İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında
Kütahya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 28. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Aralık 2009 · 971 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Fehmi Kinay (AK Parti), 9 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 971 kelime.
Hasan Fehmi Kinay (AK Parti, Kütahya). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-kinay-23-2009-12-09-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; şeker piyasasının sorunları ve şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin MHP Grubunun verdiği grup önerisinin aleyhine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
İki gün önce kaybettiğimiz çok değerli evlatlarımıza, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Burada yapılan müzakerede özetle, şeker fabrikaları neden özelleşiyor ve şeker fabrikaları nasıl özelleşiyor, bu özelleştirmeden sonra ortaya çıkabilecek, işçiler ve çiftçiler açısından etkiler ne olacaktır, birlikte bunları değerlendiriyoruz.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, her şeyden önce şunu ifade etmem gerekir ki, şeker fabrikalarının bugün eğer özelleştirilmesiyle ilgili bir çalışma yapılabiliyor ise bunu 57’nci Hükûmet döneminde çıkarılan, Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, onun da içinde yer aldığı koalisyon döneminde çıkarılan -2001 yılında- 4634 sayılı Şeker Kanunu’na borçluyuz.
Şeker piyasasıyla ilgili düzenlemelerin yer aldığı bu Yasa’da şeker üretimi belli bir kotaya bağlanarak üreticiler güvence altına alınmıştır. Ayrıca, denetleyici ve düzenleyici bir kurum ortaya çıkartılmıştır. Pancar fiyatlarının çiftçilerimizle fabrikalarımızın işbirliği içerisinde oluşturulması öngörülmüştür. Yine aynı Kanun’la sektörün kayıt altına alınması, hazine üzerindeki yükün azaltılması ve ihtiyaç fazlası kapasitenin kullanılması ve gereksiz yere, kapasitenin üzerinde yeni fabrikaların kurulmasının önlenmesi amaçlanmıştır.
Evet, değerli arkadaşlar, şimdi “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” adı altında, biliyorsunuz, 57’nci Hükûmet döneminde bu düzenlemelerin yer aldığı birtakım yasal çerçeve ortaya konmuştur.
Şimdi, şeker fabrikalarını neden özelleştiriyoruz? Her şeyden önce, yöntem olarak özelleştirme yöntemine ilişkin birtakım değerlendirmelere cevap vermeden önce Türkiye’de şeker sektörünün sadece çiftçilerden ibaret olmadığını ya da sadece fabrikalardan ibaret olmadığını, yapılan yasal düzenlemelerle birlikte tüm dünyada olduğu gibi sektörün rekabete açıldığını bir kere bilmemiz gerekir. Türkiye Şeker Kurumu, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş yaklaşık 2,1 katrilyon civarında bir sermayeyle faaliyetini sürdürmektedir. Buna karşılık 1,5 katrilyon civarında bir ciro elde etmektedir.
Şimdi, değerli arkadaşlar, özel sektörde veya tüm fabrikalarda ya da işletmelerde “sermaye hasıla kat sayısı” diye bir esas vardır ve bu sermaye hasıla kat sayısının en az 2,5 olması; iyi çalışan, verimli çalışan işletmelerde de 1/4 oranında cironun elde edilmesi lazım. Bu rakamlara baktığımızda, mevcut işletmenin kendisine sağlanan öz sermayeyle orantısız bir şekilde, çok çok altında bir ciroyu teşkil ettiğini düşünüyoruz. Kâr konusunda da ne yazık ki ortada birikmiş olan zararlar var. Geçmişte özelleştirmeye ilişkin politikalar değerlendirilirken… Tabii ki bu siyasi tercihle ilgilidir. Ben Milliyetçi Hareket Partisinin programında özelleştirmenin kamuda etkinliğini sağlamak adına yapılması gereken bir düzenleme olarak algılandığını ve yorumlandığını görüyorum. AK PARTİ olarak biz de bundan farklı düşünmüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi farklı esaslara bağlı olarak bunu programında ele almış.
REŞAT DOĞRU (Tokat)Bölgedeki insanlara yönelik…
HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla)Özelleştirmeyle ilgili bir bahis var fakat burada ortaya çıkan değerlendirmelerde özelleştirmenin neredeyse imkânsız hâle getirilerek değerlendirildiğini görüyoruz.
Şimdi, bir diğer konu, işletmelerimiz fevkalade verimsizdir. Bazı yerlerde, bazı illerimizde kurulu olan fabrikalarda neredeyse yıl içerisinde on dört gün üretim yapılabilmektedir. Şimdi, bir yıl boyunca pazarlamak zorunda olduğunuz bir üretimi on dört güne sığdırmak durumundasınız, on dört gün çalıştırabiliyorsunuz. Burada, Yüksek Denetleme Kurulu tarafından ele alınan, yapılan değerlendirmelerde bu verimsizliğe ciddi atıflar vardır ve bunun mutlaka giderilmesi gerektiğini ve özelleştirme sürecinin de bu doğrultuda ele alınması gerektiğini ifade etmektedir.
Şimdi, buraya grup önerisini getiren, bu sorunları tartışan, tartışmamıza vesile olan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Ancak şunu da unutmamak lazım: Şimdi, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin süreç ne zaman başladı? Bakıyoruz, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ilk kez 20/12/2000’de alınmış yani yine 57’nci Hükûmet döneminde, ilk özelleştirmeye ilişkin karar o dönemde alınmış. Şimdi, aynı arkadaşlarımız, o dönemde Hükûmet eden arkadaşlarımız bugün bu özelleştirmeyle ilgili yeşil ışığı o dönemde yakmalarına rağmen bizim ilerlememizi, bu doğrultuda çalışmalar yürütmemizi ne yazık ki engeller mahiyette değerlendirmeler yapmaktadır.
Şimdi, bir diğer konu, nasıl özelleştirilecek? Buna ilişkin birtakım tartışmalar yaşanıyor. Acaba, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketini, yüzde 56 oranında piyasa payı olan bu şirketi bir defada, bir bütün hâlinde özelleştirebilir miyiz?
Değerli arkadaşlar, bu, gerek Rekabet Kurumu tarafından gerekse mevcut şirketin aktifleri ve bilanço değerleri bakımından çok yüksek rakamlara ulaşacağı için değerlendirme dışında tutulmuştur. Buna ilişkin stratejiler çok daha kapsamlı olarak ve biraz evvel değerli arkadaşımızın burada belirttiği bir değerlendirme oldu “Dünyanın hiçbir yerinde buna ilişkin özelleştirme yok, bu tür yöntemler izlenmiyor.” şeklinde. Macaristan’da ve Çekoslovakya’da, Çek Cumhuriyeti’nde buna ilişkin aynı bizim yapmış olduğumuz gruplara ayırarak, portföy şeklinde özelleştirme yöntemleri başarıyla uygulanmıştır ve Avrupa Birliği bu noktada almış olduğu mesafeyle hem çiftçilerin hem üreticilerin hem fabrikaların verimini artırmış, dünya ile -şeker sektörünün- rekabet edebilir hâle ulaşmıştır. Biz de özelleştirme sonrasında aynı hedefleri öngörüyoruz.
Bir diğer konu, bu belirlenen gruplar, coğrafi anlamda bir havza bazlı -öyle ifade edelim- fabrikaları bir araya getirmek suretiyledir. Şimdi bir taraftan şunu bilmemiz lazım: Bazı yerlerde pancar üretimi rekoltesi düşük, pancardan elde edilen şekerin miktarı da düşük, bazı yerlerde yüksek. O hâlde ne yapacaksınız? En akıllıca yol, bunların maliyetlerini rekabet edebilir, diğer sektörlerle rekabet edebilir, diğer fabrikalarla rekabet edebilir hâlde tutmak amacıyla bir portföy hâline getireceksiniz ve bu portföyü kârlı bir şekilde satmayı başaracaksınız. Ben burada söz alan muhalefete mensup milletvekili arkadaşlarımızdan, dün gerçekleşen 606 milyon dolar özelleştirme imkânı bulduğumuz bu C grubunun, C portföyünün bu doğrultuda Özelleştirme İdaresine küçük bir teşekkürü çok görmemelerini beklerdim.
MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu)Arsa fiyatına satıldı. 20 bin dönüm arazisi var.
HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla)Değerli arkadaşlar, bakınız, biraz evvel bilanço değerlerini verdim. 2,1 katrilyondan bahsediyorum. 606 milyon doların bugünkü karşılığı yaklaşık 900 milyon TL’dir, 1 katrilyona yakın. 6 tane özelleştireceğimiz grup var. İlkinde neredeyse hazine olarak koymuş olduğumuz öz sermayenin yarısını alma gibi bir imkâna ulaşmış durumdayız. Bu, ortaya konan stratejinin başarısı anlamında değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda, ben, en azından bir teşekkürü çok görmemelerini isterdim.
Bir diğer konu, Sayın Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikasına ilişkin vermiş olduğu önergeyle ilgilidir. Burada, tabii ki, Kütahya Şeker Fabrikamız ilk özelleştirilen tesislerden biridir. Türk Şekere ait olan hissenin yüzde 56’sı satılmıştır ve o gün itibarıyla en yüksek değeri veren Torunlar Gıdaya verilmiştir. Şimdi, bölgemizde -her şeyden önce şunu ifade edelim- bu tesis, bugün itibarıyla 25 trilyon civarında bir tevsi yatırım, bir modernizasyonla birlikte ülke ve Kütahya ekonomisine katkı sağlayacak duruma getirilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 9 Aralık 2009