Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)
Adana Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 128. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2008 · 1.091 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tacidar Seyhan (CHP), 9 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:249)); konuşma 1.091 kelime.
Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Elektrik piyasası kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:249)”. TBMM Genel Kurulu, 128. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-23-2008-07-09-elektrik-piyasasi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle şu enerji ihraç meselesine bir değinmek istiyorum, çok sık kullanıldı. Zannediliyor ki Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde çok büyük bir yoğunluk var ve biz bunun büyük bir bölümünü ihraç ederek büyük bir gelir elde ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu ihraç edilen elektrik devede kulak. Yani burada ihraç anlamında gelir düzeyinde bakarsanız hiçbir şey değil ama stratejik olarak bunun önemini yadırgamamak lazım. Önemlidir tabii, bir komşu ülkeye, Türkiye'nin özellikle stratejik ilişkileri olan ülkeye elektrik ihraç etmesi çok önemli bir olaydır. Bunu küçümsemeyelim ama ihraç ettiğimiz miktarı da “Bakın, elektrik fazlamız var, biz öyle bir yere geldik ki elektrik bile ihraç ediyoruz.” diye sunmayalım. Bunun ikisi farklı şeyler.
İkinci önemli unsur -bu bölümde tabii küçük eleştirilerle geçiştirip biraz önerilere girmek istiyorum- bunu birkaç kez söyledim ama yine söylemek istiyorum değerli arkadaşlar, en büyük eksiklik dışa bağımlılık. Yani bu İktidar geldiğinde, Sayın Bakan göreve geldiğinde doğal gaz kullanım miktarı neydi, bağımlılık oranımız neydi, şimdi ne? Üretimi bir kenara bırakın, bağımlılığımız neydi? Bağımlılığımız arttıysa, yerli kaynaklarımız düştüyse buna doğru bakmak lazım.
Bir de sadece bağımlılığınız artmakla kalmıyor değerli arkadaşlar. Burada bir uyarıda bulunmak istiyorum: Bizim elimizde şimdi özellikle doğal gazda arz güvenliği için kalan tek kuruluş BOTAŞ. BOTAŞ’a doğru sahip çıkmak lazım.
Serbestleşme, liberal piyasa, evet ama, değerli arkadaşlar, serbestleşmenin sistem olarak oturabilmesi için bir süreç gereklidir, piyasa doygunluğu gereklidir. Bu, formel olarak bir adaptasyon sürecine bağlıdır. Sanayinizle, ekonominizle, her şeyinizle endekslenmiş olarak beraberinde gider, bu paraleldir. Kurumsal yapılanmayla da paraleldir. “Geçiyoruz.” diyerek piyasayı serbestleştiremezsiniz. O kurumların geliştiğini görmek zorundasınız. Siz piyasa bu olgunluğa erişmeden serbestleşmenin arkasına takıldınız mı, tıpkı elektrik enerjisi üretimindeki gibi duvara toslarsınız. Elektrik enerjisinde bir yedek kapasitemiz vardı, kullandık. Yatırımlar yapılıyor. Hep birlikte göreceğiz, finans bulunacak mı, bu yatırımlar zamanında yapılacak mı. Dileriz Türkiye rahatlar. Ama benim ciddi endişelerim var.
Doğal gazda duruma baktığımız zaman, değerli arkadaşlar, doğal gazda bir tek Rusya’ya o kadar büyük bağımlılığımız var ki... Hâlâ Rusya bağımlılığımızı çözemedik biz. Mısır’dan geliyor bir miktar gaz, Şahdeniz’den geliyor bir miktar gaz, oradan Yunanistan’a veriyoruz ama Rusya’dan aldığınızın yanında o da devede kulak. Bizim asıl bağımlı olduğumuz yer Rusya.
İşte, Batı’dan gelen gazın süresi de, sözleşmesi de 2011’de bitiyor. Türkiye şimdiden ne yapacağını kararlaştırmak zorunda. Evet, Sayın Bakan “Aramalara yöneliyoruz.” diyor, “Buradan inşallah yerli kaynak bulacağız.” diyor. Bizim temennimiz de bu, ama siz bu olmadığında ciddi bir kurum koymak zorundasınız karşıya. Ya piyasadan bunu rekabet koşuluyla hallettireceksiniz; ki, boru hatlarının döşenmesi, onların kullanıcıya sunulması konusunda bir dolu eksikliklerimiz var. Dış piyasadan doğal gaz vermek isteyenler karşısında güçlü bir muhatap arıyor, devlet varken küçük bir şirketi dikkate almıyor. Sadece spot LNG ithal ederek bu işi düzeltemezsiniz ki. Sıkıştığında kamu devreye girebilmeli. İşte, bu kanunda yer alan “BOTAŞ spot piyasadan sadece malını tedarik eder, LNG’de de.” ibaresinin kaldırılmış olması çok önemlidir. Peki, spot piyasada sıkıntı olduğu zaman ne yapacaksınız? Doğal gazınız da kesildi, ülkeyi enerjisiz mi bırakacaksınız? Haa, piyasa gidiyorsa siz o hakkınızı kullanmayın, bırakın serbest piyasadan bu işi halletsin. Ama, serbest piyasada özel sektör sorumluluğunu yerine getirmemişse, ben kamu olarak görevimi yapmak zorundayım, kamunun elini niye bağlayacağım; serbestleştirin. Mutlaka iradeyi kullanalım diye oraya koymuyoruz. Bu çok önemli değerli arkadaşlar.
Göreceksiniz, biz bu şartlarda, bu finansal gelişimle, Türkiye’de doğru dürüst bu kontrat devirlerini de yapamayız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihe not düşüyoruz. Zaten, o kontrat devirleri hikâyesi de hikâyeydi, zamanında da yanlıştı. Özelleştireceğiniz piyasada kontrat devrini niye yapıyorsunuz; bırak, kurum orada ithalatını yapsın. Burada da ithalat yapmak isteyen özel sektör varsa yapsın, önünde engel mi var? Aç, kullansın. Bunu niye devrediyorsun piyasa oturmadan? Yarın bir gün arasında anlaşmazlık çıkarsa “Falan şahsın gazını kesiyorum, filan şahsın gazını kesiyorum.” diyebilme şansınız var mı? Oradaki basıncı düşürdüğü zaman Türkiye’nin bütünü zarar görecek. Buradaki anlaşmazlıkta kamu ne zaman devreye girecek? BOTAŞ’ın elini kolunu bağlayarak bu işleri yapamayız. Şeye doğru gidiyoruz… Nasıl bütçeler dengesini BOTAŞ’ta koruyamadık, BOTAŞ’ı bir sıkıntıya soktuysak, şimdi burada da arz güvenliği açısından dengeyi koruyamayıp BOTAŞ’ı sıkıntıya sokuyoruz. Bu kanunda onun için, spot piyasa yerine LNG ithalatında mutlaka BOTAŞ’ın yetkilendirilmesi, hatta ikili anlaşma yapabilmesi çok önemlidir. Değerli arkadaşlar, her şey istenildiğinden fazla boyutta kullanılıyor.
Bakın, kamuoyuna çok büyük zararları olan ama bizim bu kurumlarımızı kurtaran bir uygulama daha var, daha çok onların işine yarıyor bu. Denge Uygulama Yönetmeliği var biliyorsunuz, piyasadan ihaleyle -belli bir saatte ihaleye çıkılıyor- enerji alınıyor.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Çok pahalı.
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Şimdi buradan alınan enerji çok pahalı, ama orada şöyle bir şey var: Buraya satan kurum yine kamu kurumu büyük bir ölçüde.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa)Özel sektör…
TACİDAR SEYHAN (Devamla)Satan kurum… Hayır, buraya satan kamu kurumları da var, EÜAŞ da satıyor. Onlar için bir fayda gibi görülebilir ama totalde özel sektörde bir adaletsiz uygulama çıkıyor. Dünyanın hiçbir yerinde ikili anlaşmalar söz konusu olmadan Denge Uygulama Yönetmeliği kapsamında elektrik enerjisi alınmaz.
Sayın Bakan, onu yapacaksanız önce şunu demelisiniz: Denge Uygulama Yönetmeliği’ne… İhaleye girebilmek için üretiminin yüzde 75’ini en az ikili anlaşmalarla satmak zorundadır. Sadece üretiminin yüzde 25 kapasitesini siz DUY sisteminden alabilirsiniz. Yoksa insanlar -orada para nasılsa öyle, ihale açılıyor arz güvenliğinde biraz kıpırdama olduğunda- ikili anlaşmaların hepsini bırakır, bütün şeyi ihale sistemiyle satar değerli arkadaşlarım. Bunu bir ülkenin kaldırması mümkün mü? Bir yerde düzenleme getirmek lazım, dur demek lazım.
Değerli arkadaşlarım, çok önemsediğim bir şey daha var. Türkiye’de yerli kaynakların artırılmasından hepimiz yanayız, ancak görünüyor ki arama faaliyetlerinde o kadar büyük artış olmasına rağmen, üretim ruhsatlarında ciddi artışlar göremiyoruz. Neden kaynaklanıyor bu? Bu da Türkiye’deki hem MTA’nın gücünün zayıflığından -yani mali gücü yok MTA’nın, arama yapsın- hem de değerli arkadaşlar, aramacılığın yeterince özendirilmemesinden kaynaklanıyor.
Haa, şimdi Sayın Bakan diyecek ki: “Arama ruhsatları bizim dönemimizde 5 kat arttı.” Doğru. Niye arttı? Kum, çakıl ruhsatlarını da madencilik kapsamına aldık; taş, mermer ocaklarını da ona aldık. İstanbul’da döküm sahası kullanan adam da geldi buradan döküm sahası kullandığı yere maden arama ruhsatı aldı. Hepsi birleşti. Arama ruhsatınız var.
Ben işletmeye bakarım. İşletmeye geçenlerde de periyodik bir artış var. Ama üretim yüzdelerine baktığım zaman pek önemli bir şey görünmüyor. Bütçe açısından çıkardığım zaman yine önemli bir şey görünmüyor. Kamu aramalarına bakıyorsunuz, kamu aramalarında da tüylerim ürperiyor. Bunu açmak istemiyorum, ama kamu arıyor, bir yerde kömür kesiyor. Kamu, orada ruhsat almak için müracaat ediyor pazartesi günü, saat beşte kamu ruhsatını almadan önce bir başka özel sektör gidiyor ruhsat alabiliyor. Nasıl oluyor bu iş? İçerden biri bilgi sızdırıyor. Toplantı ne zaman yapılıyor? Pazar günü. Yani şimdi burada nasıl içimiz cız etmesin. Oluyor bunlar. Haa, üstüne gidilmedi mi? Üstüne gidiliyor. Ama değerli arkadaşlar, böyle ciddi kurumlarda bunların olabiliyor olması dahi bir yönetim zafiyetidir, onu anlatmaya çalışıyorum. İstediğiniz kadar içinde olmayın bu işin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 9 Temmuz 2008