Gazzedeki olaylar ve barışın teminine yönelik çabalar hakkında
Van Milletvekili ·
Genel Kurul, 40. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Ocak 2009 · 900 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fatma Kurtulan, 6 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GAZZEDEKİ OLAYLAR VE BARIŞIN TEMİNİNE YÖNELİK ÇABALAR HAKKINDA); konuşma 900 kelime.
Fatma Kurtulan (Van). “Gazzedeki olaylar ve barışın teminine yönelik çabalar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 6 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-kurtulan-23-2009-01-06-gazzedeki-olaylar-ve-barisin-teminine-yonelik-cabalar-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA FATMA KURTULAN (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İsrail’in Filistin halkına düzenlediği saldırı sonucu yüzlerce kişinin hayatını yitirmesiyle yeniden tırmanan savaş ve Filistin’de yaşanan insanlık dramı üzerine DTP Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2009 yılına ne yazık ki barış umutlarımızı kıran, yıllardır devam eden ve Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren savaşla giriyoruz. İsrail’in uluslararası sözleşmeleri ve hukuku hiçe sayarak Filistin’e düzenlediği acımasız saldırıyı kınıyor, saldırıda hayatını kaybeden Filistinlilere ve savaşta doğup savaşta ölen Filistinli çocuklara Allah’tan rahmet diliyorum.
Aynı kaderi paylaşan ve benzer bir ortamın hâkim olduğu bir ülkenin insanları olarak, Filistinli çocukların çığlıklarına, İsrail panzerleri altında ezilmelerine, çaresizce taş atarak kendilerini savunmalarına hiç yabancı değiliz. Aynı zamanda İsrailli yetkililerin savaşın kararlılıkla sürdürüleceği açıklamalarına da çok aşinayız.
Gazze “dökme kurşun” denilen harekâtla neredeyse yerle bir ediliyor. Çocuğu, kadını, yaşlısı, genci dâhil yüzlerce sivil acımasız saldırılar sonucu hayatını kaybediyor. Savaştan kareler bunlar ve bütün savaşlar aynı acılarla yaşanırken “utanın, utanın” diye haykıran çocuk seslerine kulaklarını tıkayan büyükler de hep aynı tarafta yer alıyorlar.
Değerli milletvekilleri, savaş ne yazık ki Orta Doğu’da insanların hayatında bir olgu hâline gelmiş durumdadır. Müslüman ülkelere semitizm hayranlığı yapılarak zulmedilirken, ülkemizde ise İsrail’le ilişkilerin, söylemde İsrail düşmanlığı yapan, aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın da hocası olan Sayın Erbakan zamanında da resmiyet kazanması hayret vericidir. “Bizim Orta Doğu’yla geçmişten gelen bir misyonumuz var.” diyen Sayın Başbakana İsrail’le olan ilişkilerin neden “İslam kardeşliği” naraları atan hükûmetler zamanında derinleştiğini sormadan geçemeyeceğiz.
Filistin’in yanında olduğunu söyleyen ülkeler dışişleri bakanları, Olmert’i, -Filistinli çocukların kafasını ezen- ayaklarının altına kırmızı halılar sererek karşılamakta, Filistinlilerin kanına bulaşmış elini sıkmakta imtina etmemektedirler, tıpkı hamasi nutuklarla saldırıyı kınarken İsrail’le stratejik ortaklıklar geliştiren AKP gibi. İsrail’den aldığı destekle İsrail’in Filistin saldırısına paralel bir saldırıyı kendi iç savaşında düzenleyen AKP Hükûmeti, sınır ötesi operasyon kapsamında 37 yerleşim alanına bombalar yağdırmış, savaş helikopterleriyle köyleri yaylım ateşine tutmuştur. İsrail’e sert uyarılarda bulunan AKP, Birleşmiş Milletler eliyle kurulan İsrail’i ilk tanıyan ülkeler arasına giren Türkiye'nin yarım asrı aşan ilişkisine uygun davranmıştır. Bu ilişkiler çerçevesinde bir süre önce İsrail’den yaklaşık 183 milyon dolara on insansız casus uçağı almış, TSK’nın hava ve uzay görüntülü istihbarat sistemini sağlayacak 141 milyon dolarlık ihaleyi de İsrail şirketlerine vermiştir.
“Müslüman kardeşliği” edebiyatı yapan AKP Hükûmetinin, saldırıdan haberdar olduğu yönünde iddialar bulunmaktadır. Bu görüşlerin haklılığını ispatlar nitelikte olan Ankara-İsrail ittifakının son aylardaki seyrini biraz açmak istiyorum: 25 Haziranda İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Eli Marum, Ankara’da Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç tarafından konuk edildi. 26 Ağustosta İsrail, Türkiye ve ABD’nin deniz ve hava kuvvetlerince Akdeniz’de “Güvenilir Denizkızı Tatbikatı” yapıldı. 22 Aralıkta İsrail Başbakanı Olmert Ankara’yı ziyaret ederek Sayın Gül ve Sayın Başbakan tarafından kabul edildi. Görüşmede stratejik anlaşmanın içeriği genişletilip operasyonlarda kullanılacak silah anlaşmalarına yenileri eklenmişse de konuların ayrıntıları hakkında kamuoyu bilgilendirilmemiş ve görüşme gizli tutulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ABD ve İsrail’den aldığı yüksek askerî teknikleri kullanarak kendi içindeki Kürt sorununu askerî yöntemlerle çözme çabaları büyük acılarla sürmektedir. Orta Doğu’da İsrail ve ABD saldırılarına ortak olduğu iddia edilen AKP, Kürt sorunu üzerine kurmuş olduğu iş birliğinden vazgeçemeyeceğini açıkça itiraf etmiştir. İsrail Başbakanının saldırıdan önce Türkiye’ye gelmesi, Filistin’e karşı düzenlenen saldırıda AKP Hükûmetiyle ortaklaştığına dair haklı kuşkular uyandırırken, Sayın Erdoğan’ın, “Bundan sonraki adımlarınız ne olacak?” sorusunu “İnsani yardım.” olarak cevaplamasını durumu kurtarmaya yönelik bir tutum olarak yorumlamak haksızlık olmayacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orta Doğu’da yaşanan iki temel sorundan biri Kürt sorunudur. Sayın Başbakan bir zamanlar bunu kendi sorunu olarak kabul etmişse de hiçbir demokratik ve akılcı çözüm sunmamıştır. Savaşı kararlılıkla sürdüreceğini söyleyen Barak, “Amacımız İsrail vatandaşlarına huzur ve barışı sağlamaktır.” diyor.
Ülkemizde yakılan ve boşaltılan köyler, yakılan ormanlar, göç ettirilen Kürtler, sürdürülen savaş, hayatını kaybeden gençler hep aynı gerekçeye dayandırılmıyor mu? “Savaşa kararlılıkla devam edilecek.” açıklamaları yapılmıyor mu? Bizim ülkemizde çocuklar panzerlerin altında ezilmiyor mu? Bizim ülkemizde de bir baba, oğlu ile birlikte kurşuna dizilmiyor mu? Bizim ülkemizde de Sayın Başbakan Kürt sorununu bir güvenlik sorunu olarak ele alıp “Kadın da olsa çocuk da olsa sert müdahale edilecektir.” diyerek gereğini yaptırmıyor mu?
Değerli milletvekilleri, AKP iktidara gelmeden önce İsrail’in Filistin’e yaşattığı insanlık dramına karşılık olarak askerî anlaşmaların iptal edilmesini savunurken şimdi Kürt sorununu bastırmak için İsrail’den yardım istemektedir. İçinde bulunduğu sorunu çözmeyip ABD ve İsrail’den savaş politikalarını destekleyen kültürel, sosyal, psikolojik ve doğrudan savaş teknikleri ithal ederken kalkıp İsrail’e “Sen ne yapıyorsun?” diyebilir mi?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir süredir Pakistan’dan Suriye’ye, Afganistan’dan İsrail’e, Hindistan’dan Filistin’e kendisini arabulucu olarak gösteren Sayın Başbakan, bölgesel barışın ancak iç barışın tesisiyle mümkün olabileceği şartını görmezden gelmektedir. Kendi iç barışını tesis edemeyen Sayın Başbakanın, Orta Doğu’da barış elçisi kesilmesini hangi temellere dayandırdığı, hangi barış deneyimini örnek gösterdiği, savaşan tarafların Sayın Başbakanın barış için gösterdiği hangi fedakârlıklardan yararlanacağı merak konusudur.
Filistin’de yaşanan acımasız katliamlardan İsrail kadar bu saldırıdan haberdar olan ülkelerin de tarih önünde sorumluluğu vardır.
Şimdi sormak istiyoruz: Yıllardır süren savaşta görev alan İsrail pilotlarının Türkiye’de eğitildiği iddiaları doğru mudur? Bu iddiaları kulak ardı edemezsiniz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İsrail-Filistin sorununun İsrail’in savaş politikalarıyla çözülmediği görülmektedir. Türkiye kendi vatandaşı Kürtlerle barış içinde değilken siyonistlerden Filistin halkıyla barış içinde yaşamalarını nasıl isteyebilir? İsrail tarafından nasıl dikkate alınabilinir? Savaş teknikleri ve araçlarını ithal edeceksin, ülkende toplu mezarlar olacak, 500 Ezidi Kürt’ün katledildiği Şengal katliamına karşı sessiz kalacaksın ve hatta katliama ortak olduğun iddia edilecek, sen barış nutukları atacaksın! Buna kendinizin de inanmadığını biliyoruz. Bu gerçekleri görerek, Filistin’e yapılan saldırıyı bir kez daha kınıyor, Filistin’e benzeme kaygısını yaşadığımız ülkemizde barışı tesis etmek için birlikte çözüm arama çağrılarımıza kulak vermeniz gerektiğini bir kez daha vurguluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 6 Ocak 2009