İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · SALI

T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

Halil Ünlütepe

Afyonkarahisar Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.323 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Ünlütepe (CHP), 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.323 kelime.

Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, saygıdeğer üyeler; 1076 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ek Ödeme Yapılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ödenen Gelir ve Aylıklarda 2006 Yılında Yapılacak Artışlar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 8 inci maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasa değişikliğiyle, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun ek 11 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Bu ek 11 inci maddede, Bağ-Kura kayıtlı olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları belirtilmektedir. Bu yapılan değişiklikle ne katılıyor; bu yapılan değişiklikte, öncelikle bu kanun kapsamı içine, 2926 sayılı yasa kapsamındakiler de ilave ediliyor. 2926 sayılı yasa nedir; bu da, tarımda kendi adına ve hesabına çalışanların da sağlık hizmetlerinin yönlendirilmesi düzenleniyor; yani, bizim halk diliyle söylediğimiz tarımda Bağ-Kurlular.

Burada, bir değişiklik şudur: Ek 11 inci maddede "sigortalılığı devam edenler" denilirken, bu kısım kaldırılarak, orada "zorunlu sigortalı olanlar" ibaresi getiriliyor. Ek 11 inci maddede gözükmeyen 2 bent de ilave ediliyor; bunlar şudur: Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerine göre, yani "Zorunlu sigortalı olanlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları" ve bunun (b) bendinde "Yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlar ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babaları", "Ölüm aylığı alanlar." "Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerine göre sağlık yardımlarından yararlananlar hakkında bu Kanunun geçici 7 nci maddesi hükümleri uygulanır" ve son fıkra olarak da "İsteğe bağlı sigortalı olarak aylık alanlar veya bunların hak sahipleri talepleri halinde sağlık sigortasından yararlanabilirler" denilmektedir.

Bir de yapılan bir değişiklik; o da, ek 11 inci maddede "Sosyal Sigortalar Kurumu" ibaresi kaldırılmaktadır. Bu da doğru bir kaldırmadır; çünkü, Sosyal Sigortalar Kurumunun sağlık tesisleri, bilindiği gibi kaldırılmıştır. Yasanın kapsamı daha ziyade bu doğrultudadır.

Değerli arkadaşlarım, yasa içinde de belirtildiği gibi emeklilerin konumları düzenlenmektedir. Bugün emeklilerin yaşam koşulları nedir diye düşündüğümüzde durum pek parlak değil; içler acısı. Emekli, yaşamının sonbaharını yaşayan kişilerdir, son dönemini yaşayan kişilerdir. Sonbaharını yaşayan insanlara, biz, nasıl bakıyoruz, onların sonbaharlarını nasıl değerlendiriyoruz; şöyle bir iki satırla onu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu emekliler sonbaharını yaşarken aldığı aylıklar yetersiz. Sağlık hizmetlerinin karşılanmasında -ki, karşılaştığı olumsuzluklar nedeniyle- pek mutlu bir yaşam sürdüklerini iddia edemeyiz.

Halbuki, Anayasanın 60 ıncı maddesi açık,"Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir" diyor. "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır." Yani, devlete görev veriyor; bunu alacaksın... Peki, böyle bir ortamda sosyal devlet olabilmenin belirli birtakım kriterleri var; onlar nedir: Sosyal devletin temel kriterlerinden birisi, işsizliği, yoksulluğu önlemek, gelir dağılımındaki iyileştirmeyi yapmaktır. Peki, işsizlik çoğaldı, yoksulluk arttı, gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilemedi.

Zaman zaman, aybaşlarında, televizyonlarda izleriz; bankaların önünde kuyruklar… Bu kış günlerinde… Hepimizi üzüyor. Bunlar, bizim sonbaharını yaşatmaya çalıştığımız yurttaşlarımız. Sayın Bakan, yani, o tablo sizi de üzüyor. Bunun çözümünü niçin bulmuyoruz; niçin bulmuyorsunuz?! Nedir, ne yapılabilir?! Yani, o kış günü, buzun altında, sabahın 05.00'inde (A) bankasının önüne gidecek, maaş kuyruğunda bekleyecek. Bunun çözümü basit; nedir: Maaş ödemelerini diğer bankalara da yönlendirebilirsiniz veya bunu yapamıyorsak, ayda bir gün veya iki gün, o banka, belirli bir salonu o gün kiralar, o insanları o salonun içine alır, maaşlarını bir zarfın içine koyar, hem orada onlara çay ikram eder hem de parasını öder; ama, yok… Biz, insanımızı rahatlatmak bizim düşüncemiz değil, onu yoracağız; o kuyrukta bekleyecek! Niye bekliyor?! O para o yurttaşın, emeklinin… Bankadan parasını almaya giden insan kapının önünde beklenmez. O insan, bankaya veya ilgili kuruma talimat verse, benim maaşımı o bankaya yatırmayın dese, siz, istediği yere vereceksiniz. Yani, bunu yapabilirsiniz, bunlar basit şeyler. Belki ekonomide sıkıntılarımız var, onların belki ekonomik sorunlarını çözmede zorlanıyoruz; ama, insanca bir yaklaşım; para istemiyor Sayın Bakan; biraz anlayış istiyor, biraz kavrama istiyor, biraz, onu insan gibi görebilmek istiyor! O duyguyu yaşamak gerekiyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 7 000 000'a yakın yurttaşımız emekli. Emekli aylığı alanların, tabanı 449-450 milyon lira; ortalama aylıklar 492 000 000 lira. Peki, açlık sınırı, 548 000 000 lira Sayın Bakanım; yani, ödediğimiz para, açlık sınırının altında, sonbaharını yaşayan insanlara verdiğimiz para... Şimdi, bir de, eğer tarım Bağ-Kurundan emekliyse, onunki -yani, söylemekle insan sıkılıyor- 250 civarında; bu insan, geçinecek, bu insan, eşinin ihtiyacı varsa ihtiyacını giderecek, çarşıya çıksa, alışverişe çıksa, ödemeye gücü yok. O zaman, ne yapıyor bu emeklilerimiz?!. 7 000 000 emeklinin 3 000 000'dan fazlasının aldıkları maaş açlık sınırının altında.

Değerli arkadaşlar, peki, o zaman, emekliler, yaşam koşullarını devam ettirebilmek için ne yapıyor? Yapılan bir ankete göre, emeklilerimizin yüzde 26'sı ikinci bir iş tutarak geçimlerini devam ettirmek istiyorlar; yani, daha iyi yaşayabilmek için. Peki, bu anketin bir sonucu daha var: Emeklilerimizin yüzde 33'ü de, sürekli borçlanarak geçimlerini temin ediyorlar; yani, her ay, olan borç miktarı, günden güne artıyor. Bunun sonucu, işte -bunu, bir de kredi kartları da zaman zaman teşvik ediyordu- zaman zaman gazetelerde okuyoruz, duyuyoruz ve üzülüyoruz: "Kredi kartı borcundan dolayı intihar..." Bu insanlar, sonbaharda yaşatmaya çalıştığımız emeklilerimiz, yirmi yılını, yirmibeş yılını bu topluma vermiş, kamu hizmetinde çalışmış, özel girişimcide çalışmış -sosyal birikimini- o gün sıkıntılar içinde borçlanmış, primini ödemiş… Bu insanın çalışamayacağı bir dönemde, bizim bakışımız böyle.

Başka; yani, bu emeklilerimizin… Bir de, Sayın Bakan bilemiyorum haberiniz var mı, bilginiz var mı; altı aydan altı aya, emekliler maaş almaya gittiğinde, bankadan derler ki, "sağlık belgesi getir, sağ olduğuna dair belge getir." Nüfus cüzdanını veriyor "yok, o beni ilgilendirmez; sağ olduğuna dair nüfustan belge getireceksin…" Bunun anlamı ne Sayın Bakanım; niye sen sağsın, niye ölmedin demek! Bir insan, bir bankadan parasını almak için gittiğinde yapacağı iş, nüfus cüzdanını, kimliğini götürmektir. Kimliğini götüren bir emekli yurttaşımız, emekli bir SSK'lı, o bankadan parayı almak istediğinde "hayır, altı aydan altı aya, nüfustan sağ olduğuna dair belge alacaksın..." Sağlık hizmetini almak istediğinde, altı aydan altı aya, - sağ olduğuna dair belge getireceksiniz…" Yapmayın arkadaşlar! Bu, öl demektir, ölüme mahkûm etmek demektir. Niçin ölmedin, diye soruyoruz. Hangimiz, bir arkadaşımızla karşılaşsak bir yıl, iki yıl sonra "yahu sen ölmedin mi" deriz; ama, o emekliye, her altı ayda bir "sen ölmedin mi, ölmediysen, sağ olduğuna dair belge getir…" Efendim, bunu sormak zorundaymış; niye; SSK pek çok ölü insanlara aylık ödüyormuş. Onun çıkışını, Sayın Bakan, başka türlü bulun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Şu anda yok öyle bir şey; siz eski bilgilere göre konuşuyorsunuz.

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla)Hayır, biliyorum, var efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul)Şu anda yok öyle bir şey, lütfen…

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla)Var, var efendim; ben söyleyeceğim.

Şimdi, bu uygulamadan kurtulunması gerekir.

Bir şeyi daha söylemek istiyorum. Geçen günlerde, emeklilere biz bu kadar para ödemede bulunurken, geçen günlerde yapılan, Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlilerince yapılan bir anket gördüm. Anket aynen şu: En fakir gelir grubunun tüketirken ödediği vergiler, en zengine göre yüzde 16,5 fazla.

Şimdi, siyasî iktidar olarak, Gelir Vergisini, Kurumlar Vergisini yeterince tahsil edemeyince dolaylı vergilere yükleniyoruz ve dolaylı vergilerle de, tüketicilerden hep vergi tahsil ediyoruz.

Bakın, bir örnek vermek istiyorum. Buradaki raporda aynen şunu söylüyor: "Fakirler, emekliler tüketirken vergi ödüyorlar. Gelir ve tüketim üzerinden alınan bu vergilerin kaynağı Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi."

Bakın, benzin... Almış olduğumuz benzinin yüzde 71'i Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi; yani, benzinin litresine ödediğimiz paranın yüzde 71'i dolaylı vergi, bunu emekliden tahsil ediyorsunuz. Bu, suda var, elektrikte, diğer alanlarda da var. Bu tür dolaylı vergilerin artırılarak insanın günlük ihtiyaçlarında kullandığı mal ve hizmetlerde yaygınlaşması, emekli ve dargelirlileri, âdeta, çok daha büyük bir sıkıntının içine sokmaktadır.

Vergi dilimlerinde, zaman zaman Kurumlar Vergisinde düşme olabilir, şartlar elvermiştir; ama, o dolaylı vergileri azaltmadığınız müddetçe, emeklilerin ödediği Özel Tüketim Vergileri ve Katma Değer Vergileri, bir nevi dolaylı vergi olarak, daha eline para geçmeden, hükümetçe geri alınmaktadır.

Bakın, bununla ilgili bir esnafın düşüncesini aynen okuyorum; vergi verenin hesap sorması gerektiği söyleniyor da, aynen şunu söylüyor: "Hesap soramıyoruz; niye; biz de kaçırıyoruz çünkü. Alışveriş yapıyorum, yüzde 18 ödemek yerine, fatura almıyorum, 10-15 milyon kazanç sağlıyorum. Vergi kaçırıyorum, hem de başkalarının vergi kaçırmasına yardım ediyorum."

İşte, dolaylı vergilerdeki, Özel Tüketim Vergilerini ve Katma Değer Vergisini belirli oranlarda yükseltmenizin sonucunda, Sayın Başbakanımızın "eziyettir" dediği işlem, zaten yurttaşlarca yapılıyordu. "Ben fiş almayayım, siz bana indirim yapın…"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 7 Şubat 2006

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook