İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Hakkı Köylü

Kastamonu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 548 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Köylü (AK Parti), 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 548 kelime.

Hakkı Köylü (AK Parti, Kastamonu). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-koylu-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

18’inci madde ile 147’nci maddede yapılan değişiklikle, daha önce 65 yaş sınırlamasının dışında başka bir sınır olmayan Anayasa Mahkemesi üyeliği, 12 yıllık bir sınırlandırmayla değiştirilmiştir. Biz de önergemizde bu 12 yılın çok olduğunu ve 9 yıl olması gerektiğini öne sürdük. Neden böyle düşündük? Öncelikle diğer devletlerin, özellikle bizimle çok ilişkisi olan ve örnek aldığımız ülkelerin mevzuatlarına da baktığımız zaman, başta Almanya’da 12 yıl, Avusturya’da 70 yaş sınırı var, bunun dışında Fransa’da 9 yıl, İspanya’da 9 yıl, İtalya’da 9 yıl, Macaristan’da 9 yıl, Polonya’da 9 yıl, Portekiz’de, Romanya’da 9 yıl ve Rusya’da 12 yıl sınırlandırması var. Bunun dışında Anayasa Mahkemesinin daha önce hazırlamış olduğu bir taslakta da Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev sürelerinin 12 yılla sınırlandırılması istenmiştir. Ayrıca Barolar Birliği de hazırlamış olduğu öneride bunun 9 yıl olarak sınırlandırılmasını öngörmüştür. Yani buradan anladığımız, mutlak surette bir sınırlandırmanın olmasının gerektiği kanaati çıkmaktadır. Peki, neden böyle bir düşünceye sahip olduğumuzu size kısaca izah edeyim.

Değerli arkadaşlarım, reformlar, hiçbir zaman belirli bir yaşa gelmiş insanların, kendi doğrularından başka doğruları kolay kolay kabul edemeyecek insanların yapabileceği şeyler değildir. Keza değişim de devamlı surette aşağıdan gelmektedir. Kuşaklar arasındaki farkı değerlendirdiğimiz zaman, alt kuşaklar her zaman üst kuşakları aşağıdan yukarıya doğru bir baskıya tabi tutmakta, yeni düşünceleri, yeni görüşleri onlara kabul ettirmeye çalışmaktadır ama belli bir yaşa gelmiş olan insanların -kendimi örnek verirsem- bizim yaşımızdaki insanların kendi doğrularından kolay kolay vazgeçmesi mümkün değildir. Yüksek mahkemelerin vermiş olduğu içtihatlar aşağıdan bir baskı olmadıkça kolay kolay değiştirilememektedir. Yargıtaya baktığımız zaman, Yargıtay Genel Kurul kararları ve içtihadı birleştirme kararları da yıllarca değiştirilemez. Ne zaman ki genç kuşaklardan birkaç kişi o daireye gelir veya Yargıtay Genel Kurul toplantısına katılacak duruma gelir, bu takdirde görüşler değişebilir. Anayasa Mahkemesi ise daha da değişiktir. Anayasa Mahkemesindeki görüşlerin elbette ki değişken olması gerekir. Anayasa Mahkemesi, sadece hukukçulardan kurulan bir mahkeme de değildir. Bunun yanında, Anayasa Mahkemesi, toplumun sosyal, siyasal, ekonomik ve hukuksal bütün gelişmelerini göz önüne alması gerekir. Bunları göz önüne aldığında, dünyadaki bu saydığımız kriterler, hususlar devamlı değiştiğinde, şu hâlde, Anayasa Mahkemesinde de devamlı bir değişimin olması gerekir. İşte, bu değişimin yaratılabilmesi için, mutlak surette orada görev yapanların belli bir süreyle görevlerinin sınırlandırılması ve aşağıdan gelecek yeni neslin bu değişimi sağlaması gerekmektedir. İşte, bu maksatla böyle bir önerge verdik.

Burada bir cümleyi daha ifade etmek istiyorum: Sabahtan beri yapılan görüşmelerde meydana gelen görüntüler hakikaten hepimizi üzdü. Zaman zaman bu görüntülere şahit oluyoruz. Burası, sağ köşenin başından sol köşenin başına kadar, 542 milletvekiliyle birlikte toplam, millî iradeyi teşkil ediyor. Bunda hiç kimsenin şüphesi yok. Burada çıkan kanunlarda olumlu oy kullanan da, olumsuz oy kullanan da, çekimser oy kullanan da, oy kullanmayan da, tamamı, millî iradenin birer temsilcisidir.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep)Grubuna söyle, grubuna.

HAKKI KÖYLÜ (Devamla)Bizler bunu millî irade olarak kabul ettiğimize göre, yani milletin temsilcilerinin burada, milletin kendi vekillerinin burada temsil ettiği durum millî irade olduğuna göre, bunu hepimiz kabul ettiğimize göre, buna karşı olan ve… Darbe dediğimiz şey o zaman ne oluyor? Biz buna millî irade demezsek, o zaman, darbeye ne diyeceğiz, ona söyleyecek söz bulamayacağız.

Bu bakımdan, ben değerli arkadaşlarımdan istirham ediyorum, haddim olmayarak istirham ediyorum: Her türlü eleştiriyi yapalım, her şeyi söyleyelim ama lütfen birbirimizi itham etmeyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook