İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri hakkında

Faruk Çelik

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mayıs 2004 · 1.053 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Çelik (AK Parti), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ HAKKINDA); konuşma 1.053 kelime.

Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “Çalışma saatleri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-22-2004-05-12-calisma-saatleri-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA FARUK ÇELİK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, uzun bir zaman dilimi içerisinde, Yükseköğretim Kanunuyla ilgili huzurlarınıza getirdiğimiz mini paketin son oylamasına, son maddesine gelmiş bulunuyoruz. Doğrusu, birçok eleştiriler yapıldı, katkılar da sağlandı; ama, konuşmalar arasında çok acımasız eleştiriler, maalesef, bu kürsüden ifade edildi. Biz, bir gerilime sebebiyet vermemek açısından da, sabırla, bu saate kadar bekledik. Bir iki eleştiriyi bu anlamda cevaplandırmak istiyorum.

Özellikle, Cumhuriyet Halk Partisine mensup değerli milletvekili arkadaşlarımız buraya çıkınca, ısrarla "karşı devrim tasarısı" ifadesini burada terennüm ettiler, sık sık dile getirdiler. Şimdi "karşı devrim tasarısı" demek, ne demek? Az önce, Saygıdeğer Hocamız Oya Araslı da aynı konuya temas ettiler. Anayasa...

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sözlükte karşılığı var!

FARUK ÇELİK (Devamla)Sözlüğe bakarsınız; yani, şimdi, sabahın bu keyif saatinde... Sözlüğe bakarsınız; kütüphanenizde vardır herhalde.

K.KEMAL ANADOL (İzmir)Bilerek söyledik, bilerek "karşı devrim" dedik.

FARUK ÇELİK (Devamla)Tamam efendim; Sayın Grup Başkanvekili de söylediler.

Şimdi, yapılan düzenleme, aslında, 1999 öncesini karşılamamasına, 1999 öncesi uygulamalarını karşılamamasına rağmen... 1999'a kadar bir uygulama vardı. O zaman, 1999'a kadar olan, neyin karşı devrimiydi?! Nasıl cevaplandıracaksınız? (AK Parti sıralarından alkışlar)

Üstelik, siz, 1999'dan önce de İktidarda bulundunuz, iktidardaydınız; karşı devrim olan bir hadiseyi değiştirseydiniz. Neden hiç ağzınıza almadınız, neden gündeme getiremediniz?! (CHP sıralarından gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir)5 inci maddeyle geldi, 5 inci maddeyle, bugün...

FARUK ÇELİK (Devamla)Bugün... Bakınız, 5 inci maddeye geleceğiz.

ATİLA EMEK (Antalya)5 inci madde...

K.KEMAL ANADOL (İzmir)5 inci maddeyle geldi.

FARUK ÇELİK (Devamla)Zaten, konuştuğumuz 5 inci madde.

K.KEMAL ANADOL (İzmir)Tabiî... Tabiî...

FARUK ÇELİK (Devamla)Sayın Başkan, siz 5 inci madde üzerinde konuştunuz, ben de onu söylüyorum. Yani, 1999'a kadar, uygulamalarda 5 inci madde çok daha gelişmiş bir şekilde varken, karşı devrim o zaman neye karşıydı, şimdi ne demek istiyorsunuz?! Biz, o süreçleri de biliyoruz. Bakın, o süreçlerde siyasî liderler bu kürsülere çıktılar, dediler ki "siyasî hayatımıza da mal olsa, biz bu düzenlemeyi yapacağız."

FATİH ARIKAN (Kahramanmaraş)Kendi siyasî hayatlarına da mal oldu.

FARUK ÇELİK (Devamla)İşte, millet, neticesinde, o dayatmalar karşısında siyasîleri nasıl mahkûm etti, hep beraber gördük; sizler, bizler, onların neticesinde bu Parlamentoya geldik.

Şimdi, söylerseniz ki, en doğrusunu yapalım, en güzelini yapalım, hepimiz buna saygı duyarız, hepimizin bu çaba içerisinde olması gerekiyor; fakat, süreçleri incelerken dikkat edelim. Kaldı ki, bahse konu 5 inci maddeyle ilgili düzenleme, 1999'a kadar bir şekilde geldi; maddenin içeriğine bakın... Siz, bugün, getirdiniz, başta Sayın Genel Başkanınız olmak üzere, imam-hatip meselesine oturttunuz bu meseleyi; imam-hatip, imam hatip...

Şimdi, biraz daha geri giderseniz, imam-hatip kurslarını ilk açan genel başkanınız, rahmetli İsmet İnönü'dür; 1949...

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Doğru... Doğru... İhtiyaç vardı.

FARUK ÇELİK (Devamla)Doğru... Darülfünun bünyesinde açılması istenen ilahiyat fakültesini de 1949'da açan, yine, rahmetli Genel Başkanınız İsmet İnönü.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Doğru... Doğru...

FARUK ÇELİK (Devamla)Efendim, doğru...

ATİLA EMEK (Antalya) -Ama, istismar edilmedi.

FARUK ÇELİK (Devamla)İstismar falan değil efendim, bırakınız...

ATİLA EMEK (Antalya)Arkabahçe olmak üzere açılmadı. (AK Parti sıralarından gürültüler)

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)İşte, dinleyin, adam yetiştirmek için...

ATİLA EMEK (Antalya)Eğitim kurumu olarak açıldı, arkabahçe siz yaptınız.

FARUK ÇELİK (Devamla)Yani, ben, şunu demek istiyorum: Cumhuriyetin kurmuş olduğu yapı, sistem, düzen, sanki, bugün değişiyormuş, bir farklı boyuta taşınmak isteniyormuş gibi bir yaklaşım... Oysa, cumhuriyeti kuranlar, rahmetli Atatürk, İnönü ve devamında, Türk toplumunu çok sağlıklı bir tahlilden geçirdiklerini bize gösteriyor; gecikmeli de olsa... Yani, 1949'da, bu okulların, bu kursların temellerinin atılması ve açılması çok anlamlıdır; sosyolojik olarak hepimizin de bunu değerlendirmesi gerekiyor.

Şimdi, efendim, şunu kabul edelim: Yasaklarla inançları tanzim etmek mümkün değil.

OYA ARASLI (Ankara)Her şeyi yanlış anlıyorsunuz.

FARUK ÇELİK (Devamla)Çok rahat konuşalım. Efendim, kafamızın arkasında ne var, kafamızın önünde ne var; böyle bir ikilem içerisinde olmaya gerek yok.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)Takıyye var...

FARUK ÇELİK (Devamla)Yasaklarla inançlar tanzim edilmez. Siz, yasak koyarsınız; fakat, bu inanç dediğiniz olay insanların gönüllerinde. O halde, sistem öyle tanzim edilmeli ki, vatandaşın bu konudaki taleplerine cevap vermeli, vatandaş bu konudaki taleplere ulaşmalı ve sistem de, çok daha sağlıklı bir ortamda hayatiyetini sürdürmeli güçlü bir şekilde. Biz, bakınız...

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Suriye'ye, Irak'a, Afganistan'a gidenler de var. Yapmayın bunu ya!..

FARUK ÇELİK (Devamla)Müsaade edin... Müsaade edin...

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Yapmayın bunu ya!..

FARUK ÇELİK (Devamla)Bakınız, bütün samimiyetimle söylüyorum. Hepimiz, elbirliğiyle... Bu ülkede dinî hayat, dinî eğitim, dinî öğretim bir ihtiyaç ise, bunların çatı aralarında, bunların bodrum katlarda, bunların olumsuz şartlarda, bunların denetimden uzak yerlerde, sağlıksız ellerde verilmesine çok şiddetli karşı olmak yetmiyor; bununla ilgili çok ciddî tedbirler almak gerekiyor. Tedbiri nasıl alırsınız; işte, az önce söylediğim gibi, yasakları koyarak değil... Önce, talebe meşru sistem içerisinde cevap vereceksiniz; sonra, yasaklar, gayrimeşru bu eğitimi vermek isteyen insanların üzerine Demokles'in kılıcı gibi konacak... Başka türlü nasıl sistemi sağlıklı hale getireceksiniz; bünyeyi nasıl sağlıklı hale getireceksiniz?!

Şunu açıkça söylemek istiyorum: Çok farklı düşündüğümüz kanaatinde değilim; ama, diyalogsuzlukta ısrar edilirse, çözüme değil çözümsüzlüğe doğru gideriz. Bakın, bir örnek vermek istiyorum: Yıllar önce -çocukluğumuzdan hatırlıyoruz- yurt dışına, Avrupa'ya, Almanya'ya vatandaşlarımızı gönderdik, gittiler. Vatandaşlarımızı göndermedik, âdeta, terk ettik ve vatandaşlarımız -bakınız, inançlar, yasaklarla örtülemez derken onu kastediyorum- gittiler, bulundukları yerlerde kendilerine göre inançlarını yaşamak veya inançlarıyla ilgili bilgileri almak için belki de çok sağlıksız ortamlarla karşı karşıya kaldılar. Sonunda, taa onbeş yirmi yıl sonra "biz yanlış yapmışız, gidelim bu insanlarımıza sahip çıkalım, oradaki faaliyetlere biz de katkıda bulunalım ve vatandaşlarımızın yanlış yollara sapmaması konusunda devlet, elinden gelen gayreti göstersin" diye, yıllar sonra, yirmi yıl sonra belki de, devlet ancak bu yola girebildi.

Bakın, bugün aynı noktadayız. Keşke, gönül arzu ederdi ki, yıllar sonra değil, yıllar önce bu tedbirler alınsaydı, belki de bazı olumsuzluklarla, bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalmayabilirdik veya vatandaşlarımız kendi iç dünyalarında bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalmayabilirlerdi. Sağlıklı kaynaktan bilgi alarak devletin denetim ve gözetiminde dinî bilgilerini alarak, sağlıksız bir gelişime fırsat verilmemiş olur idi.

Arkadaşlar, bakınız, ibretle, hepimiz, Ortadoğu'da cereyan eden hadiseleri izliyoruz. Bu vahşet olaylarını, bu vahşi olayları kimin işlediği çok önemli değil; hangisi olursa olsun, çok önemli değil.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Az daha biz de orada olacaktık, direkten döndük.

FARUK ÇELİK (Devamla)Efendim, o siyasî boyutu...

ATİLA EMEK (Antalya)Ret vermeseydik, biz de oradaydık şimdi.

FARUK ÇELİK (Devamla)Tabiî, efendim, sizin de çok büyük katkınız var; teşekkür ediyorum.

Yani, bu, ayrı bir şey

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

158 konuşma daha · 12 Mayıs 2004

158 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook