İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama şekli hakkında kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.898)

Feridun Ayvazoğlu

Çorum Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mayıs 2005 · 1.657 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Feridun Ayvazoğlu (CHP), 11 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.898)); konuşma 1.657 kelime.

Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama şekli hakkında kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.898)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2005-05-11-turk-ceza-kanununun-yururluk-ve-uygulama-sekli-hakkinda-kanunda-degisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi nedeniyle huzurunuzdayız; bu nedenle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir yılı aşkın süreden beri toplumumuzun tümünü ilgilendiren, yani, diğer kanunlara göre çok büyük bir özellik taşıyan ve temel kanun adını taşımakta bulunan, Anayasadan sonra gerçekten tüm toplum kesimlerini ilgilendiren bir kanunun ve devamındaki kanunların yapımıyla ilgili uzun süredir bir çalışma içerisine girdik; iki yıla yaklaştı bu çalışmamız. Bu kanun, Türk Ceza Kanunu. Daha doğrusu, Türk Ceza Kanunu, onsekiz yıllık bir çalışmadan sonra bugünlere kadar getirilebildi; en son, yürürlük tarihi 1 Nisan 2005 iken, çeşitli nedenlerden dolayı, birtakım düzenlemelerin yetiştirilemeyişinden dolayı tekrar bir ertelemeyle karşı karşıya kalarak, bu kanun, 1 Haziran 2005 yürürlük tarihi olarak kanunlarımızda yer aldı.

O günden bugüne kadar; yani, biz, milletvekili olarak, Adalet Komisyonu olarak yapmış olduğumuz çalışmaların, gerçekten, basit bir şekilde, sıradan bir çalışma olmadığını burada ifade etmeyi bir sorumluluk anlayışı içerisinde görmek istiyorum ve bunu belirtmek istiyorum. Gerçekten, çalışan bütün arkadaşlarımızın, Adalet Komisyonunda görev yapan milletvekili arkadaşlarımızın, Cumhuriyet Halk Partili, Adalet ve Kalkınma Partili olmak üzere ve yine, bu kanunun ve devamındaki kanunların hazırlanmasında emek veren değerli hukukçu arkadaşlarımızın, Yargıtay üyelerimizin, Yargıtay cumhuriyet savcılarımızın, bakanlık bürokratlarının vermiş olduğu emeği de yadsımak mümkün değildir.

Tabiî, daha önce onsekiz yıldır yapılan bir çalışmanın temelinde, elbette, rahmetle anmak durumunda olduğumuz Sayın Sulhi Dönmezer'i de burada anmadan geçemeyeceğiz. Onun hazırlamış olduğu, büyük emek vermiş olduğu, kendisinin bir eseri olarak bizlere sunduğu ve Meclisin huzuruna kadar getirilmeye çalışılan bu Türk Ceza Kanununun temelini oluşturan tasarı 2003 yılından bugüne kadar çok çeşitli aşamalardan geçti ve en son, dediğimiz gibi, 26 Eylül 2004 tarihinde yasalaşmasıyla sonuçlandı; fakat, bu yasalaşma aşamalarında, daha önceki hükümet tasarısı olarak gelen tasarı ile sonradan, bizim komisyon tarafından ele almış olduğumuz tasarı arasında sistem yönünden çok büyük farklılıkların olduğunu da, bizler, burada, zaman zaman ifade etmeye çalıştık, anlatmaya çalıştık.

Değerli arkadaşlarım, bu konuşmaların temelinde, o günden bugüne kadar, yaklaşık birbuçuk iki yıla yakın süredir, herkesin belirli bir tereddütü vardı. Bu tereddütler... Çeşitli kamu kuruluşlarından, sivil toplum örgütlerinden, demokratik kitle örgütlerinden, Barolar Birliğinden ve gerçekten, hukukla ilgili olan ve her alanda kendisinin ilgilenmesinin bir zorunluluk olduğu toplum kesimlerinden hemen hemen çoğunun söylediği "bu iş aceleye getirildi" sözcüğü sık sık kullanıldı; fakat, yerine göre, bu çalışmaların aceleye getirilip getirilmediğini takdir etmek, elbette, öncelikle Yüce Meclise kalıyor, daha sonra da, Yüce Meclisimizin temsilcisi olduğu milletimize kalıyor ve bununla ilgili olan hukuk camiasına kalıyor. Öyle veya böyle, bu yasa çıkarıldı. Bu yasanın çıkarılmasından sonraki eleştiriler, uygulama aşamasına, yürürlük tarihine yaklaştığı günlerde daha yoğunlaştı. Elbette, yürürlük tarihi yaklaşırken neden bu eleştiriler yoğunlaştı; bu konuda, biz, zaman zaman, Adalet Komisyonu üyeleri olarak, Komisyon Başkanımız olarak, Sayın Bakan olarak gerekli açıklamalarda bulunduk; fakat, bunların yeterli olmadığı, bu açıklamaları yeterli görmedikleri hususunda, basın kuruluşlarımızdan tutunuz, az önce saymaya çalıştığımız çok çeşitli sivil toplum örgütlerimizin, kadın örgütlerimizin, demokratik kitle örgütlerimizin bu eleştirileri, bugüne kadar, bu saate kadar devam edegeldi. Elbette, haklılık payları vardı, bunu kabul ediyoruz, mutlaka vardı.

Ancak, bu kuruluşlarımızın, şimdiye kadar, yürürlük tarihi yaklaştıkça daha fazla eleştirilerini gündeme getirmelerinin ne anlam taşıdığını, siz değerli milletvekillerimize ve kamuoyumuza duyurmayı da bir görev sayıyorum.

Elbette, kesinlikle, karşı karşıya kalınan, uygulandığında toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren bir yasayla ilgili eleştirilerin her gün olabilmesini, bizim, milletvekilleri olarak, yasa koyucular olarak doğal karşılamamız da, bize düşen bir görevdir, hoşgörüdür. Bu hoşgörüyü, biz, omzumuzda taşıyoruz, taşımak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, getirilen bu teklifin, ilimiz Çorum Milletvekili Sayın Muzaffer Külcü ve 3 milletvekili arkadaşımız tarafından getirilen bir teklif olduğunu biliyoruz. Elbette, bu tekliflerin, usulen getirilmiş teklifler olmaması gerektiğini de diliyoruz ve istiyoruz. Yasama Meclisinde -Meclisimizin görevinin yasama olduğunu hepimiz bilirken- mensubu bulunduğumuz buradaki Meclis üyelerimizin de yasama görevi kadar doğal bir görevi olamaz. Elbette, yetkimiz budur ve bu yetkiyi, sorumluluk anlayışında getireceğimiz kanun teklifleriyle de yerine getirmeye bizler mecburuz, zorunluyuz; fakat, gönül isterdi ki, bu teklifleri getiren ve bugüne kadar; yani, 26.9.2004 tarihinden bugüne kadar gelen değişiklik tekliflerinin, getiren milletvekili arkadaşlarımız tarafından ne şekilde savunulduğunu ve bu tekliflerin gerekçelerini, kendilerinin, Meclisin huzurunda kamuoyuna açıklamaları ve sonuna kadar da bunun takipçisi olmaları gerektiğini de, yine, Yüce Meclisin ve kamuoyunun takdirlerine sunuyorum.

Elbette, getirilen bu teklifin yanında, arkasında hükümetin olduğunu, Adalet Bakanlığının olduğunu biliyoruz; ama, biz, şunu isterdik ki, şunu beklerdik ki, bu tekliflere, öncelikle, teklifi getiren milletvekili arkadaşlarımız sahip çıksınlar, bunu Meclisin huzurunda gerekçeleriyle birlikte anlatsınlar ve bunun hükümet tarafından da, Bakanlık tarafından da kabul edildiğini açıklayabilsinler. Biz, bunu beklerdik.

Bu değişiklik tekliflerinin bugünle kalmayacağı, bugüne kadar 10'a yakın değişiklik teklifini, gerek Türk Ceza Kanunu ve onun devamındaki Ceza Muhakemesi Kanunu olsun gerek Türk Ceza Kanununun yürürlük ve uygulanmasına gerekse Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlük ve uygulanmasına ilişkin kanunlardaki değişiklik olsun ve yine, kaçakçılık mevzuatından tutunuz da, aklımıza hangi mevzuat gelirse gelsin, zorunlu hissettiğimiz her kanun değişikliğini teklif şeklinde getirmemiz, gerçekten, yılların emeği olarak çıkarmış olduğumuz Türk Ceza Kanunu gibi bir temel kanunu, paramparça etme anlayışını da, burada, izah etmek zorunda kalıyoruz.

Bunlar, daha derli toplu şekilde olabilseydi şeklindeki savunmamızı ve iddiamızı, bu teklifler geldiğinde, biz, Adalet Komisyonunda da söyledik. Hatta Adalet Komisyonunda bu tekliflerin devamının geleceğini söyleyerek, arkadaşlarımıza "madem öyle, getirilen bu değişiklik teklifleri yeterli değildir" dedik; çünkü, devamı gelecekti, bu sinyali almıştık, o nedenle... Hatta bazı arkadaşlarımız "bu yasayı Adalet Komisyonunda, altkomisyonda sizler yapmadınız mı" şeklinde eleştirilerde de bulundular; ama, bu eleştirilerin özüne bakıldığında, biz, o zaman, o sinyali aldığımız için, bu değişiklik tekliflerinin daha derli toplu, kapsayıcı bir biçimde ele alınarak, hükümet tasarısı şeklinde getirilmesinin, bizleri ve kamuoyunu daha doyurucu olabileceği noktasından hareketle öyle iddia etmiştik ve savunmuştuk.

Geldik, gördük ki, yine, böyle bir teklifle karşı karşıyayız ve şu anda, bir kez daha söylüyorum; gerek Türk Ceza Kanununun altkomisyonunda on aya yakın görev yapan bir arkadaşınız olarak gerekse daha sonraki Ceza Muhakemesi Kanunu ve şu anda, yine, değişiklik tekliflerinden dolayı Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İnfaz Kanununda değişiklik yapan tekliflerin görüşülmesinde de, altkomisyonda görev yapan ve görev yapmakta olan bir arkadaşınız olarak, bu değişiklik tekliflerinin devam edeceği noktasında endişelerimizi bir kez daha burada Meclis kürsüsünde bildirmeyi görev sayıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, kanunların belirli tekniklerle yapıldığını, gerçekten uygulanırken eğer bu teknik şartlara uyulmazsa içinden çıkılamaz hale gelebileceğimizi, uygulayıcıların da bu noktadan çok zorluk çekebileceğini hepimiz bilmekteyiz. Uygulayıcı olarak, elbette bu tekliflerin, tasarıların görüşülmesinde, uygulayıcıları temsilen bulunan Yargıtay görevlilerimiz, üyelerimiz ve cumhuriyet savcılarımız ve yerel mahkeme hâkim ve savcılarımızdan gelen önerileri, değerlendirmeleri takdir etmenin, buna göre gereğini yerine getirmenin de yine bizlere düşen, yasa yapıcı olarak biz milletvekillerine düşen bir görev olduğunu da burada bir kez daha belirtmek istiyorum.

Ceza Kanunu yürürlüğüyle ilgili gelen bu teklifte biz belirli bir muhalefet anlayışı doğrultusunda zaten muhalefet görüşümüzü, karşı oy yazımızı burada belirtmiştik. Değerli arkadaşlarım, buradaki karşı oy yazımızın mahiyetinin genel bir mahiyet olarak algılanması gerekir. Yoksa, burada söylemiş olduğumuz, teklifin 2 nci maddesi, Adalet Komisyonunda görüşülürken 3 üncü madde olarak değiştirilmiş ve eklenmiş. 3 üncü maddede de, 7 nci maddede belirtilen hafif hapis ve hafif para cezalarının idarî para cezasına dönüştürülmesine dair bir kuralın yeniden burada gündeme getirildiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Elbette, getirilen bu değişiklikle, Türk Ceza Kanununun temelinde yapılan, sisteminde yapılan değişiklikle, şimdiye kadar olmayan bir ceza getirildi "adlî para cezası" dediğimiz bir ceza getirildi. Bunun, gerçekten, olumlu bir değişiklik olduğunu, olumlu bir sistem olduğunu, gerek kamuoyunun gerekse uygulayıcıların bu noktada görüş birliğine vardıklarını da, burada sizlere ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bizlerin zaman zaman buraya çıkıp, belirli nedenlerden dolayı ve özellikle de yasa tasarıları ve teklifleriyle ilgili yapmış olduğumuz görüşmelerin temeline bakıldığında, hepimizin kabul etmesi gereken bir gerçek olarak ve hepimizin söylediği, iddia ettiği, Avrupa Birliği yolundaki, çağdaş medeniyetler seviyesi yolundaki adımımızın gereği olduğunu ifade ediyoruz, savunuyoruz ve söylüyoruz, iktidarıyla muhalefetiyle bu noktada hemfikiriz. Kesinlikle hiçbir kimse... Cumhuriyet Halk Partisinin yıllardan beri vermiş olduğu çağdaş medeniyet seviyesindeki uygarlık uğraşının, her zaman sonuna kadar yapılacağını, burada sizlere bir kez daha belirtmekten dolayı onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bu yasalar getirilirken, elbette, her yasanın kendine göre bir özelliği olduğunu da biliyoruz; ancak, değerli arkadaşlarım, bizler, Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyoruz. Türkiye'nin sınırları, Lozan Antlaşmasıyla, misakımillî sınırları içerisinde yaşayan bütün insanlarımızın Türk vatandaşı olarak kabul edildiği gerçeği karşısında, elbette, bizler de, bu yasalar, bu tasarılar, bu teklifler görüşülürken, temel noktaları kaybetmemek için elimizden gelen bütün gayreti göstermek zorundayız. Türkiye Cumhuriyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olarak, temelde bu iki noktada anlaşmak zorundayız.

Anlaşmak zorunda olduğumuz iki nokta şudur değerli arkadaşlarım: Bizleri zaman zaman endişeye sevk eden noktalardan bir tanesi, getirilen, cezalarla ilgili kanun tasarı ve tekliflerinde, kişilere özgü affı getirebilecek tasarı ve tekliflere, kesinlikle, her birimizin tümüyle karşı çıkmamız gerekir. Bizim endişemiz budur. Eğer, getirilen kanun ve tekliflerin arkasında birtakım kişileri, yetkilileri, milletvekillerini, bakanları veya Başbakanı kurtarabilecek bir yasa teklifi maddesiyle karşı karşıya kalıyorsak, buna hepimizin hep birlikte karşı çıkması gerekir.

Bir diğer konu da, zaman zaman komisyon toplantılarında olsun, Yüce Meclisin çatısı altında yapmış olduğumuz görüşmelerde olsun, teklif ve tasarı görüşmelerinde olsun, hiçbirimizin vazgeçemeyeceği bir nokta samimiyetle olabilmeli; samimiyetle olması gereken o nokta da, Türkiye Cumhuriyetinin vazgeçilmez bir şekilde laiklik anlayışıyla yönetileceğinin, yönetilmeye devam edileceğinin hep birlikte samimî bir şekilde kabul edilmesi noktasıdır.

Eğer, biz, bu iki noktada iktidarıyla muhalefetiyle samimîysek, bu konuda Avrupa Birliği yolu olsun, bizim insanlarımızın insanca, hakça bir düzen içerisinde yaşamaya layık bir insan topluluğu olduğunu kabul etme noktasında olsun, ne olursa olsun, öncelikle, bu temel noktadan hareketle, biz, bu iki değerimize hiçbir şekilde taviz vermeyecek biçimde sahip çıkmalıyız. Eğer, bunun aksini kabul edersek, eğer, bunun aksi yönünde iktidar, muhalefeti kandırmaya çalışırsa, muhalefet, iktidara değişik şekillerde, doğru bildiği şeyleri yanlış gibi göstermeye çalışırsa, burada gerek iktidar gerekse muhalefet, elbette, zararını çeker; ama, biz, şunu ifade etmek istiyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz, bu samimiyetimizi Türkiye Cumhuriyetinin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yapısında olmasının hiçbir şekilde taviz vermeyicileri olarak, sonuna kadar sizlerle beraber, bu ülkede yetmiş milyon insan hep beraber yaşamak istiyoruz. Biz, aynı samimiyeti, aynı duyguyu veya aynı düşünceyi iktidarda bulunan -ve tek başına iktidarda- yetmiş milyon insanımızın yönetimine yön veren Adalet ve Kalkınma Partisinden de beklemenin ve bunun sonuna kadar takipçisi olmanın da bizlere verilen bir görev olduğunu düşünüyorum ve bu duygu ve düşüncelerimle, Yüce Meclisi, siz değerli milletvekillerimizi, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 11 Mayıs 2005

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook