Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Haziran 2008 · 480 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Faruk Bal (MHP), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 223) VE 223' E 1 İNCİ EK); konuşma 480 kelime.
Faruk Bal (MHP, Konya). “Tapu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 223) ve 223' e 1 inci ek”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-bal-23-2008-06-12-tapu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-223-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
FARUK BAL (Konya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Biraz önceki önergemizin ne kadar makul ve masum bir dileği dile getirdiğini, yüce Meclisin takdirine sunduğunu hep birlikte izlemiştik, ben de gerekçesini anlatmıştım. Ancak anlaşılıyor ki “parmak demokrasisi” olarak nitelendirdiğimiz çoğunluğun üstünlüğü çoğunluğun her zaman haklı olduğunu göstermiyor.
Şimdi, bu önerge de yine biz doğru olanı ifade edeceğiz ve bu doğru olanın Anayasa Mahkemesinin almış olduğu karar ile nasıl arkadan dolanılarak daha farklı bir zemine çekilmek istendiğini hissettiğimiz için bu önergeyi vermiş bulunuyoruz. Yapılacak olan yanlışlığın tekrar Anayasa Mahkemesinden dönme ihtimali vardır. Dolayısıyla, orada bir düzeltmeye ihtiyaç hasıl olmadan burada düzeltme imkânı vardır. Eğer “parmak demokrasisi” olarak nitelenen çoğunluk hükümranlığını bir kenara bırakıp, milletin sesi olarak buraya gelen milletvekilleri kendi vicdanlarını dinleyebilecek durumda olursa böyle bir riski bertaraf edebiliriz.
Değerli arkadaşlarım, Anayasa Mahkemesi bu maddeyi bozarken “Anayasa’da yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi yasayla sınırlandırılmıştır. Tamamlayıcı bir yetkidir.” diyor ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin belirli bir sınır ihtiva etmemiş olması nedeniyle, toprak satışı gibi çok önemli bir konuda sınırsız bir yetkinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Şimdi, “Anayasa’ya uydurduk, Anayasa Mahkemesinin bozma kararının gerekçesine göre bu kanunu hazırladık.” denilerek yüce Meclise sunulan tasarıya baktığımızda, bu tasarı, ağırlıklı olarak imar planı ve mevzi imar planı çizilen yerlerde gayrimenkullerin yabancılara satışına ilişkin düzenlemesinde, Bakanlar Kurulunun da altında, yerel yönetimlere bu yetkiyi verdiğini anlamaktayız.
Değerli arkadaşlarım, yerel yönetimlerde özellikle mevzi imar planı çizilmesiyle ilgili ben bir araştırma yaptım. Burada o araştırmanın neticesini de değerli milletvekilleriyle paylaşmak istiyorum. Mevzi imar planı yaptırmak için belirli miktardaki bir tarlayı temin ettiğiniz ve o tarla da eğer imarlaşma şartlarına uygun ise yapacağınız tek iş vardır, parasını bastırıp bunun bir serbest mühendise imar planını çıkartmaktır. Bu imar planıyla belediye meclisine müracaat ediyorsunuz ve belediye meclisi de size imar yetkisini veriyor. Böyle bir prosedürden geçen, belediye meclisinin takdirine tabi olmuş mevzi imar planı ve imar planıyla ilgili alanlarda yabancılara verilecek olan, satılacak olan gayrimenkulleri yüzde 10 ile sınırlamak, sınırsız bir sınırlama yapmak anlamına gelmektedir. Şu açıdan: Özellikle göl ve akarsu havzalarında zaten imar planı belirli sınırlar dâhilinde verilmektedir. Örneğin yüzde 5’i geçmeyen bir imarlaşma verilmektedir veya yüzde 10’u geçmeyen. En basitinden, değerli milletvekilleri bilirler ki, Gölbaşı civarındaki arazilerin, arsaların üzerine ancak yüzde 10’luk bir inşaat yapabiliyorsunuz. Şimdi, yüzde 10’luk bir inşaat dediğimiz zaman 10 dönümlük bir arazinin üzerine 1.000 metrekarelik bir inşaatı, yani, bu kanunla getirilen sınırlamaya tabi olduğunu hesaplarsak, mevzi imar planı yapıldığı takdirde tamamını yabancılar edinebileceklerdir, gayrimenkul edinebileceklerdir bu şekilde. Bu, doğru olmayan, haklı olmayan ve Anayasa Mahkemesinin kararını da arkadan dolanan bir mantıktır. Yanlış bir mantıktır. Tekrar bunun Mahkemeden dönmemesi için, burada, değerli milletvekillerinin oylarıyla, düşünceleriyle düzeltilmesi ve yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde, güney belediyelerimizde gördüğümüz gibi, değerli arkadaşlarım, imar planı ve mevzi imar planlarının belirli havzalarda, yüzde 10’u geçmeyecek yerlerde tamamen yabancılardan müteşekkil kolonilerin tesis edileceği toprak parçaları oluşacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 12 Haziran 2008
