Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Afyonkarahisar Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Nisan 2010 · 831 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Halil Ünlütepe (CHP), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 831 kelime.
Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Anayasa değişikliği teklifi üzerinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. 1’inci madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün bir Anayasa hükmü oluşturmaya çalışıyoruz. Bu Anayasa hükmünü oluştururken sizlerle bir hükmü paylaşma ihtiyacı duydum: “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.” Gene bir Anayasa hükmü: “Kimseye eziyet yapılamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tâbi tutulamaz.” Temel bir hukuk normu oluşturmaya çalışıyoruz, Anayasa hükmünü oluşturmaya çalışıyoruz. Bu Meclis bugün öğlen üzeri saat 13.00’te çalışmalarına başlamış, aradan on iki saat geçmiş hâlâ temel bir hüküm olan Anayasa hükmünü oluşturmaya çalışıyoruz.
Sayın Başkan, Meclis öncelikle çıkarttığı yasaları uygulamakla yükümlüdür. İnsan haklarıyla bağdaşmayan bu tür bir çalışmayla bir Anayasa hükmü oluşturmak insan haklarıyla bağdaşmaz. Öncelikle bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bu bir tasarı mı, teklif mi? Buna baktığımızda, bu bir tasarıdır. Niçin “tasarı” diye yorumluyoruz? Öncelikle, bu kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine verildikten sonra sayın bakanlar bizzat grupları ziyaret ettiler. Ayrıca, sayın bakanlar bizzat bağımsız milletvekillerini ziyaret ederek bu tasarı hakkında destek ve yardım istediler.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul)Uzlaşma adına.
OKTAY VURAL (İzmir)İkna odaları…
HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla)Ayrıca, bugün Hükûmet adına konuşan Sayın Cemil Çiçek bu kürsüde yaptığı konuşmada, Hükûmet tasarısı gibi savundu, doğrusunu yaptı. Biz de zaten “Bu, bir teklif değil, Hükûmet tasarısıdır.” diyoruz. Hâlbuki, Anayasa değişiklikleriyle ilgili çalışmalar, Hükûmet tasarısı şeklinde yorumlanamaz ve getirilemez.
Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, yargı bağımsızlığını sağlayamayan toplumlar, hukuk dışı yönetime boyun eğerler. Bu yönetimin adı, herhâlde demokrasi değildir. Demokraside, hukuk devleti ve insan hakları esastır. Yapılması düşünülen Anayasa değişikliklerinde, siyasi iktidar, toplumsal uzlaşmayı sağlayacak bir yöntem tercih etmemiştir. Toplumda yeterince tartışılmadan, konunun uzmanlarına değerlendirme yapma olanağı tanınmadan, Anayasa’nın çeşitli maddelerinde değişiklik yapılmaya çalışılmaktadır. Hukuk devletini yaşama geçirmek için, hukuk üstünlüğünün gerçekleşmesini engelleyen düzenlemelere son verilmesi gerekir. Hukuk devletinin gerçekleşmesinin önündeki engellerden biri de yargı karşısındaki dokunulmazlıklardır. Bunun en önemlisi, milletvekilliği dokunulmazlığıdır. Milletvekilliği dokunulmazlığı kapsamı bu kadar geniş tutulan bir başka ülke bulmak zordur. Milletvekilliği dokunulmazlığını hukuk devleti ilkesine engel olmaktan çıkarmamız gerekir. Bunun için, siyasi partiler söz verdi. Türkiye Büyük Millet Meclisinde en büyük gruba sahip parti, seçim öncesi, topluma, dokunulmazlıkları sınırlandırmak için söz verdi. Verilen söz yerine getirildi mi? Hayır. Bu teklifin içinde var mı? Hayır. Teklifin gerekçesine bakıyoruz, Sayın Bakanın açıklamalarına bakıyoruz: “Demokrasinin gelişimi.” Hani nerede demokrasinin gelişimi? Ayrıcalıklı insanların olması demokrasilerle bağdaşır mı? Bağdaşmaz elbette.
1982 Anayasası’nın olağanüstü koşullarda kabul edildiği, günümüze kadar 16 kez değiştirildiği belirtildi. Kuvvetler ayrılığı sisteminden kuvvetler birliğine yol açacak, parti devletine doğru gidişi sağlayacak yeni düzenlemeler içeren değişikliklerin bir dikta yönetimine yol açacağı aşikârdır. Ülkemizin temel niteliklerinden biri olan hukukun üstünlüğü, Anayasa’da yapılacak değişikliklerle, keyfî yönetimin egemen olduğu hâle dönüşmektedir.
Anayasa değişikliğinin temel amacı, yasama ve yürütmeden sonra siyasi iktidarın yüksek yargıyı da ele geçirme girişimidir. Hâlbuki hukuk devleti, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki güç dengesine bağlıdır, en etkili güvence de yargı denetimidir.
Toplumun öncelikli sorunları ve gündemi açlık, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluktur. Sekiz yıllık AKP İktidarı döneminde işsiz insan sayısı ve işsizlik oranı arttı. Cadde ve sokaklarda yoksul insanlardan geçilmiyor ve yolsuzluklar ülkenin olağan gündemi hâline gelmiştir. Hâlbuki açlık, yoksulluk, işsizlik ve yolsuzluk bu ülkenin kaderi değildir.
Halkı düşünüyorsanız Hükûmetinizin gündemi bu konulara çözüm olmalıdır. Ama nerede? Kendi yolsuzluklarınızı kapatmak için sizin öncelikli konularınız belli.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu yapılan değişiklik önerisiyle, 1’inci maddede, kadın ve erkek arasındaki eşitliği sağlamaya yönelik bir uygulama getirilmektedir; ayrıca, özel suretle korunması gerekenlerle ilgili tedbirler alınmaktadır.
1982 Anayasası’nda çeşitli zamanlarda değişiklikler yapılmıştır. Anayasa’nın 10’uncu maddesinde 2004 yılında değişiklik yapılmış ve yapılan değişiklikle ihtiyaçların karşılandığı ifade edilmiştir. 2004 yılında yapılan değişiklikler sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, pozitif ayrımcılığın öne çıkarılması için grubumuz tarafından önerge verilmiştir. O önergede şu belirtilmiştir: “Bu amaçla alınacak geçici önlemler ve yapılacak düzenlemeler ayrım ve imtiyaz sayılmaz.” O dönem verdiğimiz önerge Genel Kurulda tartışılırken bugün Hükûmet adına düşüncelerini açıklayan Sayın Cemil Çiçek aynen şunu söylüyordu: “Bu değişikliklerin esas amacı, Türk toplumunu hak ve özgürlükler açısından Avrupa Birliği standartlarına yükseltmektir.” Avrupa Birliği ülkelerinden, örneğin Belçika Anayasası’nın 10’uncu maddesinden, Finlandiya Anayasası’ndan, Portekiz Anayasası’ndan, Lüksemburg Anayasası’ndan, Malta -Avrupa Birliğine yeni girdi- Anayasası’ndan, Avusturya Anayasası’nın “Eşitlik ve siyasi haklar” başlıklı bölümünden, Estonya, Fransa, İtalya ve Hollanda anayasalarından hükümleri okuyarak, yapılan düzenlemelerin pozitif ayrımcılığı karşılayabileceği iddia edilmiştir. Geçen dönem aramızda bulunan seçkin hukukçu, anayasa profesörü Sayın Oya Araslı bu yapılan düzenlemenin pozitif ayrımcılığı karşılamayacağını, bu düzenlemenin verilen önergeyle düzeltilebileceğini iddia etmesine rağmen, Sayın Bakan, Avrupa Birliğindeki on dört ülkenin anayasalarından örnekler vererek, pozitif ayrımcılığın sağlanacağını iddia etmiştir. Aradan altı yıl geçti, şimdi yeni bir düzenleme daha getiriyorsunuz. Bu düzenlemede, bizim altı yıl önce burada gündeme getirdiğimiz o önergeyi aynen yerine getiriyorsunuz.
Şimdi, Sayın Çiçek, o dönem -altı yıl önce- bu Parlamentoda, bu kürsüde konuşma yaparken hem Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunuzu hem de dinleyenlerinizi yanıltacak bir şekilde pozitif ayrımcılık hükümlerinin uygulanabileceğini iddia ederken, bugün de Batı Avrupa ülkelerinin pek çok anayasalarında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu ile anayasa mahkemesinin kuruluşunda benzer hükümler olduğunu belirterek dün yanıldığınız gibi acaba bugün de yanılmayacak mısınız? Siz Bakan olarak güven vermediniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
89 konuşma daha · 19 Nisan 2010