Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Haziran 2009 · 577 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 11 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S:385)); konuşma 577 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Gelir vergisi kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s:385)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 11 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-06-11-gelir-vergisi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dikkat ederseniz birkaç önerge verdik, hiçbiri üzerinde de konuşmadık. Biz burada hiç de mutlu değiliz bu tablodan, yani bu gidişattan, Meclisin bu çalışmasından.
Yani kanun yapılır. İki türlü kanun var. Biri enstrümandır, fasılda çalınanlardan. Bir de Meclisin yaptığı kanun var. İkisinin de bir usulü var, ikisinde de usule uymak lazım. Ama benim gördüğüm kadarıyla bu tasarı o kadar çorba bir kanun ki -torba değil- her şey o kadar birbirine karıştırılmış ki, buradan çıkacak düzenlemeler öyle içinden çıkılmaz durumlar yaratacak ki kimse farkında değil çünkü bunu ne komisyonda sağlıklı tartışabildik ne de burada.
Bakın, burada amme alacaklarıyla ilgili bir hüküm var ve önerge verdik. Diyor ki: “Maliye Bakanlığı yönetir.” Amme alacaklarında resmî sicile kayıtlı olan araçlarda, menkul mallarda… Nedir menkul mal? Araçtır, otomobildir, teknedir vesairedir vesaire. Araçlardır. Bunlar kaydedilecek. Amme alacağı olunca devlet, tak, elektronik bir şekilde haczini koyacak, elektronik bir şekilde tebligat yapacak, elektronik bir şeklide cevap alacak. Sonra Bakan yürütecek. Nasıl yürütür Bakan? İcra İflas Kanunu’nun düzenlediği bir konuyu nasıl bakan yürütür? Yürütme… İcra İflas Kanunu’nda haciz nasıl yapılır, alacak nasıl tahsil edilir, bunun yöntemi nedir? Yanlış yapılırsa şikâyet mercisi vardır, icra tetkik mercisine gidilir. Arkadaşlar, uzmanlar var, hukukçular var. Bunu hepimiz biliriz. Bunu bile bile bu yanlışı niye burada yapıyoruz? Şimdi, devlet alacağına şahin ama ödemeye gelince kaplumbağadan da beter yavaş gidiyor.
Bakın, 5233 sayılı tazmin komisyonlarınca verilen milyonlarca tazminat paraları var Doğu’da, Güneydoğu’da. Batı’da da var, Karadeniz’de de var ama yüzde 80’i orada. On beş aydır, on sekiz aydır, yirmi dört aydır sulhname imzalanmış. İçişleri Bakanlığı ödenek için Maliye Bakanlığına gönderiyor, on beş aydır ödeme yapılmıyor, yirmi aydır ödeme yapılmıyor; Mardin’de yapılmıyor, Diyarbakır’da yapılmıyor, Bitlis’te, Muş’ta yapılmıyor. Her gün arkadaşlarımız arıyor.
Şimdi, devlet kendi borcunu öderken yirmi ay, yirmi dört ay takacak, ondan sonra da vatandaş tabii ki nereye gidecek? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine.
Bakın, şunu açık söyleyeyim, uzun yıllar o alanda çalışan bir avukat olarak şunu ifade etmek istiyorum: Türkiye hiçbir Avrupa mahkemesi davasında bugüne kadar 14’üncü maddeden, ayrımcılıktan mahkûm olmamıştı ama bu hafta oldu ayrımcılıktan, cins ayrımcılığından, kadına yönelik şiddetten. Yalnız ondan değil, 2’nci maddeden, yaşam hakkı ihlalinden; 3’üncü maddeden, kötü muamele, işkenceden; ama 14’üncü madde Türkiye'nin cumhuriyetinin devletinin ilk kez mahkûm olduğu bir maddedir, ayrımcılık. Ayrımcılığın boyutu da cinsiyet ayrımcılığı. Bu konu o kadar basite alınıyor ki Mecliste de tartışma konusu oluyor tabii. Şimdi, bu 2002’de açılmış ama sonra 2004’te de yaşanmış. Güldünya olayı var yaşanmış. Bunun arkasından afla çıkmışlar, yine aynı suçları işlemişler. Şimdi, bu kadar korkunç olayların işlendiği bir olayda Türkiye ilk kez 14’üncü maddeden, ayrımcılıktan mahkûm oluyor.
Şimdi, biz burada bu yasayı değiştirdik. Vatandaşın malını tak “Amme alacağıdır.” diye devlet alacak elektronik tebligatla. E, devlet borcunu ödemeyecek. Devlet niye yirmi dört sene bekleyecek, ödemeyecek borcunu da vatandaş bekleyecek, enflasyon karşısında, faiz karşısında ezilecek? Vatandaşın mülkiyet hakkı yok mu devlet kadar? Var ama devlet, Tahsildar İbrahim Efendi gibi, koltuğunun altında eski bir deri çantayla gidip… Tahsilat makbuzları vardı il özel idare müdürlüklerinin, giderdi köylere tahsilat… Derdi: “Vergini öde.” Birinde, bir köyde -İdil’de, bu, yaşanan bir olaydır- 70 yaşındaki tahsildar efendi gidiyor köye, diyor ki: “Parayı öde.” Para yok köylüde, hasıla mevsimi değil. Kibritini çıkarıyor o yaşlı adam “Yakayım mı köyü, yakayım mı?” diyor. Yani, devlet bunu mu yapmak istiyor? Devlet bu yasalarla vatandaşı yakmak mı istiyor?
Bakın arkadaşlar, bu o kadar kolay bir şey değil. Bu yanlışlar diğer maddelerde de var. Şimdi, ben diğer maddelerde birkaç önerge verdim. Bu sınır ticaretiyle ilgili, bir arkadaşımız da konuştu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 11 Haziran 2009