İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 122. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )

Gökhan Durgun

Hatay Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Haziran 2005 · 524 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gökhan Durgun (CHP), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )); konuşma 524 kelime.

Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 8 inci maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, özürlüler yasasının çıkması, 1999 yılında toplanan Birinci Özürlüler Şûrasında kabul edilmiş ve bu doğrultuda, 57 nci hükümet döneminde bir tasarı hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştu; ancak, o dönemde yaşayan siyasî gelişmeler sonucunda bu yasa çıkarılamamıştı. Daha sonra, sivil toplum kuruluşlarının çabaları ve katkılarıyla, anılan yasa, üzerinde görüştüğümüz tasarı, AKP İktidarında yeniden düzenlenerek Başbakanlığa sunuldu ve şu anda, bugün, bugün yetişmezse yarın; ama, umarım bugün yetişir, bu tasarı kabul edilecek ve kanunlaşacak.

Sakat doğmayı ve sakat olmayı hiç kimse istemez. Ülkemizin olumsuz koşulları ve hükümetlerin ağır ihmalleri sonucu, doğuştan sakat olmayanlar daha sonra da sakat olma noktasına gelmişlerdir. Anayasamızın 2 nci maddesi, devletimizin sosyal niteliğine işaret etmektedir. Sosyal devlet, toplumun en güçsüz kesimlerinden başlamak üzere, yurttaşlarının başta sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal güvenlik gibi temel gereksinimlerini karşılayan devlet demektir. Devletin sosyal niteliğini yaşama geçirmek hükümetlerin anayasal yükümlülüğüdür. Buna karşın, bugün, ülkemizde, sakatların yüzde 98'i halen işsiz, yüzde 96'sı da eğitimsizdir.

Ülkemizde, hangi sıkıntılar, zorluklar, yokluklar ve acılar içinde yaşadıklarını yeterince kavrayamadığımız milyonlarca özürlü insan yaşıyor. Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerine göre, bugün, nüfusumuzun yüzde 12,29'u özürlü, kronik hastalığı olan hastalardan oluşuyor; yani, nüfusun 8,4 milyonuna karşılık gelmekte.

Değerli arkadaşlarım, bu yasayı destekliyoruz, bu yasanın çıkmasını istiyoruz; ama, yasa konusunda da eksikleri dile getirmekte büyük yarar olduğunu düşünüyorum. Yasa tasarısını incelediğimizde, maddelerin yüzde 28'inin tanımlarla ilgili olduğunu görüyoruz. Yüzde 10'unun ek tanımlarla ilgili olduğunu görüyoruz. Yani, toplam yüzde 38'i tanımlarla ilgili. Yüzde 20'si yönetmelik düzenlemesiyle ilgili, yüzde 20'si kurumların örgütsel yapısında değişiklik yapmakla ilgili; geriye kalan çok küçük bir miktar; yani, yüzde 9'luk gibi bir miktar da, özürlülerin, diğer, eğitim, istihdam, rehabilitasyon konularıyla ilgili maddeleri kapsıyor.

Önemli olan birkaç noktayı daha vurgulamak istiyorum. 571 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname, Özürlüler İdare Başkanlığını düzenleyen bir Kararnamedir. Eski haliyle 4 ana birim vardı burada. Bunların birincisi Eğitim Daire Başkanlığı, ikincisi Tıbbî Hizmetler Daire Başkanlığı, üçüncüsü Sosyal Hayata Uyum Daire Başkanlığı, dördüncüsü de Meslekî Rehabilitasyon ve İstihdam Dairesi Başkanlığıydı. Şimdi, bu 4 ana hizmet birimi kalkıyor, yerine bütün bu 4 ana hizmeti kapsayan bir hizmet birimi geliyor; Rehabilitasyon ve Eğitim Daire Başkanlığı. Bununla birlikte, yeni birtakım birimler oluşturulmakta; onlar da şunlar: Özürlüler Araştırma ve İstatistik Daire Başkanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Daire Başkanlığı, Proje ve Koordinasyon Daire Başkanlığı. Baktığımız zaman, özürlülerin istihdamıyla, eğitimiyle, rehabilitasyonuyla ilgili böyle bir görev üstlenecek birimin sadece bir birim haline dönüştürüldüğünü ve kapsamının da daraltıldığını görüyoruz. Bu, ne kadar sosyal hizmet anlayışını karşılayacaktır; onu ben de merak ediyorum.

İkinci bir temel nokta, gönüllülük esasına dayanan bir sosyal hizmet anlayışı getiriliyor. Yani, devletin kendi görevleri olan, Anayasada tanımlanmış görevlerinin dışında, bunun dışına çıkarak, gönüllülük esasına dayanan bir sosyal hizmet anlayışı getiriliyor. Burada da, zannediyorum, vakıflar ve ona benzer kurumların bu işe katkıları gözönüne alınmıştır. Batı'da da bunların örnekleri var; kiliseler, işte bu noktada birtakım çalışmalar yapmaktadırlar.

Yine, diğer bir temel eksik nokta, sosyal hizmetler özelleştiriliyor, yani hizmet alımına gidiliyor. Bunun da çok doğru bir madde olmadığını, çok doğru bir anlayış olmadığını düşünüyorum.

Ben, bu düşünce ve duygularla, kanunun hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

68 konuşma daha · 30 Haziran 2005

68 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook