İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 38. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı

Gürol Ergin

Muğla Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 38. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Aralık 2004 · 1.919 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Gürol Ergin (CHP), 23 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) TARIM VE KÖY İŞL.BAKANLIĞI,ULAŞTIRMA BAKANLIĞI); konuşma 1.919 kelime.

Gürol Ergin (CHP, Muğla). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/gurol-ergin-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-7-nci-tur-gorusmelerinde-tarim-ve-koy (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA GÜROL ERGİN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 2005 yılı bütçesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; sizleri ve Yüce Türk Ulusunu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Sayın Tarım Bakanımızın, tarım sorunlarına iyi niyetlerle çare bulmaya çalıştığını, örneğin, hububat tohumu ve hayvan ıslahı konularında olumlu gelişmeler de gerçekleştirdiğini biliyorum; ancak, sizler gibi ben de biliyorum ki, Türk tarımının sorunları, Sayın Bakanın iyi niyet ve gayretiyle değil, temel tercihlerinin tarım lehine değiştirilmesiyle, uluslararası kuruluşların dayatmalarına ulusal bilinçle karşı çıkılmasıyla mümkün olacaktır.

Değerli milletvekilleri, tarım, ülkemiz için yaşamsal önemi olan bir sektördür; çünkü, ülkemizin üçte 1'i kırsal alanda yaşar, çalışan nüfusun üçte 1'i bu alanda çalışır ve tarım, gayri safî ulusal gelirimize yüzde 11,6 gibi çok önemli sayılması gereken bir katkıda bulunur; ama, hepsinden önemlisi, Türk çiftçisi, 70 000 000'luk nüfusumuzu namerde muhtaç etmeden besler; ama, ne acı ki, çiftçinin durumundan habersiz Sayın Başbakan, binbir kahra katlanarak, inanılmaz özveride bulunarak Türkiye'yi besleyen bu insanlar durumlarından yakınınca "bu millet hep sizi mi besleyecek" diye çıkışıyor. Türk çiftçisine minnettar olması gerekenlerin, zavallı konuma düşürdükleri çiftçiyi azarlamasını, hayret, şaşkınlık ve ibretle karşılıyorum. Çiftçiyi bu kadar aşağılamanın bir başka örneğine cumhuriyet tarihinde rastlamak mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, kim ne derse desin, Türk tarımının temel sorunu, hak ettiği ölçüde destek alamayışıdır. Bakınız, Avrupa Birliği, çiftçisinin gayri safî ulusal gelire verdiği yüzde 2'lik katkı karşılığında gayri safî ulusal geliri, daha doğrusu Avrupa Birliği bütçesinin 43 milyar euroluk kısmıyla ve gayri safî millî gelirin yüzde 1,5'iyle onu destekliyor; yani, Avrupa Birliği çiftçisi, tarım üreticisi olarak gayri safî millî gelire ne veriyorsa karşılığını alıyor.

Bize bakalım; gayri safî millî gelire yüzde 11, 6 katkıda bulunan çiftçi, karşılığında binde 7 alıyor değerli arkadaşlarım. Şimdi, hem aldığı düşük, hem verdiği yüksek; böyle olunca görüyoruz ki, özellikle 2005 bütçesinde, cumhuriyet tarihinin tarıma en düşük desteğin ayrıldığı bütçesinde, Türk çiftçisi, Avrupalı çiftçinin yaklaşık onikide 1'i kadar destek alıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu bütçenin Türk çiftçisini desteklemediğinin bir başka örneği de toplam kamu yatırımlarında tarım kesiminin payının -zaten çok düşük olan payının- 2004 yılında 2005 yılına göre daha yüksek oluşu, bu payın yüzde 9,1'den 8,1'e inmesidir. Aynı şekilde, Türk tarımının en büyük sorunu olan topraklara su götürülmemesi sorunu, büyük bütçelerle çözülmek gerekirken, sulama yetersizliği çok önemli iken, bu bütçe, sulama yatırımlarına ayrılan payı da yüzde 6,9'dan yüzde 6,1'e indirmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de 1998 yılında, daha altı yıl önce, tarım, gayrî safî millî gelirin yüzde 6,9'u ile destekleniyordu; yani bugünkünün 10 katı destek vardı. Bugün 2 400 000 000 Amerikan Doları olan toplam tarım desteği 2 katından fazla olup, 5 200 000 000 Amerikan Doları idi; çünkü, o yıllarda, Türk çiftçisi, her türlü girdi desteğiyle, elverişli kredi desteğiyle destekleniyor, doğrudan gelir desteği gibi bir ucubeyi yaşamıyordu.

Türkiye'de tarımın desteklenmediği gün gibi aşikârken, birkısım köşeyazarı ve ekonomistler yıllarca tam aksi görüşü savunarak, yetersiz tarım desteklerinin daha da azaltılmasına neden oldular ve ne garip bir durumdur ki, Sayın Tarım Bakanımız, Avrupa Birliğinde çiftçi başına destek 304 dolar, hektar başına destek 730 dolar, buna karşılık Türk çiftçisi başına destek 113 dolar, hektar başına destek 151 dolar iken, hâlâ çiftçinin fazla desteklendiği gibi haksız görüşleri taşıyan ve savunan, çiftçi ve tarım düşmanı kimliğiyle öne çıkan bir köşeyazarını yanına alarak il il dolaşmıştır. Sayın Bakan, tarım desteklerine ilişkin iddialarının tamamen gerçekdışı olduğu kanıtlanan, tarımla uzak yakın ilgisi olmayan bir köşeyazarını yanında dolaştırmakla, bilmiyoruz Türk tarımı için ne gibi bir yarar ummuştur!

Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği değerlendirme raporunu artık hepimiz biliyoruz. Orada ortaya çıkan gerçek, Türk tarımının bugünkü yapısıyla, kısa bir dönemde, hiçbir biçimde Avrupa Birliğine uyum sağlayamayacağı şeklindedir.

Bunun için ne yapmak gerekir; yapılan hesaplar şunu gösteriyor, kabul ediniz, etmeyiniz: Siz, yılda 10 milyar doları tarıma, tarımın çağdaş tarıma gelişi için harcamazsanız, Türk tarımını Avrupa Birliği tarımına hiçbir biçimde yaklaştıramazsınız. Oysa, 2005 yılı bütçemiz de göstermektedir ki, bu hükümet, kendisinden önceki 57 nci ve 58 inci hükümetler gibi, tarımı ve çiftçiyi gözden çıkarmıştır. Bu kürsüden Sayın Tarım Bakanımız "pamuklu üreteceğiz diye pamuk üretmemiz gerekmez" diyebilmiştir. Sayın Başbakan, kendi partisinden bir milletvekilinin, parti grup toplantısında, tarımda kullanılan elektriğin fiyatının indirilmesi talebine "devlet hayır kurumu değil, bedava mı verelim; Allah'tan korkun" diyebilmiştir. Aynı grup toplantısında Sayın Başbakan "pamuk üreticileri perişan" diyen bir başka milletvekilini "gündemi saptırma" diye susturabilmiştir. Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanı, Konya'da, yaşanan kuraklık karşısında halkı yağmur duasına çağırarak, son derece bilimsel, çağdaş bir çare üretmiştir!

Değerli arkadaşlarım, kendinden önceki hükümetin uyguladığı politikaları eleştirerek iktidara gelen AKP, iktidarda bulunduğu iki yıllık sürede, bu politikalarda en ufak bir değişikliğe gitmemiştir. Çiftçiyi ezdiğini, perişan ettiğini iddia ettiği politikaları, acımasızca aynen uygulamıştır. Çiftçinin durumu düzelmek bir yana, iyice bozulmuştur. Çiftçi, 2002 yılını mumla arar hale gelmiştir. Siz, AKP İktidarı olarak işbaşına gelirken şikâyet konusu yaptığınız her şeyi unuttunuz. Tarımın yeterince desteklenmediğini söylediniz; onu unuttunuz. Girdi fiyatlarının çok yüksek olduğunu söylediniz; onu unuttunuz. Ürün fiyatlarının düşüklüğünü söylediniz; onu unuttunuz. Dahası, Acil Eylem Planında, "mazot gibi kalemlerdeki vergileri azaltarak, çiftçinin tahammül edilemez yükünü kaldıracağız" dediniz; onu da unuttunuz. Hem öyle unuttunuz ki, Sayın Başbakan, Erzurum'da çiftçileri azarlarken yaptığı gafı, İkinci Tarım Şûrasında yüzlerce çiftçinin önünde yine yaptı: "Mazota yüzde 40 destek veriyoruz, daha ne istiyorsunuz; bu millet hep sizi mi besleyecek" dedi. Şûrada bir çiftçinin yüksek sesle söylediği gibi, hani, nerede mazot desteği?!

Acil Eylem Planında "altı ay içinde çerçeve tarım kanunu, bir yıl içinde tarım ürünleri sigortası kanununu çıkaracağız" demiştiniz. İki yıla yakın zaman geçti, bu yasaları bugüne kadar niçin çıkarmadınız?! Tarım ürünleri sigortası kanununu çıkarsaydınız, çiftçi, bu yıl, afetlerden ötürü yaşadığı sıkıntıları yaşamayacaktı. Bu yasayı çıkarmamakla, afete uğrayan çiftçilerin yaşadıkları sıkıntının kaynağı oldunuz.

Değerli milletvekilleri, bu ülke pamuk üretmeye mecbur ve mahkûmdur; çünkü, pamuk üretecek çok önemli koşullara sahiptir, büyük bir şansı vardır. Bu şans değerlendirilmek zorundadır; ama, pamuk üreticisinin durumu içler acısıdır.

Bakınız, Ege Bölgesinde maliyet 1 288 000 lira; çiftçi, bugün, pamuğunu 800 000 liraya zor satıyor. İşte,bugün, Adana-Çukurova'daki, çiftçi, pamuğunu artık 500 000 liraya zor satıyor. İşte, güneydoğuda, pamuğunu 450 000 liradan satan seviniyor.

Değerli arkadaşlarım, hükümet, satılması gereken fiyatın yaklaşık 400 000-500 000 lira altında olan pamuğa "pamuk üreticisini destekleyeceğim" diye prim verirken, bunu 120 000 lira olarak düşünüyor. Açık ve net; pamuk üreticisine kilogramda 400 000 lira destek vermeyen bir hükümetin "ben üreticiyi destekliyorum" demesi için çok pişkin olması gerekir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, 23 Aralıktayız; Çukurova'da, bugün, 2003 yılının pamuk primini alamayan çiftçi var. İşte, Yüreğir. Yüreğir çiftçisine soralım, henüz pamuk primini almış değil.

Değerli arkadaşlarım, pamukta durum böyle; peki, diğer ürünlerde nasıl; 300 000 liraya mal edilen mısırı 305 000 liraya alan Toprak Mahsulleri Ofisi, bir kısmını da taksitle verdiği için, çiftçi, 275 000 liradan satmak zorunda kaldı. Hububat üreticisini tuş ettiniz. Toprak Mahsulleri Ofisi, hemen, tamamen devre dışına çıktı. Şimdi, söylenecek ki "geçen yılın 3 katı alım yaptık." Siz, geçen yıl hiç alım yapmadınız ki bunun 3 katından söz edesiniz! Aldığınız hububat 2 000 000 ton, buğday değil ve bu, hiçbir şekilde çiftçinin derdinin devası olamaz. Siz almayınca, hatta kapadığınız işyerleri değil, açık bıraktığınız işyerleri de çiftçiyi bin bir gerekçeyle canından bezdirecek uygulamalarla karşı karşıya getirince, çiftçi, ürününü, ister istemez benzin istasyonlarında 100 000 lira, 50 000 lira daha düşük fiyatla vermek zorunda kaldı. Çiftçiyi tüccarın kucağına attınız değerli arkadaşlarım.

Ayçiçeği, Türkiye'nin üretimine en fazla mahkûm olduğu ürünlerden biri. 1980'li yılların üretim ortalaması 1 000 000 tonun üzerinde, 1985 - 1986 döneminde üretim 1 250 000 ton. Bugün, sizin politikanızla, üretim 800 000 tonu bulmuyor. Niye bulmuyor değerli arkadaşlarım? Geçen sene verdiğiniz fiyatın aşağı yukarı aynısını verdiniz bu sene; ama, siz, buğdaya o fiyatı verirken, ayçiçeğine o fiyatı verirken girdi fiyatları ne oldu?! Biraz sonra ona gireceğim; ama, ona girmeden önce şunu söylüyorum: Fındık üreticisi perişan oldu; kılınız bile kıpırdamadı.

EYÜP FATSA (Ordu) -Allah'tan kork!..

GÜROL ERGİN (Devamla)Şimdi, kimin korktuğunu veya korkmadığını söyleyeceğim.

Sizin hiçbir yöre milletvekili orada çalışma yapmazken, Cumhuriyet Halk Partisinin oluşturduğu 7 kişilik heyet, yedi gün, gece gündüz çalıştı; zararı, 750 trilyon lira olarak tespit etti. Sizin tespit ettiğiniz resmî zarar, 700 trilyon lira dolayında. Ne verdiniz; 40 küsur trilyon lira. Şimdi, ben mi Allah'tan korkacağım siz mi Allah'tan korkacaksınız?! (CHP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından "yanlış, yanlış" sesleri)

Yanlış olduğunu burada söylersiniz.

Değerli arkadaşlarım, yerinden konuşmak kolay; ama, yerinden konuşulan boş laf, buraya gelindiği zaman söylenecek laf olmadığı için, ben, burada -benim gibi sizin de doğruları söylemeniz için- sizi bu kürsüye bekliyorum. (CHP sıralarından "çiftçiye sadaka verildi" sesleri)

Evet, bayram harçlığı verildi; bunu bilmeyen mi var. Gidin Trabzon'a, Ordu'ya, Giresun'a, sorun, bayram öncesi bir harçlık verildi; hatta, sanki, birilerine sus payı verildi.

Değerli arkadaşlarım, işte narenciyenin durumu. Bakın, bugün, Adana'nın Kozanında, Hatay'ın Erzininde, Dörtyolunda, Mersin - Erdemli'de, çiftçi büyük infial içinde, gösteri üzerine gösteri yapıyor, feryat ediyor; mandalinasını, limonunu kanallara döküyor; çünkü, alıcısı yok. Siz, çok büyük bir yanlışla, limonun, portakalın ihraç primlerini düşürdünüz; çiftçiyi o hale soktunuz. Şimdi, soruyorum; hangi akıl ve mantıkla bu yıl ihraç primini geçen yılın altına çektiniz ve sonuç sizi mutlu etti mi?

Arkadaşlar, Egede çekirdeksiz kuruüzümün durumunu sabahleyin arkadaşlarım da söyledi. Geçen sene 210 000'den satılan üzüm bu sene 150 000 liradan satılamıyor. Tekeli özelleştirdiniz, iftihar edin! Ama, Tekirdağ'a gidin bakalım; şaraplık üzümünü geçen sene 220 000 liraya satan üretici, bu sene, aynı fabrikanın kapısına gidince hangi sözle karşılaşıyor. Çiftçiye söylenen şu: "Sana vereceğim 150 000 lira." "Nasıl olur" denilince de "sen, Tekele git" deniliyor ve alay ediliyor çiftçiyle.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, gelelim girdilere. Bir yılda, ekimden ekime, 2003'ten 2004'e gübrede ortalama yüzde 47,4; traktörde yüzde 25,3; mazotta yüzde 33,5 artış oldu. Yine, yeri geldi soruyorum; yeşilmazota ne oldu, nerede mazot desteği?

Değerli arkadaşlarım, şimdi, sizin tarımda uyguladığınız bu politikalar Türk çiftçisini tarlasından, ahırından kaçırıyor. Devlet İstatistik Enstitüsünün rakamı; 1991'de 4 100 000 olan tarımsal işletme sayısı 3 100 000'e düşmüş. Bunu soruyorum sayımla ilgili olan Bakana; diyor ki: "Tabiî, gider; tarım, artık, para getirmiyor." Siz diyorsunuz...

MUSTAFA CUMUR (Trabzon)Traktör sayısı?!.

GÜROL ERGİN (Devamla)Traktör sayısı...

Kim o arkadaşım?

Aferin! Şimdi, gelelim traktör sayısına.

Değerli arkadaşlarım, siz, 1998-1999 yıllarında bu ülkede içpiyasada 48 000-49 000 traktör satıldığını biliyor musunuz ki, on ayda 22 000 traktör satıldı diye övünüyorsunuz?! Yarısını satamadınız. Üstelik de son üç yıl, büyük krizden ötürü kapısına traktör çekemeyen çiftçi, bugün, ancak 22 000 traktör alıyor -1998-1999'da rakam 48 000-49 000 sevgili arkadaşlarım- ve bu, sizin iftihar kaynağınız oluyor.

Değerli arkadaşlarım...

ÜNAL KACIR (İstanbul)Eskileri çöpe mi attılar?

GÜROL ERGİN (Devamla)Atılmaz, atılmaz kardeşim!

ÜNAL KACIR (İstanbul)Onlar var, yeni de ilave edildi.

HALUK KOÇ (Samsun)Siz traktör uzmanı da oldunuz Ünal Bey! Maşallah, her konuda bilginiz var!

GÜROL ERGİN (Devamla)Hayır, şimdi, ben, gereken cevabı veririm de, gerekmez diye vermeyeceğim.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)Zaman kaybetmeyin Hocam; siz işinize bakın.

GÜROL ERGİN (Devamla)Yok, eklerler.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, şimdi, hep övünülen bir konu: "Biz, çiftçilerin ziraî kredi borçlarını şu şekilde taksitlendirdik; bunların borçlarının faizlerini TEFE'ye, TÜFE'ye endeksledik; onun için çiftçi rahat." Rahat mı?.. Ziraat Bankasının borcunun taksitini ödeyemeyen çiftçiden istediği aylık faiz yüzde 11,01; yıllık yüzde 132. Enflasyon yüzde 10 diye iftihar edeceksiniz; ama, çiftçiden faiz olarak yüzde 132 alacaksınız! Yanlış mı?.. Yanlış mı?..

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Bakan da bilmiyor; sorduk.

GÜROL ERGİN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, elektrik borcu 500 küsur trilyon olan çiftçinin, elektrik borcu ve faizi sekiz ayda 600 küsur trilyon oldu. Çiftçi bunu nasıl ödeyecek?! Ve siz, 2003 yılında, geldiniz, çiftçinin ucuz fiyata aldığı elektriği aynen meskenlerdeki elektrik fiyatına çıkardınız.

Değerli arkadaşlarım, yapılır mıydı bu?..

ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Bunlar yapar Hocam!

GÜROL ERGİN (Devamla)Hayvancılığı, bilmiyorum nasıl anlatayım; çünkü, arkadaşlar, hayvancılığın durumu anlatılmayacak kadar vahim. Hayvancılıkta geldiğimiz nokta, hükümetimizin hayvan kaçakçılığıyla ciddî olarak mücadele etmesini engelleyecek kadar vahim bir nokta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜROL ERGİN (Devamla)2 dakikada bitireyim efendim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

44 konuşma daha · 23 Aralık 2004

44 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook