Olağanüstü hal bölge valiliği ihdası hakkında kanun hükmünde kararnameye bir geçici madde eklenmesi hk. (s.sayı 268)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 29. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Aralık 2003 · 906 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hakkı Ülkü (CHP), 17 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: OLAĞANÜSTÜ HAL BÖLGE VALİLİĞİ İHDASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEYE BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HK. (S.SAYI 268)); konuşma 906 kelime.
Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Olağanüstü hal bölge valiliği ihdası hakkında kanun hükmünde kararnameye bir geçici madde eklenmesi hk. (s.sayı 268)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2003-12-17-olaganustu-hal-bolge-valiligi-ihdasi-hakkinda-kanun-hukmunde-kararname (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum.
Görüşmekte olduğumuz Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı, olağanüstü hal döneminde verilen silahların ruhsatlarının taşımadan bulundurmaya dönüştürülmesi için vatandaşlara tanınan süreyi altı ay uzatmaktadır. Ülkemizde, olağanüstü hal uygulaması, hepimizin bildiği gibi, yirmi yıldan uzun bir süredir, olağanüstünün olağanlaştığı hale gelmiştir. Güneydoğuda olağanüstü hal resmen kaldırılmıştır; ancak, görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı, olağanüstü halin hukukî olarak kaldırıldığını fakat fiilî olarak yer yer devam ettiğini göstermektedir.
Öncelikle, bu tasarı, olağanüstü haldeki uygulamalardan kaynaklanan ve bugün, Türkiye'de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye aleyhine kararlarına konu olan sorunları çözmek yerine, sorunların devamına yol açmaktadır. Doğuda, güneydoğuda, acılar bitmemiştir; daha doğrusu, biri bitmekte, bir başkası başlamaktadır. Terörün acılı bilançosu halen hafızalarımızdadır.
Bunun dışında, 3 000 000'a yakın göç eden ve ettirilen köylü ile elinde devletin silahı bulunan 70 000 korucu, bu ülkenin dağ gibi bir sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
Koruculuk, toplumsal sorunları kanatan bir yaradır. Devletin desteklediği köye dönüş projesi kapsamında topraklarına geri dönmek isteyen vatandaşlarımız, devletin silahını taşıyan korucular tarafından bazı yerlerde köylerine sokulmuyor ve birçok sorun çıkıyor. Bu sorunun çözülmesi de, herhalde Kopenhag Kriterlerine bağlı değil. Unutmamak gerekir ki, güç kullanma tekeli, yalnızca o devlete aittir; yani, Türkiye Cumhuriyetine aittir. Güç kullanma tekeli, bu ülkede Türkiye Cumhuriyetine aitse, başka bir kimseye devredilmesi pek akıl kârı değildir.
Görüşmekte olduğumuz tasarı, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yanında, Türkiye'nin tamamını ilgilendiren bir yasa tasarısıdır. Türkiye, bireysel ve örgütsel silahlanma tehdidiyle karşı karşıyadır. Türkiye'de bireysel silahlanma, her yıl, binlerce insanı ölüme götüren sürecin başlangıç noktasıdır. Her yıl, yüzlerce vatandaşımız kaza kurşunları sonunda ya da başka nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Maçların ardından, düğünlerde, sebepsiz kavgalarda, eller, kolayca silaha gidebilmektedir. O kadar kolaylıkla insanlar öldürülmekte, yaralanmaktadır ki, bunun, biraz da mafyalaşma dönemiyle denk düştüğünü söyleyebiliriz. Daha açık bir örnek vermek istiyorum: Dün, Meclis Başkanımızın yanına çok önemli bir konuk geldi; geçtiğimiz temmuz ayında, bir kafede, annesinin kucağında uyurken kaza kurşunuyla ölen 2,5 yaşındaki Ali Star'ın acılı ailesi. Onlar, bireysel silahlanmanın önüne geçmek için gerekli tedbirlerin alınması için gelmişlerdi.
Türkiye'de, bireysel silahlanmanın boyutları dehşet verici. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de, şu anda, ruhsatlı silah sayısının 1 500 000, ruhsatsız silah sayısının da 3 000 000 civarında olduğu tahmin ediliyor; ancak, konuyla ilgili çalışmalar yapan Umut Vakfının verilerine göre, Türkiye'de, daha gerçekçi bir hesaplamayla, ruhsatlı ve ruhsatsız 7 000 000 silahın kullanımda olduğu söyleniyor. Türkiye'de, silahlanma, son yıllarda giderek artıyor. Son sekiz yıl içerisinde, silahlanma yüzde 358 oranında artmış; geçtiğimiz onbeş yılda, Türkiye'deki ruhsatlı silahlar yüzde 40, ruhsatsız silahlar ise yüzde 100 oranında fazlalaşmış. Alınan silahlar, işlenen pek çok suçta da kullanılıyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; silahlanmada en önemli tehdit, biraz da politikacıların teşviki ve buna karşı mücadeledeki yetersizlikler nedeniyle, sıradan vatandaşların da silahlanmalarıdır. Herkesçe bilinmektedir ki, bu tehdidin tümüyle yok edilmesinin yolu eğitimdir. Hukuksal düzenlemeler, kısıtlı birtakım çözümler sağlayabilir. Ülkemizde yaygın ve bilinçsiz silahlanma, derin toplumsal kökenlere dayanmakta. Toplumsal düzenlemenin yapılması, hukuksal düzenlemeden daha etkilidir. Bu bağlamda, Türk toplumunun silaha verdiği geleneksel önemin çok iyi araştırılması, bu geleneksel yapının önüne nasıl geçileceğinin saptanması gerekir. Bu özellikle Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri için daha çok söylenebilir. Üzücü de olsa bilmeliyiz ki, silah geleneği, ilkel toplumların geleneğidir ve ilkel toplumların bu geleneği, modernleştikçe geçer.
Silah ruhsatı verilirken balistik inceleme iyice yapılmalıdır. Bürokratik araştırma dışında, belki de psikolojik araştırma da yapılması gerekmektedir. En önemlisi de silah ruhsatı verilirken, belki kişilerin ehliyet ruhsatı gibi eğitime tabi tutulması gerekir. Çünkü, silah taşıyan bir insan için en büyük tehlike de silah taşımaktır. Çünkü, bu silahla; bir, kendinizi vurabilirsiniz; iki, yakınınızı vurabilirsiniz; üç, yakınınız da sizi vurabilir; dört, silahınızı düşman kapar, o da sizi vurabilir. Dolayısıyla, bu kadar tehlikeli bir maddeyi üzerinizde taşımak, eğitimli olmanın koşuluna da bağlıdır.
Genel olarak sırf cezaların artırılmasıyla olumlu sonuç alınabileceği, terk edilmiş bir görüştür. Bununla birlikte, halen komik durumda olan para cezalarının da ağırlaştırılması, kısmen silah ruhsatı almayı caydırabilir diye düşünüyoruz.
İstanbul Barosu Bireysel Silahlanmaya Karşı Mücadele Komisyonu, Umut Vakfıyla birlikte, işbirliği yaparak, ölümlere, yaralanmalara karşı mücadele verilirken bireysel silahlanmanın her boyutunu gözlem altına alıyor, bu mücadelede bize yardım eder misiniz deyip, bu konuda bazı araştırmalar yapıp, çarpıcı bilgiler elde ediyor. Bundan iki yıl önce "Bilinçsiz Silahlanmanın Etkileri" konulu bir toplantının sonunda yayımladıkları bildiride; son dönemlerde, İstanbul'a, güneydoğudan yoğun miktarda silah geldiği; bu bölgede devletin hâkimiyet sağlamasından sonra, elde kalan silahların batı bölgelerine getirilip, çetelerin, mafyaların kullanımına sunulduğu; bu çetelerin güçlerinin bu silahlarla daha da fazlalaştığı; terör örgütlerinin tasfiyesiyle birlikte, elde kalan silahların da çetelerin kullanımına sunulduğu; Türkiye'de ruhsatsız silah girişi olduğu gibi, ruhsatlı silahların da, artık, zaman zaman amaçdışı kullanıldığı; pompalı tüfeklerin sayısında yüzde 300 oranında artış olduğu; çünkü, bunun için ruhsat almanın çok kolay olduğu; Karadenizli birtakım kişilere silah yapma izni verilmesinin vahim tehlikelere yol açmaya başladığı; bu silahlara, 6136 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin uygulanmadığı, uygulansa bile cezasının çok az olduğu; silah verilirken alınan kart paralarının silah ruhsatı verilmesini teşvik ettiği; televizyonlarda da silah kullanmanın özendirildiği ve giderek toplumumuzda, futbol maçları ile düğünlerde silahlı olayların çok fazla arttığı, buna benzer suçların zaten istatistiklerde görüldüğü; hatta, çarpıcı bir örnek olsun diye söylüyorum, televizyonlarda mafya filmlerinin çoğaltılmasıyla paralel olarak cinayetlerin de arttığı, bilimsel verilerle saptanmış bulunmaktadır.
Tabiî ki, ülkenin bir bölgesinde çok uzun zamandan beri devam eden terör eylemleri nedeniyle, vatandaşlarımız, içinde bulunduğu durumun daha iyileşmesi yönünde zaman zaman başvurularda bulunmakta ve bizlerin, böylesi yasa çıkarmalarına olanak sağlamaktadırlar; ancak, bunlar, köklü çözümler değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 17 Aralık 2003