2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 37. Birleşim · 5. yasama yılı · 20 Aralık 2010 · 617 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gülşen Orhan (AK Parti), 20 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 617 kelime.
Gülşen Orhan (AK Parti, Van). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulsen-orhan-23-2010-12-20-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA GÜLŞEN ORHAN (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de toplumsal, ekonomik ve diğer pek çok alanda çözüm bekleyen sorunlarımız var. Çağımız, dünyadaki gelişim ve dönüşümlerin baş döndürücü bir hızla gerçekleştiği bir çağdır. Gelişen, dönüşen, özgür ve eşit bir yapılanmayı yaratmaya çalışan bir devlet, yurttaşlarının da güven ve desteğini arkasına alarak yoluna devam eder. Özgür ve eşit geleceğin yaratılması her şeyden önce geçmişimizle yüzleşmeyi gerektirir. Yıllar yılı çekilen sıkıntılar ve acıların nedenleri ve bu nedenlerin yol açtığı yıkıntıları açık yüreklilikle ortaya koyup bunların bir daha tekrarlanmaması için içten ve kararlı çabalar gereklidir.
Geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmaması, hangi görüş ve inançta olursa olsun tüm insanlarımızın geleceğe güvenle baktığı, toplumsal barış ve adaletin var olduğu, toplumun tüm kesimlerinin birbirini anladığı, birbirine güvendiği ve yönetimlerini bu doğrultuda oluşturduğu, muhalefetlerini çağdaş ve yapıcı bir anlayışla dile getirmesiyle olanaklıdır.
Toplumsal gerçekleri görüp değerlendirirken çözümler oluşturup yaşama geçiremediğimizden sorunlarımız zaman içinde büyüyüp günümüze ulaşmıştır. Binlerce faili meçhuller için ortam yaratan, binlerce insanımızın canından olmasına neden olan çeteleşmeleri yaratan durum gerçeklere sırt çevirmemizden kaynaklandı.
Egemenliği altındaki halklara adalet yerine zor ve zulmü dayatan despot yapılanmaların, idarelerin ve devletlerin geleceği yoktur ve olamaz, bunun tarihte sayısız örnekleri vardır. “Zulüm asla payidar olmaz.” özdeyişi, her toplum ve herkes için geçerlidir. Örneğin, nüfusumuzun büyük çoğunluğu Müslümandır. İnanç özgürlüğü en kutsal bir haktır ve ülkemizde başka inançta olan insanlarla beraber herkesin inancına saygı duymak insan olmanın özelliklerinden başlıcasıdır. Örneğin, etnik farklılıklar insanların doğuştan sahip oldukları olgulardır. Bunların yok sayılması, dinlerinin, kültürlerinin önüne türlü, çeşitli yasal ve fiilî engeller konulması ülkemizde acı sonuçlar doğurmuş ve yıkımlara neden olmuştur.
Demokrasinin yetkinleştirilmesi, daha fazla özgürlük ve bu temel üzerinde toplumsal barışın sağlanması, kuşkusuz, tek bir partinin tek başına omuzlayacağı bir şey değildir. Sorunlarımızın çözümü ve yetkin bir demokratik toplumsal yapının oluşturulması özgürlükten ve demokrasiden yana olan toplumsal kesimlerin el ele vermesiyle gerçekleşecektir. Yanlışları eleştirip buna karşı çıkmak kuşkusuz muhalefetin en doğal hakkıdır ama sırf muhalefet ediyor görünmek için, ülkenin çıkarına olan şeylere karşı çıkmanın da doğru ve yapıcı bir muhalefetle ilgisi olmayacağı açıktır.
Ben, bu ülkenin bir Kürt bireyi olarak, Hükûmetimizin özgürlüklerin genişletilmesi konusundaki çabalarını saygı ve sevinçle karşılıyorum. Kürtçenin devlet televizyonunda yayına geçmesi, üniversitelerde Kürtçenin de içinde olduğu dillerde eğitim ve araştırma bölümlerinin açılması, Kürt edebiyatının başeserlerinden olan Mem ü Zin’in Kültür Bakanlığınca yayımlanması, Kürt dilinin, kimliğinin tanınması, inanç özgürlüğünün önünün daha da açılması, düşünce ve ifade özgürlüğünün Batı standartlarına yükseltilmesi için yapılan yasal değişiklikler, yargı erkinin daha güvenilir ve bağımsız bir yapıya kavuşması konusunda yapılan yasal değişiklikler, ekonomik yatırımların ve altyapı hizmetlerinin adaletli bir biçimde bölgelere dağıtılması, bu ve bunun gibi gelişmeler toplumumuzun aydın geleceğinin, refah ve mutluluğunun habercisidir.
Şunu da belirtmeliyim: İleriye doğru olan değişim ve gelişmeler toplumun büyük kesiminin rızası ve desteği olmadan yaşama geçirilemez. Bir şey salt doğru olmakla hayat bulamaz. O doğrunun yaşama geçmesi, onun aynı zamanda geçerli olmasını da gerektirir. Emir ve talimatlarla, zor ve baskıyla isteklerin demokratik talepler gibi gösterilerek ısrar edilmesi, aslında demokratik gelişmelerin önünü tıkamaktan başka bir işe yaramaz. Tam bir demokrasi, Türk’ü, Kürt’ü ve diğer tüm etnik grupları ve tüm toplumsal kesimleriyle halkımıza en layık yönetim biçimidir. Bunun gerçekleştirilmesi konusunda çaba gösterenlere karşı çıkmak Türkiye'nin çıkarına değildir. Demokrasiyi yerleştirme konusunda AK PARTİ toplumun büyük kesiminin desteğini almıştır. Bunun anlamı: Bu konuda halk sizinle beraber ve siz doğru yoldasınız. Sıra demokratik, yeni bir anayasa ve daha kararlı demokratik adımlarda.
Yarınların daha özgür, daha gelişmiş, barış içinde ve daha demokrat bir Türkiye'nin olacağına, bunu halkımızın desteğiyle gerçekleştireceğimize tüm yüreğimle inanıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜLŞEN ORHAN (Devamla)Daha fazla özgürlük ve demokrasi yolundaki çabalarımızı sevinçle karşılıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 20 Aralık 2010