İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 100. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Özel güvenlik hizmetlerine dair kan.tas.(ss.467)

Hakkı Ülkü

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 100. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Haziran 2004 · 837 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Ülkü (CHP), 10 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİNE DAİR KAN.TAS.(SS.467)); konuşma 837 kelime.

Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Özel güvenlik hizmetlerine dair kan.tas.(ss.467)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-06-10-ozel-guvenlik-hizmetlerine-dair-kan-tas-ss-467-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kaldığım yerden devam ederek, fazla vaktinizi almak istemiyorum. Yalnız, Meclis kürsüsünden konuşan arkadaşlarımızın, özellikle muhalefet partisinden olanların hepsinin, burada çıkarılacak olan yasaların daha sağlıklı, daha anlaşılabilir, daha kolay uygulanabilir olmasına dikkat ettiklerinden ve o katkıyı koymak istemelerinden dolayıdır ki, zaman zaman, benim gibi 20 dakikayı bile kullanamamaktadırlar; yetmemektedir yani. O nedenle, Meclis Başkanımızın da, bu anlamda, biraz daha toleranslı olmasını, ben, şahsım adına, kendisinden özellikle rica ediyorum.

Konuşmanın akışı içerisinde -kesildiği için, nasıl başlayacağımı da bilemiyorum; ama- Fransa ve Türkiye arasındaki farklılığı anlatacaktım sizlere. Demin, onların karakteristik yapıları, huyları ve davranış biçimleriyle ilgili bir örnek anlatmaya çalışmıştım; tekrarlamak istemiyorum; ancak, onlarda, 2003 yılında değiştirilerek tekrar yürürlüğe sokulan Özel Güvenlik Yasası neler getirmiş, ne gibi değişiklikler getirmiş, bizimkilerle kıyaslanıldığında neler var ve hangi çarpıcı noktaları görmek mümkün, onlardan bazı pasajlar vermek istiyorum sizlere.

Fransız yasalarında, özel güvenlik şirketine faaliyeti için verilmiş olan bir izin, kuruma veya bundan faydalanan şahıslara hiçbir ayrıcalık sağlamaz. Bu izin, hiçbir şekilde kamu yetkilerinin devredilmesi gerektiği anlamını da taşımaz. Bizdeki çıkarılacak olan yasada ise, çalışanlar, kamu görevlisi gibi değerlendirilmektedir; ama, zaten, taslak hazırlanırken de onlara, onların vakfına davet çıkarılmadığından bu bellidir. Dün, o vakfın üyeleri, bir grup arkadaş gelip kendi sorunlarını anlatmışlar idi; ama, bunların hiçbirisinin komisyonlarda görüşüldüğünü ben duymadım; zaten, kendileri de yoktu. Yani, tarafların her biri olmadığı nedeniyle benim eleştirilerim var.

Yine, Fransız yasalarında -bununla ilgili yasalarında- "hiçbir durumda, bir eski polis veya bir eski asker, bu tip bir müessesenin yöneticileri ya da çalışanları olamaz" hükmü, devlet ile özel güvenlik şirketleri arasındaki ilişkileri belirlemesi açısından temel bir faktördür; çünkü, eski polis veya askerlerin, özel güvenlik şirketi bünyesinde yönetici veya çalışan olarak bulunması, üzerinde özenle durduğum, sık sık tekrarladığım, altını çizdiğim mafyalaşmanın önünü açabilecek niteliktedir. Yasa tasarısının komisyona havale edilen ilk halinde, şirkette yönetici olarak çalışacak personelin en az üçte 1'inin emniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri, Millî İstihbarat Teşkilatı, yargı veya mülkî idare mensubu olması zorunluydu. Şu andaki yasa tasarısında bu hüküm kaldırıldı; ancak, eski emniyet veya silahlı kuvvetler personelinin özel güvenlik şirketlerinde çalışmasının önünde şu anda da hiçbir engel bulunmamakta.

Bir başka şey, Fransız Özel Güvenlik Yasasında, kişi hak ve hürriyetlerini koruma altına almak amacıyla "bunların, aynı şekilde, siyasî, felsefî veya dinî ya da şahısların sendikalara üyeliğiyle ilgili görüşlerin beyan edildiği gösterileri gözetlemeleri bile yasaktır" hükmü getirilmiştir. Bizde ise, bu tarz bir yasaklamadan ziyade, özel güvenlik personelinin kendisinin hangi eylemlere katılamayacağı sayılmıştır, mülkî idare amirinin isteği doğrultusunda acil bir durum halinde nasıl davranacağı belirtilmiştir.

Özel güvenlik personelinin hakları konusunda eski kanuna göre gelişme gösterilmiş olsa da, örgütlenme, toplusözleşme gibi haklardan yararlanma konusunda büyük eksiklikler bulunmaktadır.

Yine, Fransız Özel Güvenlik Yasasında, özel güvenlik görevlileri üst araması yaparken, arama yaptıkları kişiyle aynı cinsiyette olmaları zorunluluğu getirilmiştir. Oysa, bizim tasarıda bu yoktur ya da unutulmuştur.

Fransızlar, güvenlik konusunda, adlî polis, belediye polisi ile özel güvenlik ayırımı öngörmüş; sanat, spor ve toplumsal etkinlikleri, belediye polisinin faaliyet alanına sokmuş; özel güvenlik şirketlerinin diğer güvenlik birimleriyle eşgüdümlü olmasını şart koşmuştur. Ülkemizde bu yoktur; çünkü, böyle bir örgütlenme de yoktur.

Şimdi, biz, bu yasa tasarısına, başta da söylediğim gibi, oy vereceğiz de, işsizin sayısı ve yüzdesi kurumların tahminine göre değişen, kişi başına düşen payın alabildiğine az, genç nüfusun Avrupa ülkeleriyle kıyaslanamayacak kadar çok olduğu, gelir dağılımı adaletsizliğinin dünyada başka bir örneği bulunmadığı kadar bozuk olan bir ülkede, parası olan güvencede olacak, olmayanlar hapı yutacak. Önceleri ne deniliyordu; devletin ekonomide ne işi var. Şimdi ne denilmek isteniliyor; mafya varken, devletin güvenlikte ne işi var. Daha sonraki günlerde de, giderek bu felsefe, sadece özel güvenlik, sadece özel dedektifliği değil, aynı zamanda, özel bilirkişiliği, özel adlî tıp hizmetlerini, özel kriminal laboratuvarlarını ve hatta, özel cezaevlerini de gündeme getirecektir.

Kısaca, zengin-yoksul çatışmasının tohumları hızla ekilmektedir. Bakalım, özel güvenlikçiler, daha sonraki zamanlarda, sans-culotte'ların yanında mı yer alacaklardır, nerede yer alacaklardır, bunu zamanla göreceğiz; ama, hep, kazanan, mafya ve bağlantılı olarak da silah tüccarları olacaktır.

Arkadaşlar, önümüzde ciddî bir sorun var. Ülkemizde çok geniş bir kesim, mafyayı kabullenme, hatta, sahiplenme olgusu içerisinde. Çokça vatandaşımız, bir gün kendisine de lazım olur düşüncesiyle, ağabeyle ilişkide bulunmayı çıkarına uygun görmektedir. Yaygınlaşan bu düşünce "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganında ifadesini bulmaktadır. Hatta, bu durum öylesine yaygınlaşıyor ki, televizyon dizilerine konu olmaya başlıyor. Nitekim, yüzbinlerce çocuk, gece yatmadan önce, Kurtlar Vadisindeki Çakır olma hayaliyle, televizyon başında oturuyor. Dizide Çakır ölüyor, bir grup genç gazete ilanı veriyor; kendi aralarında maç düzenleyen bir grup genç, maç başlamadan önce, Çakır'ın ölümüne yas tutup, saygı duruşunda bulunuyorlar.

Size ilginç bir şey daha söyleyeyim. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasında, Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyaret eden çocuklar, Başkanlık tarafından düzenlenen -şu arka tarafımızda- panolara, içlerinden gelen çeşitli düşüncelerini yazmışlar. Ben onların birçoğunu okudum. Bu düşüncelerden, bu notlardan birini size okumak istiyorum. Çocuğun birisi diyor ki: "Süleyman Çakır'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerim.".

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şiddete yatkın bir toplumun oldukça geniş bir kesiminde bilinçaltına işlenmiş olan kodlar, mafyayı toplum nezdinde meşru kılmakta ve önemli bir manevî zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle, bu yasanın getirisinden çok, ileride götürüsü de olacaktır. Yolsuzluk ve yoksulluk silahla değil, karın tokluğuyla giderilebilir.

Faili meçhullerin çoğalmaması dileğiyle, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 10 Haziran 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook