Gümrük kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:324)
Hakkari Milletvekili ·
Genel Kurul, 107. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Haziran 2009 · 1.289 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hamit Geylani, 18 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:324)); konuşma 1.289 kelime.
Hamit Geylani (Hakkari). “Gümrük kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:324)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2009-06-18-gumruk-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisikl (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HAMİT GEYLANİ (Hakkâri)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısı üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz aldım. Genel kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi gümrükler, ülkelerin birbiriyle olan ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal farklılıklarını korumak ve egemenliğin pekiştirilmesi ve yansıtılması görüşünden yaşam bulmuşlardır. Bu temel hareket noktasının bir gereği olarak gümrükler ile korumacılık birbirinin ayrılmaz parçası hâline gelmiştir. Ancak dünyada özellikle de 1980’lerden itibaren yaşanan hızlı gelişmeler ve dönüşümler sonucunda ekonomik topluluklar, gümrük birlikleri, serbest ticaret anlaşmaları, ekonomik bütünleşme hareketlerini artırmışlardır. Bu nedenle, elektronik ortamda bilgi ve mal alışverişlerinde baş döndürücü gelişmeler birçok temel felsefenin değişmesini ve dönüşmesini zorunlu hâle getirmiştir, bu da dünya genelinde ticaretin özgürleşmesi düşüncesinin egemen olmasına da neden olmuş. Bu temel değişimler, gümrüklerin fonksiyonel değişmesini de zorunlu hâle getirmiş ve korumacılık felsefesini savunan ve uygulayan bir gümrük anlayışını geçersiz kılmıştır.
Dünya ticaretinde gözlemlenen özgürleşme eğilimi, ülkelerin eski korumacılık modelinden yavaş yavaş vazgeçmelerine neden olmuştur. Günümüzde dünya ticaretinde dikkati çeken en belirgin özellik, ülkelerin tarife ve tarife dışı dış ticaret politikalarından vazgeçmeleri veya yumuşatma eğilimi içine girmeleridir.
Kotaların kalktığı, vergi oranlarının düştüğü, korumacılık modelinin terk edilmeye başlandığı çağımızda, serbest ticaret politikalarının en önemli göstergelerinden biri olarak ülkelerin gümrük mevzuatlarındaki liberalleşmeyi ve gümrük uygulamalarındaki basitleştirilmiş işlemleri gösterebiliriz.
Dünya ticaretindeki liberalleşme eksenindeki değişim, gümrük uygulamalarının ülkeler nezdinde artık sadece vergisel boyutta algılanmaması gerektiğini gündeme getirmiştir.
Gümrükler, gelişmiş dünya ülkelerinde uluslararası ticareti düzenleyen, bütün ekonomik ve ticari faaliyetler çerçevesinde değerlendirilen ve ticareti engelleyici olmaktan çok kolaylaştırıcı bir işleve sahiptir.
Pek çok ülkede gümrüklerin varlığı hissedilmeden dış ticaret yapılmakta, ama ilgili ülkeler de gerekli yasal takipleri mükelleflerin işini zorlaştırmadan yapabilmektedir.
Gümrükler, gelişen dünya ticaretinde birer engelleyici unsur olmaktan çıkmıştır ve Türkiye’de de çıkmak zorundadır. Ne yazık ki, Türkiye’de hâlen gümrüklerdeki bürokratik zorluklar ve ticareti engelleyici hususlar devam etmekte, ithalat ve ihracatçılar için büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Avrupa Birliğine girme yolunda olan Türkiye'de özellikle 1996 tarihli Gümrük Birliği Sözleşmesi’nden bugüne kadar gümrüklerle ilgili çok sayıda düzenleme yapılmış, ancak bu düzenlemeler çok yetersiz kalmış ve uygulama alanı da bulamamıştır.
Bugün, gümrük işlemlerinin yüzde 98’i elektronik ortamda gerçekleştirilmekte ve yüzde 80’e yakını da gümrük müşavirlerinin bürolarından elektronik veri transferleriyle yapılmaktadır. Bu tür gelişmeler sevindirici olmakla birlikte, maalesef, istenen ve özlenen seviyeye ulaşmadığını açıkça ifade edebiliriz.
Gümrük işlemlerinde yaşanan zorluklara verilebilecek en çarpıcı örnek gümrüklerin mükelleflerden istediği çokça belge sayısıdır. Değişik sektör ve ürün grupları için toplamda otuza yakın belge istendiğini düşünecek olursak ortaya çıkan bürokrasi vahametini daha iyi anlayabiliriz. Her belgenin de değişik bir idareden alındığını ve her belge için de ayrıca bir dizi bürokratik sürecin karşımıza çıktığını hatırlatmakta da yarar görüyoruz.
