İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 931 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 931 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Plan Bütçe Komisyonunda görev yaptığımız sürece her gelen üniversite teklifine sıcak baktık, üniversitelerin kurulması konusunda bütün sakıncalarını, eksikliklerini bildiğimiz hâlde “evet” dedik. Özellikle de güneydoğuda üniversiteler kurulduğu zaman -ki Gaziantep güneydoğunun nadide illerinden birisidir- orada devlet üniversitesi olsun, özel vakıf üniversiteleri olsun kuruluşunda şüphesiz biz de parti olarak “evet” diyoruz. Ancak “evet” derken, yani eğitim politikamız, üniversiteler kurma politikamız, yarınlarımıza bakış açımız, planlamalar doğru mudur? Yani bunu da sorgulamak gerekiyor. Yoksa ben tavsiye ederim milletvekili arkadaşlarıma, Uludere’nin Şenoba beldesinde -ki “Segirke, üç tepe” eski adı- bulunduğunuzda şöyle etrafınıza bakın, tam yedi tepede en küçüğü tabur olmak üzere alay ve tugay ışıklarının yandığını göreceksiniz dağların tepesinde. Bunu niye söyledim? Yine cezaevlerimizin… Adalet Bakanlığının açıklamasına göre ülkemizde yeni yeni cezaevleri yapılıyor. 100 bini aşkın tutuklu ve hükümlü var. Yani karakol ve cezaevi yatırımı olarak gördüğümüz için daha çok, biz üniversite gibi hayırlı adımları özel sektörden de gelse -ki vakıf üniversiteleri özel sektördür- bunları elbette ki olumlu karşılıyoruz ama bir gerçeği konuşmamız lazım. Şimdi, bakıyoruz, üniversitelerin yüzde 94’ü devlet üniversitesi. Şimdi, Hükûmet “Her ilimize bir üniversite.” dedi ve kurdu. Yasası geldiği zaman Mecliste bütün arkadaşlar, hep birlikte “Evet” dedik. Ben Şırnak Üniversitesi Rektörünü aradım “Hayırlı olsun, Şırnak’a gitmişsiniz.” dedim, “evet.” dedi. “Nasıl durumunuz? Nerede kalıyorsunuz?” Tabii, şaşırdı Rektör. Ben, bu ara, geldiğinden bu yana kendisine hayırlı olsuna gidemedim. “Şırnak Üniversitesi için kampüs yeri buldunuz mu?” dedim. Hâlâ kampüs yeri arıyorlar. Bakın, dikkatinizi çekiyorum: Hâlâ Şırnak’ta kampüs yeri arıyor. Şırnak Üniversitesi kurulmuş, kampüs yeri aranıyor.

Evet, Şırnak-Uludere arasında üç dört alternatif var. 10 bin dönümlük bir yer lazım. İstimlaki olacak, binası olacak… Geçen bütçe görüşmelerinde yüz yetmiş beş üniversitenin bütçelerini onayladık, en düşük ödenek yine Şırnak iline ayrılmıştı. Tesadüf! Üniversitede en sonuncu il yine Şırnak ili. Şimdi, yaklaşım tarzına bakın!

Şimdi, Şırnak ilinde devlet, altyapısını, kendi üniversitesinin fizibilitesini yapmadan, üniversiteyi kuracak yeri belirlemeden, oranın teknik, sosyolojik, ekonomik, sosyal durumunu, sınır ticaretini, Habur Kapısı’nı, ırmaklarını, dağlarını, orada yapılacak büyük HES barajlarını, Dicle Barajı’nı, bütün bu ekonomiyi ve bütün dağlarındaki kömür yataklarını dikkate almadan oraya gidiyor, sosyal bilimleri kuruyor, gidiyor bilmem ne bilimlerini kuruyor. Oranın ne ekonomisiyle ne sosyal hayatıyla ne canlılığıyla ne tarımıyla ne hayvancılığıyla ne ziraatıyla ne tekniğiyle… Yani oranın geleceğini aydınlatacak ihtiyaçlarına yönelik bir anlayış yok. Kâğıt üzerinde kuralım, dört tane fakültesi de oldu mu üniversite oldu, al sana üniversite! Ne oluyor?

Ben geçen Erbil’e gittim. Heyet olarak ziyarete gittik. Cumhurbaşkanı Sayın Talabani’yi ziyaret ettiğimizde, otel çıkışında baktım, 20 tane genç yanıma geldiler. “Ne yapıyorsunuz burada?” dedim. “Üniversite okuyoruz.” dediler. “Ne üniversitesi okuyorsunuz?” “Ağabey, ben Duhok’ta mühendislik okuyorum.” dedi biri, birisi Erbil’de, üniversitede, bilişim üzerinde bir dalda eğitim görüyor, birisi de Süleymaniye Üniversitesinde… Anlatıyor.

Yani şunu anlatmak istiyorum: Yani üniversiteler kurulduğu zaman eğer altyapılarını hazırlamazsak, ister devlet ister vakıf üniversitesi olsun, ihtiyacını, ülkenin temel ihtiyaçlarını belirlemezsek, kalifiye işsiz üniversiteli yaratırız. Bakın, son işsizlik rakamlarına, istatistik rakamlarına bakın, gençlerde ve özellikle yükseköğrenim gençlerinde, mezunlarında işsizlik oranının arttığını göreceksiniz. Bu korkunç bir durum. Eğer ülkenin ihtiyacına uygun üniversite mezunu yetiştirirseniz, bunun yerleştirilmesi de sağlanır. Bir bakıma vakıf üniversiteleri –örneğin, TOBB’a bağlı olabilir, diğerleri- teknik olarak -işte Sabancı Üniversitesi- kendi işletme, fabrikalarına yönelik -başka başka üniversiteler- bazı dallar kuruyor, burslu öğrenciler çalıştırıyor. Bu burslu öğrencileri de sonra sanayide kendi alanlarında bir mecburi hizmete tabi tutuyorlar.

Deniliyor ki işte “Yüzde 94’ün dışında kalan yüzde 6 vakıf üniversitesi kazanç amacına yönelik olmamak kaydıyla devlet gözetiminde eğitim yapar.” Bu doğru değil. Ben hukuk bitirmiş –bakın, içim acıyarak söylüyorum- ve son iki taksitini ödeyemedi diye mezuniyet belgesini alamadığı için stajını başlatamamış avukat adaylarının çoğuna rastladım. Sırf iki taksiti ödeyemediği için… Eğer bu vakıf üniversiteleri hayır için üniversite eğitimi yapıyorsa… Demin Millî Eğitim Bakanı burada Bilkent Üniversitesinin rakamlarını açıkladı. Bilmem, yılda en son 15 milyon TL vergi ödenmiş. Kazanmayan yer vergi öder mi? Ve alın bakayım, üniversitelerin, vakıf üniversitelerinin bir tanesini gösterin bana, devletten almamış, vergi bağışıklığı, teşvikten yararlanmamış ama öğrenci almış, okutmuş, gerçekten de topluma kazandırmış. Şimdi, mantalite bu olunca, siz, demokratikleşemeyen bir ülkede bir üniversitenin bilimsel özgürlüğünü de sağlayamazsınız, özerkliğini de sağlayamazsınız. Vakıf üniversiteleri mantığında, devlet denetimi, YÖK olayı çokça tartışılan bir olay ülkemizde.

Evet, gidin Paris’e, taksi şoförlerinin sayısı bellidir. Her isteyen taksi durağına taksi koyamıyor. Koyduğu zaman çünkü o taksilerin mağduriyeti söz konusu olacak, boş kalacaklar. Bir gerçek rakamlama yapmış taksi odaları Paris’te, demiş ki: “İhtiyacı şu kadar Paris’in, daha fazla taksi konmaz.” Şimdi, matematik öğretmeni, matematik bölümünü, bitiriyor fakülteyi, öğretmen olamıyor. Oysaki öğretmen açığımız var. 10 bin tane yargıç, savcı açığımız var ama ortada 10 binin üstünde hukuk mezunu var dolaşan.

Şimdi, bilimsel özgürlük, bilimsel özerklik, üniversitelerde, vakıf üniversitelerinde uzmanlık, ihtisas, bunların öne çıkması gerekiyor. Evet, kabulümdür.

Bakın, Hükûmet ARGE Yasası’nı çıkardı. Üniversiteler eğer akıllı olsa bunu çok iyi değerlendirir. Hele hele vakıf üniversiteleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla)Yap-İşlet-Devret Yasası’nı, enerji piyasaları ile ilgili yasaları… Bakın, dikkat edin, vakıf üniversitelerinin -bakın, dikkat edin- bir mütevelli heyeti var, 10-15 kişi kuruyor. Yani bunlar öyle çok, böyle bin kişinin ortak kurduğu vakıflar değil. Nasıl oluyor? Bakıyorsunuz, bölüm bölüm, bölüm bölüm büyüyorlar.

Bir de şu yanı var: Arkadaşlar, üniversitelerimiz bu kadar yetkinse, planlıysa, doğruysa eğitim sistemimiz, neden başbakanlarımız veya bakanlarımız çocuklarını Amerika’ya gönderiyor, orada okutuyor? Gerçekten bunun cevabını… Bizim üniversitelerimiz kalitesiz mi? Eğitim kalitesiz mi? Buradan iyi bir eğitimle öğrenci yetiştiremiyor muyuz? Onun için mi Başbakanın çocukları gidiyor, Amerika’da eğitim alıyor veya Londra’da alıyor, Oxford’a gidiyor, Cambridge’e gidiyor? İbrahim Tatlıses’in dediği gibi, Oxford olsaydı Urfa’da, belki okurdu. Bu fırsat eşitliği devlet olanaklarında uygun dağıtılırsa ve bilime, özgür üniversitelerimize kapı aralarsak biraz daha yetkinleştirmiş olacağız.

Antep’e hayırlı olsun. Daha nice üniversiteler diliyorum. Güzel kentimize de yakışır diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 19 Şubat 2009

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook