İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)

Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Şubat 2010 · 524 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Fatma Kurtulan (Barış ve Demokrasi Partisi), 10 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 524 kelime.

Fatma Kurtulan (Barış ve Demokrasi Partisi, Van). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-kurtulan-23-2010-02-10-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

FATMA KURTULAN (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 8’inci maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin Kürt sorununun çözümü yönünde olumlu adımlar atması beklenirken Kürt sorununun güvenlik kaygısı algısı çerçevesinde ele alınması zihniyetinin daha da kemikleşmiş olduğunu görmek bizleri derinden kaygılandırmaktadır. Öyle görülüyor ki Hükûmet bize kaybettiren savaşın devamı anlamına gelen düzenlemeleri hayata geçirmekte kararlı.

Kürt açılımı olarak başlayan süreç sonuç itibarıyla Millî Birlik Projesi’ne dönüşmüş ve soruna yönelik Millî Güvenlik Kurulundan habersiz tek adım atılamaz duruma gelinmiştir.

Türkiye’de görev başına gelen hükûmetlerin ilk iş olarak MGK’yı toplaması, Kürtlerin taleplerine karşı askerin belirlediği ortak tutumun karara bağlanması dışında yorumlanamaz.

AKP döneminde partilerin izleyeceği siyasete yön verildiği Millî Güvenlik Kurulu ve askerî bürokrasi kararlarda etkin konuma getirilmiştir. İktidar Partisinin siyaseti hizaya sokma mercisi olarak gördükleri Genelkurmay Başkanlığı, siyasi konular hakkında brifingler verecek kadar siyasallaşmış, ellerini masaya vurarak “Sabrımızı taşırmayın.” diyecek kadar da açıktan darbe tehditleri yapabilecek bir konuma gelmiştir. Askerî bürokrasinin açık şekilde söz sahibi olduğu siyaset üzerindeki askerî vesayeti kaldıracak radikal bir değişikliğe gidememiş, Hükûmet, yedi yıl boyunca Kürt sorunuyla ilgili tek bir adım bile atmamıştır. Devlet kurumlarının şeffaflaşmasını sağlayacak etkin düzenlemeler yapmak yerine, kendi demokrasi anlayışını dikte etmeye çalışmış, antidemokratik kurumlara ve yasalara dokunmadan kenarından köşesinden birkaç değişiklikle demokratik çevreleri, etnik unsurları, aydınları ve Kürtleri demokratik olduklarına inandırmaya çalışmış, buradan rant sağlamaya çalışmıştır.

29 Mart yerel seçimlerinde Kürtlerden umduğunu bulamayınca “Açılım” adı altında âdeta bir hesap sorma projesi başlatmış ve Millî Güvenlik Kurulunda vardıkları ortak karar gereği Kürtlere savaş açılmıştır.

Kürtlere karşı savaş senaryoları hazırlayan Hükûmet, bölgede âdeta bir sıkıyönetim ve zulüm rejimini hayata geçirmiştir. Kürtler topluca linç edilmiş, evlerine girilmiş, yerlerde sürüklenmiş, işkencelerden geçirilmiş, hakarete uğramış, çocukları slogan attığı için yaşlarınca ceza verilmiş, belediye başkanları tutuklanmıştır. Buna tepki gösterenlere karşı ise Sayın Mehdi Eker, Kürtlere, asit kuyularını, faili meçhulleri hatırlatarak “Kelepçeye razı olun.” demiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokratik olmayan Hükûmetin kendini “demokratik” olarak gösterme çabası her seferinde imza attığı antidemokratik uygulamalarla teşhir olmuş, Kürt sorununa kesin çözüm bulma iddiasıyla başlayan açılım, neticede Kürt siyasetinin tasfiye edileceği bir projeye dönüşmüştür.

Hükûmetüstü ve partilerüstü bir kurum olan MGK’nın kimi üyeleri silahlı terör örgütü mensubu olmak suçundan yargılandığı hâlde bu kurum hâlâ ülkemizde son sözü söyleme yetkisine sahip. Bugüne kadar hiçbir hükûmet ona danışmadan adım atmazken bu kuruma güvenilerek çeteler kurulmuş, her silahlı birim kendine bağlı bir Kürtlerle mücadele birimi oluşturmuştur.

Millî Güvenlik Kurulunun sivilleştiği iddia edilen Anayasa’nın 118’inci maddesinde yapılan değişiklik, askerlerin geniş kapsamlı millî güvenlik siyasetinin belirlenmesindeki ağırlığını ortadan kaldıracak bir nitelik taşımıyor. Söz konusu değişiklikle başbakan yardımcıları ve Adalet Bakanı da İçişleri, Millî Savunma ve Dışişleri Bakanı gibi Millî Güvenlik Kurulunun tabii üyeleri yapılmış, “MGK kararları Bakanlar Kurulunda öncelikle dikkate alınır.” ibaresi “…değerlendirilir.” ibaresiyle değiştirilmiştir.

Askerin, Meclis kapısından önce partilerin zihniyetinden ve siyasetinden uzaklaşması gerekmektedir. MGK tasfiye edilmeli, siyaset askerî vesayet altından çıkarılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu gerçeği herkesin iyi kavraması gerekiyor. Kürt sorunu, geldiğimiz noktada Kürtlerin hak ve taleplerinin karşılık bulduğu yasal bir zeminde çözüme bağlanmazsa mevcut yöntemler bugün nasıl geçerliliğini yitirmişse “tek millet ve tek dil” ile özetlenebilecek devletin resmî ideolojisi ve bu zihniyetin tutkulu sahipleri yakında köhnemiş ideolojileri ile yok olmaktan kurtulamayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

39 konuşma daha · 10 Şubat 2010

39 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook