Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)
İzmir Milletvekili ·
DSP
Genel Kurul, 128. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2008 · 447 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Harun Öztürk (DSP), 9 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)); konuşma 447 kelime.
Harun Öztürk (DSP, İzmir). “Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)”. TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2008-07-09-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti adına tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, hem özel tekellerin oluşmaması hem de sunulan hizmetin bir kamu hizmeti olması nedeniyle kamunun vazgeçmemesi gerektiği düşünülen üretim, iletim ve dağıtım faaliyetinin tümüyle serbest piyasa mekanizmasına bırakılması doğru bir tercih değildir. Zira, kaynak yetersizliği ve kamunun verimli çalışmadığı gerekçesiyle özel sektöre devredilen enerji sektöründe, kamunun verimsizliğiyle özel sektöre yapılan teşviklerin kamuya maliyetini ortaya koyan bir hesap bulunmamaktadır.
Değerli arkadaşlar, ne yazık ki, ülkemizin hükûmetlerüstü ulusal bir enerji politikası bulunmamaktadır. Ekonomimizi büyütmek, yaşam standartlarımızı geliştirmek ve ülkemizin rekabet gücünü artırmak için gerekli suyu ve enerjiyi en az finansmanla, en az çevresel ve sosyal maliyetle ve sürekli olarak temin etmeye olanak sağlayacak ulusal bir su ve enerji politikası yaşama geçirilmelidir.
Ülkemizin su ve elektrik enerjisi talebinin sürekli, güvenilir, kaliteli ve ekonomik bir biçimde karşılanabilmesi için, su ve elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtım planları sürekli ve güncel olarak yapılmalı ve bu planlara titizlikle uyulmalıdır.
Su, enerji, ekonomi, çevre dörtlüsünün en optimal koşullarda yaşama geçirilmesi için insan ve çevre dostu teknolojiler kullanılmalıdır.
Artan doğal gaz kullanımımız, hem rezervlerin sınırlı olması hem de dışa bağımlılığa yol açması nedeniyle lehimize görülmemektedir. Bu itibarla, enerji üretiminde linyit ve taş kömürü kaynaklarımızın, düşük karbon emisyonuna imkân veren teknolojiyle birlikte ağırlıklı olarak kullanımı hem stratejik hem de ekonomik açıdan gereklidir.
Ulusal ekonominin petrol ve doğal gaz gereksiniminin istikrarlı fiyatlarla ve kesintisiz bir biçimde sağlanabilmesi için özellikle Karadeniz, Akdeniz, Saros Körfezi gibi bölgelerimizde yurt içi arama ve üretim faaliyetlerine ayrılan kaynaklar artırılmalı ve ulusal kuruluşların bu alandaki girişimleri politik ve parasal olarak desteklenmelidir.
Çevre koruma ve ülkemiz kaynaklarını kullanabilme yönlerinden yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş, rüzgâr, deniz, jeotermal ve biyokütle enerji gibi enerji türleri de desteklenmelidir.
Ayrıca, enerji saklama kapasiteleri yüksek olan tuz gölleriyle ilgili araştırma ve yatırım çalışmalarına da ağırlık verilmelidir.
Görüşülmekte olan tasarı, yukarıda belirtilen politikaları esas alan, kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler içermeyen, el yordamıyla günü kurtarmaya çalışan çabaların bir ürünüdür.
Tasarının, enerji kaynakları arasında stratejik bir yönlendirmeyi, maliyetleri düşürmeye yönelik teknolojiyi, üretim ve tüketimde kayıp ve kaçakları önlemeye yönelik bir verimliliği, kamunun bu alandaki rolünü tam olarak belirlemeyi ve nihayet çevre kaygılarını öne çıkarmayı hedefleyen politikalar içermediği açıktır.
Değerli arkadaşlar, sonuç olarak enerji piyasasının serbestleştirilmesi amaçlanmaktadır ancak Hükûmet bunu gerçekleştirebileceğinden emin değildir. Enerji arzı güvence altına alınamamaktadır. Enerji kaynakları arasında dışa bağımlılığı azaltacak stratejik tercihler ortaya konulamamıştır. Enerji alanında serbest piyasadan yana tercih ortaya konulmaya çalışılırken enerji altyapı yatırımlarının kamu tarafından yapılmasıyla bu alanın özel sektöre bırakılmasının maliyetleri karşılaştırılmamaktadır. Geçmişte enerji alanındaki kamunun zararları “görev zararı” adı altında vergilerden karşılanırken, yeni sistemde maliyete dayalı otomatik fiyatlandırma nedeniyle, nüfusun yüzde 20’sine ulaşan yoksul kesim tarafından ödenemeyecek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 9 Temmuz 2008