Gümrüklerde ticareti kolaylaştırıcı yeniden yapılanma süreci için gümrüklerin imajının düzeltilmesi yönünde adımlar atılması da kaçınılmaz olmuştur bu nedenlerden tabii.
Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye’de “yolsuzluk” ve “rüşvet” denince, ne yazık ki, ilk akla gelen kurumların başında gümrükler gelmektedir. Gerçekten de gümrük kapıları genelde bu tür haberlerle gündeme gelmektedir.
Bürokrasinin azaltılması yönünde atılacak adımların gümrükler üzerindeki kötü imajın değiştirilmesi açısından da faydalı olacağı kanısındayız. Türkiye’de bugüne kadar devlet dairelerine ilişkin oluşan genel imajın nedenleri arasında bürokrasi hantallığının da olduğunu unutmamak gerekir.
Gümrüklerimizdeki iş yükünün azaltılması ve bürokrasinin ortadan kaldırılması için gümrükler, vergi daireleri ve bankalar arasında ortak bir veri tabanı oluşturulması ve bilgi alışverişinin online olarak sağlanması oldukça önemli bir adım olarak algılanmaktadır. Oluşturulacak bu türden bir veri tabanı ile mükellefin omuzundan ciddi bir iş yükü kalkacak ve özellikle ihracatçıların KDV iadesi için gerekli işlemleri daha hızlı gerçekleştirmeleri sağlanmış olacaktır.
Ortak Veri Tabanı Projesi’nin ihracatçı birlikleri, Dış Ticaret Müsteşarlığı gibi diğer kamu kurum ve kuruluşları ile de entegrasyon içinde olması gerektiğini de düşünüyoruz. Bu entegrasyonun teşvik uygulamalarında dâhilde işleme izin belgesi taahhütlerinin kapsamında da önemli faydaları ve kolaylaştırıcı etkisi de var olacaktır.
Değerli milletvekilleri, gümrük müşavirlik mesleğinin sorunlarının ciddi biçimde ele alınması ve sektörün yeniden yapılanması da kaçınılmazdır. Sektörün bilgi ve imaj eksikliğinin giderilmesi mesleğin onuru ve geleceği açısından önemlidir diye düşünüyoruz.
Ayrıca, gümrük müşavirlerinin arzu ettiği odalaşma faaliyetlerinin de hızlanması gerektiği ve şartı da ortada. Türkiye'nin dış ticaretinin gelişmesi açısından gümrüklerimizin modernizasyonu konusunda ciddi adımlar atılması gerektiğine de inanmaktayız. “Gümrük muafiyeti, kurumlar” başlığı altında yer alan kurumlara belediyelerin de, tekrar ediyorum belediyelerin de eklenmesi gerektiğini düşünüyor ve önemsiyoruz.
Sayın milletvekilleri, “Fikri ve sınaî hakların ithal edildiği gerekçesi ile gümrük idaresine yapılan başvurunun kabulü, söz konusu eşyanın gümrük idaresince gereği gibi muayene edilmeden bırakıldığı veya eşyanın alıkonulması için herhangi bir önlem alınmadığı gerekçesi ile hak sahibine tazminat hakkı doğuramayacağı ” ibaresi, uygulamada oldukça sıkıntı ve kuşkulara neden olmaktadır. Burada, gümrük idaresinin sorumlu tutulması gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde, şaibeli durumların meydana gelmesine imkân ve zemin sağlanmış olacaktır. “Fikri ve sınaî hakları ihlal eden eşya ile mücadele kapsamında, gümrük idaresince başvuru üzerine ve re’sen hareket edilmesi nedeniyle ilgili kişilerin zarara uğramasından gümrük idaresi ve yetkililerinin sorumlu tutulamayacakları ” ibaresi “…gümrük bölgesi dışında sorumlu tutulamayacakları ” şeklinde düzenlemesi gerektiğini düşünüyoruz.
“Yetkilendirilmiş yükümlü” kavramının taslakta yer almasıyla gümrüklerde ciddi sıkıntılar da yaşanacağı tahmin edilmelidir, hem de şimdiden çünkü Avrupa Birliğine üye ülkelerin bile henüz tartıştığı ve daha uygulamaya geçmedikleri “yetkilendirilmiş yükümlülük” kavramının kanun tasarısında yer almasıyla 50 bine yakın gümrük müşavirinin geleceği belirsizliğe itilmiş olacaktır. TOBB ile yapılan protokol çerçevesinde, sınır kapılarının yap-işlet-devret modeliyle modernizasyonunun gerçekleştirildiği 2009 yılı sonuna kadar bütün kara gümrük kapılarının yenilenmesi işlemlerinin tamamlanacağı Hükûmet tarafından daha önce, bilindiği gibi, açıklanmıştı. Yap-işlet-devret modeli ile yenilenme çalışmalarına 2008 yılında başlanması gereken Yüksekova ilçesi Esendere Gümrük Kapısı’na henüz başlanmadığını da görmekteyiz. Bu konuda, Yüksek Planlama Kurulunda gerekli yetkiler alındığı ve başlanacağı yönünde açıklamalar yapılmasına rağmen henüz bir girişime bile başlanmamıştır.
Türkiye'nin 1 Ocak 1996 yılında imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşması’ndan doğan avantajları bulunmaktadır. Bu çerçevede, 2003 yılından günümüze AB’den toplam 55,6 milyon euro kredi kullanılmasına rağmen Esendere gümrüğü ancak altı yıl sonra, 2009 yılı Şubat ayında daha yeni elektronik işlemlere başlayabilmiş ve o da aksak bir şekilde devam etmektedir.
Alınan bu kredilerle gümrüklerin teknik araç ve cihazlarla modernleştirilmesi hedeflenmekte idi. Ayrıca tüccarının, yurttaşının rahat ve güven içerisinde giriş çıkışlarını sağlamak, bir taraftan da kaçakçılığın kontrol ve takibini modern araç ve cihazlarla yapmak esas alınmıştır. Ama ne yazık ki demin örneğini verdiğimiz Esendere Gümrük Kapısı’nda enerji nakil hatlarının ve Telekom uydu bağlantılarının sağlıklı ve yeterli olmamasından kaynaklı, sistem kesintisi gibi sorunlardan dolayı yurttaşlar da bazen günlerce bu kapıda mağdur durumda beklemektedirler.
Değerli arkadaşlar, Gümrük Müsteşarlığı personel sayısı bakımından günün ihtiyaçlarına cevap vermekte de güçlük çekmekteyiz. Dış ticaret hacminin 20-30 milyar dolar olduğu dönemlerde bu kurumun personel sayısı 8.799’dur. Günümüzdeki hacim ise yaklaşık 300 milyar dolar dolayındadır ama personel sayısı da hâlen bu rakamlar civarındadır. Vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 15’ini tahsil eden Gümrük Müsteşarlığının genel bütçe içerisindeki payının artırılmasını da bu anlayıştan hareketle gerekli görüyoruz.
Personel atamalarının objektif kriterlere bağlanması da gerekiyor çünkü uygulamadaki şekline baktığımız zaman atamaları yapılan bazı görevlilerin birilerine ulaşarak, yani halk deyimiyle bir torpil bularak atamalarını durdurdukları veya istedikleri yere naklettirdikleri de görülmektedir. Bunun sonucunda, deneyimli ve kaliteli personel sürekli belirli noktalarda kümelenmektedir. Bundan kaynaklı sosyoekonomik olarak gelişmemiş bölgeler ve sınır kapılarına deneyimsiz stajyer aday personel gönderilmektedir.
Başbakanlığın 2006/11 sayılı iç gümrükleme ile ilgili Genelgesi’nin neden olduğu haksızlığın yeni hazırlanan kanun tasarısıyla giderilmesini umuyor ve diliyoruz. Söz konusu olan bu genelge sonucunda sınır kapılarında ithalat ve ihracat yapılamaz hâle gelmiştir. Genelgeden kaynaklı sıkıntılar Habur Sınır Kapısı’nda Silopi ilçesine, Gürbulak Sınır Kapısı’nda ise Doğubeyazıt ilçesine gümrük idareleri kurularak büyük ölçüde aşılmıştır ama ne yazık ki Esendere Gümrük Kapısı ise kaderine terk edilmiş. 2007 yılından itibaren ithalat ve ihracat yapılamayan Esendere Kapısı için de Yüksekova ilçesinde bir gümrük idaresi ihdas edilerek bu haksızlığın önüne geçilmesi gerekiyor.
Hakkâri ilinin sosyoekonomik olarak gelişebilmesi ve yurttaşa az da olsa bir ekonomik nefes aldırabilmesi için Şemdinli-Derecik ve yine Şemdinli-Alan, bir de Hakkâri’nin Çukurca ilçesinin Üzümlü köyüne bağlı daha önce birtakım idari tasarruflarla işleme konulan ve hâlen durdurulan bu kapıların açık pazarlarında sınır ticaretinin yapılabilmesinin önü açılmalıdır.
Kısaca arz ettiğim bu görüş ve düşüncelerle Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 18 Haziran 2009