İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 89. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Nisan 2010 · 847 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 20 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 847 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-04-20-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 30 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…
Sayın Şandır, usulen söz aldım, yoksa esnafımızın, zanaatkârımızın, bizler de yanındayız, bizler de bizzat kendim iki araştırma önergesi verdim ve 2 milyonu aşkın esnafımızın ve zanaatkârımızın özellikle Anadolu gibi tarihî kökleri olan ülkemizde çok büyük bir zenginlik olduğunu düşünüyoruz ve çok ciddi sorunlarla da boğuştuklarını düşünüyoruz ve bir ata, bir Tillolu…
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Bu önergeyi gündeme alalım değil mi Sayın Kaplan?
HASİP KAPLAN (Devamla)Tillo’yu bilen var mı içinizde bilmiyorum ama İsmail Fakirullah’ın bir sözüyle bir şey söylemek istiyorum, diyor ki: “Anlarsa, uzağım yakınım; anlamazsa, yakınım uzağımdır.” Bu kadar. Yani bir siyaset, bir siyasi iktidar eğer kendi felsefesini ve çerçevesini koyduğu zaman, toplumun en dinamik iki kesimi olan çalışanlar, yani işçi ve memurlar ağırlıklı olarak, esnaf ve sanatkârların sorunlarını gündemine almadığı zaman, 2 milyon, artı 15 milyon çalışan, 20 milyon yani Türkiye’nin büyük çalışan kesimi.
Şimdi, burada, çok açık olarak, bölgelere göre esnafın, sanatkârların durumu değişiyor. Örneğin, Konya’dan, Niğde’den, Nevşehir’den, Mersin, Adana, Osmaniye, Antakya, Gaziantep, Şanlıurfa ve Güneydoğu bölgesine kadar çok sayıda şoför esnafımız -tır, tanker, nakliye, taksicilik- yine, Türkiye’de sayıları oldukça çok olan ve sarı sarı taksileriyle metropol kentlerimizdeki taksici şoför esnafımız, yine, uluslararası alanda çalışan tır, turizm şoförleri, şehir taşımacılığında görev yapıp can taşıyan insanlarımız; evet, çok zor görevler yapıyorlar ama binlerle ifade edilen bu esnafımızın korsan taksilerden haksız rekabete, vergilerin insafsızlığından cezaların cenderesine kadar, büyük şehirlerde can kayıplarına kadar, Irak’taki karmaşa ortamında yaşamını yitiren şoförlerimize kadar, yakın zamana kadar Zaho’da yüzlerce taksici esnafının -sınır ticaretinde- bir karton sigara için veya iki tane tıraş kremi için günlerce bekletilmesine kadar, yine, bu esnafımıza -odalarının ve meslek örgütlerinin bütün çabalarına rağmen- yakın zamanda çıkan bir yasayla verilen kredilerin ulaşamamasına kadar çok kapsamlı sorunlar yaşadıklarını biliyoruz.
Örneğin, yakın zamanda KOBİ’lere, küçük KOBİ’lere -KOSGEB daha önce çıkmıştı- tüketici kredisi konusunda düşük faizle, bir yasa çıkardık. Şimdi, vatandaş bu yasayı işletemiyorsa bir sorun var. Örneğin, krediye ulaşım bir sorun, alması bir sorun, kaynağındayken bankaların, diğer kesimlerin haczetmesi ayrı bir sorun, icralık çekler ayrı bir sorun, krediler, banka kayıtları ayrı bir sorun. Ama, sağ olsun Sanayi Bakanı, zaman zaman bize il il gönderir. “Nerede ne yapılmış?” diye ben sordum Ayla Hanım’a; Batman’da 3 kişi bu tür krediden bugüne kadar alabilmiş yani 3 esnaf, Şırnak’ta da bana gelen resmî yazıda 1 kişi almış. O zaman bunda bir sorun var yani koskoca bir vilayet neden bu kadar az işletilebiliyor?
Burada sayıları 2 milyonu bulan esnafın içinde özellikle sanatkâr bir kesim var ki zamana, teknolojiye, bilişime, makinelere direnseler de bu sanatkâr kesimin, ayakkabıcılıktan tutun da kilim dokumaya kadar, kilim dokumadan tutun birçok alana, bakıyorsunuz, son nesillerinin belgeselleri televizyonlarda veriliyor artık. Bunların yaşatılması için bir teşvik, bir destek görmedikleri de ortada.
İşsizlikle ilgili büyük hedefler var, projeler var. Yine, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde işsizlik ve yoksulluk oranlarının düşüklüğü, gelir düzeyi, hayat standardı dikkate alınarak bölgede bir planlamayı düşünüyor musunuz?” diye zaman zaman bu kürsüden konuşurum. Evet, GAP’ta 1 milyon hektar arazinin sulanması için araziler ihaleye verildi. Sayın Bakan bu konuda bir çalışma yürütüyor, zaman zaman bilgi de gönderiyor, soru önergelerimize de cevap veriyor. Gerçekten, 1 milyon hektar arazinin sulanması ne demek? 1 milyon hektar arazi demek, pamuk demek, keten demek, buğday demek, çavdar demek, her şey demek.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)İstihdam demek.
HASİP KAPLAN (Devamla)Bunun getireceği on binlerce esnafı düşünün. On binlerce esnafı ve sulanan bu Mardin Ovası, “Mardin denizi” gibi, Habur’dan Gaziantep’e kadar, bu alanın bu sulama sonrası gelişecek sanayisini, yetişecek esnafının planlandığını düşünün, bir planlama yapıldığını, işte, o yeni bir Gaziantep değil, yeni beş tane Gaziantep yaratılması demektir. Beş tane sanayi esnaflığını bilen, işi bilen, işi Orta Doğu, Afrika ve Irak dâhil Arap ülkelerinde geliştirilecek bir dinamizmle birleştiren, bölgedeki şehirlerle yakın dinamiğini kuran… Çünkü artık, bu tür şehirlerimiz, sanayi kentlerimiz İstanbul gibidir. Nasıl ki İstanbul seksen bir vilayetse inanın Gaziantep de öylesi bir durum.
Şimdi, bu dokuz ili kapsayan bu projede, Sayın Bakan burada, yanımda, 1 milyon hektarın sulanmasını tahayyül edelim ve Devlet Planlama Teşkilatına lütfen bir sorun ve “1 milyon hektarı suladığımız zaman, ne yaşanacak ne değişecek ilk beş yılda, ilk on yılda?” deyin ve sonra şu soruyu sorun: “Siz neden böyle bir planlama yapmıyorsunuz?” Sorun, neden bir planlaması yok? Neden, kalkınmada öncelikli bölgelerin bu potansiyelini yerinde değerlendirmiyorsunuz? Neden eğitimine şimdiden önem vermiyorsunuz? Neden altyapısını şimdiden kurmuyorsunuz? Tarımın getireceği, tarım endüstrisinin hangi alanlarının burada yaşama geçeceği konusunda neden bu bereketli ovalara, Mezopotamya’ya, dokuz ilimize, bu potansiyelle getireceğiniz ve on binlerce insanın çalışacağı alanda kendi sanayisini kuran bir sektörün gelişeceğini, bütün yöredeki, dokuz ilin sanayi ve ticaret odalarından, orada kurulan Dicle Kalkınma Ajansından… Yani, Allah aşkına, bir şey yapıyoruz, orada para harcıyoruz, kanallar yapıyoruz, sulama yapacağız, neden bir plan yok? Bu kadar plansız, bu kadar programsız bir yaşam, hayatın hiçbir yerinde mümkün değildir.
Evet, insanlar yeni çareler aramak zorundadır. Yeni çareler, yeni arayışlar, inanın, yeni kötülükleri de önler. Bacon’un bir sözü bu: Eğer çare aramazsanız kötülükleri de beklersiniz.” der. O zaman, bir mekanizmada sakatlık var. Esnafımıza GAP bölgesinde kalkınma ajanslarımızın yaptığı çalışmaların, özellikle de Habur sınır ticareti, Nusaybin sınır ticareti, sınır anlaşmaları sonrası Halep-Antep arası, Antakya olayı, bütün bunlar dikkate alındığında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
76 konuşma daha · 20 Nisan 2010