İskan kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.251)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 23. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Kasım 2008 · 1.408 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Suha Okay (CHP), 27 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSKAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.251)); konuşma 1.408 kelime.
Hakkı Suha Okay (CHP, Ankara). “İskan kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.251)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 27 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-suha-okay-23-2008-11-27-iskan-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HAKKI SUHA OKAY (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan yasa, İskân Kanunu’nun 1’inci maddesinin 5’inci fıkrasını değiştiriyor, bir 6’ncı fıkra ekliyor. Her iki fıkraya ilişkin değerlendirmelerimi sizlerle paylaşacağım.
Malumunuz, 1989 yılında o dönemin Bulgaristan hükûmetinin uygulamış olduğu asimilasyon politikası sonucunda Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımız zorunlu göçe tabi oldular ve 300 bin civarında soydaşımız ülkemize geldi. Ülkemize zorunlu göçe tabi olarak gelen bu soydaşlarımız için dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükûmeti iskân sorunlarının aşılması yönünde çalışmalar yaptı ve Yüksek Planlama Kurulu kararı uyarınca ve de bir devlet bakanlığını sorumlu kılarak soydaşlarımızın 1991 yılında 2 milyon 500 bin Türk lirası peşinat yatırması hâlinde, her birine bir konut yapılması sorumluluğunu üstlendi, böyle bir taahhütte bulundu.
(x) 251 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Göçmen derneklerinin verdiği bilgilere göre, 1991 yılında 2 milyon 500 bin Türk lirası yatıran 44.500 civarındaki soydaşımız için çeşitli illerimizde 23.500 civarında konut yapılmış, 23.500 civarındaki ev teslim edilmiş, geri kalan 20 bini aşkın soydaşımıza ise ev teslim edilememiş, finansman sağlanamadığı gerekçe olarak ifade edilmiştir.
Kendilerine konut verilemeyen soydaşlarımız paralarını, o peşinat olarak yatırdıkları 2,5 milyon Türk lirasını geri istediklerinde bunun finansmanı olmadığı için devlet tarafından paraları geri ödenmemiş, parasını geri alamayanlar ise devlet bakanlığı aleyhine dava açmışlar ve yatırmış oldukları avansın alım gücü karşılığında bir tazminat talep etmektedirler. Açılan bu davalar uzun süre yargılama sürecinde kalmış ve nihayetinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2004 yılında bir karar oluşturmuş. Oluşturulan karar aynen şöyle sonuç olarak: İadeye karar verilirken satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve o şekilde iadeye karar verilmesi denkleştirici adalet kuralına uygun olur.
Mahkemeler, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bu kararını emsal kabul etmişler ve bu emsal karar uyarınca yargılamaları sürdürmüşler, dosyalar bilirkişi heyetlerine gitmiş ve bilirkişi heyetleri 2004 yılı itibarıyla 1991’de yatırılan 2 milyon 500 bin Türk lirasının karşılığının 1.700 YTL civarında olduğunu tespit etmiş, bu tespitte de bulunurken kanuni faizi, TEFE’yi, TÜFE’yi, doları, hazine bonosunu, altını, vadeli mevduatı, bunların hepsini de enstrüman olarak kullanmış. İşte bu açılan davalar tam karar aşamasında iken, 22’nci Dönemde 19/9/2006 tarihinde Parlamento bu değiştirilen veya değiştirilmesi önerilen fıkraya ilişkin bir yasal düzenleme yapmış ve bu yasal düzenleme de aynen şu biçimde: “Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutulup Türkiye’ye gelerek yerleşmek isteyen Türk soylu kişilere yaptırılan konutlardan almak üzere müracaat ederek para yatıranlardan konut sahibi olamayanların, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde müracaat etmeleri hâlinde yatırdıkları bedel yatırdıkları tarihten itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte kendilerine ödenir.” Bu ibareden sonra “Görülmekte olan davalar da bu hükme göre sonuçlandırılır.” denilmiştir. Bu hükme göre yapılan hesaplamalarda ise 1991 yılının 2 milyon 500 bin Türk lirasının karşılık değeri aynı yıl itibarıyla 16-17 YTL’ye ulaşmaktadır. Bu kesinlikle denkleştirici adalet kuralına aykırıdır ve geçek değerinin, reel değerinin neredeyse yüzde 1’inden daha da azdır.
Bu yasa maddesi için yine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından Anayasa Mahkemesine müracaat edilmiş ve Anayasa Mahkemesi de 23/11/2006’da yani iki ay sonra “Görülmekte olan davalar bu hükme göre sonuçlandırılır.” ibaresi hakkında yürürlüğün durdurulmasına karar vermiştir. Böylece Anayasa Mahkemesi görülmekte olan davalara ilişkin olarak hak sahiplerine sadece yasal faize dayanarak ödeme yapmayı Anayasa’ya uygun bulmamıştır. Böylece yine önümüze geçen Parlamento döneminde olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bir hüküm yerine yeni bir düzenleme yapılması için bu tasarı gelmiştir; tıpkı vakıflarda, sosyal güvenlikte, Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda, Sağlık Kanunu’nda, Cargill Yasası’nda olduğu gibi.
Değerli arkadaşlarım, şimdi gelen tasarı ile Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutulup, kendilerine konut vaadinde bulunulan Türk soylu kişilere, soydaşlarımıza bu düzenleme ile deniliyor ki: “Yatırıldığı tarihten ödeneceği tarihe kadar tüketici fiyat endeksi esas alınmak suretiyle hesaplanacak miktarın, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından ödenmesi öngörülmektedir.” Bu neyi getiriyor? Bu, 2007 yılı için aşağı yukarı 2.500 YTL’yi getiriyor. Bu, 2008 yılı için -eğer öngörülen enflasyon yüzde 11 olur ise- 2.800 YTL’yi getiriyor. Esasen bu da ödenen paranın tam karşılığı değildir. Nitekim tasarrufları teşvik hesabındaki paraların da iadesinde, Meclisimiz “Tüketici fiyat endeksi artı 5 puan esas alınarak iade edilir.” dediğinde, bu husus da Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve Anayasa Mahkemesi tüketici fiyat endeksi artı 5 puan ödeme yapılması hususunu Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Bunu şunun için ifade ediyorum: Böyle bir ödeme yapılacak ama hiç olmazsa 1991 yılında bu ödemeleri yapan soydaşlarımızın mağduriyetini biraz daha gidermek için tüketici fiyat endeksi artı 5 puan gibi bir ekleme yapılması daha doğru olur diye düşünüyorum. Nitekim, grubumuz tarafından da maddelere geçildiğinde görüşülmek üzere bir önerge verilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, yıllardır bu insanlar mağdur edilmiş ama bu mağduriyetin yanı sıra bir başka mağduriyet daha var, bu da bu geçici maddenin bu tasarıyla eklenen altıncı fıkrasında yer alıyor. O da şu: Soydaşlarımıza evler teslim edildikten sonra, bu evlerin on yıl süreyle devir ve temliki yasaktır. Takyit konulmuştur ve tapu devri mümkün değildir ancak yıllar içerisinde bu konutları alan soydaşlarımızın bir kısmı o aldıkları konutları terk etmiş, bir kısmı tekrar Bulgaristan’a gitmiş ve giderken de bu on yıllık takyit süresine bakmadan evlerini satmışlar. Tabii takyide rağmen sattıkları bir realite. Bu yönde en çok mağdur olan Ankara Sincan Göçmen Konutlarında oturan yurttaşlarımız. Toplu Konut İdaresinin tespitine göre 51 yurttaşımız, yani Çorum’dan, Çankırı’dan, Yozgat’tan, Kırşehir’den Ankara’ya gelip Sincan’a yerleşen 51 yurttaşımız bu on yıllık süre içerisinde satın alanlar arasında yakalananlar. Nasıl olmuş? Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün memuru gitmiş, kapıyı çalmış “Burada iskâncı mısın, yoksa bir başka nedenle mi oturuyorsun?” demiş. Vatandaşım “Ben burayı satın aldım.” demiş. “Nasıl satın aldın?” “Şu el senediyle satın aldım.” “Nasıl satın aldın?” “Noterden gayrimenkul satış vaadiyle satın aldım.” Veyahut da vatandaşın ifadesini almışlar, çocukların ifadesini almışlar. “Siz burada ne sıfatla oturuyorsunuz?” “Bu ev bizim.” “Ne zaman aldınız siz bu evi?” “1998’de” Bir tutanak tutmuşlar ve sonucunda 51 kişi hakkında –Ben sadece Sincan için söylüyorum ama Toplu Konut İdaresinin Sayın Başkanının komisyondaki ifadesine göre, bu sorunu yaşayan İstanbul ve Bursa’da da vatandaşlarımız var.- demişler ki: “Siz yasaklı, kısıtlı süre içerisinde burayı satın aldınız. Siz buranın hukuken sahibi olamazsınız. Burayı derhâl terk edeceksiniz.” Tabii, bu konuda vatandaşlardan, o göçmen konutlarında yaşayanlardan ben bir Ankara Milletvekili olarak epey taleple karşı karşıya kaldım. Mektuplar geldi. Hazin bir tablo. Peki, yani bunlar, şimdi Toplu Konutun yaptığı gibi lüks konutlar mı? Hayır. 55 ve 70 metrekarelik olan konutlar ve daha sonra ne olmuş? 2000’li yıllarda bu kez, o konutları tahliye etmedikleri için, o konutların –bunlar blok içerisinde daireler- elektriği ve suyu kesilmiş. Elektriksiz kalmış, susuz kalmış ve orada yaşayan vatandaşlarımız ya komşularından su istemişler veya kaçak elektrik kullanmak zorunda kalmışlar. Komşu da bir dereceye kadar su veriyor, ondan sonra mahalleden su taşımaya başlamışlar, 7’nci kata, 5’inci kata, 9’uncu kata su taşımaya başlamışlar.
Tabii, bu konuda sadece satın alanlar değil aynı zamanda o blokta yaşayan diğer komşular da mağdur. Onlar ne yapmışlar? On yıllık süre dolduktan sonra tapudan devir yapmışlar fakat o bloklarda bir ortak yaşam var, ortak kullanım alanları var veyahut da doğal gaz bağlatacaklar. Bu kez belediye demiş ki: “Hayır kardeşim, burası sorunlu apartman, doğal gaz bağlamam.” veyahut da “Gelin, ortak bir alanın birlikte bir şeyini düzeltelim.” Birisi hak sahibi olup olmadığını bilmiyor ama orada bir gecekondu yaşamına mahkûm oluyor.
Sonuç itibarıyla bu konu -Değerli Ankara Milletvekili ve diğer gruplardaki arkadaşlarımla da paylaştım- bir Hükûmet tasarısında ek bir fıkra olarak geldi ve böylece bu yasal düzenlemeyle bu sorunun aşılacağına inanıyorum. Ama, burada önemsediğim bir şey var. Sayın Başkanın yani Toplu Konut İdaresi Başkanının komisyondaki şu sözlerine de dikkat çekmek istiyorum. Bir bölümünü okuyacağım, diyor ki: “Çok metruk vaziyette, çok perişan vaziyette ve yasa gereği on yıl geçmeden devredildiği için bunların tahsisleri iptal ediliyor. Şu anda bir kısmı da dolu bu konutların. Çok fakir insanlara verilmiş, çok da doğru dürüst konutlar değil. Yani, insanların başını sokacakları 70 metrekare civarında konutlar, çok bakımsız konutlar. –ve devam ediyor- Bu, bir kangren olaydır. Biz birkaç sefer bunları polisle dışarıya çıkartmaya çalıştık, bunlara acıdı oraya giden polislerimiz, kaymakamımız, valimiz acıdı, bize telefon ettiler ‘Bunlar perişan oluyor.’ dediler.”
Ben, bu konuda diğer serzenişleri, diğer talepleri ifade etmek istemiyorum. Bu çok cüzi de olsa, rakamını bilmiyorum ama eğer bu rakam Ankara Sincan’da 51’se –ki Toplu Konut İdaresi 51 olduğunu söylüyor- Türkiye’de de belki 100-150 konut.
Sonuç itibarıyla, bu getirilen altıncı fıkra ile bu konutların bu hak sahiplerine verilmesi için Toplu Konut İdaresine yetki veriliyor. Ancak, dilerim ki Toplu Konut İdaresi, zaten kıt kanaat zor imkânlarla geçinen ve yıllardır mağduriyeti çeken bu kişilerden ekstra, ilaveten bir para almaya kalkmaz ve bu hakkı kötüye kullanmaz; bu yasayla birlikte bu vatandaşlarımızın bu sorunu giderilir, soydaşlarımızın da 91 yılından bu yana kimi alamadığı paralar ödenir.
Meclisimizin bu konuda en doğru, en sağlıklı kararı vereceğine inanıyorum, yüce heyetinizi de saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 27 Kasım 2008