Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile çin halk cumhuriyeti hükümeti arasında hayvan sağlığı ve karantina konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:241)
Osmaniye Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 126. Birleşim · 2. yasama yılı · 3 Temmuz 2008 · 1.219 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakan Coşkun (MHP), 3 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE ÇİN HALK CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA HAYVAN SAĞLIĞI VE KARANTİNA KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:241)); konuşma 1.219 kelime.
Hakan Coşkun (MHP, Osmaniye). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile çin halk cumhuriyeti hükümeti arasında hayvan sağlığı ve karantina konusunda işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:241)”. TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim tutanağı, 3 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakan-coskun-23-2008-07-03-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-cin-halk-cumhuriyeti-hukumeti-arasind (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA HAKAN COŞKUN (Osmaniye)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 241 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Hayvan Sağlığı ve Karantina Konusunda İşbirliği Anlaşmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilgi ve teknoloji transferinin çok hızlı geliştiği günümüzde ülkeler, ekonomilerini, dış siyasetlerini, uluslararası ilişkilerini ve ulusal politikalarını bu değişimin temel dinamiklerini dikkate alarak belirlemektedirler. Yeni dünya düzeni olarak adlandırılan bu dönemde ülkelerin ulusal bütünlüğünü, iç ve dış güvenliğini, ekonomisini tehlikeye düşürülebilecek tehdit unsurlarının bertaraf edilmesi, önlem alınması, artık, sadece o ülkenin millî unsurlarıyla değil, aynı zamanda uluslararası iş birliği çerçevesinde mümkün olacaktır.
(x) 241 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında hayvan sağlığı ve karantina konularında olan iş birliği anlaşmasıyla, hayvan sağlığı ve karantina konularında iş birliğini güçlendirmek, insan sağlığının yanı sıra tarımın, hayvan yetiştiriciliğinin ve su ürünlerinin güvenliğini de sağlamaktır.
Globalleşen dünyada insan ve hayvan hareketlerinin çok hızlı olarak gerçekleştiği çağımızda hastalıklar çok hızlı yayılabilmekte, bu da hastalık sorununun yalnızca hastalığın görüldüğü ülkenin sorunu olmaktan ziyade tüm ülkelerin ortak sorunu hâline getirmektedir. Bu konuda oldukça acı tecrübeye sahip olan ülkemiz, maalesef kuş gribi ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıyla karşı karşıya kalmıştır. Kuş gribi hastalığı, Asya ülkelerinden çıkıp ülkemize kadar ulaşarak yaygınlık göstermesi sonucu hem ekonomimize zarar vermiş hem de insanlarımızın ölmesine neden olmuştur.
Bu anlaşma ile ülkemize ithal edilecek hayvansal ürünlerin bir disiplin içinde yapılması, uluslararası egzotik hayvan hastalıklarına ve insanlara geçen zoonoz hastalıklarına karşı alınacak tedbirlerle bu hastalıkların zararları önlenmiş olacaktır.
Avrupa Birliği, veteriner halk sağlığı konusunda etkili tedbirler almakta ve uygulamaktadır. Avrupa Birliği, gıda denetimlerini risk esasına dayalı olarak gerçekleştirmekte, gıda kaynaklı riskin yüzde 90’ı da hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklandığı için normal gıda ve denetimlere ilave olarak ek tedbirler getirmektedir.
Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu çerçevesinde iç karantina tedbirlerinin alınması ve sürvey programlarının uygulanmasının yanında en başta dış karantina tedbirlerinin de etkin bir biçimde alınması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması zorunludur. Yani sınır kapılarındaki kontrol ve denetimlerin tarımsal tedbirler anlamında da düzenli yapılması büyük önem taşımaktadır.
Değerli milletvekilleri, ülkemiz hayvan hastalıklarının yaygınlaşmasında açık tehdit altındadır. Bugün brusella ve tüberküloz hastalıklarına karşı yapılan mücadelede yetersiz kalınmış, ayrılan kaynaklar bütçe içinde son derece azaltılmıştır. En basit örneği: Son destekleme kararnamesinde bir önceki yıllara göre yapılan hastalıklarla ilgili destekleme bütçesi azaltılmıştır. Üzerinde konuştuğumuz kanunun uygulamasını yapacak olan Bakanlık maalesef hayvan sağlığı konusunu ihmal etmiştir.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, en büyük dış ticaret hacmine sahip, pazar büyüklüğü açısından gelecekte çok büyük potansiyeller ihtiva eden Rusya Federasyonu ile yaş sebze ve meyve ihracatında, ilki 2005 yılında, ikincisi de daha geçen günlerde, iki kriz yaşanmış. İlk krizin yaşanmasından ikincisine kadar geçen sürede Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, üreticilere bitki hastalık ve zararlılarıyla ilgili zirai mücadele ve gübreleme konularında; paketleyicilere, işleyicilere, komisyonculara ise güvenli gıdanın tüketiciye ulaştırılması konusunda gerekli eğitim verilememiştir.
Taze sebze ve meyveye zarar veren hastalık, zararlı ve mikroorganizmalara karşı kullanılan bitki koruma ürünlerinin teknik talimatlarına göre uygulanması sağlanamamıştır.
Bitkisel ve hayvansal ürünlerde kalıntıların ortaya çıkmasına neden olan denetimleri sağlayamamıştır.
Numune alma ve yasa dışı yollardan ülkemize sokulan ruhsatsız ilaçların denetimini sağlayamamıştır.
Tohumun tarlaya temasından nihai ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar geçecek süreçte izlenebilirliği tesis edememiştir.
Değerli milletvekilleri, kene ısırması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle 32 vatandaşımız hayatını kaybetmişken, vatandaşlarımız sokağa çıkamaz hâldeyken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bürokrasisi buna çözüm bulma yönünden yeterli tedbirleri alamamış ve hatta, Bakanlık tarafından kene mücadelesi için genel bütçe ve Jokey Kulübü tarafından satın alınarak taşra teşkilatlarına gönderilen ilaçların etkin madde oranları keneyi yok etme kapasitesine sahip değilken, bu ilaçların 30 kat fazla fahiş fiyatla alındığı iddiaları Bakanlık Teftiş Kurulu tarafından araştırılmaktadır.
Bugün, Bakanlıkta üst düzey görevlerde yer alıp da üç dört kurum veya kuruluştan maaş alan birçok bürokrat bulunmakta. Buna karşın, Bakanlıkta zirai mücadele ve zirai karantina ile salgın, bulaşıcı, paraziter hayvan hastalıklarıyla mücadele işlerinde çalışan, zirai mücadele ilaçları ile sürekli temas hâlinde bulunan ve her türlü zirai mücadele ilaçlarının olumsuz etkilerine maruz kalan personelin iki aylık fiilî hizmet süresi zammından yararlanmaları en son çıkan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile kaldırılmış ve mağdur edilmişlerdir.
Kuş gribi mücadelesinde olduğu gibi, hayvansal ve bitkisel hastalıklarda canla başla çalışarak hastalıkların yaygınlaşmasını önleyen ve alınan tedbirleri uygulayan veteriner hekimlerimizin ve ziraat mühendislerimizin hak ettiği çalışma ücretlerinin, tekrar bir düzenleme yapılarak ellerinden alınan haklarının geri verilmesi gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, gıda güvenliğiyle ilgili önlemler alması gerekirken yoğun bir kadrolaşmayla meşguldür. Bakanlık teknik kurumlarının başına mimar, öğretmen, siyasal mezunu atarken, ne yazık ki, gıda güvenliği konusunda deneyimli, nitelikli teknik personel ve bürokratlar görevden uzaklaştırılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, dünya gıda güvenliğinden ve iyi tarım uygulamalarından biraz bahsetmek istiyorum.
Dünyada yakın geçmişte yaşanmış, toplum sağlığını tehdit eden gıda maddelerinin güvenliğine ilişkin sorunlar iyi tarım uygulamalarının oluşumunu gündeme getirmiştir. Bu sorunlara örnek olarak deli dana hastalığı, yumurtada rastlanan dioksin, armutta görülen klormekuadin ve çilekte bulunmuş siprodinil sayılabilir.
İyi tarım uygulamalarını, tarımsal üretim sisteminin sosyal açıdan yaşanabilir, ekonomik açıdan kârlı ve verimli, insan sağlığını koruyan, hayvan sağlık ve refahı ile çevreye önem veren bir hâle getirmek için uygulanması gereken işlemler olarak tanımlayabiliriz.
İyi tarım uygulamalarında amaç, çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen bir tarımsal üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile gıda güvenliğinin sağlanmasıdır.
Uluslararası alanda yaşanan gelişim ve değişimler sonucunda, tüketicilerin çevreye dost, insan sağlığına duyarlı güvenli gıda talepleri, tarımsal arzı yönlendiren en önemli etken hâlini almaktadır. Tüketicilerin bu talepleri, uluslararası tarımsal ticareti etkilemekte ve satın alınacak ürünlere karşı güveni artıracak teknik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Özellikle Avrupa Birliği ülkelerindeki yaş meyve-sebze pazarının yüzde 70-80’lik kısmına hâkim büyük perakendeci kuruluşlar, tüketicilerin güvenli gıda taleplerini karşılamak üzere 1997 yılında EUREP adı altında bir birlik kurmuşlardır. 1999 yılında ise öncelikle yaş meyve-sebzede iyi tarım uygulamalarının esasları belirlenerek EUREPGAP Protokolü’nü yayınlamışlardır.
Avrupa ülkelerinde başlatılan bu uygulama, dünya genelinde genişletilerek Chile GAP, China GAP, Kenya GAP, Mexico GAP, Japan GAP ve en son Thai GAP’in oluşması ile dünya geneline yayılmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda 7 Eylül 2007 tarihinden itibaren EUREPGAP artık GLOBALGAP olarak tanımlanmaktadır. 2007 yılı itibarıyla bu organizasyon içerisinde yaklaşık seksen ülkede 80 bin sertifikalı üretici iyi tarım uygulamaları yapmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye’de iyi tarım uygulamalarına ait sertifikalandırmalar, EUREPGAP Protokolü ile başlamıştır. 2003 yılından itibaren, Avrupa ülkelerine yönelik ihracat yapan yaş meyve-sebze sektöründe EUREPGAP kriterlerine göre iyi tarım uygulamaları yapılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bitkisel ve hayvansal üretimde faaliyette bulunan ülkelerde, gelişmiş ülkelerde tarım politikaları belirlenirken makro politika olarak yüzde 10’unda organik tarım, genelde de baktığımızda yüzde 2’de organik tarım uygulamaları görülmektedir. Fakat konvansiyonel tarım yaptıkları yüzde 60-70’lik kısmında ise iyi tarım uygulamaları tekniklerine geçmeye özen göstermektedirler. Ülkemizde ise binde 8 oranında organik tarım yapılmakta olup, ihracata yönelik alanların bir kısmı hariç -o da yaş meyve ve sebzede- iyi tarım uygulamalarında iç piyasa üretimimizde gıda güvenliğini sağlayacak önlemlere pek dikkat etmemekteyiz.
Bu konuyla ilgili, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, 17/6/2008 tarihinde, Meclis araştırması komisyonu kurulması için önergemizi vermiş olup gündeme alındığında siz değerli milletvekillerinin de desteğini isteyeceğiz. Bu konuya fazla değinmeyeceğim. Fakat bundaki amaç, ihracatta yaşanan sorunların giderilmesi, iç piyasada tüketilen ürünlerin gıda güvenliğine uygun üretilmesi, çiftçilerimizin uygulamada yaşadıkları sorunların ve gerekli altyapı tedbirlerinin alınabilmesi ve standartları olan bir ülke olabilmemizdir ve bunun için bu konuda araştırma komisyonu kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, ülkemiz ile Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hayvan Sağlığı ve Karantina Konusunda İşbirliği Anlaşması’na Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve şahsım adına hayırlı olsun der, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 3 Temmuz 2008