Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 64. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Şubat 2008 · 772 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 13 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 772 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 13 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-13-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce bir gizli oturum tartışması yaşadık. Doğrusu biz de merak ediyoruz, mevcut tasarının bir kısım maddelerine Demokratik Toplum Partisi olarak biz karşıyız, azınlık vakıfları da karşı.
ŞENOL BAL (İzmir)Az görüyorlar, az!
HASİP KAPLAN (Devamla)Çok açık olarak da bu konuda çekincelerini ifade ediyorlar azınlık vakıfları. Temsil konusunda, yönetimlerin seçilmesi konusunda, mülklerinin korunması konusunda ve uluslararası faaliyet konusunda bu tasarının kendi haklarını korumadığını söylüyorlar. Bir yandan bu söyleniyor, diğer yandan öylesi bir tartışma yapılıyor ki, sanki bu Vakıflar Yasası çıkarsa Türkiye elden gidecek.
Gerçekten, eğer, bu tasarı, iyicene bakılıp irdelenirse… Ülkemizin vatandaşı olan, ülkemizde doğup büyüyen ve binlerce yıldır bu topraklarda yaşamış, dini farklı, gayrimüslim azınlık vatandaşlarımızın yok olduğunu bu Mecliste sayan var mı? Türkiye’de, Ermeni, Rum, Yahudi, Süryani var mıdır yok mudur? Soruyorum. (MHP sıralarından “Evet, var.” sesleri) Vatandaşınız mıdır, değil midir? Onu da soruyorum.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)“Değil” diyen var mı?
HASİP KAPLAN (Devamla)Vatandaşınız mıdır değil midir? Susmayın. Gerçekten bunun cevabını verirseniz, vatandaşlarınız arasındaki eşitlik konusunun da cevabını verirsiniz. Vatandaşınız mıdır değil midir? Sorun burada, soru burada. (MHP ve CHP sıralarından “Ne alakası var?” sesleri, gürültüler)
ŞAHİN MENGÜ (Manisa)Lozan’ı okursan anlarsın.
HASİP KAPLAN (Devamla)Lozan 39’uncu madde… Lozan, çok açık olarak, çok çok açık olarak, azınlık haklarını, gayrimüslim ekalliyetin haklarını; dil, eğitim, kimlik ve kültür; Rum, Ermeni, Yahudi cemaatini saymıştır, okulları da vardır, vakıfları da vardır, cemaat de var. Aynı 39’uncu madde… (MHP sıralarından gürültüler)
Dinleyin ama.
39’uncu maddenin devamında diyor ki: “Müslüman ahali de kendi dilini ve kültürünü geliştirmekte özgürdür.”
Cumhuriyet kurulduğundan bu yana, Lozan’dan bu yana Lozan Anlaşması uygulanmıyor. Lozan, hem cemaatler yönünden uygulanmıyor hem de Kürtler, Kürt yurttaşlarımız yönünden uygulanmıyor.
Bakın, ayrımcılığın ne kadar vahim olduğunu Gazi Mustafa Kemal’in örnekleriyle açıklayacağım. Ayrımcılığın yeri geldiğinde kimi bulacağını, bumerang gibi, burada açıklayacağım, dinleyin biraz.
Bu gördüğünüz Zabıt Ceridesi, 1922. Yani, baktığımız zaman “İçtima Senesi 3; 2/12/1338” diyor.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana)Lozan’dan önce.
HASİP KAPLAN (Devamla)Bakın, Lozan’dan önce.
Ve bir tasarı veriliyor Meclise, deniliyor ki: “Misakımilli sınırları içinde olmayanlar, doğmayanlar ve beş yıl bir yerde ikamet etmeyenler vatandaşlıktan çıkarılsın.” Bir hafta sonra da o vatandaşlık yasası gelecek.
İşte, Meclisin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dahi vatandaşlığını ve milletvekilliğini düşürmeye yönelik bu önergede şunları söylüyor; aynı, tutanaklardan okuyorum: “Bu maksadı mahsus doğruca şahsıma taalluk ettiğinden, müsaade ederseniz, birkaç kelimeyle fikrimi arz etmek istiyorum.” diyor ve “Büyük Millet Meclisine aza intihap olunabilmek için Türkiye'nin bugünkü hudutları dâhilindeki mahaller ahalisinden olmak meşruttur ve dairei intihabiyesi dâhilinde mütemekkin olmak meşruttur. Ondan sonra muhareceten gelenlerden Türk ve Kürtler tarihî iskânlarından itibaren beş sene mürur etmişse intihap olunabilirler.” diyor. Yani, bunun devamında, “Ben Selanik’te doğdum. Beş yıl hiçbir yerde ikamet etmedim.” diyor Gazi Mustafa Kemal. O dönemde “Bitlis’in, Muş’un kurtuluşu için Diyarbakır istikametine gittim, geldim.” diyor. İstiklal Savaşı’nı örnek veriyor, “Arıburnu olmasaydı İstanbul kurtulmayacaktı.” diyor ve devamında, “İslam’ın muhabbet ve teveccühüne mazhar kaldım ama benim bugün burada vatandaşlığım tartışılıyor, benim milletvekilliğim tartışılıyor.” diyor.
Eğer ırk ve ayrımcılığa indirgenirse, bazı gerçeklerimizden uzaklaşırsak, biz 21’inci yüzyılda çağdaş ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu uygar, olgun ve dünyaya önderlik edecek, önde gelen beş on ülkeden birisi olamayız. İşte o tarihlerde yaşanan tartışmalara baktığımız zaman İhsan Bey’in sözlerinde aynen şöyle söylüyor: “Paşam, vatandaşlıkta, başkalarına kıyas ederseniz, bu hususta affınıza mağruren arz ediyorum, pekâlâ yanlış düşünüyorsunuz. Siz kalbimize girmiş...” Burada önergenin yanlışlığı vurgulanırken, arkasından şu tartışma yaşanıyor: “Asırlardan beri Araplara haraç verdik. Bu millet çalıştı, Mekke şürefası köylerimizi ziyaret için geldikleri zaman göğsümüze sardığımız insanların, kendiniz de, kumandanı olduğunuz Arabistan’da bizi nasıl kovduklarını kendiniz de gördünüz. Arnavut kavmi necibi diye bütün mevcudiyetimizle hudut bekçiliklerini yaptık. Oradan nasıl kovulduğumuzu bilirsiniz. Geçen sene buradan onlara bir Türk evladı gitti. ‘Sokmayın bu insanları’ dediler. Artık, böyle adamlara mebusluk veremeyiz.” Bu tartışmalar yaşanıyor. 1920… Biz geldik… Devamında aynen şu sözler: “Vatandaşlık, şu ya da bu memlekette oturmak esası üzere değildir. Burada kürsüi milleti yegâne söz sahibi Türk ve Kürt olacaktır. Her Türkiyeli sesleri Meclisten yankılanıyor.” Tutanakta aynen. “Siz o seciyeyi taşıdıkça ve siz bu fikir sahibi oldukça ebediyen sizi serfiraz olarak başımızın üstünde tutacağız.” Bu vatandaşlarımız, topraklarımızda doğan insanlarla ilgili, dinini, ırkını, mezhebini ayırdığınız zaman, ülkemizin yaşadığı felaketleri bir bir hatırlamanızda yarar vardır. Çok yakın zamanda, çok yakın zamanda, Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Alevi ve Sünni çatışması kimin iktidarları döneminde yaşandı? (CHP sıralarından gürültüler) Söz atmanız çok kolay. Öyle cevap vermeyin bize. Yakın tarihimizde Sivas’ta canlı canlı aydınlar yanarken iktidar değil miydiniz?
HAKKI SUHA OKAY (Ankara)Sen de o partideydin, sen de o zaman o partideydin!
ŞAHİN MENGÜ (Manisa)Sen de o partide ilçe başkanıydın!
HASİP KAPLAN (Devamla)Konuşmayın! Böyle atışamazsınız! Cevap veririm ben. Ben öyle bir cevap veririm ki kalkamazsınız!
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 13 Şubat 2008