İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Halil Akyüz

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 77. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Mayıs 2003 · 855 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Akyüz (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 855 kelime.

Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz İş Yasası Tasarısının asgarî ücreti düzenleyen 39 uncu maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına Büyük Meclisin üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Önce asgarî ücretin, yönetmeliğine göre, tarifini yapmak istiyorum: "Asgarî ücret, işçilere, normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür faaliyetleri gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgarî düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir" biçiminde tanımlanmaktadır.

Şimdi bakalım, günümüz şartlarında bu ücret ne kadar olmalıdır: Türk-İş'in Nisan 2003'te yaptığı araştırmada açlık sınırı 451 000 000, yoksulluk sınırı 1 371 000 000 TL olarak hesaplanmıştır. Ocak 2003'te tespit edilen asgarî ücret ise, net 225 990 000 TL'dir. Açlık sınırının 451 000 000 TL olduğu bir dönemde 225 000 000 milyon TL asgarî ücret, elbette, makul karşılanır, savunulur bir miktar değildir. Kaldı ki, insanların zorunlu yaşamsal ihtiyaçlarının yanında, eğitim ihtiyaçları da çok önemlidir. Eğitim ihtiyaçlarının içinde, elbette, sadece çocuğunun okul masraflarını hesaplamak yeterli değildir. İnsanın, en az, ayda bir kere sinema ve tiyatroya gitme ihtiyacı vardır; ayda bir kitap okuması ve kültürünü artırması gerekmektedir.

Cehalet toplumların en büyük düşmanıdır. Korkulması gereken cehaleti kültürel kalkınmayla yenebiliriz ve toplumumuzun başına gelen bütün musibetlerden bu yolla kurtulabiliriz.

Türk-İş'in nisan ayında yaptığı incelemeyi yeni yapılmış bir inceleme olarak kabul ettiğimizde, diyebiliriz ki, gelecek Asgarî Ücret Komisyonu toplantısında, asgarî ücretin bu verilere göre düzenlenmesi gerekmektedir; ancak, böyle bir iddianın inandırıcı olacağını da sanmıyorum. Çünkü, Aralık 2002'de, Devlet İstatistik Enstitüsü, bir insanın asgarî düzeyde yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan ücreti, net 326 000 000 TL olarak tespit etmiştir; ancak, Ocak 2003'te, Asgari Ücret Komisyonu, işçilerin taleplerini dikkate almadan, feryatlarına kulak tıkayarak, asgarî ücreti 225 999 000 TL olarak tespit etmiştir. Görülüyor ki, hükümet, en ciddî araştırmalara bakmaksızın asgarî ücreti tespit etmekte ve işçiyi düşünmemektedir.

Şimdi, bu bağlamda, Asgarî Ücret Tespit Komisyonunun yapısına bir bakalım: Komisyon Başkanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bir yetkilisi, aynı Bakanlığın Genel Müdürü, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik İstatistikler Daire Başkanı, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konuyla ilgili dairenin başkanı; yani, 6 bürokrat, 6 önemli bürokrat; bunların hepsi hükümet tarafından atanan bürokratlar. İşveren temsilcilerinden 5 kişi ve işçi temsilcilerinden de 5 kişi olmak üzere, komisyon 16 kişiden oluşmaktadır. Bu 16 kişinin 11'i bir tarafa, işçi temsilcilerinin oluşturduğu 5 kişi bir tarafa ve komisyon en az 10 kişiyle toplanabiliyor. Yani, işçiler olmadan da, işçi temsilcileri olmadan da komisyon rahatlıkla toplanabiliyor ve karar verebiliyor. Nitekim, 2003 Ocak ayında alınan karar, Asgarî Ücret Komisyonunun aldığı karar böyle bir karardır; yani, işçi temsilcilerinin kabul etmediği, katılmadığı; ama, işçi temsilcilerinin dışındaki çoğunluğun kabul ettiği bir karardır.

Arkadaşlar, kimse kusura bakmasın, bu, hükümetin işçiye bakışıdır. Eğer, bu hükümet, böyle düşük bir asgarî ücret istemeseydi, o bürokratlar böyle bir karar alamazlardı; yani, beni endişeye sevk eden de budur. Öyle ise, 5 işçi temsilcisinin burada yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Yani, işçiler, orada bulunuyorlar, haklarını savunuyorlar; ama, kendi doğrultularında bir karar çıkaramıyorlar. Bu Asgarî Ücret Komisyonu, arkadaşlar, bu Parlamentoya benziyor. Biz, ne kadar doğruları söylersek söyleyelim, parmaklar kalkıyor ve dediğimizin hiçbiri olmuyor; ama, tabiî, bazı istisnalar vardır; ama, çok da istisna olmuyor.

TELAT KARAPINAR (Ankara)Her dediğiniz doğru olsa...

HALİL AKYÜZ (Devamla)Onlar da çok istisna yani.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Millet böyle istedi.

HALİL AKYÜZ (Devamla)Evet, bir gün millet yalanlara kanmayacak. O günü bekliyoruz; o zaman Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacaktır.

Bir gün millet, seçim kampanyalarında söylenenlerin uygulamada unutulduğunu görecektir. Biz, sabırlıyız, bekleriz. Biz, 80 yıllık bir partiyiz. (CHP sıralarından alkışlar) Biz, sizin gibi 20 aylık parti değiliz. Bir seçimlik parti de değiliz.

AHMET YENİ (Samsun)Sayın Akyüz, muhalefete devam.

HALİL AKYÜZ (Devamla)Biz, uzun nefesli siyasetçileriz.

Şayet, bir sosyaldemokrat iktidar olmuş olsaydı ve bu bürokratlar sosyaldemokrat bir iktidar tarafından atanmış olsalardı, bu komisyonda, öncelikle işçilerin talepleri dikkate alınırdı.

Şimdi, diyeceksiniz ki, bizim hükümetimiz de işçilerin taleplerini dikkate alır; ama, bu doğru değildir. Ocak 2003'te tespit edilen asgarî ücrete baktığımızda, böyle bir umudu taşımamız mümkün gözükmemektedir.

Kaldı ki, sağ iktidarların, her seferinde politikalarını emekten yana değil, sermayeden yana kullandıkları ve bu yönde ağırlık koydukları bilinmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan, dün bu kürsüden yaptığı konuşmada, muhalefete meydan okurcasına, şimdiye kadar hiçbir sosyaldemokrat iktidar, bizim işçiye verdiğimizi vermemiştir dedi. Öyle mi Sayın Bakan?..

O zaman size, Türk çalışma yaşamının geçmişini biraz hatırlatmak zorundayım. Siz, 1963 yılında 8 yaşındaydınız, değil mi Sayın Bakan?.. Bilmeyebilirsiniz; ama, Çalışma Bakanı olduktan sonra, çalışma hayatımızın geçmişini mutlaka incelemeniz gerekiyordu. Biliyorsunuz ki, 1963 yılında 274 ve 275 sayılı Yasalar, Cumhuriyet Halk Partisi döneminde çıkmıştır ve ilk defa Türkiye'de en gelişmiş ülkeler düzeyinde toplusözleşme düzeni kurulmuştur. (CHP sıralarından alkışlar) 1980'e kadar, 17 yıl, Türkiye'de kimsenin burnu kanamadan toplu sözleşme yapılmıştır. Hatta, kız babaları, bir işçi damada sahip olmak için gayret göstermiştir. Bugün böyle midir işçinin durumu, bugün böyle midir?!

1980'de, bir darbeyle yönetim değiştirildi ve sermaye, darbe yönetimini de arkasına alarak yasaları değiştirdi, ilkel düzenlemelerle Türkiye'yi yönetmeye kalktı ve 2000 yılına kadar da, hem işçi perişan oldu hem Türkiye 200 milyar dolar borç batağına girdi. Biliyorsunuz Sayın Bakan, 1980 yılında Türkiye'nin bütün dış borçları -iç borcu yok- 13,5 milyar dolar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

63 konuşma daha · 8 Mayıs 2003

63 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook