İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 34. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Ix.tur. (içişleri bakanlığı, tarım ve köyişleri bak.)

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 807 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IX.TUR. (İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, TARIM VE KÖYİŞLERİ BAK.)); konuşma 807 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “Ix.tur. (içişleri bakanlığı, tarım ve köyişleri bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2003-12-22-ix-tur-icisleri-bakanligi-tarim-ve-koyisleri-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde, görüşlerimi açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, büyük Türk Ulusunu ve sizleri, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, tarım -hepimiz biliyoruz- Türkiye'de çok büyük bir öneme sahip. Büyük önemine karşın, ülke tarımı, sürekli kan kaybediyor. O denli kan kaybediyor ki, bu yılın üçüncü çeyreğinde, kırsal kesimde, işsiz sayısı 480 000 artmış bulunuyor.

Değerli arkadaşlarım, Genel Kurulda daha önce de belirttiğim bir üzüntümü, bugün, burada, tekrar etmek istiyorum. Köy Kanunundaki "köy topraklarının yabancıya satılamayacağı" hükmü, bu Mecliste, 3 Temmuz 2003 tarihinde kabul ettiğiniz bir yasayla kaldırdınız. Bu yasayı çıkarmakla ne büyük bir yanlış yaptığınızı, her geçen gün daha iyi anlayacaksınız; çünkü, yabancılar, şimdiden, hiç vakit geçirmeden, köy arazilerini satın almaya, Türk köylüsünü kendi toprağında yabancı yapmaya, ırgat durumuna düşürmeye başlamışlardır; bunu, özellikle belirtmek isterim.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'ye, tarımda, uluslararası kuruluşlar tarafından dayatılanlar, aslında, gelişmiş ülkelerin hiçbirinde olmayan uygulamalardır. Hiç düşündünüz mü, Avrupa Birliğine uyum bağlamında bizden her şey isteniyor da, niye Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikasına uyum için, Türk çiftçisine de, Avrupa Birliği çiftçisine verildiği ölçüde, müdahale alımı, prim, telafi edici ödeme, depolama, kırsal kalkınma, gübre, tarım ilacı, tohumluk desteği gibi desteklerin verilmesi koşulu aranmıyor. Bu hususa da dikkatinizi çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, 2003 bütçesi, Türk köylüsünün, Türk çiftçisinin bir yılını alan, gelecek umudunu söndüren bir bütçeydi. 2004 yılı bütçesi ise, bunun kötü bir kopyasıdır. Acil eylem planında, Sayın Başbakan, Kasım 2002'de şöyle söylüyordu "Tarımda doğrudan gelir desteğini daha doğru uygulanabilir hale getireceğiz" ama, bu konuda hiçbir şey yapılmadı. 2003 yılının destekleri 2004 yılında verilecek. Ayrılan ödenek 3 katrilyon ve bunun yaklaşık 2,2 katrilyonu 2003'ün doğrudan gelir desteği olarak verilecek.

Değerli arkadaşlarım, 2003'ün doğrudan gelir desteğini 2004'te vereceksiniz, 2002'nin primlerini hâlâ tamamlamış değilsiniz, hâlâ bugün Milas'ta 2002 yılının zeytinyağı primini alamayan çiftçiler var. Siz, şimdi 2003'ün primlerini 2004'te, doğrudan gelir desteğini 2004 yılında vereceksiniz; peki, bu çiftçinin 2003 yılı ne olacak? 2003 yılını buharlaştırıyor musunuz? Çiftçinin elinden bir yılını alma hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

Dünyada hiçbir ülke yok ki, bizim gibi bütün tarım desteklerini kaldırıp, yerine yalnızca doğrudan gelir desteğini uyguluyor olsun, onu da bir yıl gecikerek ödesin.

Sayın Başbakan, yine aynı konuşmasında "Türkiye'de verimli tarım topraklarının sürekli işlenir kalmasını sağlayacağız" demişti. Oysa, son bir yıl içinde Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekili adayı İzmir Ticaret Borsası Başkanının ifadesine göre, yanlış prim ve fiyat politikalarından ötürü Ege Bölgesinde pamuk ekim alanları yüzde 8,5 azalmıştır. Biraz önce, burada, Konya milletvekili arkadaşımız tarımı güzel güzel anlattı. Şimdi o arkadaşıma ve sizlere söylüyorum, Orta Anadolu Bölgemizin yüzde 30 toprağında artık hububat ekilmiyor; çünkü, siz, ne pamuğa, ne hububata çiftçinin alınterinin hakkını vermiyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, çiftçilere ve tarıma yaptığınız destekleri o kadar azalttınız ki, gayri safî ulusal gelirde tarım desteklerinin payı yüzde 1'in altına düştü; oysa, OECD rakamlarına göre, bundan beş yıl önce, 1998 yılında bu destek yüzde 6,9 oranında idi. Bugün 2,6 milyar dolar vererek, çok verdiğinizi söylediğiniz tarım destekleri, bundan beş yıl önce 5,2 milyar dolardı. Çiftçinin pamuğuna, zeytinyağına, kanolasına, soyasına verilecek primleri son derece düşük tuttunuz ve maalesef, biraz önce söylediğim gibi, hâlâ, bir kısmını da vermediniz.

Yine, acil eylem planında "mazot gibi kalemlerdeki ağır vergilerin azaltılmasıyla çiftçinin üzerindeki tahammül edilmez yük hafifletilecektir" demenize karşın, vergide tek bir kuruş indirmediniz, yalnızca, doğrudan gelir desteği için ayrılan 500 trilyonu, bu kaynağı, göz boyama amacıyla, mazot desteği adı altında kullandınız.

Değerli arkadaşlarım, son üç aya baktığınızda, Türkiye'de gübre fiyatlarının yüzde 18 ile yüzde 34 arasında arttığını görüyorsunuz; yemin torbasının fiyatının 19 000 000 liraya çıktığını, bir kilo süt satan bir çiftçinin bir kilo yem alamaz duruma düştüğünü görüyorsunuz. Şimdi, çiftçi, bu fiyatlarla yem alacak, gübre alacak, hayvan besleyecek, tarım ürünü üretecek ve çiftçiliği sürdürecek! Bunun mümkünü yoktur. İşte, toprakların boş kalışının nedeni, çiftçinin girdi fiyatlarının sürekli yükselmesi, çıktı fiyatlarında artışın kendisinden esirgenmesidir.

Yine acil eylem planında "üç ay içinde hayvancılık sektörünün geliştirilmesi için acil tedbirler alınacak" dediniz; hiçbir ciddî önlem almadınız. Öyle anlaşılıyor ki, hükümet, hayvancılığın kalkındırılmasında, diğer birkısım alanlar gibi, bu alanı da Fak Fuk Fon umuduna bağlamıştır. Hayvancılığımız, kan kaybetmeye hızla devam etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şeker konusuna gelince; dün, burada, Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımız kendine göre bir şeyler söyledi; ama, söylediği, gerçekleri yansıtmıyordu. Nitekim, aynı Sanayi ve Ticaret Bakanımızın, daha önce söylemiş olduğu "Gümrük Vergisini yükselterek, mısırın Türkiye'ye girişini engellemeye çalıştık" sözü de gerçeği yansıtmıyordu. Mısırda, özellikle gümrük vergileri yüzde 35'lerden yüzde 20'lere indirilerek, Türkiye'ye daha fazla mısırın daha kolay girmesi ve bundan birilerinin nasiplenmesi sağlanmıştır; ama, bugün, bu yüzden Çukurova çiftçisi sıkıntıya düşmüştür.

Değerli arkadaşlarım, mısır ithalatında, bir bakanımızın oğlunun da bu döneme rastlayan ithalata karışmış olmasını burada esefle ifade etmek isterim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Maliye Bakanı ona on defa cevap verdi.

GÜROL ERGİN (Devamla)Verdi de, boş şeyler söyledi, boş!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Seninki ne!..

GÜROL ERGİN (Devamla)Değerli arkadaşım, resmî kayıtları konuşuyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 22 Aralık 2003

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook