Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mayıs 2004 · 586 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 586 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-21 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Öncelikle, Sayın Oral'ın sorusundan başlamak istiyorum, sondan başa doğru.
Değerli arkadaşlar, İngiltere'de, evet, o-level, a-level sınavları vardır; fakat, İngiltere'de üniversite sınavı yoktur; her üniversite, belli şartlarla öğrencilerin başvurularını kabul eder ve kendi öğrencisini, bu ortaöğretim başarısına, bu o-level, a-level seviyesindeki sınavların başarısına göre tespit eder. Avrupa Birliğinin hiçbir ülkesinde, diğerine tıpatıp benzeyen bir sistem yoktur; bunu daha önce söyledim, bir kez daha önce söyledim, bir kez daha söylemiş olayım.
Öte taraftan, bir düz lise mezunu eğer ilahiyat fakültesine giderse, orada ne kadar başarılı olabilir? Türkiye'de bunun yüzlerce, binlerce örneği var. Bir insan kendine güveniyorsa, nasıl ki, bir düz lise mezunu, genel lise mezunu "ben liseyi bitirdim; ben, İngiliz Dili ve Edebiyatına, İtalyan Dili ve Edebiyatına gitmek istiyorum, gidebilirim" diyorsa, o da o şekilde kendine güveniyorsa, aradaki açığı kapatmayı göze alıyorsa gidebilir.
Şimdi, ben, bu 18 saatlik müzakere boyunca bütün bu arkadaşlarımın vicdan sorgulamalarına hep muhatap oldum "vicdanınız rahat mı" şeklinde. Evet, benim vicdanım çok rahat. Arkadaşlarımın da vicdanı çok rahat. Eğer siz de vicdanen rahatsanız, hiçbir problem yok; bir vicdan problemi yok.
Şimdi, Sayın Altay, öğretmenlerle ilgili olarak bir iyileştirme yapmayı düşünüp düşünmediğimizi sordu. Değerli arkadaşlar, biz bir yasa tasarısı hazırladık. Özellikle, Türkiye'de beşinci derecede kalkınmış olan bütün illeri dahil etmek üzere, diğer bölgelerde de ilçe bazında bir kalkınmışlık düzeyini; yani, altıncı, beşinci, dördüncü, üçüncü, ikinci, birinci sınıf ilçeleri hesaba katarak, mahrumiyet bölgelerinde öğretmenlerin daha fazla ücret almasını temin etmeye yönelik bir çalışma yaptık. Sayın Başbakanımız, bu konuda Sayın Maliye Bakanına talimat verdi. Bu yasa tasarısı yakında bakanlıkların görüşünü almak üzere gönderilecek. Başbakanlıktan sonra, umarım önünüze gelecek.
Değerli arkadaşlarım, tabiî ki, bütün kamu personeline en yüksek düzeyde ücret vermeyi biz Hükümet olarak çok arzuluyoruz -hâkime de, savcıya da, öğretmene de, askere de, polise de, maliyeciye de, mülkî idare amirine de- ancak, ülke şartları bellidir, ekonomik pastanın ebadı bellidir. Olmayan şeyi vermek Allah'a mahsustur. Bu ekonomik pastayı büyütmek zorundayız, bu çaba içerisindeyiz.
Şimdi "bu yasanın hazırlanmasında kimin ne kadar emeği olmuştur, kimin ne kadar katkısı olmuştur" şeklinde sorular var, Sayın Ömer Dinçer üzerinde yoğunlaşan sorgulamalar var.
Değerli arkadaşlarım, Ömer Dinçer, başarılı bir Başbakanlık Müsteşarıdır.
Bakınız, tekrar ifade edeyim, Sayın Ömer Dinçer Bey, Sayın Başbakanın başkanlığında yapılan toplantıda, benim, Sayın Mehmet Ali Şahin Beyin, Sayın Beşir Atalay'ın, Sayın Tayyar Altıkulaç'ın bulunduğu toplantıda vardı, müzakerelerde o da bulundu. Onun dışında, Millî Eğitim Bakanlığı bürokratları, rektörlerle bire bir görüştüler; ben o gün -cumartesiydi- Van'daydım. Sayın Ömer Dinçer Bey de, bu çalışmalar esnasında, çok az bir bölümünde bulunmuştur; ama, kesinlikle, şu maddeyi şekillendirme, bir başka maddeyi tek başına belirleme gibi bir fonksiyon üstlenmemiştir. Tekrar ifade ediyorum; bu çalışma, bir konsensüsün sonucu olarak gelmiştir ve burada esas olan, siyasî iradedir. Bu yasa tasarısının sahibi Hükümettir ve Hükümet, bunu Parlamentoya sevk etmiştir. "Arkasındaki bürokratlar kimlerdi" sorusu size ne kazandırır, doğrusu, onu bilmiyorum.
HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir)Sayın Bakan, Ömer Dinçer rahatsız mı diye soruyorum...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Değerli arkadaşlar, tekrar ifade edeyim, cevaplandıramadığım soru varsa, onlara da yazılı olarak cevap vereceğim. 18 saattir benzer sorulara cevap verdiğim için, tekrara düşmek istemiyorum.
Sayın Başkanım, tekrar söz almamak için, son söz olarak söylüyorum; 18 saat boyunca, gerek İktidar kanadından gerek Muhalefet kanadından, bu yasa tasarısına -katkılarıyla, eleştirileriyle- müzakereye katılan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Hiç yararlandınız mı?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Müsaade edin, onu ben değerlendireyim.
Bu yorgunlukları için, bu uykusuz gece için, sarf ettikleri bu efordan dolayı, bütün arkadaşlarıma, Türkiye Büyük Millet Meclisine çok çok teşekkür ediyorum.
Zahmetleriniz için teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
158 konuşma daha · 12 Mayıs 2004