İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Hatay Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 76. Birleşim · 1. yasama yılı · 7 Mayıs 2003 · 616 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gökhan Durgun (CHP), 7 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 616 kelime.
Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-22-2003-05-07-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısı, işçi hak ve özgürlüklerini, temelden, yeni baştan düzenlemektedir.
Tasarının, sadece işverenlerin istekleri doğrultusunda yasalaştırılması, çalışma yaşamının diğer bir parçası olan çalışanların taleplerinin görmezden gelinmesi, kritik bir süreçten geçmekte olan ülkemizde telafisi mümkün olmayan sorunların sebebi olacaktır.
Bu tasarı hazırlanırken, işverenin onayı alınmış; ancak, çalışanların ve sendikaların onayı alınmamıştır. Temel yanlışlık budur; tasarının bu denli tartışılmasının nedeni de budur. Haklı olarak, sendikalarımız, bu tasarıya karşı çıkmaktadır ve reddetmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu temel eksikliği ve yanlışlığı gidermek için verdiğimiz değişiklik önergeleri de AKP Grubu tarafından anlaşılmaz bir biçimde kabul edilmemekte ve ben bildiğimi okurum, çoğunluk bende, istediğimi yaparım anlayışıyla, işçi ve işveren arasındaki uçurum tehlikeli bir şekilde açılmaktadır.
Çalışanların onay vermediği, sadece işverenlerin onayladığı bu tasarı kanunlaşsa bile, ne size ne işverenlere ne de Türkiye'ye faydası olacaktır.
Birilerine sempatik görünmeye çalışmak için Türkiye'ye zarar veriyorsunuz. Bu tasarının, İş Güvencesi Yasasının panzehiri olarak hazırlanmış olması da büyük bir hatadır. Bu anlayışlarla yasa yapılmaz, bu anlayışlarla sosyal barış sağlanmaz.
Bu tasarı, Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal politikalarının temelini oluşturmaktadır. Ekonomik ve toplumsal politikaların belirlenmesi, sadece AKP'nin, sadece işverenin, sadece IMF'nin değil, halkımızın, işçimizin ve Cumhuriyet Halk Partisinin de talepleri dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.
Tasarı bu haliyle kanunlaşırsa, zaten büyük bir ekonomik krizin yaşandığı ülkemizde, kırılma noktasına gelmiş olan sosyal denge bozulacaktır. Ülkemizde sosyal dengeler üzerinde oynamak, ateşle oynamak gibidir; dikkat etmezseniz, o ateş herkesi yakar. Bunu, sakın unutmayın!
Kâr etsin etmesin, ne varsa satalım anlayışıyla devam eden özelleştirmeyle bozulan sosyal dengenin, bu tasarıyla daha da bozulması kaçınılmaz sonuç olacaktır. Sosyal dengeleri, aldığı ücretle açlık sınırında yaşamaya çalışan işçiler aleyhine bozduğunuz zaman, Türkiye'nin sokaklarının ne hale geleceğini düşünmenizi istiyorum. Gelin, yol yakınken dönün, Türkiye'de sosyal dengeleri bozmayın.
Toplu iş sözleşmelerinde büyük gelir kayıplarına uğrayan, adaletsiz gelir dağılımından darbe yemiş olan, yolsuzluklarda hortumlanmış paraların yükünü çeken "ülkenin durumu iyi değil, sıfır zamla çalış" dediğiniz toplumun temel taşı çalışanlarımızı bir de bu yasayla köleleştirmeyelim, onlara nefes aldıralım. Unutmayalım ki, çalışanları köleleştirerek, sendikasızlaştırarak, sosyal güvencesini elinden alarak, işçiyi, insan değil, bir makine gibi görerek verim almak ve çalıştırmak mümkün değildir. İşçinin de bizim gibi bir insan olduğunu, duyguları olduğunu, yaşaması ve çalışması için, ailesine bakmak için paraya, huzura, güvenceye ve sevgiye ihtiyacı olduğunu unutmayın.
İş Kanunu, işçi ve işverenin huzur ve refahını sağlaması ve çalışma barışını hedeflemesi gereken bir kanundur. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyeceklerimi iyi dinleyin.
İşçinin örgütlenme hakkını ve iş güvencesini ortadan kaldırarak, taşeronlaşmayı yaygınlaştırarak, böylelikle toplu iş sözleşmesinden yararlanmasını engelleyerek, işçileri, alınır, satılır, devredilir bir meta haline getirerek, işverene istediği türde sözleşme yapma hakkı tanıyarak, işçi simsarlığını yasallaştırarak, işçi haklarını ortadan kaldırarak, sendikaların ve çalışanların şiddetle karşı çıktığı, milyonlarca işçi ve işsizi ilgilendiren, ileriki yıllarda da Türkiye'nin endüstri ilişkilerini düzenleyecek olan bu kanun, refahı, huzuru ve barışı sağlayabilecek mi?
Bu tasarının yasalaşması halinde 10 000 000'dan fazla insan bu yasadan etkilenecektir. Böylesine önemli bir temel tasarı yasalaşmadan evvel, üzerinde olabildiğince sosyal tarafların ve Anamuhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerinin alınması, önümüzdeki yıllarda yaşanacak olan, endüstrideki ve teknolojideki gelişmelerin göz önünde bulundurulması temel kural olmalıdır. Ne yazık ki, sergilediğiniz tutum, bu temel kurala da uymamaktadır.
Bu kanunla, İş Güvencesi Kanunuyla sağlanmış olan haklar tümüyle ortadan kaldırılmaktadır. AKP'nin bunun farkında olduğunu biliyorum. AKP, işverenin taleplerini yerine getirerek, yıllar süren mücadeleler sonucu elde edilmiş ve ağır bedeller ödenmiş olan iş güvencesine büyük bir darbe indirme çabası içindedir. Burada tek bir amaç vardır; o amaç da, kayıtdışı ekonomiyi korumak, kaçak işçiliği ve köleliği meşrulaştırmak; ekmeğini alınteriyle kazanan namuslu insanların ekmeğine göz dikmektir. Unutmayınız ki, dünyadaki önemli değişimler, işçi ve işveren arasındaki dengelerin işçiler aleyhine bozulduğu dönemlerde gerçekleşmiştir. Sizi uyarıyorum, tehlikeli bir yolda ısrarla yürümeye devam ediyorsunuz. Yol yakınken yanlıştan dönmenizi diliyor; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 7 Mayıs 2003