İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · SALI

2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR

Hasan Fehmi Güneş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 37. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Aralık 2005 · 1.328 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Fehmi Güneş (CHP), 20 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR); konuşma 1.328 kelime.

Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(MİLLİ SAVUNMA, SAVUNMA SANAYİİ, İÇİŞLERİ, EMNİYET, JANDARMA, SAHİL, TÜRKİYE VE ORTADOĞU AMME İDARESİ ) x TUR”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2005-12-20-2006-merkezi-butce-kan-tas-milli-savunma-savunma-sanayii-icisleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ben, İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde söz aldım.

Devlet aygıtımızın çok önemli ve öncelikli yeri olan İçişleri Bakanlığını, böylesi kısa bir süre içinde tümüyle konuşmak, kuşkusuz, olası değildir. Bu nedenle, sunuşum, daha güncel gördüğüm iç güvenlik ve terör konularıyla sınırlı olacaktır.

Konuşmakta olduğumuz 2006 yılı bütçesinin İçişleri Bakanlığına öngördüğü ödeneğin, Bakanlığın görevlerini noksansız yerine getirmesine yetecek düzeyde saptandığını umuyor ve diliyorum; çünkü, sayın milletvekilleri, güvenliğin ucuzu olmaz, güvenlik konusunda para hesabı yapılmaz, yapılmamalıdır; çünkü, sayın milletvekilleri, kamu düzeni, toplumsal yarar, içbarış, toplumsal mutluluk, azına razı olamayacağımız değerlerdir.

Kabul etmek zorundayız ki, son yıllarda, içgüvenliğimizde, giderek artan bir kanama ve ağır bir zafiyet söz konusudur. Büyük şehirlerde daha yoğun olmak üzere, tüm ülkede, giderek artan bir suç işleme çılgınlığı, bir suç işleme salgını, günlük yaşamımızı karartmaktadır. Güpegündüz, sokak ortasında, bir cep telefonu gasp etmek için adam öldürülüyorsa, bir bilezik, bir kolye için kadınların boğazı kesilebiliyorsa, oyun çağında çocuklar hırsızlık yapıyorsa, ekmek çalıyorsa, oyuncak değil ekmek çalıyorsa, ciddî bir sorunumuz var demektir. Gasp, darp, hırsızlık, kapkaç benzeri eylemler suç olmaktan çıkmışçasına bir suç sektörü gelişiyorsa gözümüzün önünde, mafyalaşmış suç örgütleri bu sektörün kanlı hesaplaşmasını uluorta sürdürüyorlarsa göz göre göre ve bütün bu ürkütücü tablo, ekonominin şaha kalktığı iddiasını yalanlarcasına, ekonomide sosyal bir iyileşme sağlanmadığını kanıtlarcasına hızlanıyorsa, büyüyorsa, konuya yeniden, yakından, akılla, soğukkanlılıkla bakmak ve çözüm üretmek zorundayız. İlk bakışta izlenen, maalesef, bir toplumsal çözülme görüntüsüdür, sarsıcı bir otorite kaybı göstergesidir ve hepsinden önemlisi, içgüvenlik yetersizliğidir.

Toplumu suç salgını ortamında ve suç sektörünün tehdidi altında uzun süre tutamayız; toplumun sabrının da bir sınırı vardır.

Bu konuya bazı istatistikler yayınlayarak, yakalananların sayısındaki artıştan söz edilerek de mazeret uydurulamaz. Kaldı ki, daha çok suçlu yakalanması, daha çok suç işleniyor olmasının göstergesi de olabilir. Bu sayılar, sadece içgüvenliğin değil, içgüvensizliğin boyutlarının da göstergesidir.

Sayın milletvekilleri, yine, kaldı ki, güvenlik konusunda geçerli ölçü sayılar değil, güven duygusudur. Toplum kendini güvende hissetmiyorsa, canının ve malının güvende olduğunu saymıyorsa, sayısal tablolarla bu duyguyu onaramazsınız. Toplum, önce güvensizlik korkusundan kurtarılmalı, güven atmosferini teneffüs etmeli, onu solumalı, güven ortamını yüreğinde, vicdanında algılamalı. Bu bir duygudur.

İlke şudur: İçgüvenlik aygıtı kamu düzeninin garantisidir. Kamu düzeninin, toplumsal barışın, özgür yaşamanın, özgürlükleri boyutlandırarak, çeşitlendirerek kullanmanın, kullanabilmenin olmazsa olmaz koşuludur. Yani, içgüvenlik, suçtan önceki zaman için gereklidir, suçun oluşmaması için gereklidir, suçtan sonrası, içgüvenliğin değil, yargının alanıdır. Suç çeteleri oluşmadan, çocuklar suç çetelerinin eline düşmeden, suç çeteleri mafyalaşmadan, varoşlarda patlamalar başlamadan önceki zaman içindir içgüvenlik.

Bütün bu sorunların çözümü vardır ve zor değildir. Benim önerim, bu sorunu bağımsız bir konu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirip tartışmak ve çözümler üreterek, içgüvenliği kalıcılaştırmaktır.

Sayın milletvekilleri, toplumumuzu kaygılandıran, toplumsal ruh sağlığımızı zorlayan diğer konu terör sorunudur. Ülkemizin, ulusumuzun kimi özellikleri, kimi üstünlükleri, konumu, ulusumuzu sürekli terör tehdidine hedef kılmıştır. Öyle olmuştur, öyle olmaktadır, öyle olacaktır. Bu büyük ulusu, bu büyük ülkeyi yönetmek iddiasında olanlar, bu gerçeği tam olarak algılamalı ve hiç unutmamalıdır.

Otuz yılı aşkın süredir, siyasî amaçlı şiddet, ulusal gündemimizi ve dengemizi sarsmaktadır. Son yirmi yıldan bu yana ve bugün, karşı karşıya olduğumuz terör programının nihaî amacı, asıl ereği, ülkeyi bölmektir, ulusu parçalamaktır. Öncelikle, bu beklenti ve kaygı yok edilmelidir; kesinlikle yok edilmelidir. Bu amaca yönelik yönelişlerin tek tanımı, topluma ihanettir. Böyle olduğu, bu tanımı, önce iktidar tarafından kabullenilmeli, içselleştirilmeli, sonra ulusal kurumlarımızla toplumun dokusuna ve bilincine kutsal bir yemin gibi işlenip, sindirilmelidir.

Sayın milletvekilleri, bu konuda zihinlerimizin ve duyarlılıklarımızın sürekli aydınlık kalması gerekir. Bu yüzden de, kimi gerçekleri gözden kaçırmamalıyız. Örneğin, ayrılıkçı, bölücü program, püryerli üretim değildir. Emperyalizmin küreselleşen siyasî programının dünyayı ve bölgemizi yeniden düzenleme projesinin uzantısı niteliğindedir.

Bu nedenle, bölücü terör örgütü, senaryonun yazarı devletlerce, bazen açık bazen örtülü sahiplenilmekte, desteklenmekte, beslenmektedir.

Son günlerdeki eylemler ve veriler, örgütün kendince elde ettiğini var saydığı, iç ve özellikle dış kazanımlarıyla, konumunu bir üst basamağa yükselttiği iddiasının dışa vurumudur.

Bölücü, ayrılıkçı tasarımın yapay ve sınırlı da olsa, toplumsal destek sağladığı görüntüsünü oluşturma gayreti öne çıkmaktadır. Eylemler, çatışma yerine sabotaj, bombalama, tuzak kurma, provoke etme, sokak gösterileri formatına çekilmiştir. Yürüyüş ve sokak gösterisi etkinlikleri, eylem bölgesi dışındaki büyük şehirlere kaydırılmaya öncelik verilmiştir.

Bu doğrultudaki tüm göstergeler, terör Merkezînin komuta ve erkinde farklılaşma olduğunu göstermektedir. Buna bağlı olarak, yakın gelecekte daha ileri taktik, daha ileri tehdit ve daha ileri talepler söz konusu olacaktır.

Bu süreç kesilmelidir. Bunun için gelecekteki kalkışmaları önceden, şimdiden kestirerek, eylem aşamasına gelmeden söndürecek en üst düzey derecede hazırlıklı olunmalıdır. Ödünsüz, kararlı ve olabildiğince açık olunmalıdır. Nelerin kesinlikle olmayacağı ısrarla yinelenmelidir.

Oysa, iktidar, inisiyatifi ve önceliği terör örgütüne terk etmiş, olayların arkasından giden pasif bir tutum tercih etmiş görünmektedir.

Ayrıca, çözüm için yanlış muhataplar seçme hatasına düşülmektedir. Sorun yaratanlardan çözüm üretmesi beklenmektedir. Bu, yanlıştır, hatadır. Dış ilişkilerde de terör duyarlılığının ötelendiği kuşkusu yaygındır. Bu kuşku giderilmelidir. Kalıcı ve önalıcı bir karşı program oluşturulmamış olması büyük bir noksanlıktır. Terörle mücadelede görevlendirilen güçlerin gereksinmelerinin karşılanmasında ve özellikle teknolojik donanımında yeterince enerjik davranılmamaktadır. Bu tutum caydırıcı değildir, ödün vericidir. Gerçekten, sayın milletvekilleri, bu konuda hiçbir nedenle, Avrupa Birliği dahil hiçbir şey için, hiçbir çıkar ve dayatma karşılığı ödün verilemez, ödün verilmemelidir, ödün verilmesine izin vermemeliyiz. Bilmeliyiz ki, ilk küçük ödün, peş peşe gelecek ve sonlanmayacak büyük ödünlere haklılık gerekçesi olacaktır. Başlatılacak ödün süreci bölünmeye kadar, tekil devletten vazgeçmeye kadar gidecek yolu gündeme getirecektir. Siyasî şiddete ve silahlı eyleme hak aracı olma meşruiyet ve haklılığı yükleyecektir. Çünkü, ödün, zaaf ürünüdür. Ciddî devlet kamu yönetiminde zaaf gösteremez. Gösterirse, saygınlığını ve sözünü dinletme üstünlüğünü yitirir. Son olaylarda bu zaaf maalesef gösterilmiştir. Olayların ortasında vali değiştirmek, vali kendi istemiş olsa bile yanlış, çok yanlış olmuştur; devlet geleneğine uymamıştır, yakışmamıştır; kamu yönetimi kavramı yaralanmıştır, kamu yöneticileri incitilmiştir. Bu tutum eylemcileri yüreklendirmiş, hem de eylem bölgesinde, eylemler boyunca, otorite kullanımı yerel odaklara kaymış, egemenlik kavramı tartışılır olmuştur. Bundan böyle, ihanet odaklarını okşayıp umutlandıracak uygulama ve sözlerden uzak durulmalıdır; günlük popülizm kolaycılığına ve gevşekliğine tenezzül edilmemelidir; ne anlama geldiği söylendikten sonra tekrar tekrar açıklanacak sözler söylenmemelidir ya da yanlış anlaşılmayacak biçimde dikkatle söylenmelidir. Maksadını aşacak, kafa karıştıracak kavramlar icat etmek işgüzarlığından, hiç olmazsa bu alanda, hiç olmazsa bu dönemde vazgeçilmelidir.

Sayın milletvekilleri, siyasal şiddet ve bölücü, ayrılıkçı terör ulusal sorunumuzdur ve bu sorunu, mutlaka, sonlandırmak zorundayız. Dost-düşman cümle âlem bilmeli ki, şiddet, hak arama aracı değil, suç ve cinayet aracıdır, öyle kalacaktır ve kesinlikle cezalandırılacaktır.

Yasal sınırlar içerisinde kalarak, hukukdışı yöntemlere ve aşırı şiddet uygulamalarına izin verilmeyerek, ancak, ödün de verilmeyerek, ulus birliği ve ülke bütünlüğü, kesinlikle ve sonsuza dek korunacaktır. Bu amaçla, bölge halkının mutluluğu, korkusuz yaşama istemi ve gönenci, dokunulmaz değerlerin en önünde olacaktır, olmalıdır.

Saldırı, tehdit ve baskı ortamı yok edilmelidir. Bölge halkını ötekileştirmeye yönelik tüm kalkışmalar anında önlenmeli ve cezalandırılmalıdır. Devlet, devlete yaraşır bir sorumlulukla, terörün salt şiddet boyutuna takılıp kalmadan, bölgeyi, teröre elverişli bir ortam olmaktan çıkaracak koşulları gerçekleştirecek iyileşmelere öncelik ve hız vermelidir.

Sayın milletvekilleri, ulusumuz, her türlü terör, şiddet ve baskının sonlandığı bir ortamda mutlu yaşamak istemektedir. Bunu hak etmiştir, bunu sağlayabiliriz; bunu özgücümüzle sağlayabiliriz; öyle de yapmalıyız. Bu konuda ulusulararası işbirliğine takılıp kalamayız, fazla bel bağlayamayız. Hükümet üyeleri ve Sayın Bakan, zaman zaman, terör konusunda uluslararası işbirliği gerektiğini, bu konudaki çağrılarımıza diğer ülkelerin önceleri aldırış etmediğini, ancak, 11 Eylül olaylarından sonra haklılığımızın anlaşıldığını söyleyerek, iyimserlik ifade etmektedirler. Olayı doğru okumalıyız, doğru anlamalıyız. Bu konuda söz sahibi ülkelerin tamamı, uluslararası işbirliğini, kendilerine yönelik terör için çok gerekli görmektedirler; bu, doğru; ama, bizim terör sorunumuza, hâlâ, aldırış etmemektedirler; bu da bir diğer doğru. Yanılmayalım; bizi teröre müstahak görmektedirler, bizdeki olayı terör olarak tanımlamamaktadırlar. Bölücü, ayrılıkçı teröre rütbe ve destek vermektedirler, ona yakın durmaktadırlar. Bu konuda içtenliklerini kanıtlamak durumundadırlar.

Çok çarpıcı gerçek şudur: Terörü küreselleştiren büyük, en büyük terör örgütlerinin kurucuları kendileridir, terör için oluşturmuşlardır o örgütleri. Yani, küresel terör, küresel güçlerin ürünüdür, onların "our boys" dedikleri çocuklarıdır, uşaklarıdır. Yayılmacı çıkarları için terörü icat edenler, terör sorununu yaratanlar, yaygınlaştıranlar, uygulatanlar bizim için çözüm üretemezler, taa ki kendi çıkarları söz konusu olsun. (CHP sıralarından alkışlar) Kendi mutluluk araçlarını bizim ulusumuza hep çok görmüşlerdir. Bu nedenle, açıktır ki, sorunumuzu, biz, biz olarak, biz kalarak, kendimiz olarak, kendimiz kalarak çözeceğiz. İlk ve acil görev budur ve hiçbir gerekçe, bu görevi yerine getirmeme başarısızlığını affettirmez.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 20 Aralık 2005

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook