2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ENERJİ VE TABAİİ, ENERJİ PİYASASI, ULUSAL BOR ARAŞTIRMA, ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ, MADEN TETKİK VE ARAMA , PETROL İŞLERİ, DEVLET SU İŞLERİ, BAYINDIRLIK VE İSKAN, KARAYOLLARI GENEL, TAPU VE KADASTRO GENEL ) xI. TUR
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 37. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Aralık 2005 · 1.171 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 20 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ENERJİ VE TABAİİ, ENERJİ PİYASASI, ULUSAL BOR ARAŞTIRMA, ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ, MADEN TETKİK VE ARAMA , PETROL İŞLERİ, DEVLET SU İŞLERİ, BAYINDIRLIK VE İSKAN, KARAYOLLARI GENEL, TAPU VE KADASTRO GENEL ) xI. TUR); konuşma 1.171 kelime.
Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ENERJİ VE TABAİİ, ENERJİ PİYASASI, ULUSAL BOR ARAŞTIRMA, ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ, MADEN TETKİK VE ARAMA , PETROL İŞLERİ, DEVLET SU İŞLERİ, BAYINDIRLIK VE İSKAN, KARAYOLLARI GENEL, TAPU VE KADASTRO GENEL ) xI. TUR”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2005-12-20-2006-merkezi-butce-kan-tas-enerji-ve-tabaii-enerji-piyasasi-ulusal (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2006 Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, 2005 yılı bütçesi 3,8 trilyon TL, 3,8 milyon Yeni TL olan Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 2006 yılı bütçesi 3,9 milyon YTL olup, bunun yaklaşık 2,3 milyon YTL'si personel gideri, 1 000 000 YTL'si yaşamsal gerekleri karşılayacak nitelikteki mal ve hizmet alımı ve son olarak da 0,5 milyon YTL'si ise idame yenileme gideri olan yatırımlar olup, önümüzdeki dönemde petrol arama ve üretimi faaliyetlerinin kendisine yönelik bir proje yatırımından ya da yeni Petrol Kanunu ile kendisine verilmiş görevleri ve misyonu yerine getirebilecek maddî bir olanak sağladığını söylemek mümkün değildir.
3,9 milyon YTL ile 2006 yılı bütçesi, bütçe içerisinde yüzbinde 1 bile paya sahip olmayan, geçmişte bugünkü değerle 40 milyar ABD Dolarlık bir büyüklüğe eriştiği bilinen rafineri, iletim ve akaryakıt piyasasını başlangıcından beri uzun yıllar sevk ve idare etmiş olan ve bugün de yine önemli görevler yüklediğimiz Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün, ne yazık ki, henüz bir teşkilat yasası bile yoktur.
Bu Genel Müdürlük, 1980'li yıllarda 145 personeli varken, bütün kurumların gereksiz kadrolarla şişirilerek devasa büyüdüğü dönemlerde bile personel almamıştır. Genel Müdürlükteki en yeni personelin hizmet yaşı 15 yılın üstündedir. Bunun yegâne sebebi ise, burada özveriyle çalışan personele, 657 sayılı Kanunun tanıdığı haklar dışında herhangi bir eködeme verilmemesidir.
Bugün geldiğimiz noktada, kurumun kadrolu personel sayısı 109'dur. Genel Müdürlükte, az önce belirttiğim önemli görevleri yürüten ve yürütecek olan teknik personelin sayısı ise sadece 22'dir. Genel Müdürlüğün görevlerini layıkıyla ifa edebilmesi için, çok az sayıdaki personelin malî haklarının iyileştirilmesine de imkân veren bir teşkilat yasasının çıkarılmasına ihtiyaç vardır.
1954 yılında, 6326 sayılı Petrol Yasasıyla, Türkiye'de petrol ve doğalgaz kaynaklarının aranması, üretilmesi, rafinajı, taşınması ve pazarlanması yoluyla ülke ekonomisine katkı sağlama görevi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına verilmiştir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, dünyadaki tüm petrol şirketlerinde olduğu gibi, TÜPRAŞ, BOTAŞ, POAŞ, DİTAŞ, İSAŞ ve İPRAGAZ'la entegre bir yapıda oluşturulmuştur. Ancak, 1983 yılından sonra, özelleştirmelere hazırlık amacıyla, bu zincirleme yapı parçalanarak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, yalnızca hidrokarbon arama ve üretiminden sorumlu petrol şirketine dönüştürülmüştür.
Türkiye'de, yabancı petrol şirketleri, cazip teşvik unsurları bulunan bir petrol yasası olmasına karşın, 1954 yılından beri, riski ve maliyeti yüksek olan arama yatırımlarına yönelmemişler; zengin rezervleri olan, aynı zamanda rezervuar özellikleri nedeniyle, maliyetlerin düşük, kâr oranlarının yüksek olduğu ülkeler ve bölgelerde yatırıma öncelik vermişler, Türkiye'de ise, arama yerine son derece kârlı olan pazarlamayı tercih etmişlerdir.
Avrupa Birliğinin enerji politikalarının ana ekseni, enerji piyasalarının serbestleştirilmesi, rekabete açılması için özelleştirme anlayışına oturtulmaktadır. Avrupa Birliği, yeni üye olmak isteyen ülkelere, enerji alanlarını hızla özelleştirerek piyasaya açmaları için yapısal düzenlemeleri yaparak ulusal parlamentolarından hızla geçirmelerini âdeta dayatmaktadır.
Ancak, mevcut Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin yarısı, enerji sektörlerinin tamamını serbestleştirmeyi istememekte, tersine, devlet kurumlarını güçlendirerek direnmektedirler. Bu anlamda, Yunanistan, Portekiz, İtalya, özellikle Fransa gibi ülkeler en dikkat çekici örnek ülkelerdir.
Sonuçta, IMF ve Dünya Bankasının Türkiye'ye dayattığı ve Avrupa Birliğinin uyum yasaları adı altında elektrik, doğalgaz, petrol piyasası yasaları, Türkiye'de enerji sektörünün özelleştirilmesi, dışa açılması, daha doğrusu yabancılaştırılması anlamını taşımaktadır.
Türkiye enerji politikası, ABD ve Avrupa Birliğinin yetki alanındaki çokuluslu enerji holdinglerinin çıkarları doğrultusunda oluşmakta, Anayasaya yerleştirilen uluslararası tahkim mekanizmasıyla da yargısal güvence sağlanmış bulunmaktadır.
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, yapılan yasal düzenlemelerle, âdeta işlevsiz hale getirilmiş olup, ülkemizde enerji politikaları, ulusal çıkarlarımızın yok edildiği bir anlayışla, AKP İktidarınca sürdürülmektedir.
Akaryakıt üzerindeki yüzde 75'lere varan vergi yükü, yaşamımızın her alanına hayat pahalılığı olarak geri dönmekte, başta köylümüz, çiftçilerimiz olmak üzere, milletimizin hayatını karartmaktadır.
Kaçakçılık cenneti olan ülkemizde, akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye büyük darbe vurduğu bilinmekte olup, Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre, Türkiye'deki akaryakıt kaçakçılığının yıllık en az 2 000 000 ton olduğu ifade edilerek, bu kaçakçılığın önlenmesi halinde bütçeye en az 4 milyar dolar gireceği belirtilmektedir. Son on yılda akaryakıt kaçakçılığından vatandaşlarımızın uğradığı zarar, bankalarda batan paranın, yani, 50 milyar doların üzerindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde Meclis araştırma komisyonu oluşturulup görüşülmesine karşın, AKP Hükümeti, iktidarının dördüncü yılında, bu manzarayı seyretmeye devam etmektedir.
Değerli milletvekilleri, 175 katrilyonluk 2006 merkezî yönetim bütçesinde, 46 katrilyon TL, borçların faizine gidecek. 7,5 katrilyon sağlık için, 16 katrilyon eğitim için, 12 katrilyon bütün ülkede her alanda yapılacak yatırım için ödenek bulunuyor.
Devlet Su İşlerinin sulama ve barajlarla ilgili yatırım bütçesi âdeta sembolik hale getirilmiştir. Geçen yıl, Sayın Bakan (İNTES) Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikasının düzenlediği bir iftar yemeğinde, haber niteliğinde yenilikten söz ederek "Devlet Su İşlerinin yarım kalan yatırımları var. Biz, bu sene, bunları, inşallah, ele almayı düşünüyoruz ve şöyle yapacağız: Bunları sizlere açacağız. Bunları serbest piyasa usulü açacağız ve taliplilerine bunları vereceğiz. Elektrik mi üretirsiniz, sulama mı yaparsınız, ne yaparsanız" diye ifadelerde bulunmuştu. AKP Hükümeti, devletin elinde satacak bir şey kalmayınca, önümüzdeki günlerde, Sayın Bakanın bu hayali gerçekleşerek, yarım kalmış barajları da, elektrik dağıtım şirketlerini de pazarlayacaktır.
Peki, bunlar da bittikten sonra ne yapacaklardır; nükleer enerji santrallarını tezgâhlamaya çalışacaklardır. Oysa, Sayın Bakanın "linyitimiz var, suyumuz var; linyitten elde edilecek elektrik enerjisi potansiyeli 120 milyar kilovat/saat civarında ve halen, bunun 42 milyar kilovat/saatlik yüzde 35'lik kısmını değerlendirmiş durumdayız" diye kendi açıklamaları var. Daha dün, EPDK Başkanı, 216 milyar kilovat/saatlik hidrolik potansiyelimizin bulunduğunu açıkladılar. Diğer yenilenebilir -rüzgâr, jeotermal vesaire- kaynakları hiç dikkate almasak bile, sadece kömür ve su kaynaklarından elde edebileceğimiz elektrik enerjisi yaklaşık 350 milyar kilovat/saat. 2005 yılında, Türkiye'nin elektrik enerji tüketimi ise, 160 milyar kilovat/saat.
Değerli milletvekilleri, Enerji Bakanlığının, enerji talep projeksiyonu gerçekçi değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Özakcan, konuşmanızı tamamlayınız.
MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)Teşekkür ediyorum Başkanım.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, 2002 yılında, Türkiye'nin enerji talebinin, 2005 yılı için 290 milyar kilovat/saat çıkacağını ifade ederken, Devlet Planlama Teşkilatı ve uluslararası kuruluşlar, 190 milyar kilovat/saat olarak hesaplamışlardır. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının 2005 yılı için 290 milyar kilovat/saat olarak hesapladığı tüketim, açıklanan yüzde 9,6'lık ekonomik büyümelere karşın, 160 milyar kilovat/saat olarak gerçekleşmiştir. Öyle sanıyorum ki, Bakanlığın bu yüksek enerji talep projeksiyonları ile nükleer enerji santrallarına zemin hazırlanmak istenmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşlerinin sulama ve barajlarla ilgili yatırım bütçesinin âdeta sembolik hale getirildiğini belirtmiştim. Bununla ilgili Aydın İlimizde devam etmekte olan üç barajla ilgili ödenek rakamlarını vererek sözlerimi tamamlamak istiyorum.
En şanslı barajımız Çine Barajı; 1996 yılında başlamış, 2012 yılında bitmesi öngörülmüş, proje tutarı 775 trilyon, 2005 yılı sonuna kadar yapılan harcama 376 trilyon, 2006 yılı ödeneği 30 trilyon. Bu ödenekle, Çine Barajı, ondokuz yıl sonra bitecek. Aydın İlimizin içmesuyunu da temin edeceği İkizdere Barajı; 1995 yılında başlamış, 2011 yılında bitmesi öngörülmüş, proje tutarı 222 trilyon, 2005 yılı sonuna kadar yapılan harcama 36,5 trilyon, 2006 yılı ödeneği 8 trilyon. Bu ödeneklerle İkizdere Barajı da yirmiüç yıl sonra bitecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Özakcan, lütfen, toparlayın.
MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkanım. Sağ olun.
Karacasu İlçemizde Dandalaz Barajı; 1993 yılında başlamış, 2010 yılında bitmesi öngörülmüş. Proje tutarı 102 trilyon, 2005 yılı sonuna kadar yapılan harcama 10 trilyon, 2006 yılı ödeneği 1 trilyon. Bu ödenekle Karacasu Dandalaz Barajımız doksaniki yıl sonra bitecek.
Yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. Bütçemizin hayırlı olmasını dileyerek teşekkür ediyorum.
Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 20 Aralık 2005