Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 74. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Nisan 2009 · 1.004 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 8 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA (S.S.330) KOSGEB); konuşma 1.004 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-04-08-kucuk-ve-orta-olcekli-sanayi-gelistirme-ve-destekleme-idaresi-baskanli (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile ilgili Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Doğrusu, küresel krizin ağır etkilerini yavaş yavaş hissettirdiği günler yaşıyoruz ve IMF ile anlaşma noktasında gelinen noktada da 2009 bütçesinin artık bir revizyon geçirme zorunluluğuyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu tür yasa tasarılarına -baktığımız zaman 2 milyonu aşkın esnafı, sanayiciyi kapsayan böyle bir yasa tasarısı karşısında- yeri geldiği zaman iktidarıyla, muhalefetiyle tüm partilerin ortak olarak bu tür olumlu tasarılara destek vermesi, aslında demokraside Mecliste birlikte çalışmanın getirdiği olgunluk açısından önem arz ediyor. Biz de bu tasarı konusunda olumlu oy kullanacağız ve destek vereceğiz ancak küresel kriz, önlemleri, alınacak tedbirler konusunda da birkaç konuya değinmeden geçemeyeceğiz.
Avrupa Birliği müktesebatı denince ve o doğrultuda yasa yapma gereği doğunca doğrusu bu zorumuza gidiyor. Yani, Avrupa Birliği olmasa, müktesebatı olmasa, küresel kriz olmasa, sadece bir yıl içindeki yirmi bini aşkın şirketin kapandığı, sanayinin daraldığı, inşaat sektörünün çöktüğü, tekstilin artık tamamen gerilediği ülkemizde hiçbir önlem almayacak mıyız, tedbir almayacak mıyız, bu konuda bir çalışma yapmayacak mıyız? Şüphesiz, Meclisin birinci görevi bu. Eğer küresel kriz başta Amerika olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, Hindistan ve Çin’e kadar dünyada çok geniş bir etki alanı yaratmışsa ve bütün ülkelerde, G20 zirvesinde bu konuda tedbirler alınıyorsa Meclisin de başta iktidar partisinin ve ana muhalefet partilerinin destekleriyle küresel krizi gündeme getirip bu konuda temel politikaları geliştirmemiz gerektiği kaçınılmazdır.
Biz, Demokratik Toplum Partisi olarak bu küresel krizle ilgili araştırma önergesi verdik. Bu araştırma önergesi bekliyor. Peki, bu küresel krizle ilgili hiçbir paket, bir tedbir açıklanmadan can suyu kredileriyle, bu tür KOSGEB destekleriyle bu sıkıntıları, bu krizi atlatmamız mümkün mü? Kanımca değil. Avrupa Birliği müktesebatıyla ilgili olarak yaptığımız bu düzenlemede, evet, Avrupa Birliği fonlarından da destek alınması ve küçük ve orta işletmelerin bundan destek görmesi, projelendirilmesi de önemlidir, buna da katkı sunulması gerekir. Özellikle de Türkiye gibi genç nüfusu olan dinamik bir ülkenin yaşlanan Avrupa karşısında, özellikle iki milyonu aşkın KOBİ’nin sorunlarını çok ciddi bir şekilde ele alması da zorunludur. Sanayi sektörü dışındaki sektörlerin durumuna katkı sunmak, çerçeveyi genişletmek ve destekleri sunmak son derece önemli. Peki, şunu sormak istiyorum: Türk Ticaret Kanunu Mecliste ve görüşülmedi, şirketler konusu gündemde. Şirketlerle ilgili bir yasal düzenleme yapmadan bu tür KOBİ’ler, KOSGEB projeleri konusunda bu yasal düzenlemeyi yapmadan, bu yasanın gerçek işlevini görmesi mümkün mü? Maalesef mümkün değildir çünkü Türk Ticaret Kanunu, tamamen şirketleri yeni bir düzenlemeye tabi tutacak ve örneğin bir yıldır kapanan yirmi bini aşkın şirketle ilgili borçlar, icralar, iflaslar, sorunlar bu tür desteklerden yararlanma açısından son derece önem arz ediyor.
Yine bir noktaya daha değinmemizde yarar var: Örneğin, Demokratik Toplum Partisi olarak kredi kartları faizlerinin indirilmesi, borçlarıyla ilgili yeni yasal düzenlemeler yapılmasıyla ilgili yasa tekliflerimiz de bekliyor. Diğer partilerden de bu konuda bizden sonra verilen teklifler var. Bunları bir araya getirip değerlendirmek en azından küçük ve orta ölçekteki sanayi işletmelerini son derece yakından ilgilendiriyor. Can suyu kredileri dağıtıldı, evet bir kısmı, ama birçoğunun mevcut borçlara, hemen vergi, pirim ve diğer borçlar doğrultusunda gittiğini, zaten ödeme koşullarıyla ilgili birtakım şartların da yer aldığını biliyoruz. Şimdi, burada KOSGEB tarafından verilen kredilerle -KOBİ’lere ön şart olarak sunulan kamu kurumlarına borçlu olmama- borçları nedeniyle kapanma aşamasına gelen işletmelerin bu kredilerden yararlanmasına yol açılması şüphesiz bu tür kriz dönemlerinde son derece önemli. Ancak şunu da görmek gerekiyor ki biz bu kredilerle, bu desteklerle, bu yeniden yapılanmayla ne kadar bir dilime hitap edebileceğiz, ne kadarını etkileyebileceğiz? Baktığımız zaman elimizde son veriler yok. Küresel krizden sonra bunun TÜİK olarak Meclise sunulması çok yararlı olurdu. Sayın Bakanlık da bunu yapabilir. Bu küresel kriz sonrası kaç şirket kapandı? Ne kadar işçi işten atıldı? Elimizde reel veriler olsa çok sağlıklı değerlendirmeler yapma imkânımız olurdu ancak bugün TÜİK’in şubat ayında sanayi üretiminin veri tarihindeki en büyük düşüşü yaşayarak yüzde 23,7 daraldığını açıklaması, bu rakamlar bile gelinen noktada ekonomik krizin ne kadar ağır boyutlarının olduğunu ortaya koymaktadır.
2 milyonu aşkın esnaf ve sanayiciyi kapsayan böyle bir yasa tasarısı kökten bir çözüm olmamakla birlikte, Hükûmetin ekonomi politikasındaki yanlışlara bir iki noktadan değinmek de zorunluluk diye düşünüyoruz. Örneğin, küresel kriz karşısında 800 milyar dolar tedbir alan Amerika’dan sonra, Avrupa Birliğinin 27 ülkesi de 3 milyar euro civarında tedbirlerle birtakım tedbirleri almaya başladı.
Şimdi, Türkiye’de, bu sanayideki daralma, KOBİ’lerdeki daralma dikkate alındığında, biz üretimi nasıl artırabiliriz? Yani, bu küresel kriz karşısında bir yanda sosyalist sistemin çökmesinden sonra, kapitalist sistemin çöktüğü bu krizle ilgili olarak yeni bir ekonomi politikası Türkiye'nin gündemine gelebilir mi? Bununla ilgili ne yapılabilir? Nasıl köklü çözümler alınabilir? Bu konuları konuşamadığımız sürece, bu pansuman türü tedavi yöntemleriyle, aspirin yöntemleriyle küresel krizin çözülmesi mümkün değildir diye düşünüyoruz.
Biz, parti olarak sürekli olarak köklü çözümleri Hükûmete önerdik ve yine öneriyoruz. Diyoruz ki, eğer küresel krizi aşmak istiyorsanız, yirmi beş yıldır süren çatışma sürecini barışla sonlandırıp çatışmasızlık ortamını yaratmak, askerî harcamalara ayrılan dilimleri ve bunları ekonomiye yönlendirmek, yatırıma yönlendirmek mümkündür, Meclis bu görevi yerine getirmeli. Bir seçim geçirdik, seçim geride kaldı, artık, çözüm üzerinde duralım.
Yine, ikinci bir nokta, GAP projesinin 1 milyon 852 bin hektar sulanacak arazisinden bugüne kadar sadece yüzde 14’ünün sulandığı dikkate alınacak olursa gelin bu küresel kriz sonrası Gaziantep’ten taa Şırnak’a kadar, Habur Kapısı’na kadar olan bereketli toprakları sulayacak kanal projelerini en kısa sürede hayata geçirelim ve burada da, göreceksiniz ki 5 milyon insanın istihdamı söz konusu olacak.
Yine enerji politikaları konusunda şunu söylüyoruz: Gelin, ithal enerji yerine, geçiş enerjisi yerine…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Kaplan, devam edin.
HASİP KAPLAN (Devamla)Bağlıyorum efendim.
Gelin, kaynak enerjisine yönelelim, kendi kaynak enerjimizi üretelim. Petrolden tutun elektrik üretimine, rüzgârdan… Doğal gaz ithal yükünden kurtulmak için farklı elektrik enerji alternatiflerinden yararlanalım. Bütün bunları eğer demokratik bir anayasayla, yeni bir anayasayla taçlandırabilirsek, yeni seçim yasaları ve yeni demokratik bir toplumu yaratabilirsek, o koşullarda ekonomik krizin etkilerinden kurtulmak çok daha kolay olacaktır. Bu dört temel noktada adımlar atılmadığı sürece küresel krizin etkilerinden Türkiye'nin kurtulması mümkün değildir diye düşünüyoruz.
Buna rağmen biz Demokratik Toplum Partisi olarak bu yasa tasarısını destekleyeceğiz. Halkımıza hayırlı olmasını diliyoruz.
Teşekkür ederim. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 8 Nisan 2009