İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)

Gökhan Durgun

Hatay Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Haziran 2009 · 572 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gökhan Durgun (CHP), 11 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:385)); konuşma 572 kelime.

Gökhan Durgun (CHP, Hatay). “Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gokhan-durgun-23-2009-06-11-gelir-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

GÖKHAN DURGUN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı’nın 29’uncu maddesi üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Sizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, genel olarak, AKP’nin yedi yıllık uygulamalarının bir benzerini daha yaşamaktayız. Bugün görüşmekte olduğumuz 385 sıra sayılı Tasarı birbiriyle ilgisi olmayan birçok konuda düzenlemeye yer veren ancak amaç ve konu bütünlüğünden yoksun bir torba kanun niteliğindedir.

Geçmiş yıllarda da gördüğümüz gibi bu ve benzeri düzenlemeler devletin işleyişinde bir kolaylık sağlamamakta, aksine yeni karışıklıklara ve olumsuzluklara yol açmaktadır. Sonuçta, birçok düzenleme ya Anayasa Mahkemesinden geri dönmekte ya da üzerinden bir yıl bile geçmeden yeniden değiştirilmektedir. Böylelikle hem zaman hem de emek israfı söz konusudur.

Bu çerçevede, tasarının 29’uncu maddesiyle, ARGE faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla kamu personeline yeni bir tanım getirilmektedir. Bu düzenlemenin gerekçesi olarak da uygulamada çeşitli tereddütlerin oluştuğu ve düzenlemenin bunu önlemeye yönelik olduğu ifade edilmektedir ama kamu personeli tanımının ARGE faaliyetlerinin desteklenmesine ne gibi katkı sağlayacağı ya da uygulamada ne gibi tereddütler oluşturduğu konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Yani yasa yapıcı olarak bu düzenlemenin ne getirip ne götürdüğünü bilmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin hakkıdır diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, ekonomik değişimin itici gücü teknolojik yenilikler olmuştur. Teknolojik buluşlar sayesinde insanlar tarım toplumuna, tarım toplumundan da sanayi toplumuna geçiş yapmayı başarmışlardır. Şimdi de sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişin uğraşısı verilmektedir. Bilgi toplumunun uğraşısı ise “araştırma-geliştirme” adını verdiğimiz kavramın içinde odaklaşmaktadır.

Dünya genelinde ARGE çalışmalarına verilen önem de, ayrılan kaynak da giderek artmaktadır ancak aynı trend Türkiye için hâlâ geçerli değildir. ARGE için 2005 yılında 245, 2006 yılında 415, 2007 yılında 425, 2008 yılında 450 milyon harcanmıştır. 2009 yılı için ise 500 milyon kaynak ayrıldığı ifade edilmektedir ama bu oran yeterli değildir. Türkiye sürekli olarak uluslararası ARGE yatırımları sıralamasında ne yazık ki son sıralarda yer almaktadır ve Türkiye’de ARGE’ye ayrılan pay oldukça düşüktür. Eğer gerçekten destek olunmak isteniyorsa bunun bir devlet politikası hâline gelmesi ve süreklilik kazanması gerekmektedir.

Diğer yandan, ARGE faaliyetleri konusunda ise gerek kamu gerekse özel sektör için öncü kurum şimdiye kadar TÜBİTAK olmuştur. Ancak içinde bulunduğumuz süreçte TÜBİTAK’ın bilimselliği önemli bir tartışma konusu hâline gelmiştir. Özellikle son Darwin olayından sonra, TÜBİTAK’ın kurumsal olarak hem özerklikten hem de bilimsel nitelikten uzaklaştığı, bizim değil bütün bilim camiasının ortak görüşüdür. Siyasi ve bürokratik baskıların altında bilim ilerleyemeyecektir.

Sayın milletvekilleri, bu düzenlemeyle bir kez daha görülmüştür ki ülkemizde ciddi ve çağa uygun bir personel yapılandırmasına ihtiyaç vardır. 657 sayılı Kanun uygulanmaya başlandığı 1965 yılından bu yana birçok değişikliğe uğramış, hatta mali hükümler değiştirilerek yürürlüğe konulmuştur. O günden bugüne kadar kamu kurum ve kuruluşlarında meydana gelen yapısal değişiklikler, kamu hizmetinin genişletilmesi gibi nedenlerle, yeni oluşturulan kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen personelin özlük işlemlerine ilişkin düzenleme 657 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerle çözüme kavuşturulamamış, zaman içinde kamu personeline ilişkin olarak yapılan yeni düzenleme çalışmaları da bir sonuç vermemiştir. Genel düzenleme içinde çözülemeyen sorunlar kuruluşların teşkilat kanunlarına, özellikle personelin mali haklarıyla ilgili hükümler konularak çözülmeye çalışılmıştır. Başlangıçta münferit olan bu uygulamalar zaman içerisinde yaygın bir hâl almaya başlamıştır. Kadro karşılığı sözleşmeli personel uygulaması, fazla çalışma ücreti ödenmesi, fon gelirlerinden ödeme yapılması, döner sermayeden pay verilmesi, yol parası adı altında ödenen ödemeler ve çeşitli tazminatlar bu uygulamaya örnek gösterilebilir.

Kuruluşlar arasında yaratılan ücret farklılığının, personeli, yüksek ücret ödeyen kuruluşlara naklen geçme arayışı içine soktuğu da bilinen bir gerçektir.

Diğer taraftan, işçi ve memur ayrımı gerçekleştirilemediği gibi, üretim ünitelerinde çalışması gereken işçiler zaman içerisinde memur yetersizliği gerekçesiyle büro hizmetlerinde de istihdam edilmeye başlamışlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 11 Haziran 2009

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook