenecek çok şey var. Gündem bununla alakalı olmadığı için, bunun ayrıntılarına girmek istemiyorum; ama, bütün sağduyulu insanlarımıza, vatandaşlarımıza sadece bir şeyi hatırlatmak istiyorum; bu sözün sahiplerine de hatırlatmak istiyorum; 3 Kasım 2002, yakın geçmiş bir tarihtir; yaşadığımız acı olaylar, acı hatıralar, sıkıntılar, krizler herkesin hafızasındadır ve tazedir. Bugün 7 Haziran 2005; aradan geçen ikibuçuk yıl içerisinde Türkiye'nin nereden nereye geldiğini bütün dünya görüyor, yetmişiki milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı görüyor. Eğer bazıları görmek istemiyorsa, o, onun kendi meselesi, kendi sorunudur.
Ben, bu noktada, Sayın Kandoğan, allahaşkına, size sormak istiyorum: Daha iki hafta önce, üç hafta önce, kurduğunuz demokrasi platformu, birlikte hareket edeceğiniz arkadaşlarınız, sözünde durmayan Genel Başkanla ilgili, acaba, biz bekliyoruz ki, şu Meclis kürsüsünden, Ümmet Kandoğan, çıkıp, Türk Milletinden ve Yüce Parlamentodan, söylediklerinden dolayı, bir erdemlilik gösterip, özür diler mi diye… Hâlâ, hiçbir şey olmamış, hiçbir şey konuşulmamış gibi, her şey milletin idrakinden kaçmış gibi, burada, böyle, vurdumduymaz hareketler, konuşmalar, doğrusunu isterseniz, parlamenter kimliğinize yakışmıyor.
Ben, bu düşünceyle, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 7 Haziran 2005