2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 35. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Aralık 2005 · 917 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Harun Tüfekci (AK Parti), 18 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(DİYANET İŞLERİ, SOSYAL HİZMETLER, ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR, KADININ STATÜSÜ ) VII TUR); konuşma 917 kelime.
Harun Tüfekci (AK Parti, Konya). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(diyanet işleri, sosyal hizmetler, özürlüler idaresi, aile ve sosyal araştırmalar, kadının statüsü ) vıı tur”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-tufekci-22-2005-12-18-2006-merkezi-butce-kan-tas-diyanet-isleri-sosyal-hizmetler-ozurlule (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA HARUN TÜFEKCİ (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün bütçesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, 732 ncisi düzenlenmiş olan ve Mevlana'nın "Düğün Gecesi" olarak ifade ettiği ölüm yıldönümünde, Şeb-i Arus gecesinde, Konyamızdan, hoşgörü ortamının bütün dünyaya yayıldığını ve bu ortama eşlik eden ve gelerek, bizleri onurlandıran, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını, Anamuhalefet Partisi Liderini ve diğer birçok misafiri, Konya ağırladı ve Konya'dan çok güzel bir mesaj verildi.
Ben, buradan, yine, Şebi-i Arus gecesinin de hayırlar getirmesini ve her birimizin ölümünün de, Mevlana'nın ifadesiyle, birer düğün gecesi olmasını, Şeb-i Arus gecesi olmasını temenni ediyorum.
Birey olarak her birimizin sosyal kurum olan aile ortamında büyüyerek, ilk eğitimimizi oradan alarak hayata hazırlanmamız, toplum içinde sayılan ve sevilen fertler olmamız arzu edilen bir husustur. Toplum ile birey arasındaki bağı birinci planda sağlama görevini yerine getiren sosyal kurum ailedir. Aile, bunu üstlenmiş olduğu çeşitli fonksiyonlarla yerine getirir. Aile, bireyin sosyalleşmesinde, kimlik kazanmasında ve toplumdaki norm ve değerlerin özümsenerek, gelecek kuşaklara aktarılmasında etkili olan temel sosyal kurumdur.
Ailede parçalanma, dağılma olduğunda, aile temel fonksiyonlarını ifade edemeyecek kadar zayıfladığında veya yerine getiremediğinde, ciddî sorunlar ortaya çıkmakta, ailedeki sorunlar arttıkça, buna bağlı olarak toplumda da sorunlar çoğalmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sosyoekonomik, teknolojik ve kültürel değişim süreci içinde aile kurumu bir parçalanma ve dağılma sürecine girmiş; bu süreç, aileyi, temel fonksiyonlarını yerine getiremeyecek kadar zayıflatmıştır. Bunun sonucu olarak ailenin bölünmesi, parçalanması, tek ebeveynli ailelerin giderek artması, boşanma oranlarının yükselmesi, evlilik dışı beraberliklerin ve nesebi gayri sahih çocukların artması, kültürel ve ahlakî değerdeki yozlaşma, suç oranlarının artması, kimlik bunalımı, millî ve manevî değerlerden yoksunluk, psikolojik rahatsızlıklar ve dolayısıyla toplumu tehdit eden sorunlar başgösterebilmektedir.
Ülkemizin bu değişim süreci içinde çeşitli alanlarda göstermiş olduğu gelişmelerin sosyal gelişme ve bütünleşmesi için, bunun gerçekleşmesine katkı sağlayacak kurumlara ihtiyacı olduğu hâsıl olmuştur. Anayasamızın ilgili maddesinde, devletin temel amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının yetişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak biçiminde tanımlanmıştır.
Anayasamızın 41 inci maddesinde "Ailenin korunması" başlığı altında "Aile, Türk toplumunun temelidir" hükmüyle, devletin aileye verdiği önem vurgulanmıştır.
Aileyi korumak ve güçlendirmek için gereken tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak, Anayasamızın amir hükümleri arasında bulunmaktadır. Kalkınma planlarında da aileye gereken önem verilmiş, ailenin korunması ve güçlendirilmesi, aile fertleri arasında bağlılık ve dayanışmayı geliştirici ve özendirici politikalara ağırlık verilmesi vurgulanmıştır.
Birleşmiş Milletler tarafından 1994 yılında başlatılan seferberlik, uluslararası aile yılı, ailenin yoksullukla mücadele ve toplumsal kalkınmada dinamik bir kavram olarak bütün toplumlar için büyük önem taşıdığı gerçeğini gündeme taşımıştır. Toplumun temeli veya toplumsal hayatta en küçük ölçekli yaşama ünitesi olarak kabul görmesiyle birlikte aile, sosyal politikaların merkezine oturmuştur. Ailenin sosyal politikalardaki merkezî konumu, genel olarak sorun çözme kabiliyetine dayanmaktadır.
1989 yılında Aile Araştırma Kurumunun kurulmasıyla, aile konusunun sosyal politikalar açısından merkezî önemi daha açık hissedilir olmuştur. Aile Araştırma Kurumunun, kuruluşundan sonra kısa zaman zarfına sığdırdığı çalışmalarla, ailenin her türden toplumsal sorunu, yaşayan, çözümleyen, temel yaşama ünitesi olduğu gerçeği bütün boyutlarıyla açıklık kazanmıştır. Geçen zaman zarfında çeşitli hukukî sorunlar yaşayan kurum, AK Parti İktidarıyla, 2004 yılı 13 Kasımında, 5256 sayılı Yasayla, Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırılmış ve Genel Müdürlük, ülkemizde sosyal sorunların tespiti ve çözümü ile Türk ailesinin bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve sosyal refahın artırılmasına yönelik ulusal ve uluslararası bilimsel araştırmalar yapmak veya yaptırmak, projeler geliştirmek, desteklemek, bunların uygulamaya konulmasını sağlamak ve aileye yönelik millî bir politikanın oluşmasına yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur.
Geçmiş yıllarda ülkemizin içine düştüğü ağır ekonomik buhran ve buna bağlı olarak yaşanan sosyal problemlerin çözümü konusunda getirilen önerilerin yeni bir bakış açısıyla ele alınmasında aile merkezli politikalar oldukça önem arz etmektedir.
Genel Müdürlük, misyonu gereği önemli bir yükümlülükle karşı karşıya bulunmaktadır. Aile odaklı çözüm politikaları oluşturmak, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün temel hedefidir. Genel Müdürlük, bu hedeflerini, tabiî ki, gerçekleştirmek için önemli anlamda bütçeye ihtiyaç duymakta ve AK Parti İktidarı döneminde de bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmektedir ve bütçede hak ettiği yeri zamanla daha da bulacağı kanaati içerisindeyiz.
Bu çerçevede, yeterli bütçe imkânları dahilinde kurumun 2006 yılında hedeflediği araştırma projeleri aşağıda sunulmuştur.
Avrupa Birliği ülkelerinde aileye dönük mevzuat, sosyal politika, modeller ve uygulamaların araştırılması, Türk ailesinin kültür envanteri araştırması, boşanma nedenlerinin en iyi şekilde araştırılarak toplumsal bir yara haline gelen bu durumun… Ki, Allah'a şükür Avrupa'ya göre, birçok ülkeye göre boşanma oranı çok düşük; ancak, biz, bu oranın, bizim aile yapımıza, örf ve âdetlerimize, inancımıza uygun bir şekilde en düşük seviyede seyretmesini arzu etmekteyiz ve bunun için gerekli politikalar üretmek durumundayız.
Ayrıca, televizyon ve aile araştırmasıyla ilgili çok ciddî anlamda çalışmalar yapılmakta ve televizyonun toplum üzerindeki, aile üzerindeki etkisinin mutlaka en olumlu hale getirilmesi gerekiyor ve sivil toplum örgütleriyle, siyasetçileriyle hepimize bu konuda önemli görevler düşmektedir.
Yine, toplumsal cinsiyet ve nesiller araştırmasıyla ilgili de Aile Araştırması Genel Müdürlüğü önemli misyon yüklenmektedir.
Değerli arkadaşlar, az önce, tabiî, Cumhuriyet Halk Partisinden konuşan bir hanımefendi bazı hususlara değindi. Tabiî, demokrasi, tahammül rejimi ve yapılan faaliyetlere tahammül edemeyenler, toplum tarafından aynı muameleye maruz kalırlar. Genel Kurul çalışmalarında olsun, komisyon ve diğer Meclis çalışmalarında olsun, milletin bizden beklediği, telkin, teklif, tavsiye ve tartışmalarda birbirimizi tağyir ve tahkir edecek konuşmalardan kaçınarak, Meclisin vakar ve şahsiyetine uygun davranışlar sergilememiz gerekmektedir. Böylece, topluma ve onun nüvesi olan ailelere örnek bir kurum haline gelinmiş ve toplumsal hoşgörü ve uzlaşma ortamında hedefimiz olan noktaya ulaşmış olacağız
Ailede ve toplumda sevgi ve saygı ortamının gelişmesi için, Mevlana'nın Mesnevisini okuyup, günlük hayatımıza tatbik etmemiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 18 Aralık 2005