İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 121. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

4.5.2005 tarihli ve 5344 sayılı türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kan.değ.yap.dair kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss.918 )

Faruk Çelik

Bursa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 121. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Haziran 2005 · 419 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Faruk Çelik (AK Parti), 29 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4.5.2005 TARİHLİ VE 5344 SAYILI TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KAN.DEĞ.YAP.DAİR KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ (SS.918 )); konuşma 419 kelime.

Faruk Çelik (AK Parti, Bursa). “4.5.2005 tarihli ve 5344 sayılı türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kan.değ.yap.dair kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi (ss.918 )”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/faruk-celik-22-2005-06-29-4-5-2005-tarihli-ve-5344-sayili-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FARUK ÇELİK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. TÜBİTAK Yasasını görüşürken, arzulamadığımız sahneleri birlikte yaşadık ve bundan duyduğumuz üzüntüyü belirterek sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, insanlık tarihinde birçok olumsuz olaylar ve yaşanmış olumsuz sahneler vardır. Aynı şekilde devletlerin de geçmişlerinde, çeşitli, arzulanmayan olaylar ve sahneler yaşanmış ve gerçekleşmiştir. Aslolan, sorumluluğu üstlenmiş olan insanların, yönetimlerin veya aklıselimin görevi, bu olumsuzlukları, güne, bugüne, yarına taşımak değil, bunları nasıl tamir ederim diye, nasıl bunları örtbas ederim, nasıl hafızalardan çıkarırım ve yeni nesillere bu olumsuzlukları nasıl taşımayız diye bir çaba içerisinde olması önem arz etmektedir, toplumsal barışa ve huzura nasıl katkı sağlarız diye düşünmesi ve buna göre davranması önem arz etmektedir. Hele hele, konu, din gibi hassas bir konu olunca, mezhep gibi hassas bir konu olunca, bu konularda, herkesin değil, belki de kendisini bu konuda çok yetkili gören, bu konuda birikimi olan insanların çıkıp bu konuda söz söylemeleri en doğru olanıdır. Bu konuda rasgele yapılacak, kullanılacak ifadeler, yalnız bir iki kişi değil, şahısları değil, toplumsal olaylara gebe olduğunu, acı bir şekilde, yine, tarihimizde görme imkânımız vardır. Dolayısıyla, iki gündür, üç gündür, hatta bu hafta boyunca, maalesef, burada, bu gerginliklerin belki de temelini oluşturan bazı ifadeler, hiç de o konularla ilgili ehliyetli olmayan insanlar tarafından kullanıldı ve gerçekten, bazı anlarda gerilimlere doğru grupların gittiğini, bu üç dört gün içerisinde yaşadık, gördük.

Şimdi, bir kere, milletimiz bizleri seçmiş, 550 milletvekilini bu yüce çatının altına göndermiş. Şunda hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, Türkiye, Türk insanı, ne dininden vazgeçecek ne laikliğinden ne demokrasisinden; vazgeçmeyecektir. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bu, bizim, ana ilkelerimiz, ana düsturlarımızdır. Bu konularda, sanki ufacık bir şüphe varmış gibi -ister din açısından ister laiklik açısından ister demokrasi açısından bakalım- sanki az da olsa bir şüphe varmış gibi bir düşünceye kapılmayı, ben, çok anlamsız ve yersiz buluyorum. Böyle bir anlayış, bu çatı altında, hiçbir arkadaşımızda mevcut değil. Bunu, bütün samimiyetimle ifade ediyorum; çünkü, bahsettiğimiz bu önemli ve hassas kavramları kaybettiğiniz zaman bulacağınız bir şey yok; bunları yitirdiğiniz zaman, bunlar zedelendiği zaman, bunlar örselendiği zaman, elde edeceğiniz veya tamir edeceğiniz başka bir unsuru onun yerine ikame etme şansına sahip değilsiniz. Onun için, hassas konulardır ve o hassasiyet içerisinde ele alınması, değerlendirilmesi gereken konulardır diye ifade ediyorum.

Şu konuyu da üzerine basa basa söylemek istiyorum: İslam ve İslam Dini, az önce Ali Beyin de ifade ettiği gibi, yüzde 99'u veya yüzde 99'undan fazlası Müslüman olan bir ülkenin milletvekilleri olarak, İslam kimsenin inhisarında değildir, kimsenin inhisarında olamaz. Böyle bir şey, böyle bir yakıştırma, bence, İslama yapılabilecek en büyük bühtandır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 29 Haziran 2005

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook