İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · CUMA

Uluslararası nasrettin hoca şenlikleri ve anma törenleri hk

Harun Tüfekci

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2004 · 619 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Harun Tüfekci (AK Parti), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ULUSLARARASI NASRETTİN HOCA ŞENLİKLERİ VE ANMA TÖRENLERİ HK); konuşma 619 kelime.

Harun Tüfekci (AK Parti, Konya). “Uluslararası nasrettin hoca şenlikleri ve anma törenleri hk”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-tufekci-22-2004-07-09-uluslararasi-nasrettin-hoca-senlikleri-ve-anma-torenleri-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HARUN TÜFEKÇİ (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; her yıl 5-10 Temmuz günlerinde icra edilmekte olan ve bu yıl da 45 incisi yapılacak olan Uluslararası Nasrettin Hoca Şenlikleriyle alakalı olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, Nasrettin Hoca deyince, hemen hemen hepimizin aklına birsürü fıkra, iğneli söz ve hayata dair, gülerek düşündüren bir külliyat gelir; yüzümüzde bir tebessüm oluşuverir; çünkü, Türk mizahının ve kıvrak zekâsının en canlı örneğini onda buluruz.

Bir Türk halk bilgesi olan Nasrettin Hoca, halk dilinde, duygu ve inceliği içeren gülmece türünün öncüsü olmuştur. Bizleri güldüren, güldürürken düşündüren ve bizlere fıkralarıyla ders veren Nasrettin Hocayı, günlük hayatımızın her yerinde görebiliriz.

Hepinizin, büyük düşünürümüz, bilge insan Nasrettin Hocayı bildiğinizi tahmin ediyoruz ve mutlaka, bu anlamda, her türlü düşünceleri ve bu güzel anlayışı benimsediğinizi biliyoruz.

Kısaca, Nasrettin Hocayı şöyle bir tanıyalım: 1206 yılında dünyaya gelmiş, öğrenimini yapmak üzere Konya'ya yerleşmiş ve orada Seyit Mahmut Hayranî ve Seyit Hacı İbrahim'den ders almıştır. İslam Diniyle ilgili çalışmalarını sürdürmüştür ve bir söylentiye göre de, yine, Konya'da, aynı medresede öğretim görevi yaptığı ve öğrencilerine ders verdiği de bilinmektedir. Bu görevi icra ederken, kendisine "Nasuriddin Hacı" ismi verilmiştir; daha sonra, Nasrettin Hoca biçiminde isminin şekillendiğini duymaktayız.

Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlana Celalettin Rumî'yle yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden görüldüğü gibi rivayetler ortaya çıkmıştır.

Nasreddin Hocanın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen fıkraların incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanmasından anlaşıldığına göre, Nasreddin Hoca, belli bir dönemi değil, Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir.

Onunla ilgili fıkraları oluşturan öğelerin odağı, sevgi, yergi, övgü, alaya almadır. Nasreddin Hoca bunları söylerken, bazen bilgin, bazen açıkgöz, bazen uysal, bazen vurdumduymaz, bazen utangaç, bazen atak, bazen şaşkın, bazen kurnaz, bazen korkak, bazen de atılganlık gibi birbirinden farklı niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma hali, fıkraların egemen öğesidir.

Bir gün, bir adam elinde bir mektupla Hocaya çıkar gelir. "Hocam, şu mektubu bir okusana" der. Hoca bakar; Arapça bir mektuptur, kendisi de Arapça bilmemektedir, mektubu geri verir ve "ben bunu bilmiyorum, Türkçe değil, okuyamam" der. Vatandaş hemen çıkışır "yahu Hocam, başındaki kavuktan da mı utanmıyorsun" diye, bu şekilde bir söz atar. Hoca da hemen kavuğu çıkardığıyla adamın kafasına yerleştiriverir "eğer keramet kavuktaysa, buyur da sen oku" deyiverir.

Yine, bir gün, pazarda 10 akçeye aldığı odunu 9 akçeye satarken etraftan "Hocam, bu ne iştir, böyle ticaret olur mu" diye sormuşlar. Hoca da "olsun, önemli olan bizim nasıl iş yaptığımız değil, insanların seni iş yaparken görmesidir" deyiverir.

Evet, Hocanın, gerçekten, bu anlamdaki değerlendirmeleri uluslararası değerlendirmelere de girmiş ve 1996 yılı, UNESCO tarafından Nasreddin Hoca Yılı olarak değerlendirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, güzel ülkemizin muhtelif yerlerinde güzel şeyler olmasına rağmen, Konyamızda da, Akşehir, Nasreddin Hocasıyla; Beyşehir, Eşrefoğlu Beyiyle; Seydişehir, Seyit Harun Velisiyle ve yine Konya merkezimiz de Mevlânâ Celaleddin Rûmîsiyle, gerçekten, turizm ve inanç turizminde çok ciddî bir yer edinmektedir.

Antalya'ya yüzbinlerce turistin indiğini biliyoruz. Acaba, biz, bu turizmi, iç turizme çekemez miyiz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Tüfekci.

HARUN TÜFEKCİ (Devamla)Biz, bunu, Konya'da -işte, az önce bahsini geçtiğimiz- dünyanın ilk kurulu yeri olan Çatalhöyüküyle, yine Seydişehir'de Tınaztepe Mağarasıyla, birçok turizm merkeziyle, düzenleyeceğimiz bu turlarla, mutlaka, Mevlânâmızı, Nasreddin Hocamızı turizme kazandırmayı ve bu turizmi hatta Kapadokya'ya kadar, hatta Karadenize kadar uzatarak, bir ölçüde, ciddî anlamda ülkemizin tanıtımında faydalı bir vazife yapmayı arzu ediyoruz ve buna yönelik katkısı olan herkese de müteşekkir olduğumuzu ifade ediyoruz.

Bu zenginlikleri hep beraber değerlendirme arzusuyla, konuşmamı dinlediğinizden dolayı hepinize şükranlarımı ifade eder, saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 9 Temmuz 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook