Dünya çevre günü nedeniyle
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 99. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Haziran 2009 · 690 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Gülşen Orhan (AK Parti), 4 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 690 kelime.
Gülşen Orhan (AK Parti, Van). “Dünya çevre günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gulsen-orhan-23-2009-06-04-dunya-cevre-gunu-nedeniyle (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
GÜLŞEN ORHAN (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla çevre kirliliği ve Van Gölü’yle ilgili konuşmak üzere söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
5 Haziran 1972 yılında Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğunu karar altına almıştır. Bu tarihten itibaren, Konferansın toplandığı tarih “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanmakta, bir anlamda bu, çevre koruma alanında bir milat olarak ele alınmaktadır.
O tarihten bu yana dünyada ve ülkemizde çevreyi koruma adına birçok gelişmeler olmuştur ancak aynı zamanda giderek daha fazla çevresel sorunların ortaya çıktığı da bir gerçektir. Tüm iyi niyetli çabalara rağmen sürdürülebilir bir kalkınma kültürü geliştirilememiştir. Karmaşıklaşan ticari faaliyetler ve yeni tüketim kültürü çevre üzerinde onarılamaz ve geri çevrilemez bir hasara sebep olmuştur.
Son yıllardaki hızlı gelişme süreciyle beraber nüfus artışı, aşırı ve kontrolsüz tüketim öyle bir hâl aldı ki bugün doğayı insanoğlundan koruma ihtiyacı hasıl olmuştur. Dolayısıyla, dünya hızla, tüm canlılar için yaşanamaz hâle gelecek bir sürece doğru ilerlemektedir. Bugün artık dünyanın, aynı zamanda üzerinde yaşayan tüm canlıların geleceği için bu gidişe dur demek gerekmektedir zira üzerinde hayat bulabileceğimiz başka bir gezegen henüz keşfedilmemiştir.
Sayın milletvekilleri, unutmamalıyız ki insan, her ne kadar çevreye hükmediyor olsa da onun sahibi değildir; o çevrenin içinde yaşar ve onun bir parçasıdır. Her nesil doğar, yaşar ve yerini bir sonraki nesle bırakır. Bizler de bizden öncekilerden devraldıklarımızla yaşıyoruz.
Değerli arkadaşlar, Stockholm’den bu yana “Bozulan çevrenin yeniden onarılması” iddiası her gün zikrediliyor olsa da durum tersi istikamette seyrediyor. Çevrenin yaşadığı tahribat giderek daha da onarılamaz bir düzeye ulaşıyor. Bu durumun önüne geçmek, tabii ki kuşların, ağaçların, doğanın işi değil; bu, biz insanların üreteceği çözümlerle mümkündür.
Erozyondan su kirliliğine, küresel ısınmadan radyoaktif atıklara kadar uzanan bir dizi çevresel sorun, konuya bütünsel ve çevre bilimsel bir yaklaşımla çözüm getirme gereğini tartışılmaz kılmıştır. Zira, biz doğayı koruduğumuz müddetçe onda yaşam şansına sahip olabiliriz.
Sayın milletvekilleri, çevre kirlenmesinin en büyük sebeplerinden biri, bireylerin yeni tüketim alışkanlıklarını oluşturmasıdır. Bizce çözüm için en iyi başlangıç da yine bireylerden geçmektedir çünkü üretirken kirletiyoruz. Evet, ama inanın, tüketirken daha fazla kirletiyoruz. Örneğin, Van Gölü’müz gibi bir doğa harikası, öyle etrafında onu kirletecek bir sanayi bölgesi falan olmamasına karşın, üzülerek ve utanarak ifade ediyorum ki yaklaşık on ve on beş yıl sonra içinde artık yüzülemez ve balık barınamaz hâle gelecektir.
Gölün kirlenmesine yol açan en önemli etkenlerden biri katı atıklardır. Dört bir etrafındaki sular yerleşim yerlerinden geçerek göle su taşırlar ancak beraberlerinde katı atıklar ve en önemlisi de doğada ve suda uzun yıllar yok olmayan plastik maddeler taşırlar. Aynı zamanda, çevredeki yerleşim alanları, mesire yerleri bu sürece katkı sunuyor. Göldeki her bir plastik bir insanın elinden geçerek oraya ulaşıyor. Demek ki bizler bu sürece dolaylı veya dolaysız olarak müdahil oluyoruz, kendi ellerimizle yaşam kaynağımızı tehlikeye atıyoruz.
Her gün yaptığımız alışverişlerde gereğinden fazla pervasızca evlerimize taşıdığımız plastik poşetler, gün geçtikçe kullanımı yaygınlaşan plastik hazır yemek servisleri çevre için ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Bu noktada işin kaynağından başlayarak bu gidişe dur demek, bireylerin çevre duyarlılığını geliştirmek ve yaygınlaştırmak şarttır. Gelin hep birlikte plastik yerine uzun süreli kullanabileceğimiz dayanıklı, çevreye dost torbalar kullanalım.
Değerli arkadaşlar, yarın Van’da Çevre Bakanlığımızın bünyesinde, Valiliğin, Millî Eğitimin, Çevre İl Müdürlüğünün, yerel ve ulusal bazı sivil toplum kuruluşlarının –TURMEPA, TEMA, VATDO-DER gibi- üniversitenin, belediyenin ortaklaşa yürüttüğü…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Orhan, devam edin.
GÜLŞEN ORHAN (Devamla)…bir kampanya başlatılacaktır. “Plastik kullanımını azalt, Van Gölü’nü yaşat” sloganıyla startı verilecek projeyle gölün ve çevrenin korunması amaçlanmaktadır. Projeye katkı sunan ve sunacak olan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu kampanyanın Doğu’dan başlayıp tüm Türkiye’ye yayılmasını umut ediyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde eğitim kurumları bu konuda üzerine düşeni yapıyor olsa da toplumumuzun bu bilince ulaşmasında tek odak eğitim kurumları değildir. Bu konuda, kuşkusuz ki tüm kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, medyanın bu bilincin oluşmasında inisiyatif alması gerekmektedir. Çevrenin bizim malımız olmadığını, bizim çevrenin bir parçası olduğumuzu idrak etmemiz gerekmekte. Çevreye olan pragmatist sevginin yerine gerçekçi ve samimi bir çevre sevgisi inşa etmeliyiz. Çevreye yönelik sivil toplumculuğu ön plana çıkarmalı, ileriye yönelik bir bilinç oluşturmalıyız. Daha birçok şey sıralanabilir ancak hepsi aynı yere çıkacaktır. O da şudur: Davranışlarımızı yönlendiren algılarımızın değişmesi gerekmektedir. Bakınız, yıllardır…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
69 konuşma daha · 4 Haziran 2009