Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı
Gaziantep Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2003 · 893 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fatma Şahin (AK Parti), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: III.TUR. (HAZİNE MÜST.GÜMRÜK MÜST.DIŞTİC.MÜST.DPT MÜST.DİE BŞK.LIĞI); konuşma 893 kelime.
Fatma Şahin (AK Parti, Gaziantep). “Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fatma-sahin-22-2003-12-19-iii-tur-hazine-must-gumruk-must-distic-must-dpt-must-die-bsk-ligi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2004 malî yılı bütçe görüşmelerinin 3 üncü turunda geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinize saygılarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, 3 Kasım seçimlerinden sonra kurulan AK Parti hükümetiyle, kayıp yıllar serisine son vermiştir. 2003 yılı bizim açımızdan son derece başarılı geçmiştir. Türkiye uçağının burnu havalanmış, gemi, Başbakanımızın nezaretinde karaya oturmuşluktan kurtarılmıştır. Hüzün ve kayıp yılları geride kalmıştır. Umut ve başarı yılları bizleri beklemektedir. Türkiye'nin geleceği, AK Partiyle apaydınlıktır.
Hükümetimizin 2003 yılı başarısında Hazine politikalarının isabetli ve başarılı uygulamalarının payı büyük olmuştur. 2001 yılı ortalama bileşik faiz oranlarına bakacak olursak, yüzde 99,7'den -yaklaşık yüzde 100- 2002 yılı sonu itibariyle itibariyle yüzde 49,95'e, yaklaşık yüzde 50'ye düşmüştür. 2003 yılı Eylül ayı itibariyle bu değer yüzde 32'ye gerilemiş, şu anda da yüzde 25'ler civarında seyretmektedir. Nitekim, 2003 Eylül ayı itibariyle toplam içborç faiz ödemeleri yüzde 10,9 azalmış, bir önceki yıla göre içborç servisi yüzde 14,2 gerilemiş ve 141,1 katrilyon lira olmuştur. Türkiye'nin kısırdöngüyü kırması, darboğazdan çıkması, borçlanma gereğinin düşürülmesiyle mümkün olabilecektir.
Birleşik faiz oranlarının düşmesiyle birlikte Türkiye'nin borçlanma gereği de hızla düşmektedir. Borç-faiz ödemelerinin gayri safî millî hâsılaya oranı, 2002 yılında yüzde 19 iken, 2003 yılında yüzde 16,6'ya gerilemiştir; 2004'te ise yüzde 15,8'e inmesi öngörülmüştür.
2003 yılı, dışticaret açısından bir hamle yılı olmuştur. Türkiye, durgunluktan atılıma ve büyümeye, içe kapanıklıktan dışa açılıma, dünya ile rekabete geçmiştir.
2003 yılının ilk çeyreğinin tamamen savaş psikolojisi ve ortamında geçirilmesine ve bu savaş şartlarının 2003'ün ilk yarısını etkilemiş olasına rağmen, Türkiye bu dönemi, dirayetli politikalarıyla kazasız belasız atlatmayı başarmıştır. Ne savaş ortamı ne de buna bağlı olarak Türk Lirasının değerlenmesi, Türk ihracatının hızını kesmeye yetmemiştir. Nitekim, 2002'de 36 milyar olan ihracat rakamları, âdeta şaha kalkarak, Türkiye Cumhuriyetinin bütün rekorlarını kırmak suretiyle 46 milyar dolara ulaşmıştır. Bu hayal bile edilemeyecek rakamlar, AK Parti İktidarıyla gerçek olmuştur.
Denebilir ki:İhracat artışlarına paralel olarak ithalat da artmaktadır ve dışticaret açığı aynen devam etmektedir. Zaten bu konuda konuşan CHP'li arkadaşımızın da belirtmiş olduğu nokta buydu. Dövizdeki değer kaybı, ihracatı zorlaştırırken ithalatı artırmıştır; ancak ne var ki, ithalat artışının büyük bir bölümünün aramallar ithalatı olduğu gözden ırak tutulmamalıdır. Tüketim malları ithalatındaki artış sadece 1,5 milyar dolardır. Her ne kadar ithalattaki artış dışticaret açığını büyütmüşse de asıl aramallar ithalatında patlama yaşanması, 2004'ü, üretim ve ihracat için umut yılı haline getirmektedir. O bakımdan, 51,5 milyar dolar olarak öngörülen 2004 ihracat hedefinin çok rahatlıkla aşılacağını söylemek mümkündür.
Değerli arkadaşlarım, böyle bir hedefe ulaşmada, bu konuda yıllarca aynı kurumda çalışmış, ekibiyle beraber büyük hizmet vermiş Sayın Bakanımızın emeği için kendisine şükranlarımızı sunuyoruz ve bütün ekonomi kurmaylarına, bize bugünleri gösterdiği için milletimiz adına şükranlarımızı sunmayı bir borç biliyoruz.
Türkiye ihracatının büyük bir atılım içerisinde olduğu; ancak, daha iyi yerlere gelmesinin de hayal olmadığı bir gerçektir.
Komşularla ticareti artırmak için sınır ticaretine ağırlık verilmesi gerekmektedir. Komşularla ticarete baktığımız zaman, şunu unutmamamız gerekir ki, ticaret yaptığınız ülkeyle iyi ilişkiler içerisine girerseniz savaş da yapmazsınız. Ülkemizin bulunduğu jeopolitik ve jeostratejik durumunu gözönünde tutacak olursak, ticaretimizi artırmamızın kendi ülke güvenliğimiz açısından da ne kadar önemli olduğunu sizin takdirlerinize sunuyorum.
Sınır ticareti merkezlerinin, düşük maliyetli, modüler, hızlı bir şekilde inşası için projeler hazırlanmıştır.
Dünyaya açılan ve dış ticaret hamlesi başlatan Türkiye'nin modern gümrük kapılarına ihtiyacı büyüktür.
Türkiye, ihracat hamleleriyle birlikte eşzamanlı olarak gümrük reformunu gerçekleştirmek durumundadır. Nitekim, AK Parti Hükümetiyle gümrüklerin de yüzü değişmeye başlamıştır. Gümrük Müsteşarlığında birbiri ardına uygulamaya konulan projeler, yap-işlet-devret modeliyle devletin kasasından tek kuruş harcanmadan yapılarak hizmete sokulan modern kapılar, tam otomasyonla hizmete giren gümrük binaları, azalan bürokrasi, artan verimlilik, ticaretin önündeki engelleri kaldıran yeni bir anlayış hâkim kılınmıştır. Gümrük kapıları, bürokrasiden arındırılırken yolgeçen hanı olmaktan da çıkarılmaktadır.
2002 yılında toplam 146,7 trilyonluk kaçak yakalanırken, 2003 Ocak-Temmuz itibariyle 211,2 trilyonluk kaçak elde edilmiştir. Altı aylık veriler ile bir yıllık verileri kıyasladığımız zaman, aradaki fark ne kadar titizlikle çalışıldığının çok büyük göstergesidir diye düşünüyorum.
Kapıların daha güvenli hale getirilmesi için, Avrupa Birliği teknik yardımıyla, GÜMSİS Projesi kapsamında, Ankara, Kapıkule, Gürbulak, Habur, Sarp, İpsala kapılarında güvenlik sistemleri kurulmaya devam edilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye, AK Parti Hükümetiyle karamsar havayı yıkmıştır; ancak, iktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla karamsarlığı üzerinden bir an önce atmalıdır. Kötümserliğin bizi götüreceği hiçbir hedef, hiçbir ufuk yoktur; esasen, bize hiçbir faydası da yoktur. Bu bakış ve bu tahlillerin doğru olmadığı da görülmüştür. Nitekim, 2003 yılına ilişkin olarak, birtakım karamsar muhalefet ve karamsar medyanın hiçbir kehaneti tutmuş değildir.
CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın 2003 bütçesi üzerinde yaptığı konuşmayı, size, aynen naklediyorum:"...faiz ödeneğinin mevcut faizlere kıyasla düşük tutulması yanlıştır. Yüzde 47'lik bir nominal faiz öngörülmüştür 2003 yılı için; oysa, şimdiden gerçekleşen ortalama yüzde 58'dir. Dolayısıyla, bu bütçe, daha sunulurken, bir ekbütçe geleceğini bas bas bağıran bir bütçedir. Böyle bir anlayışla bütçe olmaz, böyle bütçe yapılamaz." Oysa, bırakın yüzde 47'leri, faiz oranları yüzde 30'lara gerilemiştir. Vergi barışında beklenen miktar da, IMF gibi, CHP ve Sayın Oyan'ı da yanıltmıştır.
Burada Sayın Oyan'dan beklediğimiz, bu kürsüye gelip "size helal olsun, hakkınızı vermem lazım. Bu iş, kitapla, kalemle, defterle olmuyor, sizin tüccar siyaset dediğiniz mantığı buraya getirmek ve AK Partinin hesabını da bu hesaba eklemem gerekir" demesini bekliyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, burada önemine binaen bir konuya da parmak basmak istiyorum. Türk ihracatının, takriben, tek başına, yüzde 35'ini karşılayan tekstil sektörünün, Dünya Ticaret Örgütünün tekstil ve hazır giyim anlaşması, 2005'ten itibaren bütün kotaların kaldırılmasını öngörmektedir. Şimdiden, tek başına, kendisinden sonra gelen 4 ülkenin ihracatı kadar ihracat yapan Çin'in, 2005'ten sonra bütün kotaların kalkmasıyla birlikte bütün dünya tekstilinin...
Sayın Başkan, 2 dakikalık süremi kullanıyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 19 Aralık 2003