İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)

Faruk Bal

Konya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Şubat 2008 · 1.784 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Bal (MHP), 6 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.101)); konuşma 1.784 kelime.

Faruk Bal (MHP, Konya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.101)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-02-06-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA FARUK BAL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Anayasa değişikliğine dair kanun teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle partim ve şahsım adına yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bugün, laiklik ilkesinin Anayasa’mıza girişinin 71’inci yıl dönümünü idrak ettiğimizin ikinci günü olmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi cumhuriyetin kuruluş ilkelerini, kuruluş felsefesini, demokrasiyi, laiklik ilkesini ve ortak millî ve manevi değerlerimizi kucaklayan, bunları bir arada yaşatan ve yücelten bir anlayışa sahiptir. Milliyetçi Hareket Partisi yetmiş bir yıldır devlet ve millet hayatımızda yer alan laiklik ilkesini ve Türk milletinin bu değerlerini savunmak ve sonsuza kadar yaşatmak iradesi ve kararlılığı içerisindedir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, yükseköğrenim kurumlarında yaşanan baş örtüsü sorunu kırk yıla yakın bir süredir günlük hayatımızı meşgul etmektedir. Bu süre içerisinde sorun tartışmalarla genişlemiş ve derinleşmiş, toplumsal bir mesele hâline dönüşmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisinin bu sorunu ülke gündeminden çıkarmak ve makul bir çözüme kavuşturabilmek amacı ile hazırladıkları ortak Anayasa değişikliği teklifi Anayasa Komisyonunda görüşülerek kabul edilmiş ve yüce Meclisin huzuruna getirilmiştir.

MHP ve AKP arasında varılan mutabakat, Anayasa değişikliğinin çerçevesini şu ilkelerle belirlemiştir:

Değerli arkadaşlarım, baş örtüsü sorunu, kanun önünde eşitlik ve ayrımcılığın birlikte değerlendirilmek suretiyle kanun önündeki eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve ayrımcılığın önlenmesi zemininde değerlendirilecektir. Diğer taraftan, kamu hizmeti alanlar ile kamu hizmeti verenler arasında ayrım yapılması gerekecektir. Kamu hizmeti verenlerin devletin düzenleme yetkisine tabi olması ve herkesin bu kurala uyması gerekecektir. Bir başka açıdan, devletin kamu hizmetinden yararlananlar arasında kanunlarda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple ayrım yapmaması ilkesi benimsenecektir. Yükseköğrenimde, sadece yükseköğrenimde baş örtüsü yasağının kaldırılması esasına dayanacaktır.

Bu çerçevede huzurunuzda bulunan teklif, Anayasa’nın iki maddesinde değişiklik yapmayı ortaya koymaktadır. Bunlardan birincisi, Anayasa’nın 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasıyla ilgilidir. Kamu hizmetlerinden yararlananlar arasında din, dil, ırk, cinsiyet, felsefi inanç gibi nedenlerle ayrımcılık yapılmaması evrensel bir ortak değerdir. Bu kural, pek çok uluslararası belgede güçlü bir biçimde yer almıştır, ayrımcılık yasaklanmıştır. Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde de kanun önünde eşitlik kuralı yer almasına rağmen, yükseköğrenim hizmeti alan başörtülü kız öğrencilere yükseköğrenim hizmeti sunulur iken ayrımcılık yapılmaktadır. Bu ayrımcılığın ortadan kaldırılabilmesi, kanun önünde eşitliğin tam olarak hayata geçirilebilmesi ve uluslararası belgelerde güçlü bir şekilde ifade edilen ayrımcılığın yasağına işlerlik kazandırılabilmesi için Anayasa’nın 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapılması teklif edilmiştir.

Anayasa’nın 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrası, esasen “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmünü ifade etmektedir. Ancak, bu hüküm bulunmasına rağmen, kırk yıla yakın bir süredir baş örtüsüyle ilgili eşitsizlik sürmektedir. İşte, bu hükme işlerlik kazandırılabilmesi için bu fıkraya “her türlü kamu hizmetlerinden yararlandırılmasında” ibaresinin eklenmesi suretiyle eşitliğe vurgu yapılarak ayrımcılığın önlenmesi güçlü bir ifadeye kavuşturulacaktır.

Kamuoyunda yapılan tartışmaların aksine, bu maddedeki değişiklik önerisi, kesinlikle kamu gücünü kullananları, yani kamu hizmeti verenleri, yani devlet memurlarını kapsamamaktadır. Bu ibarenin 10’uncu maddenin dördüncü fıkrasına eklenmesi, kamu hizmetlerinden yararlanan vatandaşlarımız arasında eşitliği temin etmek ve ayrımcılığı önlemektir. Baş örtüsü meselesiyle ilgisi ise, sorunu genişleten ve derinleştiren din ve vicdan hürriyeti ile laiklik ilkesi çatışması zemininden kurtararak meseleye eşitlik çerçevesi üzerinden çözüm bulunmasını amaçlamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, 2’nci maddeyle ilgili değişiklik teklifi, Anayasa’nın 42’nci maddesine bir fıkra eklenmesiyle ilgilidir. Bilindiği gibi, Anayasa’nın 42’nci maddesi, esasen hiç kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun edilemeyeceğine dair genel bir kural getirmekte ve bu hak ile ilgili ayrıntılı düzenlemeleri içermektedir. Yüce Meclisin kabul etmesi hâlinde eklenecek yedinci fıkra ile “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.” ifadesi Anayasa’mız metnine dâhil edilecektir. Böylece Anayasa’nın 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında gerçekleştirilen ayrımcılığın önlenmesine dair vurgu, eğitim ve öğrenim hakkının kullanılmasıyla ilgili bu maddede de yer almak suretiyle pekiştirilecektir. Ancak, sanılanın ve kamuoyunda tartışılanın aksine, bu değişiklik ilköğretim ve liseleri kapsamamaktadır. Değişiklik teklifi sadece yükseköğrenimden yararlanan öğrencilere hasredilmiştir. Bu fıkranın baş örtüsüyle ilgisi ise yükseköğrenim hakkından baş örtüsü sebebiyle yararlanamayan kız öğrencilerimizin tabi olduğu ayrımcılığın ortadan kaldırılması ile sınırlıdır.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisinin üzerinde mutabakata vardığı üçüncü konu YÖK Kanunu’nun ek 17’nci maddesine ikinci bir fıkra eklenmesiyle ilgilidir. Bilindiği gibi, YÖK Kanunu’nun 17’nci maddesine göre bu kurumlarda kılık ve kıyafet, yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla serbesttir. Ancak bu maddenin varlığına rağmen bu kurumlarda başörtülü genç kızlarımız yükseköğrenim hakkından yararlanamamaktadır. Eklenen fıkra ile başın örtülmesi, kişinin kim olduğunun anlaşılabilmesine imkân sağlayacak şekilde yüzün açık olması ve baş örtüsünün çene altından bağlanması esasına tabi tutulmuştur. Kamuoyunda yapılan tartışmaların aksine, bu maddeye eklenen fıkra, çarşaf, sarık, cübbe ve benzerlerini kapsamamakta, aksine Anadolu insanının günlük hayatında kullandığı baş örtüsünü işaret etmektedir.

Değerli milletvekilleri, yukarıda sizlere izah etmeye çalıştığım üç madde halinde ve organik bir bütünlük içerisinde ikisi Anayasa maddesinde değişiklik, biri de YÖK Kanunu’nda değişiklik olmak üzere yüce Meclisin huzurunda bulunan bu teklif birlikte değerlendirildiğinde, toplumsal bir sorun haline dönüşen ve din ve vicdan hürriyetiyle laiklik ilkesinin kırk yıla yakın bir süredir çatışmasının ürünü olarak karşımıza çıkan toplumsal boyuttaki bu sorun çözülmüş olacaktır. Bu sorunu Türkiye’nin gündeminden çıkarmak için iyi niyetle başlatılan süreç, toplumun çeşitli kesimlerinde farklı tepkilere yol açmıştır. Toplumsal kangren hâline gelen ve hemen hemen her apartmanda birkaç mağdur yaratan sorunun çözümünde elbette herkes, her kesim düşüncesini açıkça söyleyecektir. Ancak, gerçekler saptırılmamalıdır, iyi niyetten uzaklaşılmamalıdır. Bu, herkes için asgari bir ahlaki yükümlülüktür. Başta siyaset kurumu olmak üzere toplumsal düşüncenin oluşmasında etkili olan her kesimin bunun bilincinde hareket etmesi gerekmektedir. “Kılık ve kıyafeti diğer ilköğretim ve liseler ile kamu hizmeti verenler, yani memurlar için serbest bırakmanın yolu açılmıştır.” iddiası bu çerçeve içerisinde doğru değildir. Yüce Meclis tarafından kabul edildiği takdirde, getirilen değişiklikler ile sadece yükseköğrenim kurumlarında ve sadece hizmet alanlara yapılan ayrımcılığın kaldırılmış olduğundan, diğer öğretim kurumları ve hizmet verenler açısından eğer bir değişiklik gerekecekse, bu ancak anayasa değişikliğiyle mümkün olabilecektir. Dolayısıyla, bu yöndeki endişeler ve kaygılar yerinde değildir.

Diğer taraftan, laiklik ilkesi ve cumhuriyetin niteliklerinin zayıflatıldığı iddiası doğru değildir. Çünkü Anayasa’nın 10’uncu maddesinin dördüncü fıkrasıyla hizmet alanlara uygulanması gereken eşitliğin güçlendirilmesi ve ayrımcılığın önlenmesi, temel bir hak ve hürriyet olan yükseköğrenim hakkının Anayasa’nın 14’üncü maddesinde belirtilen temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasıyla ilgili genel sınırlamaya tabi tutulacaktır. Anayasa’nın 14’üncü maddesinin birinci fıkrası, bu hakkın devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, laik cumhuriyeti ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmasını yasaklamıştır. Anayasa’nın 14’üncü maddesinin ikinci fıkrası, yine bu hakkın diğer kişilere Anayasa’yla tanınan temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmayı amaçlayan bir faaliyette bulunmasını da yasaklamaktadır. Teklif yasalaştığı takdirde, bu sınırların içerisinde kalarak hayatiyet kazanacaktır. Dolayısıyla, laiklik ilkesi ve cumhuriyetin temel nitelikleriyle ilgili endişeler ve kaygılara gerek yoktur.

Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla, bu teklif ile birinin başının örtülü olması nedeniyle yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamayacağına dair ilke kabul edilirken, bu hakkın başkalarının hak ve hürriyetlerini tehdit edecek ve tehlikeye düşürecek şekilde kullanılamayacağı da peşinen kabul edilmiştir. Keza Anayasa’nın 42’nci maddesine eklenen yedinci fıkra ile yükseköğrenim hizmeti alanlar bu hakkı aynı maddenin üçüncü fıkrasının gereği olarak Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, devletin gözetim ve denetimi altında kullanacaklar ve beşinci fıkra gereği de Anayasa’ya sadakat borcu altında bulunacaklardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; YÖK Kanunu’nun 17’nci maddesinin, yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak şartıyla üniversitelerde kıyafetin serbest olacağını düzenlediğini daha önce ifade etmiştim. Yani başta inkılap kanunları, Ceza Kanunu ve ceza hükmü taşıyan kanunlar ile diğer yasaların men ettiği kıyafetler bu maddeyle yasaklanmış durumdadır.

Diğer taraftan, ek 17’nci maddeye eklenecek olan fıkra ile başın örtülmesi, kişinin kim olduğunu belirlemeye elverişli şekilde yüzü açık ve Anadolu insanının günlük hayatında kullandığı tarz işaret edilerek “çene altından bağlanmak” şeklinde ifade edilmiştir. Bunun dışındaki kıyafetler kanun kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kamuoyunda tartışılan endişe ve kaygılar giderilmeye çalışılmıştır. Bütün bu gerekçeler karşısında, cumhuriyetin temel niteliklerinin ve laikliğin zayıflatıldığı ve peçe, çarşaf, sarık ve cübbenin de üniversiteye gireceğine dair iddialar gerçek dışıdır.

Değerli milletvekilleri, yüce Meclisin önünde bulunan Anayasa değişikliği teklifinin anayasa hukuku açısından değerlendirilmesinin özü bunlardan ibarettir.

Değerli milletvekilleri, yüce Meclisin önünde bulunan Anayasa değişikliği teklifinin bu şekilde değerlendirilmesi sırasında değişik kurum ve kuruluşlarca kamuoyunda tartışmalar da başlatılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi ülke sorunlarına millî irade ile çözüm arayan ve çözüm önerilerini ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, cumhuriyetin temel nitelikleri, laiklik ilkesi, parlamenter demokrasi ve kamu menfaati gibi vazgeçilmez ölçülerimize uygunluğunu kılı kırk yaran bir hassasiyetle inceledikten sonra kamuoyuyla paylaşmaktadır.

Hâl böyle iken kamuoyunda yer alan tartışmalar vesilesiyle bir kez daha tekrar etmekte yarar vardır ki: Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye Cumhuriyeti devletinin laik niteliğinin idraki içerisindedir. Milliyetçi Hareket Partisi cumhuriyetin temel ilkelerinin idraki içerisindedir. Milliyetçi Hareket Partisi, herkesten daha fazla, devletimizin Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verdiği muhteşem bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesi ile kurulduğunun idraki içerisindedir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletimizin seksen dört yıl boyunca varlığında ruh ve anlam bulduğu cumhuriyetimizin himayesi ve koruması altında yüceldiğinin de idraki içerisindedir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarının hizmetlerinden eşit olarak yararlanması gereken ve aralarında hiçbir ayrım yapılmaması gerektiği hâlde bir kısım vatandaşlarımızın vatandaşlık hakkından doğan temel yükseköğretim hakkının ihlal edildiğinin ve bu haktan yararlandırılmadığının da idraki içerisindedir.

Bu idrakten hareketle Milliyetçi Hareket Partisinin en önemli misyonu, milletimizin değerleri ile devletimizin yönetimi arasında yapay ve anlamsız gerilimi ortadan kaldırmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Milliyetçi Hareket Partisi, ilkeli, etkin, uzlaşmacı ve katılımcı muhalefet anlayışı ile millete hizmet görevini sürdürecektir, tahriklere kapılmayacaktır, başkalarının yazdığı senaryolarda rol almayacaktır, Türk milletinin çıkarı için ortak aklı bulmaya çalışacaktır, inatlaşmanın ve kutuplaşmanın tarafı olmayacaktır, doğrunun yanında, yanlışın karşısında olacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi, Ankara’da, başkentimizde iki tepe bulunmaktadır bilindiği gibi. Bunlardan biri devletimizi kuran ve milletimizin istiklalini kurtaran aziz Atatürk’ün naaşının bulunduğu Anıtkabir’i barındıran Anıttepe’dir, diğeri ise inanç hürriyetimizin ve manevi değerlerimizin sembolü olan bir mabedi barındıran Kocatepe’dir. Milliyetçi Hareket Partisi bu iki tepe arasında manevi bir bağı anlatan çelikten bir halat olacaktır ve Milliyetçi Hareket Partisi Anıttepe ile Kocatepe arasında bu bağı kopartmayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'nin millî birliğinin, toplumsal huzurunun ve dayanışmasının temel harcı ve sigortası olmaya devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi baş örtüsüyle ilgili bu ciddi sorunu çözmek, mağduriyetlere son vermek, erkek öğrencilerimizin ve başı açık kız öğrencilerimizin yanı sıra belirlenen sınırlar dâhilinde başı örtülü kız öğrencilerimizin de yükseköğrenim hakkından yararlandırılmasını temin etmek amacıyla, Adalet ve Kalkınma Partisiyle uzlaşarak Anayasa değişikliği teklifini yüce Meclisin huzuruna getirmiştir. Amacımız, her alanda olduğu gibi yükseköğrenim alanında da uzlaşma kültürünün katkısıyla kardeşlik hukukunu, huzuru ve sükûnu hâkim kılmaktır. Teklifimiz kanunlaştığı takdirde, yükseköğrenim alanında gerilim ortadan kalkacaktır, yükseköğrenim gençliğimizin birlikte öğrenime girmenin hazzını yaşayacağına birlikte şahit olacağız, üniversitelerimizin değerli yöneticilerinin öğrencilerine ayrımcılık yapmanın tedirginliğinden kurtulacağına birlikte şahit olacağız.

Tabiidir ki uygulama önemlidir. Bu Anayasa değişikliğinden ve diğer düzenlemelerden yararlanarak, yükseköğrenim hakkından mahrum olan başörtülü genç kızlarımızın, kaybetmekle değerini daha iyi anlamış oldukları bu haktan yasanın belirlediği sınırlar çerçevesinde yararlanırken bunu suistimal etmeyeceklerine, diğer öğrencilerin tedirgin olmalarına sebebiyet vermeyeceklerine inanıyoruz. Muarızı, muvafığıyla yükseköğrenim kuruluşlarımızda görev yapan yöneticilerimizin ve hocalarımızın da iyi niyet ve hoşgörü ortamında bir uygulama yapacaklarına inanıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu düşünce ve inançla Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşülmekte olan Anayasa değişikliği teklifine olumlu oy vereceğini yüce heyetin bilgisine saygıyla sunarım.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 6 Şubat 2008

89 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook