İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PAZAR

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Hakkı Köylü

Kastamonu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2010 · 916 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Köylü (AK Parti), 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 916 kelime.

Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin 497 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 16’ncı maddesiyle değiştirilmesi öngörülen Anayasa’mızın 145’inci maddesiyle ilgili olarak AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygı ile selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin çerçeve 16’ncı maddesiyle Anayasa’nın 145’inci maddesinde bazı değişiklikler yapılması düşünülmüştür. Yapılması öngörülen değişiklikler; mevcut hükümde oldukça geniş şekilde düzenlenmiş olan askerî yargının görev alanına bazı sınırlamalar getirilmiştir. Anayasa’nın 145’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan askerî mahkemelerin görev alanını belirleyen; “askerî suç” , “asker kişi” , “askerî mahal” , “askerî hizmet ve görevle ilgili olarak işlenen suç” gibi kavramlar soyut nitelikte ve yoruma açıktır. Bu kavramların içi zaman zaman çıkarılan kanunlarla doldurulmuş, zaman zaman mahkeme içtihatlarıyla doldurulmuş ve bunlar arasında da zaman zaman çelişkiler ortaya çıkmıştır.

Konuyla ilgili birkaç açıklama yapmak istiyorum: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin sivillerle ilgili, sivillerin askerî mahkemede yargılanmasından dolayı ülkemiz aleyhine vermiş olduğu -isimlerini burada saymayacağım- birçok karar mevcuttur. Gene 2008 yıllı Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayınlanan Katılım Ortaklığı Belgesi’nin “Kısa Vadeli Öncelikler” bölümünün “Güvenlik Güçlerinin Sivil Denetimi” başlıklı bölümünde gene askerî mahkemelerin yetkisinin askerî personelin yargılanmasıyla ilgili olarak sınırlandırılması istenmiştir. Gene Katılım Ortaklığı Belgesi’nin, 2006 yılındaki, “Kısa Vadeli Öncelikler” başlıklı bölümde de sivil, asker ilişkileri üzerinde durulurken gene “Askerî mahkemelerin sivilleri yargılamasının önüne bütün engeller konulmalı ve sivillerin hiçbir şekilde bu mahkemelerde yargılanmaması sağlanmalıdır.” denilmiştir.

Türkiye’nin askerî mahkemeler ve askerî idare mahkemelerinin hukuki kararlarının da temyiz mercisi olarak Yargıtayın ve Danıştayın birer dairesi tarafından yerine getirilmesi tavsiye edilmiştir. Yürürlükteki metne bakacak olursak, Anayasa’nın 145’inci maddesinde askerî yargı; askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri olarak ikiye ayrılmıştır. Bu mahkemeler asker kişilerin askerî olan suçlarıyla bunların asker kişiler aleyhine veya askerî mahallerde yahut askerlik hizmetleriyle ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara bakmakla görevli oldukları belirtilmiştir. Askerî mahkemelerin asker olmayan kişilere ait suçları da özel kanunda belirtilen şekilde, ne zaman ve hangi suçlarda yargılayacaklarına dair de hüküm vardır. Keza, sıkıyönetim mahkemelerinin de hangi suçlara ve hangi kişileri yargılayacağına dair hükümler koyduğu görülmektedir. Keza “Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleriyle askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin mahkemelerinde görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, askerî hâkimlik teminatı, hâkim bağımsızlığı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre düzenlenir.” hükmü vardır.

İşte, bunlarla birlikte Avrupa ülkelerine de şöyle bir göz attığımız takdirde, İngiltere, İspanya, İtalya, Yunanistan, Polonya ve İrlanda’da askerî mahkemeler vardır, sadece asker kişileri yargılamakla görevlidirler. Bunun dışında Fransa’da, Paris’te askerî mahkeme bulunmaktadır. Bu da Fransa dışında askerlerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara bakmakla görevli bir mahkemedir. Bu arada, Danimarka’da sadece açık denizde bulunan askerlerin savaş gemilerinde işledikleri suçları ve Grönland’da işlenen suçları yargılamaktadır. Fransa ve Danimarka’da bu şekildeyken, Belçika, 2004 tarihinden itibaren askerî mahkemeleri tamamen kaldırmıştır. Bunun dışında, Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya gibi ülkelerde savaş zamanında askerî mahkemeler kurulabilmektedir. İsveç’te ise savaş zamanında dahi askerî mahkeme kurulmamaktadır.

İncelenen bu ülkelerden ayrı bir askerî mahkemesi olanların haricinde ülkemizde olduğu gibi buralardaki askerî mahkemelerin komutanlıkla ilişkileri son derece sınırlıdır. Bizde ilişkilerin ileri derecede olduğunu anlatmak için size sadece Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’ndan bir iki hüküm okumak istiyorum. Tutuklama kararlarıyla ilgili hüküm, 69’uncu maddede şöyle diyor: “Askerî mahkemede kıta komutanı veya askerî kurum amiri şüphelinin tutuklanmasını istediği takdirde mahkemeden böyle bir talepte bulunabilir, ayrıca savcı da bulunabilir. Savcıya tutuklama talebini intikal ettirdiğinde askerî savcı bu talebi mahkemeye intikal ettirmek zorundadır.”

Arama, zapt ve el koyma… Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre arama kararı verme yetkisi hâkime ait iken, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bunu cumhuriyet savcısı kullanmakta iken, askerî yargıda ise askerî mahkeme teşkilatında askerî mahkeme bulunan kıta komutanı veya onun izin verdiği kurum amiri yahut da onların izin verdiği kişiler tarafından arama yapılabilmektedir.

Bütün bunları ne için söylüyoruz? Bunların yapılış sebebinin başında askerî düzenin ve ordunun disiplininin ön planda geldiği hükmü gözümüze çarpmaktadır. Burada, ordunun disiplininin ön planda geldiğini kabul etmekle birlikte, eğer disiplin her şeyin önünde geliyorsa, bu takdirde, bu mahkemelerin görevine giren suçlarda da birtakım kısıtlamalar, sınırlamalar yapmamız gerekmektedir ki disiplinin ötesine taşmasın.

Askerî mahkemelerin görev alanı askerî suçların yargılanmasıyla sınırlandırılmaktadır bu durumda. Askerî suç ise yüksek mahkeme tarafından tanımlanmış, askerî suçun unsurları “Bir askerî yararı ihlal etmek.” ve “Askerî nitelikte olmak.” şeklinde açıklanmıştır.

Gene askerî mahkemelerin görev alanı tanımlanırken ve mahkemelerin teşkilatı, yapılanması gündeme gelirken hâkim bağımsızlığı ve hâkim teminatı esas alınmış ancak bunun yanında askerî hizmet ve görevin gerekleri de ilave edilmiştir. Bu takdirde elbette ki hâkim bağımsızlığı ve hâkim teminatı biraz da olsa geriye itilebilecektir.

Bütün bunları değerlendirdiğimizde, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları gerekse Avrupa Birliğiyle olan sözleşmelerimiz birlikte nazara alındığında askerî mahkemelerin görev alanında bir daraltma yapmamız gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Burada ne yapılmıştır, kısaca ondan bahsedeyim. Birincisinde, asker olmayan kişilerin savaş hâli haricinde askerî mahkemelerde yargılanamayacağı esası getirilmiştir. Herkesin de çok iyi bildiği gibi, bunun, asker olmayan kişilerin, sivillerin askerî mahkemede yargılanmasının en bariz görüldüğü hâller sıkıyönetim hâlleridir. Sıkıyönetim mahkemelerinde sivil hâkim ve savcılar da görev yaptığı hâlde -oradaki askerî hâkimlerin elbette ki beceriksiz falan olduğunu kesinlikle düşünecek değilim; onlar da cansiparane çalıştığı hâlde- sistemin yapısından kaynaklanan, Askerî Yargılama Usulü Kanunu’ndan, Askerî Ceza Kanunu’ndan kaynaklanan bazı sorunlardan dolayı birçok kişi mağdur olmuştur. İşte hedefimiz, tekrar bu mağduriyetlere imkân verilmemesidir.

Bir başka düzenleme, askerî mahallerde işlenen suçların askerî mahkemelerin görev alanından çıkarılmasıdır. Elbette ki askerî mahallerde işlenen asker kişilerin görevleriyle ilgili suçları veya asker kişilerin askerlere karşı işledikleri suçlar tabii ki askerî mahkemelerin görevine girecektir.

Bu değişiklikle, askerî mahkemelerin görev ve yetkilerinin demokratik hukuk devletinin gerektirdiği ölçülerde ve bu çerçevede yerine getirilmesi düşünülmüştür.

Teklifi, bu duygu ve düşüncelerle tasviplerinize sunarak hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

85 konuşma daha · 25 Nisan 2010

85 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook