T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)
Antalya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.334 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.334 kelime.
Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sağ olun Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlarım.
Bugün, ülke genelinde, yaklaşık 7 000 000 kişiyi ilgilendiren bir yasa tasarısını görüşüyoruz. Bu tasarıyla, emeklilerin yaşam koşullarında istenilen iyileşmenin yapılamayacağı ortadadır. Yıllardır çalışıp, bu ülkede yaratılmış tüm değerlere alınteri, göznuru katmış milyonlarca emekli, açlık ve yoksullukla karşı karşıyadır; yaşam koşulları giderek daha ağırlaşmaktadır. Bunun çözümü için fiş, fatura ve iadenin kaldırılmasının ötesinde, daha kalıcı yollar bulunmalıdır. Tasarı, emeklileri fiş zahmetinden kurtaracağını ve her ay yüzde 4 oranında vergi iadesinin, fiş toplayıp vermelerine gerek kalmadan ödeneceğini öngörmektedir. Bu, maaşa göre, fert başına yıllık ortalama 60 YTL, toplam olarak, 420 000 000 YTL kayıp anlamına gelmektedir. Bu uygulamanın sonucunda da, devletin, vergi toplamada, yaklaşık 5 milyar YTL gibi bir vergi kaybı olacağını düşünüyorum. Zaten kıt kanaat geçinmeye çalışan emeklilerimizden yapılacak bu kesinti, onları ekonomik olarak zor duruma düşürecektir. Vereceğimiz önergelerin kabulüyle birlikte bu sıkıntıların giderilebileceğini düşünüyoruz.
Bu yasa tasarısı, birçok hak kaybını daha içermektedir. Tasarıdaki asıl amaç, emeklileri fiş toplama zahmetinden kurtarmak değil, AKP Hükümetinin IMF'ye verilen taahhütleri doğrultusunda vergi iadesi uygulamasını kaldırmaktır. Sayın Başbakan, vatandaşın yaptığı alışveriş karşılığında fiş ya da fatura alınmasını eziyet olarak görmektedir. Oysa, her yurttaşın, yaptığı alışveriş sonrasında fiş ya da fatura istemesi doğaldır; çünkü, vatandaş bunu yapacak ki, ödediği vergilerin nereye harcandığının hesabını sorabilsin. Naylonfaturacılar, kayıtdışı servet edinenler, umudunu kayıtdışı ekonomiye bağlayanlar, elbette ki, fiş ya da fatura istemeyi gereksiz görürler. Acaba, Sayın Başbakana, bu aklı, naylonfatura konusunda ihtisas yapanlar mı verdi? Siz, emekliyi, ezadan cefadan kurtaracaksanız, bu kışta kıyamette banka kuyruklarından kurtarın.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emekliler açlık sınırı altında maaş almaktadırlar. Ayrıca, sorunları sadece de ekonomik değildir. Yıllardır çalışan ve Türkiye'de insanca yaşayacak sosyal haklardan mahrum bırakılan emekliler, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamadıkları için, ciddî sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadırlar. Sağlık hakkını yok eden, sosyal güvenliği yağmalayan, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini sağlıksız ve güvencesiz kılacak bu politikalara karşı durmak, tepki göstermek hepimizin görevi olmalıdır.
Türkiye genelinde yapılan araştırma ve incelemeler, emekli aylıklarının, geçimlerini sağlamada yetersiz kaldığını göstermiştir; maaş alanların yüzde 95'i aylıklarının yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Ülkemizde bozuk gelir dağılımından en olumsuz şekilde etkilenen kesimlerin başında emeklilerimiz gelmektedir. Bu insanlar, yoksulluk sınırının altında aldıkları maaşlarla geçinmek ve yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmaktadırlar. Bugün, her emekli, önce, karnını doyuracak ekmek derdine düşmüştür. Her yıl yükselen hayat pahalılığı karşısında sağlık giderlerini karşılamakta bile zorlanmakta, yaşamlarının en acılı yıllarını geçirmektedirler.
Bu vatandaşlarımız, ne bugünlerinden mutlu ne de geleceklerinden umutludurlar; hem ekonomik koşulların düzeltilmesini hem de kendilerine sunulan ve sunulması gereken kamusal hizmetlerin daha etkin ve nitelikli olmasını hükümetten beklemektedirler. Çalışırken yaşadıkları ekonomik sıkıntının emeklilik yıllarında daha da ağırlaşmasından şikâyetçidirler. Son üç yıldan beri hükümetin uygulamakta olduğu belirsiz ve istikrarsız ekonomik politikalar sonucunda emekli vatandaşlarımızın yaşamlarını sürdürmeleri olanaksız hale gelmiştir. Bu durumun bir an önce düzeltilmesi ve mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emeklilerimiz sıkıntı içindedirler. Büyük fedakârlıklar yapmışlardır ve bugün de hayatlarını devam ettirmek için uğraşmaktadırlar; ancak, AKP İktidarı, akıl almaz bir savurganlık içinde, devlet olanaklarını maalesef verimli kullanamamıştır. Bunun sonucunda, başta çalışanlarımız olmak üzere, emeklilerimiz haklarını alamamaktadırlar.
Emekli kesimi devletin ilgi alanının dışına çıkarılmış ve baskı altına alınmıştır. Bunun sonucunda ciddî bir sosyal patlama tehlikesi ortaya çıkmıştır. Ancak, burada, önlerine gelen bir engel çıkmaktadır. Emeklilerin yeniden vergi mükellefi olmaları durumunda, aylıklarından yüzde 10'luk bir kısmı sosyal güvenlik destek primi olarak kesilmektedir. Zaten geçim sıkıntısı içinde olup da çalışmaya yönelen bu insanlara verilen bir cezadır bu. Hem yeterli maaşı vermiyorsunuz hem de bir daha, çalışandan, maaşlarından kesiyorsunuz. Bu mudur adalet ve insana verilen değer?!
Bu konuda vermiş olduğum önergeye rağmen bir değişiklik yapılamamıştır. Burada dikkat edilecek nokta, kimsenin, artık emekli olayım, evimde dinleneyim diyecek cesareti gösterememesidir. Bu vatandaşlarımız ümitsizliğe kapılmışlardır.
Değerli arkadaşlar, emekliler toplumun dışına itilmemelidirler. Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununa "emekliler" kelimesinin eklenmesiyle, bunun da bir hizmet kolu olarak kabul edilmesi ve Avrupa'da olduğu gibi, sendikal haklara, kavuşması gerekmektedir. Bununla birlikte, beş yıldan fazla hizmeti olan tüm memurlara, görev tazminatı verilmesi öngörülmesine rağmen, bu tazminat sadece makam ve unvanı olanlara verilmektedir. Bu eşitsizlik bir an önce giderilmelidir.
Çalışana verilen maaş zammı ile seyyanen zamların aynı derece ve kademedeki emekliye de uygulanması gerekmektedir. Aile, çocuk, kira yardımlarının emeklilere de verilmesi daha uygun olacaktır. 25 yıllık hizmete karşı verilen, yüzde 75'lik maaş gösterge tablosu, 2006'dan itibaren yüzde 62'ye ve zamanla yüzde 50'ye düşürülmek istenmektedir.
Buradan hükümeti uyarıyorum. IMF'nin ve Dünya Bankasının fakiri daha fakir yapacak, dilendirecek, süründürecek, devlete küstürecek oyununa gelinmemelidir. Çalışanlara yapılan her türlü indirimden, taşıt, kültür hizmetleri, dinlenme tesisleri ve benzeri hizmetlerden, yaş sınırlaması olmaksızın, tüm emekliler de yararlanmalıdır.
Çalışan hem daha fazla almakta hem de indirimden yararlanmaktadır. Bu ise, gelir dağılımındaki eşitsizliği büyütmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı gibi ilgili bakanlıklar, ilgili konuda genelgeler çıkararak, bu sorunu çözmelidir.
Emeklilerin aldığı, çeşitli amaç için kullandıkları banka kredileri için de kefil istenmektedir. Çalışan kefil istemine son verilmelidir. Zaten evler ipotek altına alınmaktadır; buna rağmen, hâlâ çalışan kefil istenmesi anlamsızdır. Bu konuda yasal düzenlemeye mutlaka gidilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlıkla ilgili olarak emekli, hiçbir ad altında sağlık katkı payı ödememelidir. Emekli Sandığı eczanelerinin, tahsildar gibi çalışarak, ilaçlarının yüzde 10'unu emekli maaşlarından doğrudan kesmemelidir. Bunu, alacaksa, eczaneler kendisi almalıdır. Rekabet için de bu gereklidir.
Emekliler için gerek yerel yönetimlerce gerekse merkezî hükümetçe, dinlenme evleri, emekli köyleri ve dinlenme tesisleri yapılması yasal zorunluluk haline getirilmelidir.
Sahil şehirlerimizdeki plajlardan ve dinlenme tesislerinden her emekli yararlanmalı, özel işletmelere, yasal zorunluluk olarak, bu gibi yerlerden indirim yapmaları koşulu getirilmelidir. Kiraya verilen işyerlerinde, sözleşmelerde bu hüküm garanti altına alınmalıdır.
Emeklilerin üniversite okuyan çocukları için burs ve yurt, hiçbir ön koşul olmadan verilmelidir. Bu insanlarımız, ilerleyen yaşlarda, maaşlarının bir kısmıyla, devletin açtığı ve açacağı huzurevlerinde kalabilmelidirler. Devlet bu konuda organize olmalıdır.
Antalya'da emekli sayısı 70 000 civarındadır; yakınlarıyla, yaklaşık, en az 150 000 kişidir. Emekli Sandığının Antalya'da bölge müdürlüğü kurulmalı ve vatandaşlarımıza hizmet vererek, Antalya'ya gidiş-dönüş masraf ve zaman kaybı önlenmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı, emekli maaşlarında 2006 yılı için toplam yüzde 6'lık bir artış yapılmasını öngörmektedir. Bu oran çok düşüktür.
Ekonomideki büyümeden emeklilere yeterli payın verilmesi gerekmektedir. Bu artışın, bir daha ele alınarak, daha da artırılması gerektiğini düşünmekteyim.
Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 seçimlerinde, "yolsuzluğu ve yoksulluğu çözeceğim" iddiasıyla iktidara gelmiştir; ama, maalesef, gerçekler hiç de böyle olmamıştır; ne yoksulluk ne de yolsuzluk önlenebilmiştir. Yolsuzlukların önüne geçilemediği için, ülkemizin borçları düşürülememiştir ve halen de artmaktadır.
Emekli ve çalışanlarımızın içinde bulunduğu sıkıntılı durumun ana nedeni borçlarımızın yükselmesidir. Bu iktidar, üç yılda, bırakın borçları düşürmeyi, üzerine 117 milyar dolar koymuştur ve iç ve dış borçlarımız 340 milyar dolara ulaşmıştır. Bunun yüzünden yatırım yapılamıyor, emeklilerimize, çalışanlarımıza hak ettikleri verilemiyor. Yapılan maaş zammı kesinlikle yeterli değildir. Bu nedenle, borçlarımızı azaltmamız, içinden çıkılabilecek bir duruma getirmemiz gerekmektedir.
Ekonomimizi dış güçlerin kıskacından kurtarmalıyız. Gerçek bir iyileşme için başka da bir çözüm yolu yoktur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; emeklilerin vergi iadelerinin yüzde 1'ini keserek onların yanında olamazsınız. Fakir fukara, garip gureba edebiyatı yapanların maskesi bu uygulamayla bir kez daha düşmüştür. Merak ediyorum, emeklilerin haklarını elinden alarak, emeklilerin yüzüne nasıl bakacaksınız?! Emeklilerin aylıklarına göz diken bu hükümet, şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, Oferlere, Haririlere müjdeler veren hükümettir, emekliyi tümden gözden çıkaran hükümettir. Öyle anlaşılıyor ki, bir yılda 1 katrilyonluk bütçe açığını emeklinin sırtından karşılayacak.
Buradan tüm emeklilerimize sesleniyorum: Artık, kimin sizin yanınızda, kimin sizin karşınızda olduğunu iyi anlayın. Oferlerin, Haririlerin taleplerini yerine getirenler, bütçe açığını sizlerin sırtına yıkıyorlar. Onlar kâr edecek, sizler bunların bedelini ödeyeceksiniz. Sizler, gücünüzü birleştirirseniz, size karşı olanlar, karşınızda kar gibi eriyeceklerdir. Bu gücünüzü artık kullanın, size sahip çıkanlara siz de sahip çıkın.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk altmış yıl önce emeklilerimizle ilgili olarak şu veciz ifadeyi kullanmıştır: "Geçmişte güçlü iken tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir ulusun, geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur. Böyle bir toplumda adalet duygusu, acıma ve sevgi duygusu kaybolmuştur." Buna katılmamak mümkün değildir. Ancak, şu an, ülkemizdeki durum içler acısıdır. Yukarıda çizmiş olduğum tablo, AKP Hükümetinin emeklilerimize vermiş olduğu değerin göstergesidir. Emeklilerimize verilen değer bu olmamalıdır.
Görüşülmekte olan kanun tasarısının 4 üncü maddesine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak karşı olduğumuzu belirtir; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 7 Şubat 2006