İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)

Faik Öztrak

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 63. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Şubat 2011 · 963 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faik Öztrak (CHP), 10 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)); konuşma 963 kelime.

Faik Öztrak (CHP, Tekirdağ). “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faik-oztrak-23-2011-02-10-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın yedinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

(x) 606 S. Sayılı Basmayazı 26/01/2011 tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Değerli milletvekilleri, bu kanunun gerekçesine baktığımızda, küresel krizden olumsuz etkilenen işletmelerin kamuya olan borçlarına uygulanan ek mali müeyyidelerin bu işletmelerin borç tutarlarını artırdığı ve mevcut yasal düzenlemelerin bu borçların tasfiye ve yapılanmasına izin vermediğinden bahsedilmektedir. Doğrudur, küresel kriz, başta küçük esnaf olmak üzere toplumun önemli bir bölümünü ezip geçmiştir. AKP elinde Türkiye, krizde gerek daralma gerekse işsizlik artışında dünya şampiyonluğuna oynamıştır. Kriz döneminde bize benzeyen 150 ekonomi içinde daralma bakımından 16’ncı olan Türkiye, işsizlik artışında da 6’ncı sıraya oturmuştur. Peki, şimdi sormamız gerek: Türkiye neden bu kadar daraldı? Neden işsizlik bu kadar arttı? Bu yasa tasarısına neden ihtiyaç duyuldu? Hükûmete sorarsanız kriz teğet geçti ama ortada da hesabı sorulması gereken ciddi bir sorun var. Kuşkusuz, temel sorumlu da krizi en başta küçümseyip tedbirde geciken Hükûmettir.

Değerli milletvekilleri, küresel krizin ülkemize ulaştığı dönem ne zaman? 2008’in son üç ayı. Biz bu kanunu ne zaman görüşüyoruz? Şubat 2011. Aradan iki buçuk yıl geçmiş. Aradan geçen iki buçuk yılda esnaf bitmiş, iş adamlarımız intihar etmiş, evine aş götüremeyen babalar canına kıymış.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak 27 Ekim 2008’de AKP’ye İzmir’den, krizle ilgili uyarılarda ve samimi önerilerde bulunduk. Tarihe dikkatinizi çekerim. Krizin ülkemize yansımaya başladığı ilk günlerden bahsediyorum. Bu önerilerden birisi, iş yerlerinin vergi borçlarının makul bir faizle bir-bir buçuk yıl ertelenmesi ve krizde nefes almalarını sağlayacak bir imkânın tanınmasıydı, olmadı. Tekrar, 24 Şubat 2009’da yeniden büyümeye dönmek ve işsizliği azaltmak için yedi tane öneride bulunduk. Otomotiv ve beyaz eşyada vergi ve ÖTV’yi indirin dedik. Kredi Garanti Fonu’nu işler hâle getirin dedik. Prim, sigorta ve vergi yüklerini indirin dedik. İşsizlik Fonu’nun imkânlarını işsizlikle mücadele için kullanın dedik. Önce, bunları Sayın Başbakan küçümsedi “İşinize bakın.” dedi ama bunları sonunda uygulamak zorunda kaldı ancak özellikle küçük esnafı ve işletmeleri rahatlatacak önerilerimiz iki buçuk yıl aradan sonra hâlen Meclisin gündeminde, bunları tartışıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugün bu kanunun gecikmesi nedeniyle sıkıntı içinde olan binlerce işletmemiz var. Hükûmet gerçekten samimi olsaydı, görüşülmekte olan bu tasarının kamu alacaklarının affıyla alakalı yirmi bir maddesini ayırarak bizim de desteğimizle, hızlıca Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirebilirdi ancak Hükûmet bu samimiyeti göstermemiştir, tasarıyı af konusunun ilk kez gündeme getirildiği tarihten dört beş ay sonra, aralık başında Türkiye Büyük Millet Meclisine sunabilmiştir. Yirmi bir maddede çözülebilecek konu, ilgili ilgisiz eklemelerle yüz yirmi maddeden oluşan bir Hükûmet tasarısı olarak Meclise sunulmuştur. Bu yüz yirmi madde, Plan ve Bütçe Komisyonunda geçici maddelerle birlikte iki yüz otuz dört maddeye çıkmıştır.

Değerli milletvekilleri, binlerce işletmenin beklediği maddeleri hızla görüşüp yasalaştıracağımıza, ne amaca hizmet edeceği belirli olmayan maddeler üzerinde uzun müzakerelerle zaman kaybediyoruz. Bir de araya övüne övüne “yargı reformu” dediğiniz, aslında yargıyı ele geçirme projenizin son halkası olan kanunu da soktunuz.

Değerli milletvekilleri, geçen gün, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun merkezini İstanbul’a taşıdınız. Bugün görüşülecek düzenlemelerle Sermaye Piyasası Kurulunu İstanbul’a taşıyacaksınız. Bunun gerekçesi nedir? Gerekçe: “İstanbul’u finans merkezi yapacağız.” Taşıdığınız kurumlar nedir? Finansal sistemi düzenleyen ve denetleyen kurumlar. Dünyada düzenleyici ve denetleyici kurumlar nerede; ülkelerin finans merkezlerinde mi, yoksa başkentlerinde mi? Sormak isterim: Dünyanın finans merkezi neresi? New York. Amerika Birleşik Devletleri’nin düzenleyici ve denetleyici kurumları nerede? Başkent Washington DC’de. Almanya’nın finans merkezi Frankfurt’ta. Düzenleyici, denetleyici kurumların merkezleri nerede? Eski başkentleri Bonn’da. İtalya’nın finans merkezi Milano ancak düzenleyici ve denetleyici kurumlarının merkezi başkent Roma’da. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Tüm bu örnekler, bir şehrin finans merkezine dönüşmesinin başka koşullara bağlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hâl böyle iken Hükûmetin bu ısrarı nereden kaynaklanmıştır? Bu kurumların Ankara’dan taşınmasının, Ankara’nın başkent ve devlet merkezi olma niteliğini gösteren kurumların İstanbul’a taşınmasının nedeni iyi sorgulanmalıdır. Kaldı ki bu kurumların denetledikleri kuruluşlardan bir kol boyu uzakta olmaları, aynı şehirde bulunmamaları genel kabul gören de bir husustur. Yine Türkiye'nin kurumlar vergisi şampiyonu kamu bankaları da bu yasayla İstanbul’a taşınmaktadır. İnsan kendine sormadan edemiyor: Acaba kamu bankalarının taşınmasından İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ne kazancı olacaktır? Bu kurumların taşınması borca batmış İstanbul Büyükşehirin gelirlerine ne kadar katkı yapacaktır?

Değerli milletvekilleri, başkentin önemli kamu kurumlarını İstanbul’a taşımak bu şehrin yalnız ekonomisi için değil, kültürel ve sosyal hayatı için de ciddi etkiler doğuracaktır. İyi eğitimli, kültürel ve sosyal yaşam içinde yer alan, gelir düzeyi yüksek bir kitle aileleriyle birlikte İstanbul’a taşınacaktır. Tüm bu kamu görevlilerinin Ankara’daki düzenini, aile yaşamını, alışkanlıklarını hiçe saymak ne kadar anlamlıdır? Tüm bu hususların takdirini Ankaralıların ve Türkiye'nin vicdanına bırakıyorum.

Değerli milletvekilleri, yine bu tasarıyla il özel idarelerinde sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçilerin çeşitli kamu kurumlarına naklen atanacakları düzenlenmektedir. İş hukuku hükümlerine göre çalıştırılan işçilerin bir kamu kurumundan diğer kamu kurumuna nakli mümkün değildir. Bu, serbest piyasa ekonomisinin en temel hürriyeti olan sözleşme yapma özgürlüğüne de aykırıdır. İhtiyaç fazlası işçi nasıl tespit edilecektir? Bunun objektif kriterleri nedir? İş yeri değişikliğinin aynı şehir merkeziyle sınırlanacağına ilişkin bir güvence de tasarıda bulunmamaktadır. İşçiler kendi rızaları dışında bir şehirden başka bir şehre nakledilmektedir. Peki, bu işçiler nakledildikleri yerlerde sendikaya üye olabilecekler midir? Toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanabilecekler midir? Yine bu işçilerin kıdem tazminatı sorunu olmayacak mı? Bu işçilerin kıdem tazminatının ödenmesi gerekmeyecek mi? Ödenecek bu kıdem tazminatlarının kaynağı nerede? Hükûmet bize her projemiz için kaynak soruyor. Getirdiğiniz bu tasarının ortaya çıkaracağı kaynak ihtiyacı nerede? Bunu nereden karşılayacaksınız? Bunun maliyeti bütçede yer alıyor mu? Bunların hiçbiri, tasarıda açık değildir. Bu soruların cevabını Genel Kurulda alabilirsek çok sevineceğiz.

Değerli milletvekilleri, yaptığımız kanunlar, insanların hayatını, kaderini etkilemektedir. Bir yandan, işletmelerimizi rahatlatacak, küresel krizde sistemik bir şekilde etkilenen işletmelerimizi rahatlatacak düzenlemeleri geciktiriyoruz; diğer yandan, hiçbir seçim hakkı vermeden, Ankara’daki bürokratları, başka şehirlerde, il özel idarelerinde, belediyelerde çalışan işçileri bir şehirden başka bir şehre göndermekte tereddüt etmiyoruz. Bu soruların cevabını vicdanlarımızda aramamız gerekiyor.

Sözlerimi tamamlarken Genel Kurulu bir defa daha saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 10 Şubat 2011

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook